mesel ile cümle
mesel kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Güneyinde meşelik ve fundalıklar vardır.Pietuose yra stepių ir miškastepių.
Mesela, abim bir parti falan kurdu, ben karışmazdım.Tikėjausi atsilaikyti ilgose partijose, bet to neatsitiko.
Diğer ülkelerde de, mesela İtalya’da da benzer gelişmeler olmuştur.Kitos panašios programos su tokiais pat tikslais veikia Italijoje ir kitose šalyse.
İsviçre'deki gizli hesaplar meselesi hakkında neler konuşuldu?Pagrindinis straipsnis – Šveicarijos istorija.
Mesela, uçabilmesi, küpe veya toprağa girebilmesi gibi.Gali kaboti ir apsisukti vietoje, skristi atbulas ar į šoną.
Federal Cumhurbaşkanı dış meselelerde devleti temsil eder.Federalinis prezidentas Vokietijoje priskiriamas vykdomajai valdžiai.
3. madde, Polonya ile Litvanya arasındaki sınır meselelerinin bu devletler tarafından çözüleceğini öngördü.Taip pat nuspręsta kad valstybės sienos tarp Lietuvos ir Lenkijos nustatymas, tai jų abiejų reikalas.
Mesela buradaki animasyonlar, takriben her iki saniyede bir kere salınırlar.Siintoodud animatsioon võngub umbes kord kahe sekundi jooksul.
Bu balık Afrika'da birçok göle aktarıldı, mesela Viktoria ve yapay Nasser Gölü'ne.Niiluse ahven on viidud sisse mitmesse Aafrika järve, sealhulgas Victoria järve ja Nasseri tehisjärve.
Ruh ve Beden Meselesi .Keha ja embus.
Çok sayıda dergide bu hikâyeleri gözüktü, mesela Atlantic Monthly.Raamat ilmus kõigepealt lühendatult ajakirjas The Atlantic Monthly.
Romanları ve şiirleri çoğunlukla feminizm, kadın sorunları ve toplumsal meseleler üzerinedir.Tema romaanide ja jutustuste teemaks on sageli tütarlaste naiseks kasvamine ja naise roll ühiskonnas.
Konstantius Hıristiyan kilisesinin meseleleriyle aktif olarak ilgilendi.See kindlustas Constantinusele kristliku kiriku soosingu.
"Bir kez daha 'Kürt Meselesi'"."Jälle häda mõistuse pärast".
Mesela burada düğünler gerçekleştirilebilir.Millal leiavad pulmad aset?
Ancak Cerrahpaşalı meselesi burada bitmedi.Arutelu metaani teemal pole siiski lõppenud.
1890'dan sonra ise sosyopolitik meseleler ve sosyal ekonomi üzerine yoğunlaşmıştır.1880ndatel koondas ta tähelepanu ühiskondlikele ja kiriklikele küsimustele.
Mesela, en eski konfederasyon örneği İsviçre, 1848 tarihine kadar konfederasyon halinde idi.Vana Šveitsi Konföderatsiooni ühendav leping oli Stanser Verkommnis aastast 1481.
Mesela katalog kayıtları verilebilir.Nii saab valmistada näiteks katalüsaatori kandematerjale.
Aristoteles’te çelişkisizlik ilkesinin değerlendirilmesi problematolojik bir tümdengelimdir mesela.Tundub, nagu Aristoteles ei pöörduks nende poole, kes näiteks õigluse väärtuses kahtlevad.
Mesela gönderilen veri 1 olsun. n = 3 tekrar için 111 gönderilir.Trigeri viimiseks olekusse Q = 0 tuleb anda sisendisse R = 1.
Elbruz'un Avrupa veya Asya içinde konuşlandırılması, Avrupa'nın en yüksek dağı meselesiyle de bağlantılıdır.Kui Elbrus arvata Euroopa ja Aasia piirile, siis ei ole Mont Blanc Euroopa kõrgeim tipp.
Mesela akustik optikten ayırt edilir.Seda nimetatakse akustiliseks eraldamiseks.
Mesela Uranyum-235 nötron bombardımanına tutulur.Näiteks uraan-235 tuumkütusega tuumapommides kasutatakse selleks tavalist lõhkeainet.
Tartışılan diğer bir konu "kamulaştırma" meselesi idi.Oldekopi väitekiri oli aurumise teemal.
24 saat içinde meydana gelen olaylar Macit Bey meselesi üzerinde/etrafında gelişmektedir.Järgmise 24 tunni jooksul tekib kujuneva platsenta ja areneva loote vahele sidekude.
Mesela katlanabilir bıçak veya bir tabanca ve diğer numuneler gibi.Võitluses võidakse kasutada üht või kaht mõõka, mõõka ja kilpi, mõõka ja pistoda või muid kombinatsioone.
Heidegger ise Varlık meselesi üzerine odaklanmıştır.Haeckel vaevas pead ka pärilikkuse teema üle.
Tarihçilerin çalışmalarının özgünlüğü titiz bir meseledir.Tundub olevat ajaloolaste uurimustega heas kooskõlas.
Mesela kağıdın yırtılması, fiziki bir olaydır.Näiteks hirmu formaalne objekt on ohtlikkus.
-- 10 gibi mesela --זה יכול להיות 10, או ערך אחר.
11. En büyük donanma bölüğü hangisi Somalili korsanlar meselesiyle ilgilenen?Melyik a legnagyobb tengeri kontingens, amelyik a szomáliai kalózok ellen küzd?
11 Eylül sonrası Birleşik Devletler kendi iç meselelerinde yeterince problem yaşadı.9/11 사건 이후, 미국은 자국 내의 문제를 해결하는데도 많은 어려움을 겪고 있습니다.
11 Eylül sonrası Birleşik Devletler kendi iç meselelerinde yeterince problem yaşadı.Après le 11 septembre, les Etats-Unis ont eu beaucoup de mal... à régler ses affaires internes.
11 Eylül sonrası Birleşik Devletler kendi iç meselelerinde yeterince problem yaşadı.Después del 9/11, los EE.UU. ha tenido gran cantidad de problemas para afrontar sus propios asuntos internos.
11 Eylül sonrası Birleşik Devletler kendi iç meselelerinde yeterince problem yaşadı.Dopo l'11 Settembre gli Stati Uniti hanno avuto a che fare con molti problemi interni.
11 Eylül sonrası Birleşik Devletler kendi iç meselelerinde yeterince problem yaşadı.Dupa 9/11, Statele Unite au avut dificultati mari in a se ocupa de problemele lor interne.
11 Eylül sonrası Birleşik Devletler kendi iç meselelerinde yeterince problem yaşadı.Po 11 września, USA miały sporo własnych problemów, problemów wewnętrznych.
11 Eylül sonrası Birleşik Devletler kendi iç meselelerinde yeterince problem yaşadı.Seit dem 11. September hat die USA viel mit ihren eigenen internen Problemen zu tun gehabt.
11 Eylül sonrası Birleşik Devletler kendi iç meselelerinde yeterince problem yaşadı.После 9/11 у США было множество проблем, которые нужно решить, своих внутренних неурядиц.
11 Eylül sonrası Birleşik Devletler kendi iç meselelerinde yeterince problem yaşadı.След 11-ти септември Съединените щати имаха много проблеми при справянето със собствените си вътрешни въпроси.
11 Eylül sonrası Birleşik Devletler kendi iç meselelerinde yeterince problem yaşadı.לאחר 11 בספטמבר, ארצות הברית היתה צריכה להתמודד עם בעיות רבות, בנושאי פנים.
11 Eylül sonrası Birleşik Devletler kendi iç meselelerinde yeterince problem yaşadı.ما بعد ١١ أيلول، أصبح لدى الولايات المتحدة الكثير من المتاعب للتعامل مع القضايا الداخلية الخاصة بها.
11 Eylül sonrası Birleşik Devletler kendi iç meselelerinde yeterince problem yaşadı.問題を山のように抱えています ですから資金は国内の問題解決に割かれています
2006’da bütün okul meseleleriyle ilgili dersler değerlendirmenin odak noktası olacaktır.Ambos os projectos estão em curso.
2006’da bütün okul meseleleriyle ilgili dersler değerlendirmenin odak noktası olacaktır.Formation continue des enseignants à l’étranger: LI Données non disponibles: BE nl, LU
2006’da bütün okul meseleleriyle ilgili dersler değerlendirmenin odak noktası olacaktır.Nel 2006 saranno oggetto di valutazione i corsi sugli argomenti comuni a tutta la scuola.
2006’da bütün okul meseleleriyle ilgili dersler değerlendirmenin odak noktası olacaktır.Počiatočné vzdelávanie učiteľov v zahraničí
2006’da bütün okul meseleleriyle ilgili dersler değerlendirmenin odak noktası olacaktır. unul sau mai multe organisme externe care realizează acreditarea şi/sau evaluarea;
2 boyutta, mesela, bir kumaş yaparsanız신소재를 2차원 직물로 만들면
2 boyutta, mesela, bir kumaş yaparsanız Kevlar'dan 30 kat daha mukavemetli olur.Auf zwei Dimensionen, wenn man z.B. Stoff aus ihnen macht, sind sie 30x stärker als Kevlar.
2 boyutta, mesela, bir kumaş yaparsanız Kevlar'dan 30 kat daha mukavemetli olur.Em duas dimensões, se forem usados para criar um tecido, são 30 vezes mais resistentes do que o Kevlar.
2 boyutta, mesela, bir kumaş yaparsanız Kevlar'dan 30 kat daha mukavemetli olur.En deux dimension, si on en fait un tissu, ils sont 30 fois plus résistants que le Kévlar.
2 boyutta, mesela, bir kumaş yaparsanız Kevlar'dan 30 kat daha mukavemetli olur.En dos dimensiones, si por ejemplo haces una tela de el, sería 30 veces más resistente que el Kevlar.
2 boyutta, mesela, bir kumaş yaparsanız Kevlar'dan 30 kat daha mukavemetli olur.Ha két dimenzióban szövetként kiterítjük, 30-szor erősebbek mint Kevlar.
2 boyutta, mesela, bir kumaş yaparsanız Kevlar'dan 30 kat daha mukavemetli olur.În doua dimensiuni, dacă le aranjezi ca pe o țesătură, ele sunt de 30 ori mai rezistente decât Kevlar-ul.
2 boyutta, mesela, bir kumaş yaparsanız Kevlar'dan 30 kat daha mukavemetli olur.In twee dimensies, als je er zeg maar een stof van maakt dan is het 30 keer sterker dan Kevlar.
2 boyutta, mesela, bir kumaş yaparsanız Kevlar'dan 30 kat daha mukavemetli olur.W dwóch wymiarach, jako tkanina są 30 razy silniejsze niż Kevlar.
2 boyutta, mesela, bir kumaş yaparsanız Kevlar'dan 30 kat daha mukavemetli olur.В две измерения, ако направите например тъкан от тях, те са 30 пъти по-здрави от кевлар.
2 boyutta, mesela, bir kumaş yaparsanız Kevlar'dan 30 kat daha mukavemetli olur.В двух измерениях, если например из них сделать ткань, то она будет в 30 раз прочнее, чем кевлар.