Ana içeriğe geç
Sözlük

miktar ile cümle

miktar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Yaş ve temizlik konusunda çokça çeşitlilik gösteren bol miktarda erkek ve birkaç kadın vardı.This was a bunch of guys and a few ladies, widely varying in both age and hygienic upkeep.
Aynı kelime, ama hatırlanma miktarı farklı; bu garip.Same word, different amount of remembering; that's weird.
Fakat bu eşit bir miktarda tuzlu su üretecektir.But this will produce an equally massive amount of desalination brine.
Bu çok büyük bir veri miktarı.And that's a huge amount of data.
Bu sistemi kullanarak, yemek eşdeğeri miktarlarda beslenme faktörlerinin etkisini ölçebiliyoruz.And we can use this system to test dietary factors at concentrations that are obtainable by eating.
Domasteslerin, bol miktarda likopen içerdiğini ve likopenin de antiantiogenik olduğunu biliyoruz.Now, we know that tomatoes are a good source of lycopene, and lycopene is antiangiogenic.
Buradaki Abby'nin kazandığı miktardır.This is Abby's earnings right there.
Yuvaları için kazabilecekleri çok miktarda kar var.Lots of snow in which to dig a den.
Gidip küçük bir oyun nesnesinden belirli miktarda getirin.Go and get a certain amount of a certain little game-y item.
Daha çok ucuz bizim ofis alanı, biz harcamak ikinci büyük miktarıdır.The second largest amount we spend is on our office space, which again is very cheap.
Etkinlik süresine ve günün hangi saatinde olduğuna göre ikram miktarına ve kalitesine karar verin.Decide on the amount and quality of catering, depending on time of day and duration of your event.
Ve tedaviler ne kadar kişiselleşiyorsa, yapay zekanın buradaki rolüde o miktarda artıryor.And as medicine becomes more personal, the role of artificial intelligence will definitely increase.
Miktarları birbirine yakın yapalım.Let's say it borrows $100 and it promises to pay it in a year.
Size bu miktardaki parayı ödüyor olacağım.And it doesn't matter over what - WRlTING:
O bir miktar para aldi, biz de onun parasini alacagiz.He took some money; we'll take his money.
Kabın içinde bir miktar toz var.Bunlar da molekül halindeki hidojen molekülleri olsun. -So now I just have a bunch of methane gas, and I released 74 kilojoules.
Ama bizim aradığımız sisteme eklenen ısı miktarı, o da -74 kilojoule. -And we got a negative number. We got minus 74 kilojoules.
Her birinin kazandığı miktarları hesaplayınız.How much did each earn?
Ve bunlar bölgeden bölgeye inanılmaz miktarda değişmektedir.And these vary tremendously from region to region.
Mürettebatı besleyecek miktarda yiyeceğin ve bunları saklayacak soğuk dolabın olması gerekiyor.You have to put enough food, and refrigeration equipment to feed the crew.
Buna benim eklemiş olduğum ısı miktarı diyelim.Let me say that this is the amount of heat I'm adding.
Ve bu da benim az miktarda ısım olması ve ısımın miktarını artırmam. .So this is when I have very little heat and I'm increasing my heat.
O zaman belirli bir miktarda ısı eklediğimizde sadece katı halinde kalmaya devam etti. .So we added a certain amount of heat and it just stayed a solid.
Ve aslında,bu noktada iyi bir miktar.And actually, it's a good amount at this point.
Çünkü ne kadar gidersek gidelim ısı miktarı değişmiyor. .Because it's the same amount of heat regardless how much direction we go in.
Diyelim ki biri bir miktar kapitale sahip olsun.Let's say someone has a little bit of capital.
Bu miktar Alabama'da sıcak çikolata satışları ile toplandı.This was raised by hot chocolate sales in Atlanta.
Ben sabit bir miktar almak gerekir.I must get steady a bit.
Bu yüzden bir miktar anlaşmazlıklar oldu.So there was a bit of a conflict there.
Monopolde fiyatı veya miktarı belirliyorsunuz, bunda ise piyasada oluşan fiyatı kabulleniyorsunuz.Over here you have exactly one player, here you have many players.
Sonra dışarıda tercümana bir miktar para verip,And so, when I got outside, I actually gave the translator some money and said,
Aslında evet, ikisinden de sonsuz tane olduğuna göre aynı miktarda oldukları varsayılabilir.Well, yeah, there are infinitely many of both, so I suppose there are the same number of them.
Burda onlara yaz ve kış boyunca yetecek miktarda yiyecek bulunuyor.There's enough food there to last them the summer and the winter long.
Eserde köle ticaretine şekerin aşırı miktarda tüketimine ve arada kalan bazı tatlı anlara değinildi.It goes from slave trade to over-consumption of sugar with some sweet moments in between.
Ve açılış ve kapanış törenleri, ben zaman yeterli miktarda istiyorum.And for the opening and closing ceremonies, I'd like a sufficient amount of time.
Ortalama katkı miktarı ise 57 dolar civarındaydı.The median contribution was somewhere around 57 dollars.
Bir anda, aynı miktarda parayla daha öncekine oranla yedi kat fazla hayat kurtarmaya başladılar.And all of a sudden, they could save seven times as many lives for the same amount of money.
Yani, gördüğünüz neredeyse bütün bütün karbonlar; fakat bundan az bir miktar var.I mean, this is pretty much all of the carbon that you see. But there's a little bit of this.
Bu, bir miktar Francis Galton'un çalışmaları nedeniyleydi.That was partly based on Francis Galton's work.
Başka insanlar bilgi miktarına karşı aşırı derecede duyarlı oluyor.Other people get hyper-sensitive to the amount of information.
Ve şirket iflas etmediği sürece bana bir miktar faizi ve anaparamı geri ödeyecek. -And as long as a company doesn't go bankrupt, they'll pay me some interest and pay me my money back.
Birçok insan küçük hilelerle, küçük miktarlarda çaldılar.We got a lot of people cheating by stealing by a little bit.
Bazı insanlar kağıdın sadece yarısını parçaladı, böylece bir miktar delil vardı.Some people shredded half the sheet of paper, so there was some evidence left.
Hile miktarları giydikleri sweatshirt'lerine bağlı değişkenlik gösterdi.It turns out it depends on what kind of sweatshirt they're wearing.
Yani online suçun oluşturduğu para miktarı kayda değer.So the amount of money online crime generates is significant.
geri kalan miktar ise diğer malzemeler olacak, 22 galon başka ürünler.And then the rest will be other stuff, so 22 gallons of other stuff
Yani aslında yalnızca bir miktar petrol yakıt olarak rafine edilir.I won't write that number, the rest is "other stuff."
Eğer kartvizitimin 100 milyon kopyasını isteyen varsa bu odadaki herkes için bol miktarda var.So if anyone would like a hundred million copies of my business card,
Peki bu durumda çalıştığım saatin miktarındaki değişim ne kadardır?And then what was the change in the amount of hours I worked?
Çalıştığım saatin değişiminin miktarı ise dört saattir.Well, the change in the hours I worked was four hours.
Bu sisteme eklenen ısı miktarı.So it's equal to heat added to the system.
Nasıl bu kadar büyük miktar sürersiniz?How come you're betting such large amount?
Yeteri miktarda iyot meme ve prostat kanseri riskini azaltır.And adequate iodine lowers your risk of breast cancer and prostate cancer.
Çalışmalar Amerikalıların %80 inin düşük miktarda iyot aldığını gösteriyor.Studies have shown that 80% of Americans have a relatively low iodine.
Şimdi ne zaman benzin alsam aklıma bu karbon miktarı geliyor.So whenever I fill up my gas, I think of that liter, and how much carbon.
Geriye kalan buz miktarı ise beş yıl sonrasının yazına kadar tamamen yok olabilir.The amount remaining could be completely gone in summer in as little as five years.
Tamamen aynı miktarda karbona sahipler.They have exactly the same amount of carbon.
Bol miktarda güneş ve rüzgar var.There's plenty of solar and wind.
Olay şu ki size bazı şeyleri açıklayacağız ve sizden bir miktar reaksiyon bekleyeceğiz.This is going to include a bunch of oral history.
Bu ders bir miktar sözlü tarih de içeriyor olacak.Oral history that I've gathered.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod