Ana içeriğe geç
Sözlük

miktar ile cümle

miktar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Ayrıca önemli miktarda da ateist bulunmaktadır.Muitos também tem o efeito cumulativo.
Bütün yıl boyunca bol yağış alır ve ortalama yağış miktarı 620 mm (24.4 inches)'dir.A precipitação é geralmente moderada ao longo do ano, com média de 620 milímetros (24,4 polegadas) anualmente.
Ülke, petrol üretiminin çoğunu tüketmekte ancak bir miktar ham petrol ve petrol ürünleri ihraç etmektedir.A China consome a maior parte de sua produção, mas exporta pequenas quantidades de petróleo e seus derivados.
Sikelgaita büyük miktar gümüşü bir başka zaman hastalanması üzerine sağlığına kavuşmak için bağışladı.Ela doou também uma grande quantidade de prata numa tentativa de recuperar a saúde em outra ocasião.
Yarı ömür, genel olarak, azalmakta olan bir maddenin baştaki miktarın yarısına düşmesi için gereken zaman.Meia- vida é o tempo que leva para que metade do elemento decaia para outro.
Herkesin aldığı günlük ekmek miktarı karnesine işleniyordu.Eu ficava espantada com a quantidade de trabalho que o meu pai tinha todos os dias.
Nesnelerin yutmuş olduğu enerji miktarı (Absorbed Dose) ile karıştırılmamalıdır.Não se deve confundir os mesmos com potencial elétrico, (medido em volts).
Bazıları ise nem miktarı arttığı halde fazla segatife ihtiyaç göstermezler.O dinheiro não lhe interessa a menos que esteja em quantidade desproporcional.
Her sene paranın miktarı değişir.O número de capinas por ano é variável.
En basit ısı ölçü birimi, bir kilogram buzu eritmek için gerekli ısı miktarıdır.1 Ct é a quantidade de calor necessária para derreter um centímetro cúbico de gelo.
Sonuç olarak az bir miktar hasar oluşmuştur.Causou apenas danos mínimos.
Eylül'den itibaren yağış miktarı tekrar artmaya başlamaktadır.A chuva não deverá voltar antes do mês de setembro.
KBB'de en önemli yeri alerjik durumlarda aşırı miktarda salgılanarak belirtilere yol açmasıdır.Em locais com alta incidência a OMS recomenda tratamento com antibióticos em massa.
Daha sıcak olmasına rağmen yağış miktarı geriye gider.Enquanto a temperatura desce, aumenta a pluviosidade.
Kalsiyumun iyi emilimi için yeterli miktarda D vitamini almış olmak gerekir.É preciso de um Pentium I para uma emulação rápida.
Kavurma (soteleme): Yiyeceklerin yüksek sıcaklıkta ve az miktarda yağ kullanılarak pişirilmesi işlemi.A panícula (cacho) é aberta e produz poucos grãos (sementes).
Bu miktarın, son yılların en düşük seviyesi olduğu bildirildi.Esse é o menor índice da última década.
Çok az bir miktar da Yahudi vardır.E tem ainda uma pequena comunidade de Judeus.
845 yılındaki Paris Kuşatması ancak çok büyük miktarda danegeld ödenerek savuşturulur.Em 845, uma invasão em Paris foi impedido por causa de um grande pagamento de prata aos viquingues.
Bulgarlar Bizans kamp alnını ele geçirip, yüklü miktarda silah ve altın ele geçirdiler.Os búlgaros tomaram o acampamento bizantino e um rico prêmio incluindo ouro e armas.
Bu miktarın 2/3'ü ABD dışındadır.Onde estariam os outros 2/3?
Eğer eşit miktalardan eşit miktarlar çıkarılırsa, kalanlar da birbirlerine eşittir.E sé de "cousas" iguais se tirarem outras iguais, os restos serão iguais.
1924 yılında T.E. Stockwell'den çok miktarda çay satın alan Jack Cohen isimli bir Yahudi tarafından kuruldu.O nome veio quando Jack Cohen comprou um carregamento de chá da T.E. Stockwell.
Günümüzde para miktarını, her devletin kendi bağımsız merkez bankası kontrol etmektedir.O efeito de movimento é recebido diretamente por cada um pelo banco controlado individual.
Sigara miktarı arttıkça risk katlanarak artmakta, ancak sigarayı bıraktıktan sonra risk giderek azalmaktadır.O risco aumenta de forma proporcional à quantidade fumada e a quanto mais cedo na vida se começou a fumar.
Çelik alaşımındaki karbon miktarları çeliğin sınıflandırılmasında etkin rol oynar.Alta qualidade do carvão de coque grau exigido na indústria siderúrgica está em falta.
Eski kavuşum tablolarına göre bu olayın önemli bir miktar hatalı verildiğini saptadı.Agora o Conselho Privado percebeu que havia cometido um grande erro.
Özellikle Turunçgillerde büyük miktarlarda bulunur.Está presente em grande quantidade em coelhos.
Müttefikler, büyük miktarda cephane harcamakla bu ateşlere karşılık verdiler.Os rebeldes responderam com fogo pesado de metralhadoras.
Son aşamada ise istenilen miktarda su eklenmesiyle içkideki alkol oranı düşürülür.Pode estar relacionado a quantidade de bebida alcoólica que uma pessoa bebe.
Hieronymus orada Latince ve en azından bir miktar Yunanca öğrendi.Braudel também estudou Latim e um pouco de Grego.
Bu nedenle, Çin, önemli miktarlarda özel çelik ithal etmektedir.Portanto, a China ainda importa grandes quantidades de aços especiais, de alta tecnologia.
Bunun yanında Ağustos 2008'de transfer edilen Curtis Davies için ödenen miktar da belirsizliğini korumaktadır.Também em agosto de 2008, o Aston Villa comprou Curtis Davies por uma verba não revelada.
Japonya büyük miktarlarda buğday ve soya fasulyesi ithal etmektedir.O Japão importa grande quantidades de trigo e soja, principalmente dos Estados Unidos.
Büyük mitarda enerjisi olmasına rağmen, üstünde enerji miktarını gösteren bir gösterge yoktur.Portanto, mesmo no zero absoluto, o sistema ainda possui uma quantia significativa de energia.
Yayın sırasında toplanan toplam bağış miktarı teletonun son anlarında açıklanır.Alguns resultados parciais foram divulgados durante a transmissão final.
Büyük miktarda karbon depo alanlarıdır.Uma grande quantidade de dióxido de carbono é libertado pelos Tubos de Malpighi.
Bu AC direncini bir miktar etkiler, ancak önemli ölçüde iletken ağırlığını azaltır.Essa substituição afeta muito pouco a resistência do cabo, mas diminui substancialmente o seu peso.
Ayrıca bu askerlere ait önemli miktarda mühimmat gerillaların eline geçti.Um dos principais factores de sucesso foi a quantidade de munições possuída pelas forças rebeldes.
V - Bilirubin miktarı 20 mg/dl civarında ise eller ve ayaklar sararır.500 g) e presença de garras nas mãos e pés.
Meksika'da çok miktarda limonata da içilir.Uma grande quantidade de conhaque também foi enviada.
Eser miktarda metan da vardır.Tem também altos níveis de arsénio.
Dolayısıyla bu tip yönlendirme büyük miktardaki bilgi iletimi için daha verimli bir yöntemdir.A aplicação destes métodos para a transmissão de dados é de grande significado prático.
Bir miktarda da Avrupalı ve Avrasyalı nüfus vardır.Há também um número de cidadãos árabes e franceses.
Her âşığın yüceliği, sevgilisinin yüceliği miktarıncadır.O tamanho das doações depende do sucesso dos nobres.
20. yüzyılda pek çok yulaflı stout, çok küçük miktarlarda yulaf içermekteydi.No início do século 20 muitas cervejas de malte de aveia continham apenas uma quantidade mínima de aveia.
Bu miktar hidrojenin yakıt olarak değeri 29 milyon MJ veya 8 milyon kW.saat'e karşılık gelmektedir.Isso não significa que os rins reabsorvem 720 mmoles/dia.
Süper bir kapasitör saklanabilir kütle başına düşen enerji miktarı özgül enerji denir.Poder-lhe associar uma magnitude física chamada energia.
Besinlerdeki miktarı besinden besine değişiklik göstermektedir.Garante a alteração mínima em sabor.
Özellikle ikilinin periyot ve kütleleri bize sistemdeki açısal momentum miktarı hakkında bilgi verir.Em especial, o período e as massas das binárias fornecem informações sobre o momento angular no sistema.
Volkanlar ve kıtasal tabakalardaki hareketler atmosfere yüksek miktarda CO2 salınmasına yol açmıştır.A ascensão das florestas removeu uma grande quantidade de dióxido de carbono da atmosfera.
Kandaki T3, T4 miktarları düşerse TSH üretimi artar, T3, T4 seviyeleri arttıkça da TSH üretimi düşer.No hipotiroidismo a produção de TSH está aumentada, mas a T3 e T4 estão diminuídas.
Ayrıca büyük miktarda araç gereç ele geçirilmiştir.Conta também com amplo estacionamento.
Kredi miktarı Tüketici kredileri genellikle bir sınırlamaya tabidir.Os cuidados de apoio na residência são geralmente suficientes.
Sürahi filtreler az miktarda içme suyu için kullanılabilir.Kruikfilters kunnen worden gebruikt voor kleine hoeveelheden drinkwater.
Yeraltı suları, yer yer ortaya çıkar ve bol miktarda bulunmaktadır.Boven de aarde is een laag water, daarboven ligt een reeks hemels.
Nükleer patlamalar büyük miktarlarda radyasyon ve radyoaktif enkazlar meydana getirir.Kernexplosies veroorzaken grote hoeveelheden straling en radioactief afval.
Bunun yanında ona sadece kısıtlı miktarda güç veriyordu.Dit lukte hem slechts in geringe mate.
Bu sistemdeki tüm uyarılmalar minimum enerji miktarında olmalıdır.Dit betekent dat alle excitaties van het systeem een minimale hoeveelheid energie moeten bezitten.
Az miktarda diğer mineralller de mevcuttur.Meestal zijn daarnaast kleine hoeveelheden andere mineralen aanwezig.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod