Ana içeriğe geç
Sözlük

mevki ile cümle

mevki kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Alkalay burada 12 Kasım Pazartesi günü Taylandlı mevkidaşı Nitya Pibulsonggram ile bir araya geldi.Alkalaj met with Thai counterpart Nitya Pibulsonggram on Monday (November 12th).
Diplomasi Günlüğü: Kosovalı bakan Hiseni Slovak mevkidaşıyla görüşecekDiplomatic Diary: Kosovo's Hyseni talks to Slovak counterpart
Sekerinska, "Mevkilerden bahsetmeyi bırakmalıyız."We should stop talking about offices.
Belgeler, Rocen ile Avusturyalı mevkidaşı Ursula Plassnik arasında gerçekleşen toplantıda imzalandı.The documents were signed during a meeting between Rocen and Austrian counterpart Ursula Plassnik.
Serdyukov Türk mevkidaşı Vecdi Gönül ile de bir araya geldi.Serdyukov also met with Turkish counterpart Vecdi Gonul.
Bu partilere verdikleri destek karşılığında bakanlık mevkileri verildi.In return for their backing, they were given ministerial positions.
Ne var ki, AGİT verilerine göre birçok ülkedeki kadınlar hâlen önemli mevkilerde bulunmuyorlar.However, women are still not holding power positions in many countries, the OSCE reports.
Erdoğan burada Arnavut mevkidaşı Sali Berişa ile bir araya geldi.He met with his Albanian counterpart, Sali Berisha.
Ziyarette Berişa ve Kosovalı mevkidaşı Haşim Taki bir dizi ikili işbirliği anlaşması imzaladılar.Berisha and Kosovo counterpart Hashim Thaci signed a series of bilateral co-operation agreements.
Basescu yeni mevkiini PSD'nin yer almadığı bir hükümet koalisyonu kurmakta kullandı.Basescu used his new position to create a governmental coalition, excluding PSD.
ABD Başkanı George W. Bush Bulgar mevkidaşı Georgi Parvanov ile bir telefon görüşmesi yaptı.US President George W. Bush spoke by phone to his Bulgarian counterpart, Georgi Parvanov.
Davutoğlu, bu ülkelerden mevkidaşlarıyla yaptığı bu toplantının önemli olduğunu kaydetti.Davutoglu said his meeting with his counterparts from those countries was significant.
Kurul, bu mevkiye bir AB özel temsilcisinin getirilmesini tavsiye edeceğini belirtti.The board said it would recommend that the post be replaced by an EU special representative.
Makedon sınır polisi temsilcileri, Sırp mevkidaşlarına yardıma hazır olacak.Macedonian border police representatives will be on hand to help their Serbian counterparts.
KFOR askerleri mevkilerini koruyarak gece boyunca dev projektörlerle kalabalığı izlediler.KFOR troops remained at their positions, using big lights to observe the crowd overnight.
Ancak uzmanlar, bazı mevkilerin şehir merkeziyle çok iyi bağlantısı olmadığı konusunda uyarıyor.Experts warn however, that some locations are not very well connected with the city centre.
Mevki iki yıldır boş bulunuyor.The post as been vacant for two years now.
Mevki Ocak 2003'den bu yana boş duruyor.The position has been vacant since January 2002.
Bakanlık o tarihten bu yana söz konusu mevkiye iki kişi atadı.The ministry has since appointed two replacements to the board.
YIRH, "Mahkemelerin yüksek mevkilerdeki kişileri yargılayamadığı veya yargılamadığı açık ..."It is obviously that courts cannot or won't judge to people in high places ...
Severin, baskılara rağmen seçilmiş mevkisinden istifa etmeyi reddetti.Severin refused to resign from his elected position despite pressure.
Sözlerinin devamında lider, partisinin başbakanlık mevkiini talep edeceğini belirtti.He went on to say that his party would demand the post of prime minister.
Bu mevki, Daha İyi bir Gelecek Partisi'nden (SBB) gazete sahibi Fahreddin Radonciç' e gitti.That spot went to newspaper owner Fahrudin Radoncic, of the Party for a Better Future (SBB).
Seydiu şimdi iki mevkiyi de kaybetti.Sejdiu now has lost both positions.
Rasmussen Bükreş'ten, Bulgar mevkidaşı Sergey Stanişev ile temaslarda bulunmak üzere Sofya'ya uçtu.From Bucharest, Rasmussen flew to Sofia for talks with Bulgarian counterpart Sergey Stanishev.
Ancak Türk liderler, hala Avrupalı mevkidaşları kadar ileri gitmeye istekli görünmüyor.However, Turkish leaders still appear unwilling to go as far as their European counterparts.
Bu mevki geçen yıl oluşturuldu ve Simonoviç de göreve getirilen ilk kişi oldu.The post was established last year and Simonovic is the first to take the job.
Kosovalı mevkidaşı Veliu girişimi ve anlaşmayı memnuniyetle karşıladı.His Kosovo counterpart, Veliu, welcomed the initiative and the agreement.
Berlusconi İzmir'de Türk mevkidaşı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya geldi.He met in Izmir with Turkish counterpart Recep Tayyip Erdogan.
Aralık 1993'e kadar da bu mevkide kaldı.He remained in this position until December 1993.
İmza törenine Hırvatistan Başbakanı Jadranka Kosor ve Rus mevkidaşı Vladimir Putin katıldı.Croatian Prime Minister Jadranka Kosor and Russian counterpart Vladimir Putin attended the ceremony.
Ancak Bosnalı mevkidaşı Branko Dokiç bunu reddediyor.But his Bosnian counterpart, Branko Dokic, denies this.
Türkiye cumhurbaşkanı Arnavut mevkidaşıyla işbirliği konusunda bir görüşme yaptı.The Turkish president met with his Albanian counterpart to discuss co-operation.
Obama'nın Rus mevkidaşı da Lizbon'da atılan adımların önemini kabul etti.His Russian counterpart agreed about the importance of the steps taken in Lisbon.
Vasiç, "Suç dünyasının en tepesindeki mevkiler artık boşaldı."The positions at the top of the criminal world are now vacant.
Sutanovac burada 26 Ocak Pazartesi günü İngiliz mevkidaşı John Hutton ile bir araya geldi.Sutanovac met with British counterpart John Hutton on Monday (January 26th).
Suçlanan 360 sanıktan 149'u önemli, liderlik veya yöneticilik mevkilerine sahipti.Of the 360 defendants indicted, 149 had important, leading or control positions.
Kerum mevki için SDP üyesi Ranko Ostojiç'i alt etti.He beat out SDP member Ranko Ostojic for the post.
Yüksek mevkilerdeki yetkililer çoğu zaman dokunulmazlığa sahip bir şekilde yolsuzluğa bulaşıyorlar.Highly placed officials often engaged in corrupt practises with impunity.
Ahmedinecad ve Türk mevkidaşı Abdullah Gül bir dizi ikili ekonomik anlaşma imzalayacaklar.He and his Turkish counterpart, Abdullah Gul, will sign a number of bilateral economic agreements.
Sadece mevkiden istifa değil, parti başkanlığı veya görevden de istifaya.Not only to resign from the post, but also from the position of party chairman or functionary.
Bu mevkilerde Sırplar, Hırvatlar ve bir de Karadağlı görev yapıyor.These positions are filled by Serbs, Croats and one Montenegrin.
Han burada mevkidaşı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya geldi.Han met with counterpart Recep Tayyip Erdogan.
Pahor ve Hırvat mevkidaşı Jadranka Kosor anlaşmayı güçlü bir şekilde destekliyorlar.Pahor and his Croatian counterpart, Jadranka Kosor, are strong proponents of the deal.
Belgrad'da Sanader Sırp mevkidaşı Mirko Zvetkoviç ve Cumhurbaşkanı Boris Tadiç ile bir araya geldi.In Belgrade, Sanader met with Serbian counterpart Mirko Cvetkovic and with President Boris Tadic.
Ancak anlaşmaya göre, Sırp partilerinden temsilcilere de çok sayıda mevki verilecek.But under the agreement, representatives of Serb parties will get several positions.
Yargı mevkilerine adaylıklar sürüyor.Nominations for judicial positions are under way.
Ebul Geyt Ankara'da mevkidaşı Abdullah Gül ve diğer üst düzey yetkililerle temaslarda bulundu.He met with counterpart Abdullah Gul and other senior officials in Ankara.
SC'de cumhurbaşkanlığı büyük oranda törensel bir mevki.The presidency in RS is mostly a ceremonial position.
Toplantıya Kosova Cumhurbaşkanı Fatmir Seydiu ve Sırp mevkidaşı Boris Tadiç de katıldı.Kosovo President Fatmir Sejdiu and Serbian counterpart Boris Tadic both attended the meeting.
Moldova sınır polisi, Rumen mevkidaşlarının sınır kapılarını kapattıklarını söylediler.Moldovan border police informed their Romanian counterparts they had closed the border checkpoints.
Ziyaretinde Papuliyas, Kıbrıslı mevkidaşı Tassos Papadopulos ile bir araya geldi.During his visit, he met with his Cypriot counterpart, Tassos Papadopoulos.
Basescu burada ABD'li mevkidaşı George W. Bush ve diğer üst düzey yetkililerle temaslarda bulundu.He met with US counterpart George W. Bush and other senior officials.
SC cumhurbaşkanlığı daha çok sembolik bir mevki.The RS presidency is mostly a figurehead position.
Bakan burada Bosnalı mevkidaşı Sven Alkalay ile bir araya geldi.He met with his Bosnian counterpart, Sven Alkalaj.
İş adamları Karadağlı mevkidaşlarıyla ekonomik işbirliğini ilerletme konulu bir anlaşma imzaladılar.They signed an agreement with their Montenegrin counterparts on enhanced economic co-operation.
Gül Cuma günü Iraklı mevkidaşı Celal Talabani ile New York'ta bir görüşme yaptı.On Friday, Gul met with Iraqi counterpart Jalal Talabani at the UN in New York.
Bush, Sloven mevkidaşı Danilo Turk ile Kosova konusunda da görüştü.Bush spoke about Kosovo with his Slovenian counterpart, Danilo Turk.
Bulgar Bokova UNESCO'nun baş mevkiine atandıBulgaria's Bokova wins UNESCO top post
Netanyahu'nun Yunan mevkidaşı Yorgo Papandreu Temmuz ayında Kudüs'ü ziyaret etmişti.Netanyahu's Greek counterpart, George Papandreou, paid a visit to Jerusalem in July.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod