Ana içeriğe geç
Sözlük

mevzu ile cümle

mevzu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Milletlerarası Tahkime İlişkin Mevzuat ve Antlaşmalar (2. bas.).Különféle nemzetközi értekezletek kezdeményezője és szervezője (szimpóziumok stb.)
Anlaşma, iki ülke arasındaki ilişkilerin ilerletilmesi için imzalanan en önemli mevzuat.Sopimusta pidettiin merkittävänä askeleena maiden välisten suhteiden lähentämiseksi.
Mevzuat gereği asgari ücret yoktur.Laissa ei ole määrätty osuuspääoman minimimäärää.
Mevzuat çoğunluk ile kabul edildi .Οι αποφάσεις λαμβάνονταν κατά πλειοψηφία.
Bu mevzuat teknolojideki gelişmelere bağlı olarak sürekli yenilenmektedir.Η εξάρτηση αυτή ενισχύεται από τις εξελίξεις στη σύγχρονη τεχνολογία.
Çünkü burada mevzu doğayı taklit etmek değildir.Όμως η θεωρία δεν ερμηνεύει το φυσικό κακό.
Diğer ülkelerde ise, böyle bir mevzuat yoktur.I det øvrige land er den manglende.
Mevzuat önerileri hazırlayıp, Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Konseyi'ne sunar.Under denne procedure fremlægger Kommissionen et forslag til Europa-Parlamentet og Rådet.
Mevzuat çoğunluk ile kabul edildi .Forslaget forkastes af et flertal.
Vergi mevzuatı ile ilgili görüş ve önerilerde bulunmak.I vedtaket fastsettes satser og innslagspunkt for formuesskatten.
Hepsinin ötesinde, finansal kiralama şirketleri yeni bir mevzuata ayak uydurmak zorunda kalmaktadır.I tillegg instruerte den alle skatteinnkrevere for å få en mer ordnet form på innkrevingen.
Kanunlar, mevzuat bilgi sistemleriyle internette yayınlanmaktadır.Loven gjelder også ved publisering av personopplysninger på Internett.
Diğer ülkelerde ise, böyle bir mevzuat yoktur.Sedangkan di tempat lain hal semacam itu tidak terjadi.
Mevzuat, yürürlükteki hukuk kurallarının bütünüdür.Kitab Undang-Undang Hukum Pidana Lengkap.
Mevzuat Bilgi Sistemi.Hệ thống báo cáo.
Fazlaca mevzuata tabi çalışmaktadır.Lục Tu Tĩnh tác phẩm rất nhiều.
Chatham Adaları Konseyi ise kendi mevzuatında yetki verilen üniter bir otoriteye benzer.Riêng Hội đồng Đảo Chatham thì tương tự với chính quyền hợp nhất, nhưng được phép ra đạo luật riêng.
Sufîlere dînî görüşlerini mevzu hadisler, yalanlar ve halk âdetleri üzerine dayandırmakla suçladı.封印を解いた直後自分が「嘗てナタに助けられた一族の末裔」と嘘を付き、行動を共にしていた。
Hukuk Uyuşmalıklarında Arabuluculuk Mevzuatı (Gerekçeli-Atıflı-Notlu).天命に則り性法に率ふと謂う。
Fazlaca mevzuata tabi çalışmaktadır.その分、地味な役回りが多い。
İşte bu mevzu, kendi içerisinde bir çelişki barındırmaktadır.此依喻顯婬事時量差別而說如前已辯。
Sufîlere dînî görüşlerini mevzu hadisler, yalanlar ve halk âdetleri üzerine dayandırmakla suçladı.那天,他否認他和皮斯特的失踪案有关,也否認将提供给他一份工作。
Diğer ülkelerde ise, böyle bir mevzuat yoktur.在其他的一些国家,则可能并没有这样的强制規定。
Mevzuata aykırı olsa da, onu takip etme koşuluyla kabul ederler.别挑三拣四的,只要他跟着你就好。
İmar Mevzuatına ulaşılabilirlikle (fiziksel engellerin kaldırılmasıyla) ilgili hükümler eklenmiştir.问题的几何(物理界限)被定义。
Chatham Adaları Konseyi ise kendi mevzuatında yetki verilen üniter bir otoriteye benzer.查塔姆群島領地則類似單一管理區,由擁有獨特法源依據的查塔姆群島議會直接管轄。
1637 yılında okulun rektörü ve Canterbury Başpiskoposu olan William Laud üniversitenin mevzuatını kaleme aldı.1636年,時任校監兼坎特伯里大主教的威廉·勞德編制大學法令。
Sufîlere dînî görüşlerini mevzu hadisler, yalanlar ve halk âdetleri üzerine dayandırmakla suçladı.그는 이 시에서 난민들을 비난하며 그들을 들짐승에 비유하고 있다.
Fazlaca mevzuata tabi çalışmaktadır.운영 체제는 많은 부분을 이룬다.
Ben ölmeden bu mevzuyu toparlayabilecek miyim?" diyorum.그런 것이 바르게 머무를 수 있겠는가?"
Mevzuatla verilen görevleri yürütmek.해석하는 역할을 담당한다.
Koruma hangi ülkede talep ediliyorsa koruma şartları o ülke mevzuatına göre belirlenir.저작권 인정 여부와 그 보호 기간은 그 저작권이 주장되는 국가의 법에 규정된다.
Mevzuata aykırı olsa da, onu takip etme koşuluyla kabul ederler.개별법규가 있다면, 그에 따라야 한다.
Mevzuat, yürürlükteki hukuk kurallarının bütünüdür.תהליך שהוא נכון בהכללה רחבה.
Ancak bazı kovuşturmalar dışında bu konuda özel bir mevzuat bulunmamaktadır.נראה כי לפחות לכאורה, לא ניתן לדבר כאן על פרט מסוים.
Mevzuat önerileri hazırlayıp, Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Konseyi'ne sunar.По този начин Домът иска да улесни дискусиите и дебатите относно Европа и Европейския съюз.
Rus Anayasasına göre, Rusya'nın uluslararası antlaşmaların iç mevzuatını geçersiz kılar.Той мисли, че Русия не изпълнява задълженията си от договора.
Chatham Adaları Konseyi ise kendi mevzuatında yetki verilen üniter bir otoriteye benzer.Otočje Chatham ima poseban status te ima svoje vijeće koje je unitarno tijelo.
Mevzuat çoğunluk ile kabul edildi .Rozhodovalo sa hlasovaním väčšinovým princípom.
Kanun ile yapılan anayasa değişikliği ile mevzuata dahil olmuştur.Prostredníctvom ústavných zákonov sa teda vykonávajú aj zmeny v ústave.
Sağlık Bakanlığı mevzuatı doğrultusunda Hasta Hakları Birimi kurulmuştur.Zdravotné dôvody stanovilo ministerstvo zdravotníctva.
Mevzuat önerileri hazırlayıp, Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Konseyi'ne sunar.Ak navrhne zmeny, oboznámi o svojom stanovisku Radu a Komisiu.
Mevzuat çoğunluk ile kabul edildi .Sklepi odbora so bili sprejeti z veliko večino.
Mevzuat önerileri hazırlayıp, Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Konseyi'ne sunar.Izdaja letna poročila in jih poda Svetu in Parlamentu.
Kavram, ilk olarak 1890'da York Antwerp Kuralları ile mevzuat halini almıştır.Iki šių dienų atsitikus bendrajai avarijai ji reguliuojama pagal 1890 m. Jorko Antverpeno taisykles.
Görev ve bu kurumların yöntemlerini düzenleyen mevzuat 1998 yılında uygulamaya koyulmuştur.1998 m. buvo išleisti įstatymai, tvarkantys šių institucijų funkcijas ir metodus.
Mevzuat Bilgi Sistemi.Atsiskaitymo sistemos.
Mevzuat gereği asgari ücret yoktur.Miinimumtasu otsuses ei ole.
Mevzuat Bilgi Sistemi.Algab andmeedastus.
ABM’ler mevzuatı, yasalsınırlamalar ve gerekler ve yatırım teflvikleri hakkındatavsiyelerde bulunabilirler.EIC môžu poradiť v oblasti colnýchpredpisov, legislatívnych obmedzenía požiadaviek akoaj podpory investícií.
AÇA Mevzuatı Ajans'ın diğer organlarla tekrarlanan faaliyetlere girişmesini önlemektedir.Regulamentul AEM cere Agenţiei evitarea duplicării cu alte organisme.
A fiirketler:AB politikaları, mevzuatı, fonları veya programlarıgibi konularda bilgi almak istiyorlarsa,Bedrijven kunnen bij de EIC’s terecht voor de volgendediensten:
A fiirketler:AB politikaları, mevzuatı, fonları veya programlarıgibi konularda bilgi almak istiyorlarsa,Gli EIC possono rivelarsi un aiuto prezioso per tuttele imprese che:
A fiirketler:AB politikaları, mevzuatı, fonları veya programlarıgibi konularda bilgi almak istiyorlarsa,Informationen zu Fragen über EU-Politik,Gemeinschaftsrecht, EU-Finanzhilfen oder Förderprogrammen sucht,
A fiirketler:AB politikaları, mevzuatı, fonları veya programlarıgibi konularda bilgi almak istiyorlarsa,Søger oplysninger om emner som f.eks. EU’s politik, lovgivning, finansiering eller programmer
Albert mevzudaki çoban.Albert è il pastore della storia.
Albert mevzudaki çoban.Albert är fåraherden i fråga.
Albert mevzudaki çoban.Albert a szóban forgó juhász.
Albert mevzudaki çoban.Albert es el pastor en cuestión.
Albert mevzudaki çoban.Albert este ciobanul în cauză.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod