Aristoteles, metafiziğin meselelerine değinirken iki ana mesele üzerinde yoğunlaşır.הייז היה צריך להתעסק בשני נושאים מרכזיים בכלכלה.
O, benim meselemdir.זה ענייני.
Vahdetü'l-vücud meselesinin sırları nelerdir?Какво по конкретно знаем за с. Силен?
Asıl mesele ise, artık yıl 2004 değil.Това към 2013 г. все още не е факт.
Bu mesele, günümüzde “ufuk meselesi” olarak adlandırılır.Днес това се нарича „осветяване на полето в сянка“.
Tarihçilerin çalışmalarının özgünlüğü titiz bir meseledir.По думите му журналистиката на групи е ново явление.
Böylece Kilise ile devlet arasındaki uygun ilişki meseleye dahil olmuştur.От този момент нататък участва в разговорите с властите, свързани с отношенията между държавата и Църквата.
Ruh ve Beden Meselesi .Храднокръвие и чувства.
Batılı devletler ise çatışmaları Libya'nın iç meselesi olarak görmekte ve müdahale etmeyi reddetmektelerdir.САЩ призовава Либия да не се опишва да потушава протестите.
Bu pek çok programcılar için ham kodun çalışma hızını bir mesele olmaktan çıkarmıştır.Това прави скоростта на изпълнение на кода безпроблемна за много програмисти.
Ölüm kalım meselesi.Въпрос на живот и смърт.
Bu bir ölüm kalım meselesi.Това е въпрос на живот и смърт.
Cevap aradıkları başlıca meseleler şunlardır: Her şey nereden geliyor?Mnogi od njih postavili su sebi sljedeća pitanja: Od čega sve nastaje?
Heidegger ise Varlık meselesi üzerine odaklanmıştır.Heideggerovo mišljenje je posvećeno pitanju o bitku.
Ruh ve Beden Meselesi .Tijelo i duša (mađ.
"Bir kez daha 'Kürt Meselesi'".Opet smo došli do "tie breaka".
Bu aşamadan sonra mesele bir intikam meselesi haline de gelmiştir.Policija je dotada mislila kako je sve to prenapuhani čin osvete.
Kürt meselesi ve Kürt halkının sorunlarıyla yakından ilgilendi.Vrlo su dobro bili poznati njegovi stavovi i polemike o vučjoj populaciji.
Sorun ya da problem; çözülmesi gereken mesele, soru veya aşılması gereken engel.Problem odluke je problem koji uvijek ima odgovor da ili ne.
İnananlar açısından mezheplerin bağlayıcı olup olmadığı da tartışıla gelen meselelerdendir.Vjeruje se da su šejtani (đavli) u ovom mjesecu okovani kako ne bi mogli pristupiti vjernicima.
Mesele hükümetleri aşan bir meseledir" dedi.Radi se o čisto građanskoj stvari."
Bir diğer meseleyse "hakikilik" mefhumunun da sorgulanması gerektiğidir.Ako da, odgovarajući čvor nasljednik mora također biti pretražen.
Bu mesele kapandı.Tým je dôkaz ukončený.
İsviçre'deki gizli hesaplar meselesi hakkında neler konuşuldu?Peniaze mali odísť na súkromné účty osôb zo Slovenska v švajčiarskych bankách.
Cevap aradıkları başlıca meseleler şunlardır: Her şey nereden geliyor?Jeho úlohou je odpovedať na šesť základných otázok: Kto?
Çeşitli araştırmacılar, dolaylı olarak meseleye değinmişler ve görüşler ileri sürmüşlerdir.Ukázalo sa však, že otázok, ktoré čakajú na odpoveď je príliš veľa a názory sa rozchádzali.
Bu bir zaman meselesi," dedi.Je to vec, ktorá sa stáva."
1 Kasımda mesele nihayet halledilmiş gibi görünüyordu.Kongres sa otvoril konečne 1. novembra.
Çevre meseleleri daha dikkatli ele alınmaktadır.Nastal čas riešiť veci miernejším spôsobom.
Kürt meselesi.Lieta vlnkovite.
Bu yüzden anlaşılması diğer meselelere göre daha zordur.Ako je to však pri iných postavách už interpretujeme ťažšie.
"Bir kez daha 'Kürt Meselesi'"."Še en (kratek) zapisek o Valjavcu."
Ancak unuttukları asıl mesele ise çakal olmak değil de, çakallarla dans edebilmenin zorluğudur.Posebnost je bas boben, ki se ne igra s palicami, temveč s pedalom.
Ancak çoğu kez mesele bununla da çözümlenemez.Akivaizdu, kad dažnai tai problemos neišsprendžia.
Bir başka mesele için orada olmalıdır.Ten jo lauks naujos užduotis.
"Kudüs meselesi".Jurgio bažnyčia“.
Asıl mesele ise, artık yıl 2004 değil.Vieno atsakymo nėra 2003.
İsviçre'deki gizli hesaplar meselesi hakkında neler konuşuldu?Pagrindinis straipsnis – Šveicarijos istorija.
Federal Cumhurbaşkanı dış meselelerde devleti temsil eder.Federalinis prezidentas Vokietijoje priskiriamas vykdomajai valdžiai.
3. madde, Polonya ile Litvanya arasındaki sınır meselelerinin bu devletler tarafından çözüleceğini öngördü.Taip pat nuspręsta kad valstybės sienos tarp Lietuvos ir Lenkijos nustatymas, tai jų abiejų reikalas.
Ruh ve Beden Meselesi .Keha ja embus.
Romanları ve şiirleri çoğunlukla feminizm, kadın sorunları ve toplumsal meseleler üzerinedir.Tema romaanide ja jutustuste teemaks on sageli tütarlaste naiseks kasvamine ja naise roll ühiskonnas.
Konstantius Hıristiyan kilisesinin meseleleriyle aktif olarak ilgilendi.See kindlustas Constantinusele kristliku kiriku soosingu.
"Bir kez daha 'Kürt Meselesi'"."Jälle häda mõistuse pärast".
Ancak Cerrahpaşalı meselesi burada bitmedi.Arutelu metaani teemal pole siiski lõppenud.
1890'dan sonra ise sosyopolitik meseleler ve sosyal ekonomi üzerine yoğunlaşmıştır.1880ndatel koondas ta tähelepanu ühiskondlikele ja kiriklikele küsimustele.
Elbruz'un Avrupa veya Asya içinde konuşlandırılması, Avrupa'nın en yüksek dağı meselesiyle de bağlantılıdır.Kui Elbrus arvata Euroopa ja Aasia piirile, siis ei ole Mont Blanc Euroopa kõrgeim tipp.
Tartışılan diğer bir konu "kamulaştırma" meselesi idi.Oldekopi väitekiri oli aurumise teemal.
24 saat içinde meydana gelen olaylar Macit Bey meselesi üzerinde/etrafında gelişmektedir.Järgmise 24 tunni jooksul tekib kujuneva platsenta ja areneva loote vahele sidekude.
Heidegger ise Varlık meselesi üzerine odaklanmıştır.Haeckel vaevas pead ka pärilikkuse teema üle.
Tarihçilerin çalışmalarının özgünlüğü titiz bir meseledir.Tundub olevat ajaloolaste uurimustega heas kooskõlas.
11. En büyük donanma bölüğü hangisi Somalili korsanlar meselesiyle ilgilenen?Melyik a legnagyobb tengeri kontingens, amelyik a szomáliai kalózok ellen küzd?
11 Eylül sonrası Birleşik Devletler kendi iç meselelerinde yeterince problem yaşadı.9/11 사건 이후, 미국은 자국 내의 문제를 해결하는데도 많은 어려움을 겪고 있습니다.
11 Eylül sonrası Birleşik Devletler kendi iç meselelerinde yeterince problem yaşadı.Après le 11 septembre, les Etats-Unis ont eu beaucoup de mal... à régler ses affaires internes.
11 Eylül sonrası Birleşik Devletler kendi iç meselelerinde yeterince problem yaşadı.Después del 9/11, los EE.UU. ha tenido gran cantidad de problemas para afrontar sus propios asuntos internos.
11 Eylül sonrası Birleşik Devletler kendi iç meselelerinde yeterince problem yaşadı.Dopo l'11 Settembre gli Stati Uniti hanno avuto a che fare con molti problemi interni.
11 Eylül sonrası Birleşik Devletler kendi iç meselelerinde yeterince problem yaşadı.Dupa 9/11, Statele Unite au avut dificultati mari in a se ocupa de problemele lor interne.
11 Eylül sonrası Birleşik Devletler kendi iç meselelerinde yeterince problem yaşadı.Po 11 września, USA miały sporo własnych problemów, problemów wewnętrznych.
11 Eylül sonrası Birleşik Devletler kendi iç meselelerinde yeterince problem yaşadı.Seit dem 11. September hat die USA viel mit ihren eigenen internen Problemen zu tun gehabt.
11 Eylül sonrası Birleşik Devletler kendi iç meselelerinde yeterince problem yaşadı.После 9/11 у США было множество проблем, которые нужно решить, своих внутренних неурядиц.