mesel ile cümle
mesel kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Günlerdir bu meseleyle uğraşıyoruz.Já vínhamos tratando isso há alguns dias.
Mesela şu an kendimi şarkıcı gibi hissediyorum.Nesta época já sonhava em ser cantora.
Mesela personellerin tutulduğu bir tablomuz olsun.Por exemplo, um pintor que inclui seu pincel em seu próprio prosopon.
Bu bir zaman meselesi," dedi.É uma relação a longo prazo", disse.
Mesela, A = { 0 , { 0 } } {\displaystyle A=\{0,\{0\}\}} olsun.Temos que = H a = { h a | h ∈ H } {\displaystyle =Ha=\{ha~|~h\in H\}} .
Steven Spielberg bu meselenin önemi ile ilgili olarak: diyor.Enquanto isso, Steven Spielberg expressou sua intenção em assumir a direção.
Balkanlar'daki operasyonların tamamen savunmacı bir mesele olduğu için çabaları engellendi.Seus esforços foram atrapalhados pelo fato de a campanha nos Bálcãs ser de natureza puramente defensiva.
Mesela hiç çıkmaz sokak yoktur.Para onde vamos não precisamos de ruas!
Büyük meselelerde de onun yoldaşı olmuş ve kendisine danışılmıştır.Seu grupo de amigos, porém, era grande e a eles dedicava um afeto intenso e elevado.
Mesela d, s ve b birbirine karışırlar.Como já mencionado, as formas B e Z são capazes de entrar umas nas outras.
Konstantius Hıristiyan kilisesinin meseleleriyle aktif olarak ilgilendi.No entanto, a adesão de Constantino foi um ponto decisivo para a Igreja cristã.
Katolik inancıyla ilgili konularda ve dinî, ahlâki meselelerin çözümünde yetkilidir.Tem poderes sobre assuntos de fé católica e para a decisão de assuntos eclesiásticos.
Böylece Kilise ile devlet arasındaki uygun ilişki meseleye dahil olmuştur.Ademais, se preocupará com a sincera colaboração entre a Igreja e o Estado.
Genellikle şarkılarında toplumsal meseleleri işledi.Em vez disso, ele discute a vida cotidiana em suas canções.
Düzlemsellik meselesi de aynı tarzda çözülebilir.O mesmo problema pode ser resolvido de outra forma.
Mesela yılbaşı, Noel, Cadılar Bayramı, Paskalya gibi bayramlar.São Natal, sexta-feira santa, Páscoa e outros.
Şarkı sözlerinde, yaşadıkları hayata ve dünya meselelerine olan bakış da hayli belirgindir.Eles cantam sobre a necessidade de se ter tempo para perceber o mundo e aqueles em seu redor.
"Mesela annem dedi ki, 'Ben yaşamadığım Maraş olayını anlatmam.Segundo ele: “... não posso escrever sobre aquilo que não vivi”.
Cevap aradıkları başlıca meseleler şunlardır: Her şey nereden geliyor?As únicas perguntas que me interessavam eram: Elas vão sair dessa?
1 Kasımda mesele nihayet halledilmiş gibi görünüyordu.Na véspera, isso parecia acordado.
Mesela: Jesús (yalın) elskar þig.Jesus Hóstia e Senhor! nós Vos adoramos.
Mesela Itachi'nin yüzüğü sağ elin yüzük parmağındadır.Hernández tem tatuado em sua perna direita o rosto de Ronaldo Fenômeno.
Mesela İbni Sina’nın tıp makalelerinin yaklaşık yarısının nazım yazıldığı bilinmektedir.Por exemplo, quase metade dos escritos médicos de Avicena estão em verso.
Mesela köyde yaşayıpta 10 yaş üzerinde yüzme bilmeyen kişi yoktur.Por esta razão, nos últimos 10 anos, nenhuma criança nasceu em Marte.
"Bir taraf mutsuzsa mesele kapanmaz" (PDF).«Escola sem partido não faz sentido» (PDF).
Bilgileri parça parça birleştirmeye başlıyor ve bir süre sonra konuyu kendi meselesiymiş gibi kabulleniyor.Ela relata a descoberta do cotidiano e, ao mesmo tempo, questiona o que é o ser.
Parti Kongresi’nin çoğunluğu bu meselede Lenin’i destekledi.Pierce votou com o partido na maioria das questões.
Mesela kağıdın yanması gibi.Cheiro de papel queimado.
Mîrânşâh meselesi yüzünden belki bu geliş biraz hızlanmıştı.Por estes fatores, a doença poderia ter avançado mais rapidamente.
Mesela, seçim birimi: 30.000 oy olsun.As duas tiveram exatamente o mesmo número de votos: 3030.
Sorun ya da problem; çözülmesi gereken mesele, soru veya aşılması gereken engel.Definir o problema ou problemas que o autor está procurando resolver.
Entelektüel bir yaklaşım tarih biliminin nasıl anlaşıldığı meselesine çok fazla katkı sağlamaz.Isto ajuda a prevenir a confusão a respeito da experiência final a respeito da aparência da aplicação.
Çok sayıda dergide bu hikâyeleri gözüktü, mesela Atlantic Monthly.Ele escreveu frequentemente sobre a mídia para as revistas The Atlantic Monthly e New York.
Bu mesele, günümüzde “ufuk meselesi” olarak adlandırılır.Hoje chamar-se-lhe-ia "efeitos especiais."
Mesela burada düğünler gerçekleştirilebilir.Com a medida lá podem ser realizados casamentos e batizados.
Birincisi açık olan hükümlerdir ki bunlar hemen herkesin anlayabileceği meselelerdir.Já notório é o que é público, conhecido de todos.
Mesela bu tarz oyunlardan birisi World of Warcraft oyunudur.Alguns jogos pay to play online também combinam elementos do free-to-play (gratuitos).
1890'dan sonra ise sosyopolitik meseleler ve sosyal ekonomi üzerine yoğunlaşmıştır.Vanaf 1890 begon hij zich bezig te houden met sociaal-politieke vraagstukken en sociale economie.
Ayrıca meselemiz onlar değil, o yüzden konuyu değiştirme.Trouwens, dit gaat niet over hen, dus niet afdwalen.
Mesela şu an kendimi şarkıcı gibi hissediyorum.Ze is tegenwoordig voornamelijk bekend als zangeres.
Her yüksek derecede bileşik sayı primoriyellerin çarpımıdır (mesela 360 = 2·6·30).Ieder hogelijk samengesteld getal is een product van primorialen (bijvoorbeeld 360 = 2 × 6 × 30).
Mesela hava soğuksa rüzgarlıysa üşüdüysen "ABANI GiY" deriz.Als de koude lucht hardnekkig is, spreken we van een 'koude plaklaag'.
Bir başka mesele için orada olmalıdır.Hij vertelt dat hij hier een tweede zaak heeft.
Bebek meselesi yüzünden sürekli didişirler.Dit gebeurt meestal naar aanleiding van het onophoudelijk huilen van de baby.
Mesela Real Madrid'e 2-0 yenilmiştik.In de finale verloren zij tegen Real Madrid met 2-0.
Mesela bir erkek, babasının değil, dayısının keçilerini miras alır.Zo erft een zoon niet zijn vaders vee maar het vee van de broer van zijn moeder.
Diğer bir konu da, Lenin'in Rusya'ya dönmesi meselesiydi.Helphand vroeg Lenin toestemming om naar Rusland terug te keren.
‘Bir Kadın Bir Erkek’ mesela.Hij is "een mens".
Bu yüzden, sınırın nerede olduğu meselesi tam olarak açıklığa kavuşamaz.Het is daardoor niet steeds duidelijk waar de grens ligt.
Mesela İngilizce öğrenmeye başladım.Ook wordt een begin gemaakt met het aanleren van het Engels.
Ama mesela Kanada'daki versiyonlarda her bölümün sonunda tam versiyonu yayınlanırdı.Aan het eind van iedere paragraaf staat in het Chinees een samenvatting van die paragraaf.
Mesela kadın çok heyecanlı olabilir.Voor vrouwen kan de aanraking ook opwindend zijn.
Mesela bir darta bakmadan ardı ardına tam 12 den vurabilir.Blijkt echter wel dat hij zonder verpinken zesmaal achter elkaar in de roos kan schieten met een revolver.
Mesela giyilen elbiseler.Bijvoorbeeld designerkleren.
Mesela, Alfa (α) parlak ise, Beta (β) daha az parlaktır ve böyle devam eder.Alpha is dan de helderste, beta de op één na helderste en zo verder.
Mesela Çamurluk mevkiinde LOPLOPGİLLERE ait bahçelerin durumu böyledir.Ook in tuinen in bijvoorbeeld de Zaanstreek staat dit beeld.
Mesela, A = { 0 , { 0 } } {\displaystyle A=\{0,\{0\}\}} olsun.Voorbeeld: Neem Σ = { a , b , c } {\displaystyle \Sigma =\{a,b,c\}} .
Her meseleyi çok abartır ve çok yalan söyler.Je plukt er alle bloempjes af En maakt het veel te grof.
1 Kasımda mesele nihayet halledilmiş gibi görünüyordu.Op 12 november waren uiteindelijk de stellingen betrokken.
Mesela HTML ile kodlanmış bir ürün listesi düşünelim.Zie ook Lijst van HTML-events.