Victoria Almanya'daki bir aşçılık kurumundan burs teklifi alınca Ted ile bir uzun mesafeli ilişkiyi denerler.Wanneer Victoria naar Duitsland verhuist voor een fellowship wordt hun omgang een lange-afstandrelatie.
Çal'a en yakın tren istasyonu 35 km mesafedeki Kaklık istasyonudur.Het dichtstbijzijnde spoorwegstation bevindt zich in Mosdok op 35 km afstand.
Marie'de ona karşı mesafeli durur.Doucett haast zich naar Marie.
1943), uzun mesafe koşucusu.1944 - Late vaart.
Ancak mesafenin uzunluğu bu seferlerin sayısını yılda bir ya da iki ile sınırlandırmaktaydı.De seizoenen werden uitgezonden met tussenpozen van een jaar of meer.
Geçişlerdeki enerji düzeyleri çok büyük mesafeli sıklıklarda emisyona neden olur.De doorgelaten energie neemt per frequentie exponentieel af met de afstand.
Ailesine çok bağlıdır, ancak yabancılara karşı mesafeli davranır.De Nebelung is gericht op zijn eigen gezin en terughoudend tegenover vreemden.
Kaykay uzak bir mesafede bırakılmamalı.Het onkruid zal niet ver komen.
Bir süre ülkeden uzaklaşmakla kendisi ve komite arasına bir mesafe koymayı planlamıştı.Hiermee creëerde hij enige distantie tussen hem en de partij.
Ancak bu taşımacılık türü daha çok kısa mesafeler için tercih edilir.Dit type aandrijving is alleen geschikt voor zeer lange afstanden.
Pek çok meslekdaşı onu mesafeli ve katı buluyordu.Velen bezochten hem om troost en genezing te vinden.
Erment ile Tantâ arasındaki mesafe çok uzaktı.De kluft lag vrij ver verwijderd van de kerk.
Kısa mesafe koşularında ve yüksek atlamada mücadele etmişti.Zij had zich toegelegd op de lange afstand en het veldlopen.
Kışı geçirmek için uzun mesafe göçmendirler.Daardoor komen er veel trekvogels om te overwinteren.
Şehir merkezine yaklaşık 37 km. mesafede bulunan havalimanı, 1969 yılında faaliyete geçmiştir.De luchthaven, op 19 km afstand van het centrum, werd geopend in 1965 met geld van de NAVO.
Katedilen mesafeler birkaç metreden birkaç bin kilometerye kadar olabilir.Zaadverspreiding kan honderden meters tot enkele kilometers zijn.
Ancak kabaca paralel olan uzun aksisleri ile uzun mesafeli bir düzen oluşturmak için kendilerini ayarlarlar.Het is een eenlinggolf, die over lange afstand zijn vorm behoudt.
Gaz partikülleri birbirinden çok uzak mesafededirler.De pariëtaalschubben liggen relatief ver van elkaar af.
Daha çok uzun mesafelerde ve maratonda yarıştı.Hij bleef echter in de wedstrijd en voltooide de marathon.
Yerel otobüs, tren hizmetleri kısa mesafeler için kullanılmalıdır.Bussen worden gebruikt voor korte tot middellange afstanden en de treinen voor langere afstanden.
Kısaca açıklamak gerekirse Wing Chun dört prensibin beş mesafede uygulanmasıdır.Het Wing Chun werkt met vier basisprincipes.
Ayrıca ilçeye 9 km mesafeli ikinci bir yolu da mevcuttur.Vandaar is het nog 9 kilometer over een klein weggetje.
Flemyng uzun mesafe koşularına sahiptir ve birkaç maraton tamamlamıştır.Hij liep verschillende marathons en volbracht ook enkele triatlons.
Yakın mesafeden yapılan bu atışlar çok etkili olmuştur.Schieten op het oog was moeilijk door de grote afstanden.
Kısa mesafeli uçabilirler.Kunnen met enorme snelheid reizen over korte afstanden.
Bundan dolayı kentler arasında uzun mesafeler vardır.Er zijn grote verschillen tussen gemeenten.
Kısa mesafede kalkış gerçekleştirebilen uçaklarda kalkış esnasında açılır.Voor lichte vliegtuigen wordt volle kracht gebruikt tijdens het opstijgen.
İmparatorun destekçileri bile onlara mesafe koydular.Ook de bevelhebbers van de keizerswachten sloegen de hand aan zichzelf.
Aralık - Yandaki şahıs ile aradaki mesafe.Ook Dag volgt op een afstand.
Kentucky Derby yarışı, 1+1⁄4 mil (yaklaşık 2 km) mesafede koşulmaktadır.De wedstrijd wordt gehouden op de Kentucky Speedway over een afstand van 400 mijl of 644 km.
Bu sayede çok uzak mesafeleri hızla katederlerdi.Hierdoor konden zij zich over zeer grote afstanden verplaatsen.
Pekin'de yine aynı mesafelerde yarıştı.Vier jaar later geraakte hij in Peking op dezelfde afstand opnieuw niet door de reeksen.
Özellikle tartışmalı tüm konular, tartışmanın taraflarına eşit mesafede kalınarak yazılmalıdır.Officieel zouden alle mogendheden op voet van gelijkheid aan tafel zitten.
Hedefe olan mesafeyi.Besturing op afstand.
Girne şehir merkezine yaklaşık 10 dakika mesafede Girne Dağlarının eteklerinde yer alır.Vanaf het nieuwe station is het goed tien minuten naar de hoofdstad van het graafschap.
Bazı bölgelerde siperler arasındaki mesafe 8-10 metre kadardır.Maar op sommige plekken zijn de riffen zelfs 8 tot 9 km breed.
Bu mesafe genellikle ortalama etkileşimden daha büyüktür.Soms zelfs belangrijker dan de gemiddelde structuur.
İki zirve arasındaki mesafe yaklaşık 250 metredir.De afstand tussen de twee paren bedraagt ongeveer 65 meter.
Şato Montrö'ya 3 km. mesafede yer alır.Het klooster lag op drie dagen afstand per paard.
Benim babam mesafelidir.Mijn vader is zwijgzaam.
Yiyecek ararken uzun mesafeler katedebilir.Przemierza duże odległości w poszukiwaniu pożywienia.
Onların çığlıkları uzun mesafeden duyuldu.Porozumiewają się krzykami, które słychać z daleka.
Ayrıca oyuncu yakın mesafede düşmanı silahın dipçiğiyle ile düşmanı alt edebilir.Ponadto w walce na bliską odległość gracz może atakować wrogów kolbą broni.
Yabancılara karşı mesafelidir.Powściągliwy w stosunku do obcych.
Bu Shapley’in kümelerin mesafelerini çok fazla hesaplamasına neden oldu.Oznaczało to, że można wyliczyć odległość od cefeid.
Yakın veya uzak mesafeli olabilirler.Mogą być krótko lub długowłose.
Uzun mesafe ve maraton koşmaktadır.Startował w biegach długodystansowych i biegu maratońskim.
İlk Alman uzun mesafe demiryolu Saksonya başkenti Dresden ile Leipzig arasında yapıldı.Historia państwowych kolei w Saksonii rozpoczęła się wraz z budową linii saksońskiej z Drezna do Lipska.
Gözler arasında küçük bir mesafe var.Między oczami poprzeczna bruzda.
6 Mart 2006 tarihinde Stratus, Mickie ile mesafeli kalmalarını söyledi.6 marca 2006 Stratus podczas rozmowy z James, powiedziała, że potrzebuje przestrzeni.
Böylece elektrik enerjisi uzun mesafelere kolaylıkla iletilebilecekti.Sieć ta służy do przesyłania energii elektrycznej na duże odległości.
Ne kadar da mesafe kat ettik.Doszedł on na odległość ok.
Hoşlanmadığı kişilere de çok mesafeli davranır.Potrafi też nieźle dogryźć osobom których nie lubi.
Evler genel olarak birbirine bitişiktir ya da aralarında az bir mesafe bulunmaktadır.Obie części stykają się ze sobą lub są nieznacznie oddzielone.
Ayrıca kısa mesafeli meydanlara iniş ve kalkış yapabilme özelliğiyle ünlüdür.Nacisk kładziono też na zdolności względnie krótkiego startu i lądowania.
13000 ışık yılı mesafededir.Leży w odległości 13 tysięcy lat świetlnych.
Ancak yakın mesafede çok etkilidir, menzili çok yüksek değildir.Jest szeroko rozpowszechniona, ale niezbyt licznie.
Gaz partikülleri birbirinden çok uzak mesafededirler.Płetwy grzbietowe dość daleko oddalone od siebie.
Düşmanla yakın mesafede direkt olarak savaşırlar.Piechota zawsze walczyła w najbliższej odległości wroga.
"Yavaş dediğimiz şey, uzun zaman içinde belli bir mesafenin kat edilmesidir.Odległość ta jest nazywana długością zredukowaną wahadła.