Bu yüzden, sınırın nerede olduğu meselesi tam olarak açıklığa kavuşamaz.Het is daardoor niet steeds duidelijk waar de grens ligt.
Her meseleyi çok abartır ve çok yalan söyler.Je plukt er alle bloempjes af En maakt het veel te grof.
1 Kasımda mesele nihayet halledilmiş gibi görünüyordu.Op 12 november waren uiteindelijk de stellingen betrokken.
Romanları ve şiirleri çoğunlukla feminizm, kadın sorunları ve toplumsal meseleler üzerinedir.Haar romans en poëzie focust op sociale en feministische onderwerpen maar in verschillende settings.
Ama Ermeni meselesinin çıktığında Batılı devletleri reformlar talep ettiler.Als gevolg van de omwentelingen in Oost-Europa, nam de roep om hervormingen in Albanië toe.
Böylece Kilise ile devlet arasındaki uygun ilişki meseleye dahil olmuştur.Daarnaast voorzag de grondwet in goede relaties tussen kerk en staat.
Mezhep Meselesi ve Fıkhî İhtilaflar".Proteststemmers en praatjesmakers".
Bu yüzden "Glorfindel meselesi"nin meydâna gelmesi şaşırtıcı değildir.Het wekt geen verbazing dat dit gebruik van 'te' ook in het Fries voorkomt.
Bu mesele kapandı."De zaak is gesloten.
Aslında meseleyi sadece şifahen bildirebildim.Ik heb de kwestie in feite alleen maar mondeling kunnen doorgeven.
Paraya gelince, bu çok zor bir mesele.Wat geld betreft, is dit een lastige kwestie.
Diğer bir konu da, Lenin'in Rusya'ya dönmesi meselesiydi.Umożliwiło to Leninowi ponowny powrót do Rosji.
Burada devamlı televizyon hakları meselesini meydana çıkardı..W pobliżu cały czas czekała sprawa praw telewizyjnych.
Ruh ve Beden Meselesi .Ciało i dusza.
İnananlar açısından mezheplerin bağlayıcı olup olmadığı da tartışıla gelen meselelerdendir.Podczas pierestrojki będącą w ruinie świątynię zwrócono wiernym, którzy ją wyremontowali.
Ahlaki meselelerine parmak basarlar.Artykuły Ueber moralische Defectzustände.
Steven Spielberg bu meselenin önemi ile ilgili olarak: diyor.Sam Spielberg kwestionował jakość takich produkcji”.
Böylece Kilise ile devlet arasındaki uygun ilişki meseleye dahil olmuştur.Podczas spotkania mówiono o znaczeniu dobrych relacji między Kościołem a państwem.
Federal Cumhurbaşkanı dış meselelerde devleti temsil eder.Ponadto Prezydent Rzeczypospolitej reprezentuje państwo w stosunkach zewnętrznych.
Bu mesele kapandı.Sprawa została zamknięta.
Bu yüzden anlaşılması diğer meselelere göre daha zordur.Łatwo zauważyć, że dla jednych języków postawiony problem jest wyraźnie łatwiejszy niż dla innych.
Böyle insanlarla bağlantılı olarak pasif olmak da meseleyi görmezden gelmek de işe yaramaz.Z takimi ludźmi nie należy być pasywnym ani nie należy unikać tych spraw.
En büyük meselesi gayet çok olan nüfus yoğunluğu ve tatlı su ihtiyacıdır.Przybycie tak wielu ludzi zwiększyło zapotrzebowanie na słodką wodę i żywność.
Kürt meselesi.Sprawa Ziętary.
Mesele İsrail’de yayınlanan bir belgeselin konusu olmuştur.Co jest w ustawie, którą oprotestował Izrael?
Heidegger ise Varlık meselesi üzerine odaklanmıştır.Surwiwal skupia się na zagadnieniach związanych z przetrwaniem osobniczym.
Mîrânşâh meselesi yüzünden belki bu geliş biraz hızlanmıştı.Dzięki takiemu pożywieniu proces uczłowieczania doznał gwałtownego przyspieszenia.
Schnackenburg meseleyi çözmek üzere ortaya bir sekreter teorisi atmıştır.Solomon Steinheim wysuwał nową teorię objawienia.
Asya'nın, Avrupa'nın doğusu ile iç içe girdiği batı sınırı ise oldukça tartışmalı bir meseledir.Przebieg umownej granicy Europy z Azją na wschodzie i południowym wschodzie wzbudza kontrowersje.
Tartışılan diğer bir konu "kamulaştırma" meselesi idi.Pozostała tylko główna idea, tj. walka z uzależnieniami.
Yani futboldan önce başka meselelere kadar uzanır.Tędy wychodzą drużyny piłkarskie przed rozpoczęciem meczów.
Mono no aware (Japonca: 物の哀れ), meselelerin acısı anlamına gelen bir Japonca terimidir.Mono no aware (japanska: 物の哀れ?) är ett japanskt uttryck.
Böyle insanlarla bağlantılı olarak pasif olmak da meseleyi görmezden gelmek de işe yaramaz.Det är lönlöst att vara passiv med sådana människor och det är lönlöst att undvika frågan.
Steven Spielberg bu meselenin önemi ile ilgili olarak: diyor.Det var Spielberg som ville att de skulle vara så stora.
Böylece Kilise ile devlet arasındaki uygun ilişki meseleye dahil olmuştur.En viktig del behandlade förhållandet mellan kyrka och stat.
Homer Meselesi olarak da bilinir.Detsamma berättar Homeros om Troja.
Allah-Alem İlişkisi, felsefenin en çetrefilli meselelerinden biridir.Därför är kärleken till Gud den högsta formen av filosofi.
Her şehirde fetva verebilen, meseleleri çözebilen bir âlimin bulunması farz-ı kifâyedir.En främling anländer till staden och rör om tillvaron för dem han möter.
Külliyatın bazı kitaplarında yer alan önemli meselelelerin bir kısmı bu eserde de yayınlanmıştır.En stor del av handlingen i böckerna utspelar sig där.
Ancak Cerrahpaşalı meselesi burada bitmedi.Faran för silikos är inte över.
Yazılarında kadının eğitimi meselesine büyük önem verdi.I sitt arbete intresserade hon sig mycket för kvinnohistoria.
Hem Fransız hem de İran hükümetleri, iki meselenin birbirine bağlı olduğunu inkar etmektedirler.Fransmän och tyskar, liksom deras regeringar, misstrodde varandra ömsesidigt.
Doğu, ince mesele (Восток — дело тонкое); Doğu hakkında bahsederken kullanılmaktadır.Terrängen runt Tall al ‘Arabī är platt, och sluttar österut.
Cevap aradıkları başlıca meseleler şunlardır: Her şey nereden geliyor?Publiken undrade: Varifrån kommer hon?
Böyle insanlarla bağlantılı olarak pasif olmak da meseleyi görmezden gelmek de işe yaramaz.Недоцільно з такими людьми бути пасивним, та й недоцільно уникати цього питання.
İsviçre'deki gizli hesaplar meselesi hakkında neler konuşuldu?Про що ставиться до відома податкова служба Швеції.
Ayrıca meselemiz onlar değil, o yüzden konuyu değiştirme.Крім того, мова якраз не про них, отже не відволікайся від теми дискусії.
72 mesele konu edilmiştir.Репресовано 72 чоловіки.
24 saat içinde meydana gelen olaylar Macit Bey meselesi üzerinde/etrafında gelişmektedir.В останні 40 років існування Запорозької січі відбулася істотна еволюція у господарських відносинах.
Faraday, zaman zaman bu mesele üzerinde çalıştı.Архімед довгий час розмірковував над цим завданням.
1 Kasımda mesele nihayet halledilmiş gibi görünüyordu.На кінець грудня рішення було прийняте.
Böylece Kilise ile devlet arasındaki uygun ilişki meseleye dahil olmuştur.Визначає відносини між церквою і державою.
Yani futboldan önce başka meselelere kadar uzanır.Це можна віднести до будь чого від економіки до футболу.
O sırada pencereden onları gören padişah her ikisini de huzuruna çağırarak meseleyi sormuş.Через це потрапила в поле зору чекістів, які двічі викликали її на допит.
Her meseleyi çok abartır ve çok yalan söyler.Але він як завжди бреше й продовжує брехати.
Bu yüzden anlaşılması diğer meselelere göre daha zordur.Через це Нао важко довіряти іншим.
Önemsiz meseleler veya sırf merak için rahatsız edilmemeleri gerekir.Та не такий Лейк, щоб турбуватися через дрібниці.
Bu mesele kapandı.Справу було закрито.
Bu sadece bir zaman meselesi.Це лише питання часу.
Bölüm Zamanlama Meselesi 2 Kasım 2022 3,14 11. 2,27 12. 3,57 10.3,57 3.15 4.04 3.