Aynı şekilde Ukrayna meselesindeki yetersizliklerinden dolayı hükümeti suçladı.Она обвинила украинские власти в нерешительности в этом вопросе.
"Kürt meselesi ve Suriye".«Syrien» und «Koilesyrien».
Yoksa meseleyi bir ayda hallederiz" dedi.Но почему же ты нам не дал ночного горшка?»
Ancak Cerrahpaşalı meselesi burada bitmedi.Бедствия Византии на этом не закончились.
Düzlemsellik meselesi de aynı tarzda çözülebilir.Данное злоупотребление тоже разрешимо.
Prof. Omeljan Pritsak, meseleyi daha başka açıdan ele alarak izah etmiştir.Ван Слайк обратил внимание на эту проблему, подойдя к самой сути процесса.
Hem Fransız hem de İran hükümetleri, iki meselenin birbirine bağlı olduğunu inkar etmektedirler.И французское, и немецкое правительства взаимно обвиняли друг друга.
Cevap aradıkları başlıca meseleler şunlardır: Her şey nereden geliyor?Основных вопросов в данной области три: Что искать?
Bu olay Osmanlı Hanedanı'nın da bu meseleden rahatsızlık duyduğuna örnek olarak gösterilir.Бывший же его хозяин конечно недоволен таким развитием событий.
Genellikle şarkılarında toplumsal meseleleri işledi.Часто в своих песнях затрагивает острые социальные проблемы.
Günlerdir bu meseleyle uğraşıyoruz.Долго говорим о том о сём.
Bu durum III. Leon'un dikkatini diğer meselelere vermesine olanak sağladı.Он сумел убедить эллинов обождать следующим образом.
Bunun yanında Azerbaycan da Türkiye'yi çetrefilli meselelerde desteklemektedir.وبالإضافة إلى ذلك، تؤيد أذربيجان تركيا أيضا في مسائل معقدة.
Ruh ve Beden Meselesi .الروح والجسد.
Hip hop topluluğundaki duruşu sorulduğunda, Mayer şu yanıtı verdi: "Şu anda oradaki mesele müzik değil.وعندما سُئِل عن ظهوره في عالم الهيب هوب رد ماير قائلا: " إنه في الوقت الحالي لا يتعلق بالموسيقى.
Bu zorlu meseleyi çözmeye çalışırken; "Aradığımız şey bilinen bir şeyse, bunu aramaya gerek yoktur.«مهما بلغت درجة جهلك حسب ظنك، اسأل إن كنت لا تعرف؛ فإن لم تفهم اطلب تفسيرًا واضحًا.
Volturi Renesmee'yi ve kurt adam meselesini duyunca hemen oraya gelirler.وعندما سمع فولتيرى بقصة كل من ريناسمى والذئب اسرع إلى هناك.
Bu düşüncesini daha sonra Milliyetçilik Meselesi kitabında geliştirmiştir.وقد طوّر هذه الفكرة لاحقًا في كتابه "المسألة القوميّة".
Bugün Yunan milliyetçiliği, Yunan-Türk arasındaki Kıbrıs meselesinde önemini koruyor.أمَّا اليوم فما زالت القومية اليونانية تلعب دوراً جوهرياً في النزاع اليوناني التركي على قبرص.
Bu dönemde Avrupa liberalizmi ivme kazanmış; ekonomik, sosyal ve politik meseleler gündeme getirilmiştir.خلال هذه الفترة، تزايد نشاط الليبرالية الأوروبية وتضمنت أجندتها القضايا الاقتصادية والسياسية والاجتماعية.
Bu meselelere verilen olumlu ya da olumsuz cevaplar dört kültürleşme stratejisini oluşturmaktadır.وفى المطلق العام بشكل صحيح أو خاطىء هذه الأعمال الأربعه كانت بشأن مسرح العبث.
Mezhep Meselesi ve Fıkhî İhtilaflar".بالجرائم والانحرافات الجسيمة".
Biricik 2014 yılının Kasım ayında Kanal D'de başlayan Şeref Meselesi dizisinde Kübra karakterini canlandırdı.فقط في نوفمبر تشرين الثاني عام 2014، تم إحياء كنال D، ونقطة الانطلاق الشرف في سلسلة أحرف الكبرى.
Sabetaycı meselesi bizim tarihimizdir.لكن الكوميديا نقطة قوتي.
2. O, bir ölüm kalım meselesi, güvenli yaşam veya yok olma yoludur.إنها قضيّة حياة أو موت, و هي طريقٌ إمّا للبقاء أو للاندثار.
İtikada ait meselelerin akıl perspektifinde değerlendirilmesinde farklı okullar oluşmuştur.هناك مدارس مختلفة من التفكير بشأن التفاوت الاقتصادي.
Ayrıca meselemiz onlar değil, o yüzden konuyu değiştirme.Além disso, isso aqui não é sobre eles, então não mude de assunto.
Bu antlaşma sonrası Habsburglar Alman meselelerinden dışlanmıştır (Kleindeutschland).Os habsburgos foram excluídos permanentemente dos assuntos alemães (Kleindeutschland).
Böyle insanlarla bağlantılı olarak pasif olmak da meseleyi görmezden gelmek de işe yaramaz.Ser passivo com tais pessoas é inútil, e é inútil evitar o tema.
PElektronun radyanı meselesi modern teorik fiziğin zorlu bir problemidir.O problema do raio do elétron é um desafio para a física teórica moderna.
Tartışılan diğer bir konu "kamulaştırma" meselesi idi.O palavrão em questão era fuck(ing).
Özellikle ilişkimizin başında bu uzun mesafe meselesi çok sinir bozucuydu.Principalmente no começo de nossa relação, essa coisa de longa distância sempre foi muito frustrante.
Ruh ve Beden Meselesi .Corpo e Alma.
1890'dan sonra ise sosyopolitik meseleler ve sosyal ekonomi üzerine yoğunlaşmıştır.Ao longo da década de 1790, versou sobre os temas Economia Política e Políticas Sociais.
Günlerdir bu meseleyle uğraşıyoruz.Já vínhamos tratando isso há alguns dias.
Bu bir zaman meselesi," dedi.É uma relação a longo prazo", disse.
Steven Spielberg bu meselenin önemi ile ilgili olarak: diyor.Enquanto isso, Steven Spielberg expressou sua intenção em assumir a direção.
Balkanlar'daki operasyonların tamamen savunmacı bir mesele olduğu için çabaları engellendi.Seus esforços foram atrapalhados pelo fato de a campanha nos Bálcãs ser de natureza puramente defensiva.
Büyük meselelerde de onun yoldaşı olmuş ve kendisine danışılmıştır.Seu grupo de amigos, porém, era grande e a eles dedicava um afeto intenso e elevado.
Konstantius Hıristiyan kilisesinin meseleleriyle aktif olarak ilgilendi.No entanto, a adesão de Constantino foi um ponto decisivo para a Igreja cristã.
Katolik inancıyla ilgili konularda ve dinî, ahlâki meselelerin çözümünde yetkilidir.Tem poderes sobre assuntos de fé católica e para a decisão de assuntos eclesiásticos.
Böylece Kilise ile devlet arasındaki uygun ilişki meseleye dahil olmuştur.Ademais, se preocupará com a sincera colaboração entre a Igreja e o Estado.
Genellikle şarkılarında toplumsal meseleleri işledi.Em vez disso, ele discute a vida cotidiana em suas canções.
Düzlemsellik meselesi de aynı tarzda çözülebilir.O mesmo problema pode ser resolvido de outra forma.
Şarkı sözlerinde, yaşadıkları hayata ve dünya meselelerine olan bakış da hayli belirgindir.Eles cantam sobre a necessidade de se ter tempo para perceber o mundo e aqueles em seu redor.
Cevap aradıkları başlıca meseleler şunlardır: Her şey nereden geliyor?As únicas perguntas que me interessavam eram: Elas vão sair dessa?
1 Kasımda mesele nihayet halledilmiş gibi görünüyordu.Na véspera, isso parecia acordado.
"Bir taraf mutsuzsa mesele kapanmaz" (PDF).«Escola sem partido não faz sentido» (PDF).
Bilgileri parça parça birleştirmeye başlıyor ve bir süre sonra konuyu kendi meselesiymiş gibi kabulleniyor.Ela relata a descoberta do cotidiano e, ao mesmo tempo, questiona o que é o ser.
Parti Kongresi’nin çoğunluğu bu meselede Lenin’i destekledi.Pierce votou com o partido na maioria das questões.
Mîrânşâh meselesi yüzünden belki bu geliş biraz hızlanmıştı.Por estes fatores, a doença poderia ter avançado mais rapidamente.
Sorun ya da problem; çözülmesi gereken mesele, soru veya aşılması gereken engel.Definir o problema ou problemas que o autor está procurando resolver.
Entelektüel bir yaklaşım tarih biliminin nasıl anlaşıldığı meselesine çok fazla katkı sağlamaz.Isto ajuda a prevenir a confusão a respeito da experiência final a respeito da aparência da aplicação.
Bu mesele, günümüzde “ufuk meselesi” olarak adlandırılır.Hoje chamar-se-lhe-ia "efeitos especiais."
Birincisi açık olan hükümlerdir ki bunlar hemen herkesin anlayabileceği meselelerdir.Já notório é o que é público, conhecido de todos.
1890'dan sonra ise sosyopolitik meseleler ve sosyal ekonomi üzerine yoğunlaşmıştır.Vanaf 1890 begon hij zich bezig te houden met sociaal-politieke vraagstukken en sociale economie.
Ayrıca meselemiz onlar değil, o yüzden konuyu değiştirme.Trouwens, dit gaat niet over hen, dus niet afdwalen.
Bir başka mesele için orada olmalıdır.Hij vertelt dat hij hier een tweede zaak heeft.
Bebek meselesi yüzünden sürekli didişirler.Dit gebeurt meestal naar aanleiding van het onophoudelijk huilen van de baby.
Diğer bir konu da, Lenin'in Rusya'ya dönmesi meselesiydi.Helphand vroeg Lenin toestemming om naar Rusland terug te keren.