Serbest bilirubin miktarının artması ile kandaki indirekt bilirubin miktarı artar.Hierdoor is de hoeveelheid ongeconjugeerde bilirubine in het bloed verhoogd.
Fakat miktar çok yüksek tutulmamalıdır.Maar toch kunnen we het aantal niet te hoog maken.
Bu türlü yolsuz kazanç kazanma ile kendi şahsi servetini de büyük miktarlara yükseltmiştir.Hij verwierf, al dan niet door schenking, uitgestrekte landgoederen.
Tabi bu sayede sahiplerine de bir miktar para kazandırdı.Dat bracht ook wat extra inkomsten voor de inwoners met zich mee.
Ayrıca önemli miktarda Hristiyan bir azınlık vardır.De stad heeft ook een omvangrijke christelijke minderheid.
Bu da toplam seyahat süresinin önemli miktarda uzamasına neden olmaktadır.Daardoor is de evolutie van het totale aantal reizigers wel relevant.
Ancak filmde gene de bir miktar ses kullanılmıştır.Voor de rest bevat de film alleen geluid.
Bununla birlikte, bu işlem pahalı olabilecek büyük miktarda kiral paketleme malzemesi gerektirebilir.Toch kan dit een interessante langetermijnspaarformule zijn.
Kireç miktarı suyun sertliği/yumuşaklığını belirler. c.Die het wapenembargo schonden, c.
Bu vücudun sıvı miktarını ve dolayısıyla kan basıncını artırır.Hierdoor stijgt het bloedvolume en daarbij ook de bloeddruk.
Nehir yatağı sayısız defa değiştirildiği için akarsu miktarı sürekli azaldı.Vanwege de toenemende vraag naar stroom is de dam een paar keer gemoderniseerd.
Bazı durumlarda yağ miktarı % 3'e kadar düşürülür.Bij verlichtingsinstallaties wordt aanbevolen het verlies tot 3% te beperken.
6 GJ, yanmış bir varil yağın potansiyel kimyasal enerji miktarına eşittir.In een Fermi-gas is de Fermi-energie bij 0 K gelijk aan de chemische potentiaal.
Bu nedenle az miktarda inşa edildi.Er werden er maar weinig van gebouwd.
Bu miktar gezegenin ve yıldızın boyutlarına bağlıdır.Hoeveel deze afneemt hangt af van de grootte van de planeet.
Temmuz-Ağustos-Eylül aylarında epeyce azalırsa da yine de bir miktar su taşımaktadır.De maanden juli tot en met september zijn echter wel wat droger.
Ayrıca büyük miktarda araç gereç ele geçirilmiştir.Daarnaast namen ze tijdens deze actie een flink aantal voertuigen in beslag.
Adada bol miktarda sincaba rastlanır.Op het eiland bevinden zich vele stroompjes.
Günümüzde ise genellikle şirketler tarafından üretim ve satış miktarlarının belirlenmesinde kullanılmaktadır.Inmiddels is vrijwel elk product en dienst via internet te koop.
Her zaman etrafında aktör ve müzisyenler, bol miktarda ziyafet ve hayatın diğer zevkleri vardı.In de serie waren veel sketches en muziekstukken te zien, met elke week een andere gast of andere gasten.
Bol miktarda suyumuz var.We hebben veel water.
Çok küçük miktarda kütle çok miktarda enerjiye dönüştürülebilir ve bunun tersi de mümkündür.Zeer kleine hoeveelheden massa kunnen worden omgezet in een zeer grote hoeveelheid energie en omgekeerd.
Eğer protaktinyum reaktörde kalırsa az miktarda U-232 de üretilir.Jeżeli pozostawimy protaktyn w reaktorze, to dojdzie również do powstania niewielkich ilości U-232.
Ancak tepedeki kar miktarı hızla düşmektedir, 1994'ten beri %55 kadar azalmıştır.Nazwa oznacza "śnieżną górę", choć od roku 1994 ilość śniegu na szczycie zmniejszyła się o 55 procent.
Kidd para miktarını arttırmak için gemisi Antigua’yı satmak zorunda kaldı.Kidd musiał – by pokryć swoją część kosztów – sprzedać statek Antiguę.
Hamur ürünü olarak yine yöre halkının deyimiyle Sermeç denilen ekmek çeşidi bol miktarda tüketilmektedir.Jeśli pademelony znajdą obfite źródło pożywienia, korzysta z niego zgodnie kilku osobników.
Gövde uzunluğu yolcu ve yük miktarını etkiler.Długość kadłuba ma wpływ na liczbę pasażerów i ładowność.
Eser miktarda metan da vardır.Obecne są również śladowe ilości metanu.
Ayrıca Sovyet kaynakları önemli miktarlarda diğer sosyalist devletlere yardım olarak tahsis edilmiştir.Znaczna ilość radzieckich zasobów przeznaczana była na pomoc dla innych państw socjalistycznych.
Bol miktarda su midyesi üretiliyor.Wytwarzają bardzo duże ilości miodu.
Her sene paranın miktarı değişir.Co roku wymiary szopki ulegają zmianie.
Eski yıldızlar öldüğünde, büyük miktarlarda karbon çıkardılar.Rośliny te, opadając na dno, uwięziły ogromne ilości węgla.
Bu nedenle az miktarda inşa edildi.Z tego powodu wyprodukowano niewielką ich liczbę.
Ödülün toplam miktarı 100,000 İsveç kronudur.Kwota nagrody wynosi 30 000 szwedzkich koron.
Aktinyum elementi, doğada uranyum cevherlerinde az miktarlarda bulunur.Bardzo małe ilości tego pierwiastka można znaleźć w rudach uranowych.
Örnek olarak 1984'te bu miktar GSYİH'nin %24'ydü.Na przykład w 1984 wydatki na obronność wynosiły 24% PKB.
Bu miktardaki yüksek enerjilere ulaşmak için yüksek enerjili çarpışmalar gerekmektedir.Aby ich emisja była możliwa potrzebne są duże ilości energii.
Ancak günümüze kaleye ait çok az miktarda kalıntı ulaşabilmiştir.Obecnie z zamku prawie nic nie pozostało.
Bu sırada büyük miktarda enerji serbest bırakılmaktadır.Zostaje uwolniony ogromny przepływ energii.
Her ödül sahibine, bir madalya, bir diploma ve miktarı yıllara göre değişen para ödülleri verilir.Każdy laureat otrzymuje medal, dyplom i nagrodę pieniężną, której wysokość jest różna w różnych latach.
Eşi, ona bir miktar para verir.Żona wniosła mu znaczny posag.
Britanya İmparatorluğu büyük miktarda insan göçünden sorumludur.Imperium brytyjskie jest również odpowiedzialne za wielkie migracje ludności.
Bu para şu ana kadar bir ünlü resmi için ödenmiş en büyük miktardır.Byłaby to najwyższa znana cena, która została zapłacona do tego czasu za obraz.
Babası yüklü bir miktar para karşılığında ona göçmenlik konusunda yardım eder.Jej ojciec ofiarował na budowę dużą sumę pieniędzy.
Tycho Brahe gökyüzündeki gezegenlerin konumlarını açıklayan çok büyük miktarda matematiksel veri topladı.Duńczyk Tycho Brahe zebrał imponujący materiał obserwacji pozycji planet na niebie.
En eski yıldızlarda çok az miktarda metal varken, daha sonra doğan yıldızlarda daha fazla metal vardır.Najstarsze gwiazdy zawierają niewiele metali, podczas gdy gwiazdy powstałe później zawierają ich więcej.
Bir kişi sayısız miktardaki yaşamların ardından tanrılardan biri haline gelebilir.Po pewnym czasie bogów można było liczyć w tysiącach.
Ukrayna'nın 47.1 milyar tonluk bir miktarda kömür rezervleri vardır.Wydobyto około 47,1 mln ton węgla.
Kardinal, gerdanlığı kraliçeye götüreceğini düşünerek kontese bir miktar para verdi.Kardynał tłumaczy się tym, że chciał je królowej ofiarować.
Kredi miktarı Tüketici kredileri genellikle bir sınırlamaya tabidir.Oprocentowanie pożyczek jest zazwyczaj bardzo wysokie w porównaniu do oprocentowania kredytów.
(Kazanılan para miktarında bir değişiklik olmaz.)(Nie cieszę się z cierpień, którymi się obnosisz).
Bahar aylarında karların erimesi ile su miktarı artar.Wiosną w ich menu włączają się bezkręgowce wodne.
Eylül'den itibaren yağış miktarı tekrar artmaya başlamaktadır.W połowie września cieśnina ponownie zaczyna zamarzać.
Belli bir miktar karşılığında 1000 kredi alıp bunu sunulan seçenekler arasında harcama imkanı mevcut.Dopiero gdy uzbiera się tysiąc szylingów, można wystąpić o pożyczkę.
Bu bitkinin çiçekleri çok miktarda balözü salgıladığından arılar için çok değerlidirler.Podczas kwitnienia są odwiedzane przez ogromne ilości pszczół.
Ayrıca hepsi eşit miktarda da değildir.Nie wszyscy oni (generałowie) postępowali w sposób właściwy.
Bu miktar, bugün yaklaşık 3,6 milyon Euro'ya karşılık gelmektedir.Cena każdego z nich wyniosła około 3,6 miliona Euro.
Bol miktarda su ile yetiştirilir.Zawierają duże ilości wody.
Sonuç olarak az bir miktar hasar oluşmuştur.W wyniku ataku odniósł niewielkie uszkodzenia.
Endüstride kullanılan miktarı % 75-80 kadardır.Skuteczność tej techniki określana jest na 75–80%.