Ama dünyanın bazı yerlerinde, mesela İskandinavya'da, zaten var bu.Parece uma coisa de loucos.
Ama dünyanın bazı yerlerinde, mesela İskandinavya'da, zaten var bu.Pero en algunos lugares del mundo, com Escandinavia, ya lo tenemos.
Ama dünyanın bazı yerlerinde, mesela İskandinavya'da, zaten var bu.Știu că sună nerealist, dar în câteva regiuni ale lumii, cum ar fi Scandinavia, deja există așa ceva.
Ama dünyanın bazı yerlerinde, mesela İskandinavya'da, zaten var bu.Szalony pomysł? Ale mają to już np. w Skandynawii.
Ama dünyanın bazı yerlerinde, mesela İskandinavya'da, zaten var bu.Αλλά σε κάποια μέρη του κόσμου, όπως στη Σκανδιναβία, υπάρχει ήδη.
Ama dünyanın bazı yerlerinde, mesela İskandinavya'da, zaten var bu.Излгежда налудничаво, но на някои места по света, като например в Скандинавите, вече това съществува.
Ama dünyanın bazı yerlerinde, mesela İskandinavya'da, zaten var bu.Сейчас это кажется сумасшедшим, но в некоторых частях света, например, Скандинавии, так дело и обстоит.
Ama dünyanın bazı yerlerinde, mesela İskandinavya'da, zaten var bu.זה נשמע מטורף, אבל למעשה במקומות מסוימים בעולם, כמו סקנדינביה, כבר עתה זהו המצב.
Ama dünyanın bazı yerlerinde, mesela İskandinavya'da, zaten var bu.الآن تبدو الفكرة مجنونة . لكن في بعض الأماكن حول العالم , كالدول الإسكندنافية ، لديهم هذا الشيء بالفعل .
Ama dünyanın bazı yerlerinde, mesela İskandinavya'da, zaten var bu.スカンジナビアのように、既に設備の整っている所もあります 皆さんがヒーターのプラグを差し込まず、車を駐車した場合
Ama gerçek şu ki hiç kimse doğrusunu bilmiyor ve asıl mesele de bu.Aber die Wahrheit ist, dass es niemand wirklich weiß, und das ist der Punkt.
Ama gerçek şu ki hiç kimse doğrusunu bilmiyor ve asıl mesele de bu.Ale pravda je, že nikto to v skutočnosti nevie, a to je pointa.
Ama gerçek şu ki hiç kimse doğrusunu bilmiyor ve asıl mesele de bu.A vrai dire, personne ne le sait, et c'est ça l'important.
Ama gerçek şu ki hiç kimse doğrusunu bilmiyor ve asıl mesele de bu.Az igazság az, senki sem tudja igazán és ez a lényeg.
Ama gerçek şu ki hiç kimse doğrusunu bilmiyor ve asıl mesele de bu.Dar adevărul nu îl cunoaşte nimeni în realitate, şi acesta este esenţialul.
Ama gerçek şu ki hiç kimse doğrusunu bilmiyor ve asıl mesele de bu.하지만 진실은 아무도 모릅니다. 그게 포인트에요.
Ama gerçek şu ki hiç kimse doğrusunu bilmiyor ve asıl mesele de bu.la eterna juventud. Pero lo cierto es que nadie sabe realmente y ese es el quid.
Ama gerçek şu ki hiç kimse doğrusunu bilmiyor ve asıl mesele de bu.Maar in werkelijkheid weet niemand het, en dat is nu net het punt.
Ama gerçek şu ki hiç kimse doğrusunu bilmiyor ve asıl mesele de bu.Ma la verità è che nessuno lo sa davvero, ed ecco il punto.
Ama gerçek şu ki hiç kimse doğrusunu bilmiyor ve asıl mesele de bu.Mas a verdade é que ninguém sabe realmente, e aí é que está o busílis.
Ama gerçek şu ki hiç kimse doğrusunu bilmiyor ve asıl mesele de bu.Men sandheden er, at ingen ved det, og det er pointen.
Ama gerçek şu ki hiç kimse doğrusunu bilmiyor ve asıl mesele de bu.Men sanningen är att ingen egentligen vet, och det är poängen.
Ama gerçek şu ki hiç kimse doğrusunu bilmiyor ve asıl mesele de bu.Mutta kukaan ei oikeastaan tiedä varmasti, ja siinä asian ydin.
Ama gerçek şu ki hiç kimse doğrusunu bilmiyor ve asıl mesele de bu.Namun kenyataannya tidak ada yang benar-benar tahu, dan itulah maksudnya.
Ama gerçek şu ki hiç kimse doğrusunu bilmiyor ve asıl mesele de bu.Nhưng không ai có thể biết sự thật, và đó chính là điểm mấu chốt.
Ama gerçek şu ki hiç kimse doğrusunu bilmiyor ve asıl mesele de bu.Prawdą jednak jest, że nikt nie jest do końca pewien i o to właśnie chodzi.
Ama gerçek şu ki hiç kimse doğrusunu bilmiyor ve asıl mesele de bu.Ve skutečnosti ale nikdo doopravdy neví, a v tom to je.
Ama gerçek şu ki hiç kimse doğrusunu bilmiyor ve asıl mesele de bu.Η αλήθεια πάντως είναι πως κανένας δεν ξέρει και αυτή είναι η ουσία.
Ama gerçek şu ki hiç kimse doğrusunu bilmiyor ve asıl mesele de bu.Але правда в тому, що ніхто насправді не знає, і в цьому суть.
Ama gerçek şu ki hiç kimse doğrusunu bilmiyor ve asıl mesele de bu.Но истината е, че никой не знае, и това е най-важното.
Ama gerçek şu ki hiç kimse doğrusunu bilmiyor ve asıl mesele de bu.Но правда в том, что никто на самом деле не знает, и в этом суть.
Ama gerçek şu ki hiç kimse doğrusunu bilmiyor ve asıl mesele de bu.אבל האמת היא שאף אחד לא יודע באמת, וזאת הנקודה.
Ama gerçek şu ki hiç kimse doğrusunu bilmiyor ve asıl mesele de bu.ولكن الحقيقة هي ان لا أحداً يعرف بالتأكيد. وهذا هو بيت القصيد.
Ama gerçek şu ki hiç kimse doğrusunu bilmiyor ve asıl mesele de bu.これが重要な点です コーランには明確に
Ama hakkımda dava açılınca benim mikro hikayem bir makro meseleye dönüştü.A minha micro-história tornou-se um macroproblema quando fui processada.
Ama hakkımda dava açılınca benim mikro hikayem bir makro meseleye dönüştü.Cerita kecil saya berubah menjadi isu besar ketika saya dituntut.
Ama hakkımda dava açılınca benim mikro hikayem bir makro meseleye dönüştü.Kicsi kis történetem hatalmas problémává lett, amikor bepereltek.
Ama hakkımda dava açılınca benim mikro hikayem bir makro meseleye dönüştü.제가 기소되었을 때, 저의 개인적인 이야기는 하나의 사회적인 논쟁거리가 되었죠.
Ama hakkımda dava açılınca benim mikro hikayem bir makro meseleye dönüştü.La mia piccola storia divenne un problema enorme quando ci fu il processo.
Ama hakkımda dava açılınca benim mikro hikayem bir makro meseleye dönüştü.Ma micro histoire est devenu un macro problème quand j'étais poursuivie.
Ama hakkımda dava açılınca benim mikro hikayem bir makro meseleye dönüştü.Meine winzige Geschichte wurde zu einer riesigen Angelegenheit, denn ich wurde strafrechtlich verfolgt.
Ama hakkımda dava açılınca benim mikro hikayem bir makro meseleye dönüştü.Mijn microverhaal werd een macrokwestie toen ik werd vervolgd.
Ama hakkımda dava açılınca benim mikro hikayem bir makro meseleye dönüştü.Mi micro cuento se convirtió en algo macro cuando fui procesada.
Ama hakkımda dava açılınca benim mikro hikayem bir makro meseleye dönüştü.Mini-povestea mea a devenit o problemă majoră atunci când am fost dată în judecată.
Ama hakkımda dava açılınca benim mikro hikayem bir makro meseleye dönüştü.Min lilla historia fick ett stort genomslag då jag blev åtalad.
Ama hakkımda dava açılınca benim mikro hikayem bir makro meseleye dönüştü.Moja mikropowieść stała się makrosprawą, kiedy mnie sądzono.
Ama hakkımda dava açılınca benim mikro hikayem bir makro meseleye dönüştü.Nhưng câu chuyện nhỏ của tôi trở thành vấn đề lớn khi tôi bị truy tố.
Ama hakkımda dava açılınca benim mikro hikayem bir makro meseleye dönüştü.Z mého mikropříběhu se stal makroproblém, když mě soudně stíhali.
Ama hakkımda dava açılınca benim mikro hikayem bir makro meseleye dönüştü.Η μικροσκοπικής κλίμακας ιστορία μου έγινε θέμα μακροσκοπικής κλίμακας όταν διώχτηκα.
Ama hakkımda dava açılınca benim mikro hikayem bir makro meseleye dönüştü.Маленькая история првевратилась в большой скандал, когда мне предъявили судебный иск.
Ama hakkımda dava açılınca benim mikro hikayem bir makro meseleye dönüştü.Моя мікро-історія стала макро-проблемою під час розгляду справи.
Ama hakkımda dava açılınca benim mikro hikayem bir makro meseleye dönüştü.Моята микро история се превърна в макро проблем, когато бях съдена.
Ama hakkımda dava açılınca benim mikro hikayem bir makro meseleye dönüştü.הסיפור הקטן הפך לעניין גדול כאשר הועמדתי לדין.
Ama hakkımda dava açılınca benim mikro hikayem bir makro meseleye dönüştü.أصبحت قصتي الصغيرة قضية كبيرة. عندما تمت مقاضاتي
Ama hakkımda dava açılınca benim mikro hikayem bir makro meseleye dönüştü.二つの国民の対立を書き 賛否両論が寄せられましたが
Ama hiç bahsetmediğimiz, ya da çok az bahsettiğimiz mesele insani bağlara, ilişkilere verilen değer ve önem.Jednak nigdy, albo bardzo rzadko, porusza się kwestię wagi związków międzyludzkich, relacji.
Ama hiç bahsetmediğimiz, ya da çok az bahsettiğimiz mesele insani bağlara, ilişkilere verilen değer ve önem.하지만 우리가 전혀 언급하지 않거나 잘 거론하지 않는 한 가지가 바로 인맥 형성과 관계의
Ama hiç bahsetmediğimiz, ya da çok az bahsettiğimiz mesele insani bağlara, ilişkilere verilen değer ve önem.אבל אחד הדברים שמעולם לא דנו בהם או שאנחנו דנים בהם לעיתים רחוקות הוא הערך והחשיבות של חיבור אנושי,
Ama hiç bahsetmediğimiz, ya da çok az bahsettiğimiz mesele insani bağlara, ilişkilere verilen değer ve önem.ولكن واحد من الأشياء التي لا نناقشها أو نادراً ما نناقشها هو أهمية وقيمة التواصل الإنساني،
Ama hiç bahsetmediğimiz, ya da çok az bahsettiğimiz mesele insani bağlara, ilişkilere verilen değer ve önem.但有件事我哋從來都無討論過 或者咁講,有件事我哋好少提起嘅 就係人與人之間關係嘅價值同重要