Eğer eşit miktalardan eşit miktarlar çıkarılırsa, kalanlar da birbirlerine eşittir.Als gelijken worden afgetrokken van gelijken, dan zijn resten aan elkaar gelijk.
Bu sırada büyük miktarda enerji serbest bırakılmaktadır.Hierbij komt veel energie vrij.
Ayrıca bitki bol miktarda su istemektedir.De plant heeft veel water nodig.
Zeatin tabii olarak meydana gelen ve bol miktarda bulunan serbest bir sitokinindir.De veelvraat is een forse, gespierde marterachtige.
Medyayı oynat Filler problemler üzerinede önemli miktarda zaman harcayabilmektedir.Olifanten besteden veel tijd aan het oplossen van problemen.
İkisi de çok önemli miktarda demir muhafaza eder.Beide ringen bevatten waarschijnlijk een substantiële hoeveelheid ijs.
THK'nın da envanterinde bir miktar AGM-45 Shrike bulunmaktadır.Dit leidde tot de ontwikkeling van de AGM-45 Shrike.
Kap tekrar soğutulduğunda ise kavanozdan bir miktar su çeker.Als ze gaat rusten neemt ze wat water.
Bu ise çevreden büyük miktarda ağaç kesilmesini gerektirmekteydi.Hiervoor moesten grote aantallen bomen worden gekapt.
Belirli miktarlarda alındığında çok zehirli, hatta öldürücü olabilir. Bazen tıbbi olarak kullanılır.Het is uiterst giftig, zo niet dodelijk, als het in bepaalde hoeveelheden ingenomen wordt.
İçkiler koyulduktan sonra az miktarda sprite ve mavi kokteyl renklendiricisi koyulur.Om het glas de kleur blauw te geven wordt een kleine hoeveelheid koper en kobalt toegevoegd.
Yağış miktarı artmış, sıcaklıklar düşmüştü.Het regende en de temperatuur daalde.
Halk anlayışında aylara düşen gün miktarı buna göre belirlenmiştir.Dagen van de maand: deze wijzer duidt aan de hoeveelste dag van de maand het is.
Işık hızının ilk miktarsal tahmini 1676'da Romer tarafından yapılmıştır.De oudste bepaling van de lichtsnelheid werd gedaan in 1676 door Ole Rømer.
Atıştırma genellikle az miktarda fakat bol kalorili yiyecekleri içerir.Zoetwaren bevatten doorgaans maar weinig voedingsstoffen, maar veel calorieën.
Bir miktar askerin kaleye girmesine izin verilmeli.Slechts een handjevol Havenaars mag de schuur betreden.
Eğer 10000 Euronun hepsini toplayamazsınız, savaşı kazandığınızda topladığınız miktarı kazanacaksınız.Als de speler niet de volledige 10.000 euro verzameld heeft, wint hij alleen het verzamelde bedrag.
Yarık boyutu genellikle buzulda bulunan sıvı su miktarına bağlıdır.De grootte van de spleet is vaak afhankelijk van de hoeveelheid vloeibaar water in de gletsjer.
Macchiato: Tek veya double espresso üzerine çok az miktarda süt köpüğü dokundurulur.Espresso macchiato: een à twee lepels melkschuim op een espresso gegoten.
Şarkılarda bol miktarda kuş ötüşü kullanılmış olup tema gökyüzü ve güneş ışığına işaret eder.De nummers bevatten vogelzang en refereren veelal aan zonlicht, de lucht en de zee.
transistör sayısı bir cihazın barındırdığı transistör miktarını gösterir.Het aantal kernen dat een processor heeft.
Kullanan sadece lif miktarının ip boyunca aynı olmasına dikkat eder.Het is de bedoeling dat de liftkracht van de staartrotor egaal is over de rotatie.
Böylece Metastasio'ya 15.000 scudi miktarında bir miras kaldı.Baljuws met een inkomen van 15 000 scudi.
Bunun yanında El Alameyn Muharebeleri sırasında bu mayından bol miktarda kullanılmıştır. .Het werd tot lang na de nederlaag bij El Alamein nog in het programma opgenomen.
Ayrıca hepsi eşit miktarda da değildir.Alle versierselen zijn gelijk, maar in grootte verschillend.
Hem kafa bölümü (özellikle yanak) hem de ayak bölümü (kıkırdak) bol miktarda kollajen içermektedir.Kenmerken zijn onder andere de lange beenbeharing (behang) en lange manen.
Az miktarlarda, tahıl ve diğer tarım faaliyetleri de yapılmaktadır.Ook andere activiteiten en de kinderboerderijen moeten er aan geloven.
Ve bazıları çok az bir miktar da olsa daha da iyiye gitmektedir.Voor hen bracht Ulmanis maar weinig goeds.
Belli bir miktar para toplandı.Er is een geldbedrag aan verbonden.
Kullanıcıdan bir miktar para isteniyor.De gebruiker ontvangt daarvoor vervolgens een geldbedrag.
Büyük miktarda bilimsel araştırmaya tabi olmuştur.Er was veel indirect wetenschappelijk bewijs.
Vitaminlerden A oldukça fazla miktarlarda bulunur.Vlierbessen bevatten veel vitamines.
(Verilen ceza genellikle çalınan miktarda para kadardır.)(Wordt meestal gebruikt op het moment dat deze straf zich voltrekt.)
Miktar relatifi olarak da adlandırılır.Dit heet het relatief karakter.
Albüm, iTunes tarihindeki bir günde en yüksek miktarda ön sipariş rekorunu kırdı.Het brak het record van meest voorbestelde album in de geschiedenis van iTunes.
Sonuç olarak önemli bir miktarda gelir kaybı yaşanmaktadır.Er komt zelfs een aanzienlijk bedrag retour.
Bu para şu ana kadar bir ünlü resmi için ödenmiş en büyük miktardır.De verkoopprijs was op dat moment het hoogste bedrag dat iemand ooit voor een schilderij heeft betaald.
19 Şubat 1980 günü grubun solisti Bon Scott yüksek miktarda alkol aldıktan sonra öldü.De zanger Bon Scott overleed op 19 februari 1980 door een acute alcoholvergiftiging.
Bu bakımdan bol miktarda avlanırlar.Er wordt veel op het dier gejaagd.
Beş yıl içinde kullanılması gereken bu miktar iki yıl içinde tüketildi.Daarmee is het gebruik in vijf jaar tijd meer dan verdubbeld.
Üstüne üstlük, fazla miktarda asker kaybı yaşadılar.Hierbij verloor hij veel soldaten.
Bir miktar su ile hafifçe ıslatılır.Hoogstens lekt een klein beetje schoon water naar binnen.
Bu çalışmasında büyük miktarlarda ciğerin (karaciğer) hastalığı tedavi ettiğini keşfetmiştir.Hij ontdekte dat het eten van grote hoeveelheden lever de aandoening leek te verhelpen.
Her ikisi de büyük miktarlarda üretildi.Dit werd beide massaal gedaan.
Her oyuncu 800 dolar ile başlar ve her tur başına bu miktar artar.Elke speler begint met dit bedrag.
Eser miktarda metan da vardır.Het bevat veel metaforen.
Bu miktar, bugün yaklaşık 3,6 milyon Euro'ya karşılık gelmektedir.Met deze transfer was zo'n 3,3 miljoen euro gemoeid.
Çoğu duman dedektörü, ufak bir miktar amerikyum-241 içerir ve bu izotop alfa ışıması yapar.De meeste rookdetectoren bevatten een kleine hoeveelheid van de alfastraler americium-241.
Bu filmler bol miktarda coşturucu "gag" (gülüt)lerle süslenmiştir.Bij sommige mensen is dit bandje geknapt door het hevig bewegen bij (sport)spellen.
Bu element yıldızlarda, dev gaz gezegenlerinde büyük miktarda bulunur.Het element wordt in kolossale hoeveelheden aangetroffen in reusachtige gasplaneten zoals Jupiter.
Narenciye olarak ise; çoğunlukta portakal ve az miktarda limon yetiştirilir.In de meeste groenten komt nauwelijks (pure) fructose voor.
Bu miktarlar çeşitlere göre değişir.De afmetingen variërden daardoor enigszins.
Kidd para miktarını arttırmak için gemisi Antigua’yı satmak zorunda kaldı.Hij moest echter zijn schip, de Antigua, verkopen om zijn nieuwe missie te bekostigen.
Kişinin geri çağırabileceği çocukluk anısı miktarı birçok faktöre bağlıdır.In hoeverre het kind de arm kan en gaat gebruiken is van zeer veel factoren afhankelijk.
İstenilen öldürme miktarı, takımdaki oyuncu sayısına göre dinamik olarak değişir.De afloop van deze overval varieert nogal, afhankelijk van de uitrusting van de spelers.
Kozmik toz parçacıklarının çoğu boyutları 0,1 mikrometreye ulaşan az miktardaki moleküller topluluğudur.Kosmische stof bestaat uit deeltjes die variëren van een paar moleculen tot 0,1 mm in grootte.
Preparatif saflaştırmada, nispeten büyük miktarda saflaştırılmış protein üretimi amaçlanır.Voor het toepassen van deze techniek zijn grote hoeveelheden zuiver proteïne nodig.
Birleşik Amerika'da bu miktar yılda yaklaşık 3 milyar ton civarındadır.In de Verenigde Staten is er sprake van ongeveer 3.000 gevallen per jaar.
Üstelik bunun için "bol" miktarda tüketim gerekmektedir.Ook hier geldt de regel "te" is te veel.
30 mg doz kat'î ölüme yeter miktardır.Een dosis van 400 mg kan al dodelijk zijn.