11 Eylül sonrası Birleşik Devletler kendi iç meselelerinde yeterince problem yaşadı.След 11-ти септември Съединените щати имаха много проблеми при справянето със собствените си вътрешни въпроси.
11 Eylül sonrası Birleşik Devletler kendi iç meselelerinde yeterince problem yaşadı.לאחר 11 בספטמבר, ארצות הברית היתה צריכה להתמודד עם בעיות רבות, בנושאי פנים.
11 Eylül sonrası Birleşik Devletler kendi iç meselelerinde yeterince problem yaşadı.ما بعد ١١ أيلول، أصبح لدى الولايات المتحدة الكثير من المتاعب للتعامل مع القضايا الداخلية الخاصة بها.
11 Eylül sonrası Birleşik Devletler kendi iç meselelerinde yeterince problem yaşadı.問題を山のように抱えています ですから資金は国内の問題解決に割かれています
2006’da bütün okul meseleleriyle ilgili dersler değerlendirmenin odak noktası olacaktır.Ambos os projectos estão em curso.
2006’da bütün okul meseleleriyle ilgili dersler değerlendirmenin odak noktası olacaktır.Formation continue des enseignants à l’étranger: LI Données non disponibles: BE nl, LU
2006’da bütün okul meseleleriyle ilgili dersler değerlendirmenin odak noktası olacaktır.Nel 2006 saranno oggetto di valutazione i corsi sugli argomenti comuni a tutta la scuola.
2006’da bütün okul meseleleriyle ilgili dersler değerlendirmenin odak noktası olacaktır.Počiatočné vzdelávanie učiteľov v zahraničí
2006’da bütün okul meseleleriyle ilgili dersler değerlendirmenin odak noktası olacaktır. unul sau mai multe organisme externe care realizează acreditarea şi/sau evaluarea;
Acilen o telefona ihtiyacım var, bu bir ölüm kalım meselesi.Necesito ese teléfono, es muy urgente, es un asunto de vida o muerte.
"ağacı yarına bırakalım" meselesi değildir.A kérdés az:
"ağacı yarına bırakalım" meselesi değildir.내일을 위해 나무를 남겨두자는 말은 생각할 가치도 없습니다.
"ağacı yarına bırakalım" meselesi değildir.la questione non è: "Teniamo l'albero per domani.
"ağacı yarına bırakalım" meselesi değildir.la question n'est pas de savoir s'il faut laisser cet arbre pour demain mais
"ağacı yarına bırakalım" meselesi değildir.Nu e o chestiune de "Hai să păstrăm copacul pentru mîine."
"ağacı yarına bırakalım" meselesi değildir."Чи не залишити це дерево на завтра?"
"ağacı yarına bırakalım" meselesi değildir.אין פה שאלה של -- בואו נשאיר את העץ למחר.
"ağacı yarına bırakalım" meselesi değildir.أيست كذلك المسألة -- دعونا نرك الشجرة للغد.
"ağacı yarına bırakalım" meselesi değildir.今日食べる物さえ無い状態
AIDS'in öncelikle bir politika meselesi olduğunu düşünüyoruz.우리가 생각하는 첫번째로 주요한 것은 AIDS는 정책적인 문제라는 것입니다.
AIDS'in öncelikle bir politika meselesi olduğunu düşünüyoruz.Also, wir denken überwiegend, dass AIDS ein strategisches Problem ist.
AIDS'in öncelikle bir politika meselesi olduğunu düşünüyoruz.Aşadar putem spune în primul rând că SIDA este o problemă politică.
AIDS'in öncelikle bir politika meselesi olduğunu düşünüyoruz.Así que creemos, en primer lugar, que el SIDA es una cuestión de política.
AIDS'in öncelikle bir politika meselesi olduğunu düşünüyoruz.Jadi yang pertama dan paling kita pikirkan, AIDS adalah masalah kebijakan.
AIDS'in öncelikle bir politika meselesi olduğunu düşünüyoruz.Myślimy, że AIDS jest kwestią zasad
AIDS'in öncelikle bir politika meselesi olduğunu düşünüyoruz.Quindi, prima di tutto, noi pensiamo che l'AIDS sia una questione politica.
AIDS'in öncelikle bir politika meselesi olduğunu düşünüyoruz.Tehát úgy véljük, hogy az AIDS elsősorban politika kérdése.
AIDS'in öncelikle bir politika meselesi olduğunu düşünüyoruz.Tout d'abord, nous pensons que le SIDA est un problème de politique.
AIDS'in öncelikle bir politika meselesi olduğunu düşünüyoruz.We denken dat aids vooral een beleidsissue is.
AIDS'in öncelikle bir politika meselesi olduğunu düşünüyoruz.Затова преди всичко ние мислим, че СПИН е политически проблем.
AIDS'in öncelikle bir politika meselesi olduğunu düşünüyoruz.Итак, мы считаем, что СПИД — это, в первую очередь, вопрос проводимой политики.
AIDS'in öncelikle bir politika meselesi olduğunu düşünüyoruz.אם כך, נדמה לנו שבראש ובראשונה איידס הוא נושא פוליטי.
AIDS'in öncelikle bir politika meselesi olduğunu düşünüyoruz.لذلك نحن نعتقد و قبل أي شيء أن الإيدز مشكلة سياسية
AIDS'in öncelikle bir politika meselesi olduğunu düşünüyoruz.きっとこの部屋のみなさんもそう思っているでしょう
Ailenle aramda hiçbir mesele yok.Az én helyem nem jelent konkurenciát maguknak. Ne aggódjon.
Ailenle aramda hiçbir mesele yok.Il n'y a pas de concurrence entre ta maison et la mienne. Alors ne t'en fais pas.
Ailenle aramda hiçbir mesele yok.Δεν υπάρχει περίπτωση η οικογένεια σου να γίνουν ανταγωνιστές με την οικογένεια μου.
Ailenle aramda hiçbir mesele yok.لا توجد منافسة بين عائلتك وعائلتي
Allah seni kahretsin Zain Bin Ali cehennemde yanasın şimdi bu meseleyi çözmek imkansız bir hâl aldıMaldito seas Zain Bin Ali ojalá te quemes en los infiernos ahora será imposible arreglar las cosas maldición
Altın kullanılmasındaki mesele de şu: Teknik olarak altın baskı yapılabiliyor.La ragione per cui non fanno dell'oro è che possono farlo,nessun problema
Altın kullanılmasındaki mesele de şu: Teknik olarak altın baskı yapılabiliyor.Но ние сме си все същите човешки същества отпреди 100 000 години и не сме се променили в значителна степен.
Altyapı çok büyük bir mesele.Az infrastruktúra egy hatalmas üzlet.
Altyapı çok büyük bir mesele.Cơ sở vật chất là vấn đề lớn.
Altyapı çok büyük bir mesele.De infrastructuur is een grote opgave.
Altyapı çok büyük bir mesele.Die Infrastruktur ist ein riesiges Geschäft.
Altyapı çok büyük bir mesele.Infrastructura este o afacere imensă.
Altyapı çok büyük bir mesele.Infrastruktura to wielka rzecz.
Altyapı çok büyük bir mesele.Infrastrukturen är extrem viktig.
Altyapı çok büyük bir mesele.사회기반시설은 엄청난 일입니다.
Altyapı çok büyük bir mesele.La infrestructura es un asunto enorme.
Altyapı çok büyük bir mesele.Les infrastructures sont une politique économique importante.
Altyapı çok büyük bir mesele.L'infrastruttura è una faccenda enorme.
Altyapı çok büyük bir mesele.Η υποδομή είναι τεράστιας σημασίας.
Altyapı çok büyük bir mesele.Инфраструктура на самом деле очень важна.
Altyapı çok büyük bir mesele.Инфраструктурата е нещо огромно.
Altyapı çok büyük bir mesele.התשתיות הן עניין גדול.
Altyapı çok büyük bir mesele.البنية التحتية هي بنية صفقة ضخمة.
Altyapı çok büyük bir mesele.戦争のように激しい競争が
Ama asıl mesele, bu önceliği başka önceliklere göre nasıl tartarsınız?Aber die Feuertaufe ist: Wie wichtig ist Bildung im Vergleich zu anderen Prioritäten?
Ama asıl mesele, bu önceliği başka önceliklere göre nasıl tartarsınız?Ale realitou zůstává, jak nastavit preference a kterým bude dána přednost.