Ana içeriğe geç
Sözlük

mesele ile cümle

mesele kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bu mesele kapandı.Tím diskuze skončila.
Donanmaları olmaksızın Venetilerin yenilmesi artık sadece zaman meselesiydi.Nyní již byla porážka konfederátů jen otázkou času.
İnananlar açısından mezheplerin bağlayıcı olup olmadığı da tartışıla gelen meselelerdendir.V té je vystavována při tzv. (eucharistickém) výstavu, neboli věřící jsou vyzváni k adoraci (klanění).
Asya'nın, Avrupa'nın doğusu ile iç içe girdiği batı sınırı ise oldukça tartışmalı bir meseledir.Hranice Evropy s Asií je velice sporná.
Homer Meselesi olarak da bilinir.Může za to Homer.
Vahdetü'l-vücud meselesinin sırları nelerdir?Jak to vypadá uvnitř vozu KU-KA?.
İsviçre'deki gizli hesaplar meselesi hakkında neler konuşuldu?Zároveň se objevily neprokázané informace o tajném kontu ODS ve Švýcarsku.
Ancak Cerrahpaşalı meselesi burada bitmedi.Spory o psychotest nekončí.
Hayır lan işte, bu defa mesele hepimizin ölecek olması değil, dört ayımın kalmış olması."Bez Duka nemám pro co žít.“ On sám zemřel čtyři měsíce poté.
Buradaki mesele herkesin daha fazla bahis yapmasını sağlamak ve daha fazla para kazanmaktır.S každým dalším rokem podpora události narůstá a vybere se více peněz.
21. yüzyılın başından beri henüz çözülememiş temel fizik meselelerinden biri, ünlü enformasyon paradoksudur.Na počátku 21. století jde o jeden z nejvýznamnějších nevyřešených problémů v obecné relativitě.
72 mesele konu edilmiştir.Celkem bylo odebráno 72 kusů.
Dolaysıyla burada konu 3 meseleye değinecek.To vyžaduje tři věci.
Mesele, vekil olma meselesi değildir.Předmětem promlčení nejsou povinnosti.
Ancak bu mesele bugün aydınlatılmıştır.Tento model byl však dnes zpochybněn.
Bilgileri parça parça birleştirmeye başlıyor ve bir süre sonra konuyu kendi meselesiymiş gibi kabulleniyor.Jen je záměrně pozve o trochu dříve, aby jim vysvětlila, jak se mají chovat.
Her meseleyi çok abartır ve çok yalan söyler.Tím je relativizováno i celé lhaní.
Tarihçilerin çalışmalarının özgünlüğü titiz bir meseledir.Chlazení samotných procesorů je také náročná úloha.
Cevap aradıkları başlıca meseleler şunlardır: Her şey nereden geliyor?Gânditorii au început să-și pună întrebări: De unde derivă totul?
Bu bir zaman meselesi," dedi.Este doar o chestiune de timp,” a spus el.
Özellikle ilişkimizin başında bu uzun mesafe meselesi çok sinir bozucuydu.Chestia asta cu relația la distanță a fost foarte enervantă, mai ales la începutul relației noastre.
Bu antlaşma sonrası Habsburglar Alman meselelerinden dışlanmıştır (Kleindeutschland).Habsburgii au fost excluși definitiv din afacerile germane (Kleindeutschland).
Böyle insanlarla bağlantılı olarak pasif olmak da meseleyi görmezden gelmek de işe yaramaz.E inutil să fi pasiv cu acești oameni și e inutilă evitarea problemei.
Bugün Yunan milliyetçiliği, Yunan-Türk arasındaki Kıbrıs meselesinde önemini koruyor.Astăzi naționalismul grec rămâne important în disputa greco-turcă cu privire la insula Cipru.
Ulusalararası ilişkiler departmanı 1995'te bu tür meseleler ile ilgilinmesi için kuruldu.În 1995 s-a înființat „Departamentul de relații internaționale" pentru gestionarea activităților din domeniu.
Katolik inancıyla ilgili konularda ve dinî, ahlâki meselelerin çözümünde yetkilidir.El este împuternicit în problemele credinței catolice și pentru rezolvarea problemelor ecleziastice.
Meseleler görüşüldükten sonra, karar meclisi dağılırdı.După ce deciziile sunt ratificate, Congresul se dizolvă.
Günlerdir bu meseleyle uğraşıyoruz.M-am gândit mult în ultimele zile.
Bir başka mesele için orada olmalıdır.A trebuit să-și caute un alt loc de muncă.
72 mesele konu edilmiştir.77 de întrebări.
Ancak Cerrahpaşalı meselesi burada bitmedi.Dar Kalabar nu a terminat încă.
Donanmaları olmaksızın Venetilerin yenilmesi artık sadece zaman meselesiydi.Atenienii, lipsiți acum de flota, nu au mai fost în stare să i se opună.
Meseleyi senin yargına bırakıyorum.Las problema asta la latitudinea ta.
Meseleyi detayıyla açıkladı.A explica chestiunea în detaliu.
Dedektif meseleyi derhal incelemek için söz verdi.Detectivul a promis că va investiga problema imediat.
Cevap aradıkları başlıca meseleler şunlardır: Her şey nereden geliyor?Legtöbbjük a következő alapvető kérdéseket fogalmazta meg: Honnan származik minden?
Satō Mançurya'nın statüsünü ve "Rusların getirmek istediği herhangi bir meseleyi" tartışabileceğini söyledi.Megvitatták Mandzsúria helyzetét és "minden ügyet, amit az oroszok felhozhatnak".
Bu mesele kapandı.Az ügy lezárva.
Federal Cumhurbaşkanı dış meselelerde devleti temsil eder.Az elnök képviselte az államot a külkapcsolatokban.
Ruh ve Beden Meselesi .A test és lélek viszonylatában.
Kültürleşme stratejilerini belirleyen iki mesele vardır .A stratégiai manőverezésnek két típusát különböztetjük meg.
Tartışılan diğer bir konu "kamulaştırma" meselesi idi.Az egyik fő gond még mindig a „frakciózás” volt.
Sovyet hükümeti Keşmir meselesinde Hindistan'ın politikasını desteklemektedir".Bhután kormánya hozzájárul, hogy India kormánya képviselje őt külső kapcsolataiban."
Steven Spielberg bu meselenin önemi ile ilgili olarak: diyor.De Steven Spielberg!” – jegyezte meg Spiegelman az esettel kapcsolatban.
Konstantius Hıristiyan kilisesinin meseleleriyle aktif olarak ilgilendi.Constantinus a keresztény egyház védőjeként jelentette ki magát.
Millî mesele olmasından öte millî sorun olarak da ele alınabilir.Mindegyik a többire való tekintet nélkül működhet.
Ancak bu mesele bugün aydınlatılmıştır.Mindazonáltal a kérdés ma is nyitott.
Musul Meselesi Lozan'da çözümlenemedi.Móziában a Tanit-szimbólum nem terjedt el.
Bazı ufak meseleleri Massino'nun kulağına fısıldadılar.Nagy emberek beszélgetései az Elisium mezején.
Bataryalı elektrikli araçların güvenlik meselelerine uluslararası standart olan ISO 6469 ile değinilmektedir.Sähköauton turvallisuusnäkökohtia on pohdittu kansainvälisessä ISO standardissa 6469.
Böyle insanlarla bağlantılı olarak pasif olmak da meseleyi görmezden gelmek de işe yaramaz.On turhaa olla passiivinen tällaisten ihmisten kanssa, ja kysymyksen välttäminen on turhaa.
Asıl mesele ise, artık yıl 2004 değil.6 Ei järjestetty sitten vuoden 2004.
Meseleyi açıklamak için üç örnek yetecektir.Selittämiselle esitetään kolme määritelmää.
Cevap aradıkları başlıca meseleler şunlardır: Her şey nereden geliyor?Tyypillisiä luonnonfilosofien kysymyksiä olivat: Mistä kaikki tulee?
Başlangıçta Milano kuzey İtalya'nın meselelerini çözmek için seçtiği karargâhtı.Hänen ensimmäinen asemapaikkansa oli Milano Italiassa.
İsviçre'deki gizli hesaplar meselesi hakkında neler konuşuldu?Hän toimi Sveitsissä salaisten neuvottelujen aikaan.
Her meseleyi çok abartır ve çok yalan söyler.Kaikki kappaleet säveltänyt ja sanoittanut Kauko Röyhkä.
Tartışılan diğer bir konu "kamulaştırma" meselesi idi.Viimeinen riita koski ammattilaisuutta.
Dönemin Maliye Bakanının araya girmesiyle mesele kapatılabilmiştir.Mahdollinen velkojaintoimikunta lakkaa.
Yazılarında kadının eğitimi meselesine büyük önem verdi.Hän suhtautui vakavasti tyttöjen koulutukseen.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod