Kuveyt'teki öğrencilere bu olayların nerede meydana geldiklerini tahmin etmelerini istedim.And I asked the students in Kuwait where they thought these incidents took place.
Dün gece yaşlı çingeneyle meydanda kafayı çekti.He got drunk last night in the square[br]with the old gypsy.
Meydan okuma mı?An invitation, a challenge?
Meydan okumayı kabul edin.Listen for your call to adventure.
Yeterince iţ kazasý meydana gelmedi mi?Quantos mortos já teve até agora?! E você Adelain? E vocês?!
Sürekli kazalar meydana geliyor, çünkü çok yoruluyoruz.Vamos, cuidado.
Olan biteni izleyen ikinci bir baykuş meydan okuyorA second owl is watching but now makes a challenge
Bakışlarımızın dansı, meydan okuma, feragat, yok etme, dehşetimizin parfümü.The dance of our glances, challenge, abdication, effacement, the perfume of our consternation.
"Yaptığımız, inandığımız her şey mevcut duruma meydan okumaktır."Everything we do, we believe in challenging the status quo.
Tahrir Meydanı'ndaki bir diktatörü deviren ortak öfkeyi.Think of the collective anger in Tahrir Square, which brought down a dictator.
Yani bu, bilimsel olduğu kadar büyük bir kültürel etki de meydana getirdiğimiz anlamına geliyor.It means we made cultural impact as well as scientific impact.
Tahrir Meydanı ve çevresinde toplu tecavüzler yaşanıyor.There are mob sexual assaults in Tahrir Square and its surroundings.
Bu bizim meydanımız, bu bizim devrimimiz ve son nefesimize kadar bu kavgayı vereceğiz.This is our square, this is our revolution, and we will fight this battle to the last breath.
Aynı yıl Kasım ayında, Scenzhen Çin'de benzer bir kaza meydana geldi.In November that year a similar accident occurred in Scenzhen in China.
Bu aynı zamanda sineğin hesaplaması içinde bir meydan okumadır.Bu aynı zamanda sineğin hesaplaması içinde bir meydan okumadır.
Çok çok incedir ve kendisine yönelik birçok biyofiziksel meydana okumaya vardır.Çok çok incedir ve kendisine yönelik birçok biyofiziksel meydana okumaya vardır.
Filistli Golyat kırk gün boyunca sabah akşam ortaya çıkıp meydan okudu.The Philistine drew near morning and evening, and presented himself forty days.
Adam İsraillilere meydan okuyunca, Davutun kardeşi Şimanın oğlu Yonatan onu öldürdü.When he defied Israel, Jonathan the son of Shimei, David's brother, killed him.
Hatak saray kapısının açıldığı kent meydanına, Mordekayın yanına gitti.So Hathach went out to Mordecai, to city square which was before the king's gate.
Çünkü Tanrıya el kaldırmış, Her Şeye Gücü Yetene meydan okumuş,Because he has stretched out his hand against God, and behaves himself proudly against the Almighty;
‹‹Kent kapısına gidip Kürsümü meydana koyduğumda,when I went forth to the city gate, when I prepared my seat in the street.
Yıkıcılık kentin göbeğinde, Zorbalık, hile eksilmez meydanından.Destructive forces are within her. Threats and lies don't depart from her streets.
Bilgelik dışarıda yüksek sesle haykırıyor, Meydanlarda sesleniyor.Wisdom calls aloud in the street. She utters her voice in the public squares.
Pınarların sokakları, Akarsuların meydanları mı sulamalı?Should your springs overflow in the streets, streams of water in the public squares?
Kâh sokakta, kâh meydanlardadır. Sokak başlarında pusuya yatar.Now she is in the streets, now in the squares, and lurking at every corner.
‹‹Saat dokuza doğru tekrar dışarı çıktı, çarşı meydanında boş duran başka adamlar gördü.He went out about the third hour, and saw others standing idle in the marketplace.
Meydanlarda selamlanmaktan ve insanların kendilerini ‹Rabbî› diye çağırmalarından zevk duyarlar.the salutations in the marketplaces, and to be called 'Rabbi, Rabbi' by men.
Boş yere övünen, birbirine meydan okuyan, birbirini kıskanan kişiler olmayalım.Let's not become conceited, provoking one another, and envying one another.
Orada yüksek yüksek dağlar meydana getirmedik mi? Ve size tatlı su(lar) içirmedik mi?And placed in it lofty and broad stablisers, and gave you sweet water to drink?
Korku ve ümide düşürmek için size şimşeği gösteren, yağmurla yüklü bulutları meydana getiren O'dur.It is He who makes the lightning flash for fear and hope, and raises massive clouds.
And olsun ki, gökte burçlar meydana getirdik, onları bakanlar için donattık.We have placed the signs of the Zodiac in the sky, and decked it out for those who can see;
Orada sizin ve rızık veremeyeceğiniz kimseler için geçimlikler meydana getirdik.We have provided on it sustenance for you, and for those you cannot provide.
O gün onlar meydana çıkarlar; onların hiçbir şeyi Allah'a gizli kalmaz.The day when they will come out (of their graves), with nothing of them hidden from God.
Eğer iddialarında samimi iseler Kuran'ın benzeri bir söz meydana getirsinler.So let them bring a discourse like it, if they are truthful
Allah, yeri yaratıkları için meydana getirmiştir.He positioned the earth for all the creatures:
Bilmezsin, olur ki, Allah bunun ardından bir hal meydana getirir.You never know that God may perchance lead to a new situation after this.
Suyunu ondan çıkarmış ve otlak yer meydana getirmiştir.He brought out its water and its pastures from it,
Gerçekten de doğru yolla azgınlık apaçık meydana çıkmıştır.Distinct is the way of guidance now from error.
Suçluların yolu yoradamı iyice meydana çıksın diye delilleri bu çeşit açıklamadayız.Thus distinctly do We explain Our signs that the way of sinners may become distinct.
Doğru söyleyenlerdensen tehdit ettiğin şeyi meydana getir bakalım.If so, bring on us what you threaten us with, if what you say is true."
Birbirinize yardım etmezseniz yeryüzünde bir fitne belirir, büyük bir bozgun meydana gelir.Unless you do the same there will be discord in the land and anarchy.
De ki: Alay edin bakalım, şüphe yok ki Allah, ürküp çekindiğinizi meydana çıkaracaktır.Say to them: "Mock as much as you like; God will surely expose what you dread."
Ülkelerinin altını üstüne getirdik, üstlerine balçıktan meydana gelmiş taşlar yağdırdık.And We turned the city upside down, and rained on them stones of hardened lava.
Sonra onların ardından, başka bir nesil meydana getirdik.After them We raised a new generation.
Derken Musa da sopasını attı, sopa, hemen onların düzüp meydana getirdiği şeyleri yutmaya başladı.Then Moses threw down his staff, and lo, it swallowed up their conjurations.
Ve cehennem, azgınlara gösterilmiş, meydana çıkarılmıştır.And Hell made visible to those who had gone astray.
Kaynakları meydanda, akıp duran şarap ırmaklarından taslar sunulur onlara.With cups from a flowing stream being passed around,
Şüphe yok ki biz, akıl edesiniz, anlayasınız diye Kur'an'ı Arap diliyle meydana getirdik.That We made it a distinctly lucid Qur'an that you may understand.
Artık buna benzer bir söz getirin meydana sözünüz doğruysa.So let them bring a discourse like it, if they are truthful
Siz mi onun ağacını meydana getiriyorsunuz, yoksa biz mi meydana getirmedeyiz?Have you raised its tree, or We have raised it?
O gün ahvaliniz öylesine meydana çıkarılır ki hiçbir şeyiniz gizli kalmaz.You will then be set before Him, and not one of you will remain unexposed.
Ve birbirine sarmaşdolaş bahçeleri, bağları meydana getirdik.And orchards full of trees and interlacing boughs.
Ve gecesini kararttı, kuşluk çağını meydana çıkarttı.Gave darkness to its night, and brightness to its day;
Oradan suyunu, otlağını çıkarıp meydana getirdi.He brought out its water and its pastures from it,
O gün, bütün gizli şeyler, meydana vurulur.The day all secrets are examined
Ve gönüllerdekiler, meydana vurulup bilinince.And the secrets of the hearts exposed,
Size vaat edilen şeyler kesinlikle meydana gelecektir.The promise that was made to you is bound to be fulfilled.
Ki hiç kuşkusuz, senin Rabbinin azabı meydana gelecektir.The punishment of your Lord is certain to come.
Sonra onların ardından bir başka nesil meydana getirdik.After them We raised a new generation.
O gün onlar (kabirlerinden) meydana çıkarlar. Onların hiçbir şeyi Allah'a gizli kalmaz.The day when they will come out (of their graves), with nothing of them hidden from God.