mesel ile cümle
mesel kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
2 boyutta, mesela, bir kumaş yaparsanız Kevlar'dan 30 kat daha mukavemetli olur.Якщо створити з них матеріал двомірної\двошарової структури, вони в 30 разів міцніше ніж кевлар.
2 boyutta, mesela, bir kumaş yaparsanızSe si realizza un tessuto in due dimensioni
2 boyutta, mesela, bir kumaş yaparsanızבשני מימדים, אם יוצרים מהן אריג,
2 boyutta, mesela, bir kumaş yaparsanızو في بعدين , يمكنك ان تصنع , شيء يعمل كاساس لشيء اخر منها ,
2 boyutta, mesela, bir kumaş yaparsanızケプラーの30倍の強度がある
Acilen o telefona ihtiyacım var, bu bir ölüm kalım meselesi.Necesito ese teléfono, es muy urgente, es un asunto de vida o muerte.
Adam: Mesela Moses'ı, geleneksel olarak nasıl selamlarsın?Dus jij begroet Moses, traditioneel.
Adam: Mesela Moses'ı, geleneksel olarak nasıl selamlarsın?남자: 전통적으로 모세를 맞이하는 거군요.
Adam: Mesela Moses'ı, geleneksel olarak nasıl selamlarsın? [Moses kendi dilinde konuşur]Donc vous dites bonjour à Moses, de manière traditionnelle.
Adam: Mesela Moses'ı, geleneksel olarak nasıl selamlarsın? [Moses kendi dilinde konuşur]Du begrüßt Moses also traditionell.
Adam: Mesela Moses'ı, geleneksel olarak nasıl selamlarsın?Quindi tu saluti Moses così, diciamo, per tradizione.
Adam: Mesela Moses'ı, geleneksel olarak nasıl selamlarsın?Så du hälsar på Moses på traditionellt sätt.
Adam: Mesela Moses'ı, geleneksel olarak nasıl selamlarsın?Tak pozdrav Mosese, podle tradice.
Adam: Mesela Moses'ı, geleneksel olarak nasıl selamlarsın?Tehát hagyományos módon üdvözlöd Mosest.
Adam: Mesela Moses'ı, geleneksel olarak nasıl selamlarsın?Tervehdi Mosesta perinteisesti.
Adam: Mesela Moses'ı, geleneksel olarak nasıl selamlarsın?Так ты приветствуешь Мозеса?
Adam: Mesela Moses'ı, geleneksel olarak nasıl selamlarsın?الرجل: إذًا، فإنك تُحيّين موسى، هكذا، بشكل تقليدي.
Adam: Mesela Moses'ı, geleneksel olarak nasıl selamlarsın?[モーゼス(母国語)]
Afrika'da mesela.Afrika?
Afrika'da mesela. Afrika'daki liderle konuştum.아프리카죠. 지도자들과 이야기한 적 있습니다.
Afrika'da mesela. Afrika'daki liderle konuştum.טוב, אפריקה. שוחחתי עם מנהיגים באפריקה.
Afrika'da mesela. Afrika'daki liderle konuştum.حسنا ، وأفريقيا. لقد تحدثت مع القادة في أفريقيا.
Afrika'da mesela. Afrika'daki liderle konuştum.彼らの多くは 特区という概念がルールとして
Afrika'da mesela.Afrika.
Afrika'da mesela.Afrika givetvis.
Afrika'da mesela.Afrika.
Afrika'da mesela.Eh bien, en Afrique.
Afrika'da mesela.Ei bine, în Africa.
Afrika'da mesela.En África.
Afrika'da mesela.In Africa.
Afrika'da mesela.In Afrika.
Afrika'da mesela.No v Africe.
Afrika'da mesela.W Afryce.
Afrika'da mesela.Στην Αφρική.
Afrika'da mesela.Е, в Африка.
Afrika'da mesela.Например, Африка.
Afrika'da mesela.Ну, наприклад, в Африці.
Afrika'nın tamamına bakarsak, çok daha fazla bilgi edinebilirdik, mesela kabile bölünmeleri gibi.Als we kijken naar heel Afrika, kunnen we zeker veel meer tribale grenzen herkennen, enzovoort.
Afrika'nın tamamına bakarsak, çok daha fazla bilgi edinebilirdik, mesela kabile bölünmeleri gibi.Dacă ne uităm la întreaga Africa am putea în mod sigur recunoaște mult mai multe diviziuni tribale, etc.
Afrika'nın tamamına bakarsak, çok daha fazla bilgi edinebilirdik, mesela kabile bölünmeleri gibi.Ha egész Afrikát nézzük, biztosan sokkal többet fogadhatnánk el, törzsi felosztásokat és így tovább.
Afrika'nın tamamına bakarsak, çok daha fazla bilgi edinebilirdik, mesela kabile bölünmeleri gibi.Jeśli przyjrzymy się Afryce, na pewno dostrzeżemy o wiele więcej podziałów plemiennych itp.
Afrika'nın tamamına bakarsak, çok daha fazla bilgi edinebilirdik, mesela kabile bölünmeleri gibi.아프리카 전역을 보면 부족간 분쟁이 훨씬 더 만연하다는 것을 알 수 있습니다.
Afrika'nın tamamına bakarsak, çok daha fazla bilgi edinebilirdik, mesela kabile bölünmeleri gibi.Se osservassimo l'Africa per intero, troveremmo un quadro molto più ricco, con divisioni tribali e altro.
Afrika'nın tamamına bakarsak, çok daha fazla bilgi edinebilirdik, mesela kabile bölünmeleri gibi.Si mirásemos todas en África sin duda reconoceríamos bastantes más divisiones tribales, etc.
Afrika'nın tamamına bakarsak, çok daha fazla bilgi edinebilirdik, mesela kabile bölünmeleri gibi.Si nous regardions toute l'Afrique nous pourrions certainement reconnaître bien plus de divisions tribal, etc.
Afrika'nın tamamına bakarsak, çok daha fazla bilgi edinebilirdik, mesela kabile bölünmeleri gibi.אם באמת היינו מסתכלים על אפריקה, כמעט בוודאות היינו מזהים עוד הרבה חלוקות שבטיות וכדומה.
Afrika'nın tamamına bakarsak, çok daha fazla bilgi edinebilirdik, mesela kabile bölünmeleri gibi.لو نظرنا إلي أفريقيا نستطيع أن نتأكد و نعرف أكثر , الإنقساملت القبلية و هكذا .
Afrika'nın tamamına bakarsak, çok daha fazla bilgi edinebilirdik, mesela kabile bölünmeleri gibi.間違いなく もっと多くの 部族間の境界があるはずです ここではアフリカ第2の大国スーダンを見てみましょう
"ağacı yarına bırakalım" meselesi değildir.A kérdés az:
"ağacı yarına bırakalım" meselesi değildir.내일을 위해 나무를 남겨두자는 말은 생각할 가치도 없습니다.
"ağacı yarına bırakalım" meselesi değildir.la questione non è: "Teniamo l'albero per domani.
"ağacı yarına bırakalım" meselesi değildir.la question n'est pas de savoir s'il faut laisser cet arbre pour demain mais
"ağacı yarına bırakalım" meselesi değildir.Nu e o chestiune de "Hai să păstrăm copacul pentru mîine."
"ağacı yarına bırakalım" meselesi değildir."Чи не залишити це дерево на завтра?"
"ağacı yarına bırakalım" meselesi değildir.אין פה שאלה של -- בואו נשאיר את העץ למחר.
"ağacı yarına bırakalım" meselesi değildir.أيست كذلك المسألة -- دعونا نرك الشجرة للغد.
"ağacı yarına bırakalım" meselesi değildir.今日食べる物さえ無い状態
Ahmedinejad mesela -- silah üretmekle yetinmeyip, ayrıca silahı deneme taraftarı da.Ahmadinejad bijvoorbeeld - die niet alleen graag een bom zouden bouwen, maar ook testen.
Ahmedinejad mesela -- silah üretmekle yetinmeyip, ayrıca silahı deneme taraftarı da.Ahmadinejad, par exemple -- qui voudrait, non seulement construire une bombe, mais aussi la tester.
Ahmedinejad mesela -- silah üretmekle yetinmeyip, ayrıca silahı deneme taraftarı da.Ahmadinejad por ejemplo -- a quien no sólo le gustaría construir una bomba, sino también probar una bomba.