17. yüzyılda da benzer bir deprem meydana gelmiş ancak o zaman şehrin büyük bir bölümü yıkılmıştır.Déjà au XVIIe siècle, un séisme semblable avait frappé la région et détruit une grande partie de la ville.
Yaralanmalar ve maddi hasar meydana geldi.Il y a des blessés et des dégâts matériels.
Arazinin çoğu dağlık olup cüzi bir kısmını yaylalar meydana getirmektedir.Il rendit en grande partie aux autres montagne ce qui leur avait été pris.
Günümüzde zaman zaman yükselme olayları meydana gelmektedir.Dans tous les cas on met à jour le temps.
Bir başka dezavantaj ise, yüklenen verilerin zaman zaman, bir kısmında hasar meydana gelebilmektedir.La plupart ne sont en eux-mêmes qu'un signe de la mort, associé d'une façon ou d'une autre au diable.
Zırhlının 15 inchlik (381 mm.) topları ağır hasarlar meydana getirmiştir.Les canons de 381 mm des 3 cuirassés causent d'énormes dégâts.
Bu çabalar da köye bir girdi meydana getirmemektedir.Cette déviation ne traverse aucun village.
1934'te Asturias'ta meydana gelen devrimi bastırmak için yollandı.Plus tard, elle est employée, en 1934, pour étouffer le soulèvement des Asturies.
Not: 1983 yılından sonra meydana gelen kazalar yazılmıştır.Notes : Les résults de 1981 furent annulés.
On beş ayrı makâleden meydana gelmiştir.Quinze événements majeurs peuvent être séparés.
Tudor türü 1485 ve 1558 yılları arasında İngiltere'de meydana gelmiştir.Les romances se situent en Angleterre entre 1485 et 1558.
Bir hidroelektrik santral binlerce parçadan meydana gelir.Il est associé à une centrale hydroélectrique de 1 000 MW.
Kalın bağırsak zarar görmüş veya yangılıysa su emilmesi engellenir ve sulu dışkı meydana gelir.L'amphithéâtre, bien qu'en plein-air, dispose d'un toit et est chauffé.
Her biri üç azadan meydana gelen üç komisyon (kelam, fıkıh ve ahlak) bulunmaktaydı.Trois se trouvent entre les sigilla avant et trois entre les postérieures.
Bu işlem, sörf bölgesine yakın veya kıyı bölgesinde meydana gelir.Ils remontent donc à la surface ou à proximité au moment de l'éclosion.
İlk eserlerini meydana getirmeye başladı.Il exécuta alors ses premières œuvres.
Afrika’da buzul sonrası mega faunal yok oluşlar uzun aralıklarla meydana gelmiştir.Les extinctions postglaciaires de la mégafaune en Afrique se sont davantage espacées.
Belirli tip yanlışlıklardan meydana gelen hataları bir daha oluşmalarını imkansız kılarak yok ederler.Elle ne peut pas détecter certains types d'erreurs.
Başına sadece kötü işler meydana gelir.Pour ne donner rien que du mauvais.
Bazı antisemitik olaylar meydana geldi.Il y a eu de nombreux incidents antisémites...
Günümüzde yıldız doğumlarının çoğu serin gazın pek tükenmemiş olduğu küçük galaksilerde meydana gelmektedir.À présent, la plupart des étoiles se forment dans les petites galaxies, où le gaz froid n'est pas épuisé.
1950'lerde önemli değişiklikler meydana geldi.Il a subi des modifications dans les années 1950.
GPS sisteminde birçok göreli etki meydana gelir.D'autres effets relativistes existent dans le GPS.
Vezikül veya koful (vaküol) gibi basit bölmeler başka zarlardan tomurcuklanarak meydana gelir.Le vol est décrit comme lourd, ou comme étant semblable à celui d'une Hirondelle de rivage (Riparia riparia).
Tsunami yaratmış, bu alanda önemli hasarlar meydana gelmiştir.Le tsunami de 2004 a causé d'importants dommages dans la zone.
Unna'daki bir fırtınada meydana gelen bir şimşek.Un vent d'humiliation souffla cet après-midi là sur Imola.
Buradaki ilk ayaklanma 4 Ocak 1943 yılında meydana geldi.La première projection a eu lieu le 4 janvier 1943.
Bitkiler rizom meydana getirmektedir.Ceci rend les plants de riz plus sains.
Bu derbide daha çok önlenemez olaylar ve birçok ölümler, yaralanmalar meydana gelmektedir.Cet authentique art martial est très violent et de nombreux morts et blessés sont à déplorer.
Çarpışma yerel saatle 5:26'da (4:26 GMT) meydana geldi.Chargé de kérosène, il prend feu vers 14 h 45 (12 h 45 GMT).
İkincil süreç düşünme biçimleri de bu süreçte meydana gelir.Le processus de différenciation du monde intérieur se déroule aussi durant cette phase.
Dar anlamda aile (evlilik birliği); sadece eşlerden oluşan birlikten meydana gelir.Les hommes d'une même famille sont égaux entre eux, quel que soit leur âge.
Saldırı yerel saatte 21:30'da meydana gelmiştir.Des policiers arrivent sur les lieux de l'attaque dès 21 h 30.
Bu yüzden gen yapısında önemli değişiklikler meydana getirir.Une série de modifications du gène s'avère alors nécessaire.
Galaksinin dış sınırından iç sınırına yaklaşırken, hayatın meydana gelme şansı önce artar sonra azalır.Du centre d'une galaxie vers sa périphérie, la capacité à abriter la vie augmente puis retombe.
Fiil çekimleri dilin esasını meydana getirir.Ramener le langage à son essence.
Bu kez aslanı meydana salarlar, aslanı da öldürür.Plus précisément, un lion va les tuer.
Otuz üç sayfadan meydana gelmiş ve İstanbul'daki Tercüman-ı Hakikat Matbaası'nda basılmıştır.Il a été traduit en 39 langues, et inclus aux programmes scolaires de littérature de la Shoah.
Doğal öldürücü hücreler (natural killer cells) tarafından meydana gelen hücresel bağışıklık.Article détaillé : cellules tueuses naturelles.
Böylece ayaklanma meydana gelemedi.Mais la révolte n'a pas lieu.
Bu kitap; 54 şiirden meydana gelmiştir.Cette version fut alors produite à 54 exemplaires.
Wyoming eyaleti 23 countyden meydana gelir.L'État du Wyoming est divisé en 23 comtés.
Tümör, vücuttaki tüm doku ve organlarda meydana gelebilir.L'artériographie peut concerner n'importe quelle artère du corps ou le corps entier.
Bunun sonucu olarak orada bir negatif yük meydana gelir.Cela cause une charge négative de la surface.
Vali Montforte meydana gelmiştir ve ortalık suspus olmuştur.Montfort, le gouverneur, intervient et calme tout le monde.
Böylesine kötü ve kargaşa dolu bir ortamda önemli sorunlar meydana gelmiştir.Les difficultés rencontrés étaient alors énormes dans une zone aussi abrupte et sauvage.
Bu açıdan hiçbir şekilde ciddi bir çatışmalar meydana gelmedi.Au cours de cette approche, aucune confrontation sérieuse n’est signalée.
Bu esnada ülkede birçok çatışmalar meydana geliyordu.De nombreux combats eurent lieu sur son territoire.
Çekingenlik, alışılmadık durumlarda meydana gelir.On s’habitue doucement à des évènements inhabituels.
Her durumda bir 3-boyutlu noktalar kümesi meydana gelir.Chaque droite passe par au moins 3 points.
Bu ayrıştırmalar sonucunda kokuşma kokuları meydana gelir.Des résultats similaires ont été observés avec les odeurs.
Bien, hamilelik nedeninin Şeytan'la cinsel ilişkiye girmekten meydana geldiğine dair itirafta bulundu.Elle avoue sous la torture avoir été en relation avec le démon.
İki kısımdan meydana gelir: Saidin ve Saidar.Deux d'entre eux sont venimeux : la vipère d'Orsini et le gloydius halys.
Ama bu durumlar çok nadir meydana gelir.Mais de tels cas surviennent très rarement.
Hemen ardından küçük bir çöküntü meydana gelir.Peu après se produit un incident dramatique.
İş Adamı, üç bölümden meydana gelen bir komedidir.Il s'agit d'une comédie en trois actes.
Dayılık, Cezayir'de bir ihtilal neticesinde meydana çıkmıştır.Cette condamnation provoque un tollé en Alsace.
Ruanda İç Savaşı, 1990-1994 yılları arasında Ruanda'da meydana gelen bir iç savaştır.Les forces armées rwandaises ont augmenté de 1990 à 1994.
Alanda büyük hasar meydana geldi.Importants dégâts dans le département.
Çiçekler beyaz veya pembe renkli olup, yapraklardan daha önce meydana gelirler.Les fleurs, assez grandes, blanches ou rose pâle, apparaissent avant les feuilles.