Üzerine bir miktar limon sikilir.Añada un poco de esencia de limón.
Kıvrım miktarı milimetreden-kilometreye değişir.El tamaño se mide en milímetros.
Bu miktar 132.000 kişinin yıllık tüketimini karşılar.Tiene una capacidad de producción de 132.000 unidades anuales.
Yankı miktarı ses mikserinde kontrol edilir.La cantidad de reverberación es controlada en la mesa de mezclas de sonido.
Hieronymus orada Latince ve en azından bir miktar Yunanca öğrendi.Allí es instruido en latín, en un poco de griego y en algo de alquimia.
Artış miktarının sebebi vakumda çalışması sayesinde oluşan daha büyük genleşme oranıdır.Otra consecuencia de este fenómeno es el aumento del tamaño de la ola formada por el avance del buque.
Miktar teorisi de ilk kez yine bu yüzyıl içinde ortaya çıkmıştır.Incluso, por primera vez en más de un siglo, aparecieron objetos de oro.
Karıştırma işlemi, karışımın miktarına göre yarım saat ile bir saat boyunca sürebilir.Este tipo de relojes podía llegara medir hasta un cuarto de hora.
Yağış miktarı da bu kesimde farklıdır.La pluviosidad también es variada.
Satış miktarı ise 500.000 civarındadır.Para ventas de más de 500,000.
Koyun ve az miktarda keçi yetiştirilmektedir.Se crian ovejas y cabras, pero pocas.
VIT (Vitality) (Dayanma gücü) HP miktarınızı, aldığınız hasarı (sihir olmadan), HP iyileşme hızınızı etkiler.Vendréis hasta aquí, mortales, dejando este mundo ruin; Aquí encontraréis el fin de los bienes y los males.
Günlük üretim miktarı da 3-3,5 milyon kilowatt/saat civarındadır.La evaporación media estimada es 3.5 mm/día.
Mercan, kabuğun içinde belli bir miktarda büzülebilir, ancak kabuğu terk edemez.El ángel puede saltar sobre casillas bloqueadas, pero no puede terminar su turno en ellas.
Bu tazminatın miktarı da sembolik miktarlardan toprağın gerçek değerine kadar değişebilir.El peso se obtiene como el inverso de la suma de esas varianzas.
(Bu miktar dünyadaki tüm nehirlerin toplam su miktarına yakındır.)(Enviada especial a casi todos los países del telón de acero).
Hafif alkalik olan bu topraklar düşük miktarda organik madde içerir.Utilice un suelo con poca materia orgánica.
Tarım alanı miktarı 1.394 hektar.La superficie del pueblo era de 1094 hectáreas.
Bu bakımdan bol miktarda avlanırlar.En esta cacería se abaten más animales.
Ayrıca bu meşelik alanlarda bol miktarda mantar da yetişmektedir.Además, en este lecho se cultivan plantas variegadas.
Yeni adı "Arılı" ise;Ballıkaya da çok miktarda Balarısı bulunması izafen verilmiştir.Su nombre del teatro fue "Koma"; muchos ventiladores todavía culpando este nombre "maldecido".
Bu sikke birimi 20 yıl boyunca çok miktarda basılmıştır.Él utilizó esta estafa durante veinte años con gran éxito.
Birikme bölgesinden taşınan buza eş miktarda buzun eriyerek kaybolduğu yerde oluşur.Éste se produce cuando el glaciar entero se desplaza sobre el terreno en el que se encuentra.
Bu bitkinin çiçekleri çok miktarda balözü salgıladığından arılar için çok değerlidirler.Sus flores son muy visitadas por las abejas.
İzmir'in Foça ilçesinde çok miktarda Akdeniz Foku bulunmaktadır.En el modelo de Ising hay en realidad mucha física.
Çöller, aldıkları yağışın miktarında büyük değişkenlik gösterebilirler.Su población es muy variable debido a los cambios que se producen en las lluvias.
Harcadığın toplam para miktarı nedir?Quanto hai speso in tutto?
Yemekler arasında genellikle bol miktarda şekerleme, dondurma, patlamış mısır ve meyve yiyebiliyor.Di solito tra i pasti mangia un sacco di caramelle, gelati, popcorn e frutta.
Küçük miktarların kullanımı her zaman basit değildir.La gestione di piccole quantità non è sempre semplice.
Kilise, İngiltere’de toplam beşte bir ile üçte bir arasında bir miktar toprağı elinde bulundurmaktaydı.La Chiesa possedeva a quel momento tra un quinto e un terzo di tutte le terre inglesi.
İzlanda, savaş esnasında, yabancı bankaların hesaplarında hatırı sayılır miktarda para biriktirdi.L'Islanda prosperò nel corso della guerra, ammassando considerevoli riserve di valuta in banche estere.
Ayrıca Sovyet kaynakları önemli miktarlarda diğer sosyalist devletlere yardım olarak tahsis edilmiştir.Quantità significative di risorse sovietiche furono assegnate in aiuto agli altri Paesi socialisti.
TNT eşdeğeri, patlamalarda salınan enerjinin miktarının ölçülmesinde kullanılan bir birimdir.L'Equivalente in TNT è un metodo per quantificare l'energia rilasciata nelle esplosioni.
Bu nedenle az miktarda inşa edildi.Pertanto ne vennero costruite poche.
Ayrıca önemli miktarda Hristiyan bir azınlık vardır.Vi è poi una piccola minoranza di cristiani.
Ve uyuşturucu satmasını ister, bol miktarda para alacaklardır.Decisero, inoltre, di tentare di guadagnare denaro facendo i corrieri di una grossa quantità di droga.
Bu topların bir tanesin maliyeti 9,000 Reichsmark iken, bir PaK 40 için bu miktar 12,000 di.Il costo di fabbricazione di un pezzo era 9000 Reichsmark, rispetto ai 12000 di un Pak 40.
Eşi, ona bir miktar para verir.Lasciò alla moglie una grossa somma di denaro.
Günümüzde para miktarını, her devletin kendi bağımsız merkez bankası kontrol etmektedir.Durante le operazioni della EGF ogni Stato membro mantiene la propria autonomia decisionale.
IPA (India Pale Ale), diğer biralara oranla daha yüksek miktarda şerbetçiotu içeren bir bira çeşitidir.India Pale Ale (abbreviata in IPA) è un tipo di birra appartenente alla più ampia categoria delle pale ale.
Helyum atmosferde çok az miktarda bulunmaktadır. .Il composto è naturalmente presente in minime quantità nell'atmosfera.
H252 Büyük miktarlarda kendiliğinden ısınır; yangına yol açabilir.H252 – Autoriscaldante in grandi quantità; può infiammarsi.
Böylece Metastasio'ya 15.000 scudi miktarında bir miras kaldı.Metastasio ereditò una fortuna di 18000 scudi.
Bu miktar gezegenin ve yıldızın boyutlarına bağlıdır.L'ammontare della variazione dipende dalla dimensione del pianeta e della stella stessa.
Bu, bir yılda kişi başına litre olarak tüketilen saf etil alkol miktarının ülkelere göre ölçülen durumudur.Si è stimato nel 2001 un consumo pro capite di circa 14 litri di alcol puro equivalente l'anno.
Bazen bu miktar 342 mg'a kadar çıkabilir.Si deve comunque tener conto che, talvolta, possono essere necessari fino a 300 mg.
Bunlar da az miktarda civa, titan ve manganez gibi bazı elementler de içerir.Al contrario sono presenti in abbondanza silicio, titanio e manganese.
Kardinal Alfonso Carafa ölmekte olan amcası olan Papadan zorla büyük miktarda para sızdırmakla itham edildi.Alfonso Carafa, cardinale al pari di Carlo, fu accusato di avere estorto del denaro allo zio morente.
Dış ticaretten de önemli miktarda gelir sağlanmaktadır.Con il commercio è anche possibile guadagnare molto denaro.
Belirlenen miktardan fazla pul üretilmişti.Ne furono costruiti più di mille esemplari dispiegati.
Köprünün inşaatında 65 Eyfel Kulesi yapmaya yetecek miktarda toplam 450 bin ton çelik kullanılmıştır.Sono stati utilizzati in totale 45.000 tonnellate d'acciaio per la sua costruzione.
Konuk kahveyi içtikten sonra yine aynı miktarda kahve doldurulur.Dalla coltura del caffè si ritornò a quella del tè.
Sadece zamanın en zenginleri bu pahalı maddeden kayda değer bir miktarda sahip olabilmiştir.Solo gli anziani riescono oggi ad apprezzare pienamente questa forma d'arte così complessa.
Ruslar, Kafkasya'daki çatışmalarda ciddi miktarda osmanlı toprağı ele geçirmişlerdi.Le forze russe stavano guadagnando ampie fasce del territorio ottomano durante la Campagna del Caucaso.
Asit miktarının yüksek olduğu gölde balık yaşamaz.L'elevata salinità impedisce che nel lago vivano pesci.
Sonuç olarak az bir miktar hasar oluşmuştur.Il bombardamento fece pochi danni.
P değeri yönteminin yanlış kullanımı konusunda dikkate değer miktarda tartışma vardır.Ci sono diversi errori comuni riguardanti l'uso del p-value.
Çocuklara büyük miktarda şeker dağıtılır.Ai bambini veniva consegnata una manciata di sale.
NASA basın bildirisine göre, motorun ateşlemeden sonra en yüksek itki miktarına ulaşması 100 ms sürmektedir.Secondo un comunicato NASA il motore riesce a raggiungere la massima spinta in 100 ms.
Polisler yatı arar ve büyük miktarda kokain bulurlar.I Carabinieri perquisiscono il negozio e trovano una grossa quantità di eroina.