Çiçekler beyaz veya pembe renkli olup, yapraklardan daha önce meydana gelirler.Белые или розовые цветки распускаются до появления листьев.
The Miz, bu meydan okumayı kabul etti.Хей с готовностью принял подобный вызов.
18 Mayıs - Zonguldak Karadon maden ocağında göçük meydana geldi.18 мая произошло сражение при Йеллоу-Байу посреди горящего леса.
1990 yılında Kızıl Meydan ile birlikte Dünya Mirası olarak ilan edilmiştir.В 2004 году в торговле наркотиками обвинили и Коммандос Красной Руки.
Basitliğe meydan okuyor."Обманчивая простота реальности.»
En ünlüleri Komedi Meydanı' nda konumlandırılmıştır.Наиболее известные из них собраны в путеводителе Comic Strip Route.
Siyeladenit tükrük bezinde meydana gelen bir enflamasyondur.Зеркальщик — ремесленник, который изготавливает зеркала.
Aniden patlama meydana gelir.Неожиданно раздался сильнейший взрыв.
Birleşik Krallık'ı meydana getiren her ülkenin birer millî takımı vardır.Все страны, входящие в состав Соединённого Королевства, имеют разный статус.
İlâhî Buyruk eşyayı bu araçla meydana getirmiştir.”Мы сами создали этот миф».
2 - 3 bireyden meydana gelen gruplarda, açık denizin derin bölgelerinde yaşar.Живут стаями по 2—8 особей в неглубоких водах.
Migren esnasında meydana gelen baş ağrısının mekanizması tam olarak bilinmemektedir.Точный механизм мигренозной головной боли неизвестен.
Işık, fotonlardan meydana gelir.Всё засвечивалось, как при фотопечати.
Menendez Harper'ın uçağını düşürür ve onu meydana getirmelerini söyler.Менендес сбивает самолёт и схватывает Харпера.
Cumhuriyet Meydanı civarında bir at arabası.Около церкви находился парк.
Meydanın ortasında küçük bir park bulunur.В центре посёлка есть небольшая площадь.
Amerika Birleşik Devletleri 50 eyaletten meydana gelen bir federal birliktir.الولايات المتحدة اتحاد فيدرالي يتكون من خمسين ولاية.
Bazen, "durgun ark" (dinamik aurora) meydana gelir; aslında sürekli gelişir ve değişir.في أحيان أخرى ("الشفق النشط")، فإنها تتطور وتتغير باستمرار.
Bu insanlar geniş bir coğrafyaya dağıldılar; böylece yaşam biçimlerinde bölgesel farklılıklar meydana geldi.لقد كانت هذه الشعوب منتشرة في منطقة جغرافية واسعة؛ ولهذا كانت هناك اختلافات إقليمية في أنماط الحياة.
Bu meydan okuma, başka fiziksel özelliklerin diğer çiftlerinin genişlemesiyle olabilir.يمكن تمديد هذا التحدي إلى أزواج أخرى من الخصائص الفيزيائية.
Yemenli gençlere güvenle bilgi aşılayarak topluluklarında olumlu değişim meydana getirmek.غرس الثقة في الشباب اليمني لإحداث تغيير إيجابي في مجتمعهم.
Toyota Üretim Sistemi, meydana gelen fireleri tanımlar ve bunları 7 ana kategoriye ayırır.إنتاج تويوتا نظام يحدد الهدر ويصنفه إلى 7 فئات رئيسية.
Mohaç Savaşı (Meydan Muharebesi) tarihin en kısa süren savaşıdır.وتعد معركة موهاج أقصر المعارك مدةً على مدار التاريخ .
Fazla üretim en kötü muda kabul edilir çünkü tüm diğerlerini gizler ve/veya meydana getirir.ويعتبر هذا الإفراط أسوأ أنواع المودا لأنه يخفي و/أو يولد جميع الأنواع الآخرى.
Siyaseten katl bir cezalandırmadır ve meydan-ı siyaset, idam cezalarının uygulandığı yerdir.والقتل السياسيى هو عقوبة والميدان هو المكان الذي ينفذ فيه هذه العقوبة.
Hastalığın erken safhasında ek problemler meydana gelebilir.قد تحدث مشاكل إضافية في مرحلة مبكرة من المرض.
Bunlar içerisinde en görkemlisi Kadırga semtinde bulunan Esma Sultan Çeşmeli Meydan Namazgâhıdır.تشرع صلاة الخوف في كل قتال مباح؛ كقتال الكفار.
15 Ocak - Halkalı güneş tutulması meydana geldi.15 يناير - حدوث كسوف الشمس الحلقي.
Patlamanın ardından ambulanslardan önce polis meydana ulaştı.وبعد التفجير وصلت عربات الشرطة قبل سيارات الإسعاف.
Kırgızlar, efsanelere göre “kırk kız”dan meydana gelmişlerdir.علق حوالي أربعين من "السحرة" بناء على شهادة الفتاتين.
Böyle bir olay, 2015 yılı civarında meydana gelecektir.والمرة القادمة التي سيحدث فيها هذا سوف تكون في عام 2015.
Minenin %96'sı mineralden ve geri kalanı su ve organik maddelerden meydana gelir.تشكل المعادن ما نسبته 96% من المينا، بينما تشكل جزيئات الماء والمواد العضوية النسبة المتبقية.
Blanco meydan çevresindeki çarşıları yıkmaya ve Mayıs ayında pazar satıcılarını kaldırmaya karar verdi.وقرر بلانكو هدم الأروقة حول الساحة و إزالة الباعة من الأسواق في أيار / مايو.
Fotoğrafların yayımı medyada tepki uyandırdı ancak Madonna meydan okudu ve özür dilemedi.وقد نشرت الصور في وسائل الإعلام، وأثار الغضب، ولكن مادونا لم تعتذر عن تلك الصور.
Genel olarak Tiananmen Meydanı'ndaki gösteriler iyi düzenlenmişti.جرت فيها مظاهرات ساحة تيانانمن الشهيرة.
Eski Caracas tramvayının birkaç terminal istasyonu, 1908 ve 1947 yıllarında meydanın köşelerinde çalıştı.وعملت العديد من المحطات الترام في زوايا الساحة خلال عام 1908 وعام 1947.
Vakaların üçte ikisinde aile içinde migren vardır ve nadiren tek gen bozukluğuna bağlı olarak meydana gelir.وتظهر الحالة عائليا في نحو ثلثي الحالات ونادرا ما تحدث بسبب وجود خلل في جين واحد.
Eskişehir'de Türk Kurtuluş Savaşı'nın 5 önemli meydan muharebesinin üçü geçmiştir.وقد وقع في إسكي شهر ثلاثة من خمسة معارك مهمة في حرب الاستقلال التركية.
Gözlemcileri Google'ın bu son hamlesinin sosyal ağ devi Facebook'a meydan okuma olarak ilan ettiler.وصرح المراقبون بأن Google+ تعد أحدث محاولة لشركة Google لتحدي موقع التواصل الاجتماعي العملاق الفيسبوك.
Çeşitli şehir-devletleri Nil boyunca meydana çıkmıştır.حيث نشأت مختلف الدول والمدن الصغيرة على طول النيل.
Bu, meydan ile ilgili ilk işaretlerdendir.كان هذا أول نموذج لهذه النفاثة.
Meydanın güneydoğusundaki küçük merdivenlere, küçük teras köşesi anlamına gelen Gradillas adı verildi.والسلالم الصغيرة في الجنوب الشرقي تعطي للزاوية أسم غراديلاس، ويعني شرفة الزاوية الصغيرة.
Hua ilçemizde çeşitli talihsizlikler meydana geldi.وقع في محافظتنا هاو عدد من الحوادث المؤسفة.
Özellikle yaşlılarda ve altta yatan sağlık sorunu olan kişilerde komplikasyonlar meydana gelebilir..قد تحدث المضاعفات خصوصا لدى كبار السن وأولئك الذين يعانون من مشاكل صحية مستبطنة.
Posta arabası sabah 10:30 civarında kalabalık meydana geldi.وصلت العربة إلى الميدان المُزدحم في الساعة العاشرة والنصف صباحاً تقريباً.
Bazı çalışmalarda gutu ataklarının ilkbahar döneminde daha sık meydana geldiği bulunmuştur.وقد وجدت بعض الدراسات أن نوبات النقرس تحدث أكثر تكراراً في فصل الربيع.
Belde, adını kasaba meydanında bulunan ve tadı acımsı olan su çeşmesinden almaktadır.سُميت قرية عين السهلة بهذا الاسم نسبةً لعين الماء الموجودة فيها التي تمتاز بمذاق جميل وسهل.
Meydana gelen görünür renk çeşitli faktörlere bağlıdır; fakat genellikle sarının bir çeşididir.واللون النهائي للشعر يعتمد على عدة عوامل، ولكن له دائما درجة من درجات اللون الأصفر.
9 Mart 2015'te Arjantin'de iki helikopterin çarpışması sonucu meydana gelen kazada öldü.توفيت في تصادم مروحيتين حادثة التصادم الجوي في فيا كاستيلي 2015 في الأرجنتين، في 9 مارس 2015 .
Bell eşitsizlikleri Einstein'ın iddialarına en güçlü meydan okumadır.كما تظل مبرهنة (لاتساويات) بيل Bell inequalities من أكبر التحديات التي تواجه فرضية اينشتاين.
1268'de şehrin büyük bir bölümünü yıkan şiddetli bir deprem meydana gelmiştir.وفي عام 1268م ضرب جزءا كبيرا من المنطقة زلزالا شديدا مدمرا.
Aura nadiren, nadiren ardışık baş ağrısı olmadan da meydana gelir; buna sessiz migren denir.نادرا ما تحدث الأورة دون صداع لاحق؛ وهذا ما يعرف باسم الصداع النصفي الصامت.
Wyoming eyaleti 23 countyden meydana gelir.تضم ولاية وايومنغ الأمريكية 23 مقاطعة.
Yaşlanma sonucu ölüm meydana gelir.نتيجة ذلك يكون الموت هو النتيجة الحتمية للشيخوخة.
Özelleştirilmiş meydanlar bina içinde ya da dışında kilitlenebilir alanlardır.يرى الزوار الصور المسقطة داخل أو خارج الهيكل.
2008'de bu hava meydanından 5.3 milyon uçak yolcusu uçak seferleri ile uçmuşlardır.عام 2008 افتتحت بالمطار محطة جوية بسعة 3,5 مليون مسافر.
Sahte anı, bir insanın olmamış bir anıyı anımsamasıyla meydana gelen psikolojik bir olaydır.الذاكرة الكاذبة هي ظاهرة نفسية حيث يتذكر الشخص أموراً لم تحدث في الواقع.
Kişilerin %90'ında bulantı ve üçte birinde kusma meydana gelir.يحدث الغثيان لدى ما يقرب من 90٪ من الناس، ويحدث القيء لدى حوالي الثلث.
Başka bir kaynağa göre de Stalin soygun sırasında meydanda değil, tren istasyonundaydı.كما أدعى مصدر آخر «أن ستالين في الحقيقة كان بمحطة القطار أثناء وقوع السرقة وليس في الميدان».
Sümer inançlarında bir tufan meydana getirerek insanları cezalandıran da odur.ٱلمُؤْمِن: هو الذي سلم أوليائه من عذابه، والذي يصدق عباده ما وعدهم.