Ama asıl mesele, bu önceliği başka önceliklere göre nasıl tartarsınız?Dar adevărata problemă este: cum echilibrezi această prioritate în raport cu alte priorități?
Ama asıl mesele, bu önceliği başka önceliklere göre nasıl tartarsınız?De az igazság próbája az, hogy hogyan súlyozzuk az egyik prioritást más prioritások ellenében?
Ama asıl mesele, bu önceliği başka önceliklere göre nasıl tartarsınız?하지만 그 진실성을 시험하는 진짜 질문은, 이것이 다른 우선 순위들과 맞닥뜨렸을 때 어떻게 할 것인가 입니다.
Ama asıl mesele, bu önceliği başka önceliklere göre nasıl tartarsınız?Maar de test van de waarheid is hoe je deze prioriteit afweegt tegenover andere prioriteiten.
Ama asıl mesele, bu önceliği başka önceliklere göre nasıl tartarsınız?Ma il test della verità è: come si pesano le priorità rispetto ad altre?
Ama asıl mesele, bu önceliği başka önceliklere göre nasıl tartarsınız?Mais le test de vérité est : comment comparer cette priorité avec les autres priorités ?
Ama asıl mesele, bu önceliği başka önceliklere göre nasıl tartarsınız?Mas o teste da verdade é como ponderamos essa prioridade em relação a outras prioridades.
Ama asıl mesele, bu önceliği başka önceliklere göre nasıl tartarsınız?Men eldprovet är, hur balanserar man den prioriteten mot andra prioriteter?
Ama asıl mesele, bu önceliği başka önceliklere göre nasıl tartarsınız?Nhưng phép kiểm nghiệm là, bạn dành ưu tiên cho việc đó hơn tất cả những việc khác ra sao?
Ama asıl mesele, bu önceliği başka önceliklere göre nasıl tartarsınız?Pero la prueba de verdad es, ¿cómo se valora esta prioridad contra otras prioridades?
Ama asıl mesele, bu önceliği başka önceliklere göre nasıl tartarsınız?Αλλά ως επιβεβαίωση θα ρωτήσουμε, πως εκτιμούμε την προτεραιότητα αυτή σε σχέση με άλλες προτεραιότητες;
Ama asıl mesele, bu önceliği başka önceliklere göre nasıl tartarsınız?Але істина в тому, як визначати ці пріоритети по відношенню до інших?
Ama asıl mesele, bu önceliği başka önceliklere göre nasıl tartarsınız?Но настоящее отношение определяется тем, какой приоритет у образования по сравнению с другими задачами.
Ama asıl mesele, bu önceliği başka önceliklere göre nasıl tartarsınız?אך המבחן האמיתי הוא איך משקללים עדיפות זו אל מול עדיפויות אחרות?
Ama asıl mesele, bu önceliği başka önceliklere göre nasıl tartarsınız?لكن الاختبار الحقيقي هوكيف سنوازن بين هذه الأولوية وباقي الأولويات؟
Ama asıl mesele, bu önceliği başka önceliklere göre nasıl tartarsınız?どう優先順位をつけるかです 国は教員の給与をどうするか?
Ama asıl mesele evde yiyecek bişey olmaması.Aber das eigentliche Problem ist, dass es kein Essen zu Hause gibt.
Ama asıl mesele evde yiyecek bişey olmaması.Dar adevărata problemă e că acasă nu e mâncare.
Ama asıl mesele evde yiyecek bişey olmaması.De az igazi probléma az, hogy nincs otthon étel.
Ama asıl mesele evde yiyecek bişey olmaması.Ik schrijf antibiotica voor. Maar het echte probleem is gebrek aan voedsel.
Ama asıl mesele evde yiyecek bişey olmaması.Kiedy dziecko ma infekcję ucha - przepisuję antybiotyki, ale prawdziwym problemem jest brak żywności w domu.
Ama asıl mesele evde yiyecek bişey olmaması.하지만 진짜 문제는 집에 음식이 없다는 점이죠.
Ama asıl mesele evde yiyecek bişey olmaması.Ma il vero problema è che non hanno cibo a casa.
Ama asıl mesele evde yiyecek bişey olmaması.Mais le vrai problème est qu'il n'y a pas de nourriture à la maison.
Ama asıl mesele evde yiyecek bişey olmaması.Men det rigtige problem er, at der ikke er noget mad i hjemmet.
Ama asıl mesele evde yiyecek bişey olmaması.Nhưng vấn đề thực sự là không có thức ăn ở nhà
Ama asıl mesele evde yiyecek bişey olmaması.Pero el verdadero problema es que no hay comida en casa.
Ama asıl mesele evde yiyecek bişey olmaması.Αλλά το πρόβλημα είναι ότι δεν υπάρχει φαγητό στο σπίτι.
Ama asıl mesele evde yiyecek bişey olmaması.Но настоящая проблема в том, что ему нечего есть.
Ama asıl mesele evde yiyecek bişey olmaması.Но реалният проблем е, че няма никаква храна у дома.
Ama asıl mesele evde yiyecek bişey olmaması.אבל הבעיה האמיתית היא שאין אוכל בבית.
Ama asıl mesele evde yiyecek bişey olmaması.لكن القضية الحقيقية هو عدم وجود الطعام في المنزل.
Ama asıl mesele evde yiyecek bişey olmaması.本当の問題は
Ama asıl mesele, kendi şirketinizi kurmak için başkalarıyla... ...birlikte çalışmanız gerektiğidir.어쨌든 중요한 점은 여러분이 회사를 차리는 데 도움이 되는 기업과 손을 잡는 겁니다
Ama asıl mesele, kendi şirketinizi kurmak için başkalarıyla... ...birlikte çalışmanız gerektiğidir.ولكن الفكرة العامة هي أنك تعمل مع الآخرين للمساهمة في إنشاء شركتك.
Ama asıl mesele, kendi şirketinizi kurmak için başkalarıyla... ...birlikte çalışmanız gerektiğidir.パートナーシップの基本です
Ama bunlar var olabilirler de, mesele değil.Ačkoli i ty tam mohou být.
Ama bunlar var olabilirler de, mesele değil.Alle Schmerzen und alles Leid, alles Übel, die Selbstsucht.
Ama bunlar var olabilirler de, mesele değil.Chociaż one też mogą być obecne.
Ama burada anlatmak istediğim bütün mesele bu kavramları nasıl bağdaştıracağınıza dayanan küçük fikrimdi.Ale to, co jsem chtěl vyjádřit, byla myšlenka, jak uvést v soulad evoluci a ID.
Ama burada anlatmak istediğim bütün mesele bu kavramları nasıl bağdaştıracağınıza dayanan küçük fikrimdi.Mas todo o meu ponto aqui é apresentar minha pequena ideia de como você pode reconciliar essas noções.
Ama burada anlatmak istediğim bütün mesele bu kavramları nasıl bağdaştıracağınıza dayanan küçük fikrimdi.Pero mi objetivo aquí es realmente tirar mi poco idea de cómo se pueden conciliar estas nociones.
Ama burada anlatmak istediğim bütün mesele bu kavramları nasıl bağdaştıracağınıza dayanan küçük fikrimdi.Вся суть полягає в тому, щоб подати мою власну невеличку ідею того, як можна врегулювати ці поняття.
Ama burada anlatmak istediğim bütün mesele bu kavramları nasıl bağdaştıracağınıza dayanan küçük fikrimdi.Но всичко това беше направено с цел да помирим обсъдените идеи.
Ama burada anlatmak istediğim bütün mesele bu kavramları nasıl bağdaştıracağınıza dayanan küçük fikrimdi.Но я хотел здесь предложить своё видение того, как можно примирить два этих подхода.
Ama burada anlatmak istediğim bütün mesele bu kavramları nasıl bağdaştıracağınıza dayanan küçük fikrimdi.لاكن النقطه الاساسية هي حقيقا رمي افكاري الصغيره عن كيف يممكننا التوفيق بين هذه المفاهيم
Ama burada anlatmak istediğim bütün mesele bu kavramları nasıl bağdaştıracağınıza dayanan küçük fikrimdi.ちょっとした考え方を提示することだったんだ。 進化や、その不規則さは神がいない世界ってのを
Ama cidden, Afganistan meselesini öncelikle, en az geriye dönük 10-20 yıllık perspektifte düşünmek gerek.Ashraf Ghani:
Ama cidden, Afganistan meselesini öncelikle, en az geriye dönük 10-20 yıllık perspektifte düşünmek gerek.Hệ thống giáo dục hiện nay của chúng tôi là thừa kế nền giáo dục của thể kỉ 19.
Ama cidden, Afganistan meselesini öncelikle, en az geriye dönük 10-20 yıllık perspektifte düşünmek gerek.Nasze systemy edukacji zostały ukształtowane w XIX wieku.
Ama cidden, Afganistan meselesini öncelikle, en az geriye dönük 10-20 yıllık perspektifte düşünmek gerek.Τα εκπαιδευτικά μας συστήματα αποτελούν κληρονομιά του 19ου αιώνα.
Ama cidden, Afganistan meselesini öncelikle, en az geriye dönük 10-20 yıllık perspektifte düşünmek gerek.Въпросът с Афганистан за начало трябва да бъде разглеждан в... поне... 10-20 годишна перспектива.
Ama cidden, Afganistan meselesini öncelikle, en az geriye dönük 10-20 yıllık perspektifte düşünmek gerek.Наші системи освіти успадковані з 19 століття.
Ama cidden, Afganistan meselesini öncelikle, en az geriye dönük 10-20 yıllık perspektifte düşünmek gerek.Нет.
Ama gerçek şu ki hiç kimse doğrusunu bilmiyor ve asıl mesele de bu.Aber die Wahrheit ist, dass es niemand wirklich weiß, und das ist der Punkt.
Ama gerçek şu ki hiç kimse doğrusunu bilmiyor ve asıl mesele de bu.Ale pravda je, že nikto to v skutočnosti nevie, a to je pointa.
Ama gerçek şu ki hiç kimse doğrusunu bilmiyor ve asıl mesele de bu.A vrai dire, personne ne le sait, et c'est ça l'important.
Ama gerçek şu ki hiç kimse doğrusunu bilmiyor ve asıl mesele de bu.Az igazság az, senki sem tudja igazán és ez a lényeg.
Ama gerçek şu ki hiç kimse doğrusunu bilmiyor ve asıl mesele de bu.Dar adevărul nu îl cunoaşte nimeni în realitate, şi acesta este esenţialul.
Ama gerçek şu ki hiç kimse doğrusunu bilmiyor ve asıl mesele de bu.하지만 진실은 아무도 모릅니다. 그게 포인트에요.