İki gün sonra İtalyan faşist askerleri ve Alman Heer ordusunun mensupları tarafından yakalandılar.Dois dias depois, o grupo foi capturado por um pelotão de soldados fascistas e membros do exército alemão.
Saray, İsveç Silahlı Kuvvetleri mensuplarından oluşan kraliyet muhafızları Högvakten tarafından korunmaktadır.O palácio é guardado pelos Högvakten, uma Guarda Real formada por membros das Forças Armadas Suecas.
Hamıka aşiretinin mensupları halen Van ilinde mevcuttur.Possui ainda em seu curso a cachoeira Acutumã.
Malezya Hintleri'nin çoğu ise Hinduizm'e mensup.Maioria das pessoas falam Hindko.
Bu dönemde Batılı medya mensupları ona "Devrimin Jan Dark'ı" lakabını takmıştır.Durante esse período, os meios de comunicação ucranianos a chamavam de "Joana d'Arc da Revolução Laranja".
Üst kasta mensup olanlar, çok eşli evlenebilir.Em essência, mesmo mulheres muito tímidas casam-se.
SS mensupları tarafından üzerinde fiziki ve psikolojik işkence uygulandı.O filme descreve técnicas e procedimentos de tortura física e psicológica praticada pelas forças americanas.
Oriya Hint - Avrupa dillerinin, Hint - Aryan koluna mensuptur.Ambos, são derivados da mesma palavra proto-indo-europeia amarelo, ghel.
Eskiden mensupları çoğunlukla Irak ve Suriye'de bulunurdu.Essas ideias, posteriormente, chegaram ao Iraque e ao Líbano, por exemplo.
Üsküp'te Ortodoks ve İslam dinine mensup insanlar için değişik okullar vardır.As comunidades religiosas ortodoxas e islâmicas têm escolas religiosas secundárias em Escópia.
Macar tarihinde büyük önemi ve saygınlığı olan bir aileye mensuptur.Esconde seu verdadeiro relacionamento com uma pessoa muito importante na história.
Oğuz boylarından hangisine mensup olduğu belli değildir.Não é simplesmente aquilo que a criança tem entre as pernas.
Ailesi orta sınıfa mensuptu.Sua família pertencia à classe média baixa.
Abbasî soyuna mensup ileri gelenler tarafından yakın ilgi gördü.Pouco a pouco foi se interessando pelos amplificadores.
Ermenilerin çoğunluğu Ermeni Apostolik Kilisesi'ne mensuptur.A maioria dos armênios são cristãos, principalmente da Igreja Apostólica Armênia.
Bunları Yedinci Gün Adventist imanına mensup olanlar arasında buldular.Baseados nela, foram instituídas as Crenças Fundamentais dos Adventistas do Sétimo Dia.
Köyün vefat etmiş büyüklerinin söylediğine göre, Köy halkının bir kısmı Berazi Aşiretine mensuptur.Com a ajuda de sua irmã, descobre que algo está predando os moradores da cidade.
Her ikisi de Hıristiyan dinine mensuptur.Ambos sofrem nas mãos do peste.
Günümüzde yaşayanlar Kırvar aşiretine mensuptur.Já estamos nos sentindo órfãos aqui na Cúria.
Senatodaki temsilcisi Gungan ırkına mensup Jar Jar Binks'tir.Ele é um "mascote" de Jar Jar Binks.
Katar emirleri Sani Hanedanı'na mensupturlar.Esclarecimentos da Santa Sé a respeito das Ordens de Cavalaria.
Daha sonra Milliyetçi Çalışma Partisi'ne ve Islahatçı Demokrasi Partisi'ne mensup milletvekilleri ayrıldılar.A essa proposta se uniram alguns membros do Partido Progressista e todo o Partido Moderado.
Hazaralar, Moğol kavimlerine mensupturlar.Aparentemente imune aos monstros da cidade.
Tugaya mensup askerler tutuklanarak Sırbistan'daki askeri esir kamplarına nakledildi.Este órgão ordenou a libertação dos prisioneiros políticos mantidos no campo de concentração de Camp Boiro.
3) 1976 tarihli Atom Enerjisi Kurumu (Özel emniyet mensupları) Yasası (c.A Lei de Regulação dos Poderes Investigativos de 2000 (c.
Burjuva sınıfına mensup kadınların sınırlı seçme hakkı alma durumu artmaya başladı.Integrou desde muito jovem as categorias de base da Seleção Croata.
Ne iş yapıyorsun sen, nereden geliyorsun, nerelisin, hangi halka mensupsun?”What Have You Done kan verwijzen naar: What Have You Done (Anouk), single van Anouk.
Anne tarafından Germiyanoğulları Beyliği'ni kuran âileye mensuptur.De kwajongen krijgt nu zelfs van zijn moeder een lichte vermaning.
Ülkeyi 1752'den beri El-Sabah Hanedanı'na mensup kişiler yönetmektedir.Het Huis al-Sabah regeert het land sinds 1752.
Belarus'dan göçmen olarak gelen bir aileye mensuptur.Die dachten dat hij een Wit-Russische emigrant was.
Oğuzlar'ın Avşar boyuna mensuptur.Hoe de opvang van haar kinderen geregeld is.
Annesi Rutilia, konsüler sınıftan gelen Rutilius ailesine mensuptur.Haar moeder, Rutilia, was een telg van de gens Rutilia, die ook consuls onder haar rangen telde.
Ermenilerin çoğunluğu Ermeni Apostolik Kilisesi'ne mensuptur.Het grootste deel van de christenen behoren tot de Armeens-Apostolische Kerk.
Tümenin mensupları Hitlerjugend'den geliyordu.De rang van Oberrottenführer bestond ook in de Hitlerjugend.
Annesi de Sülemi ailesine mensuptur.De moeder is hier ook hoofd van het gezin.
Doğu Afrika'nın en ünlü etnik gruplarından biri olan Kikuyular'a mensuptu.Ze behoort tot de Kikuyu’s, een van de vele Afrikaanse bevolkingsgroepen.
Müküs Beylerinin Eyyubhanbegi koluna mensuptur.De armen van de echtgenoot werden vastgebonden.
Bu familya mensupları ılıman bölgelerden tropiklere kadar yayılmıştır.De familie komt voor van gematigde streken tot in de tropen.
Ekonomik gücü, mensuplarının işlettiği firmalardan kaynaklanmaktadır.De speculatie leidt dus tot overgewaardeerde bedrijven.
Meksika Devrimi sırasında savaşan ve Soldaderas olarak bilinen kadın askeri birliğine mensup kadın devrimci.Soldaderas waren vrouwelijke soldaten gedurende de Mexicaanse Revolutie.
Sobekneferu, Mısır'ın onikinci hanedanına mensup sekizinci ve son hükümdar.Heerser van het eerste en achtste huis.
Katolik mehzebinde bulunan Aso Japonya'da çok az sayıda bulunan bir gruba mensuptur.De Katholieke Kerk telt in Japan één miljoen katholieken.
Scientology tarikatına mensuptur.Ieder land zou het voorbeeld van Scientology moeten volgen.
Bu oranın neredeyse tamamını katolik mezhebine mensup hristiyanlar oluşturmaktadır.Deze geldt voor vrijwel alle christelijke kerken tot op de dag van vandaag.
Ayrıca başka dinlere mensup küçük gruplar vardır.Verder zijn er kleine groepen andere godsdiensten.
Kendisi de Ermeni Sarukxan Ailesine mensup birinin kızıyla evliydi.Hij huwde op een zeker punt in zijn leven met een Armeense prinses op Cyprus.
Bu bazı Tahir'in ordusu mensupları tarafından görüldü.Daar werd het aangevallen door Lees leger.
Prenslik, Obrenoviç hanedanına mensuptur.Hij behoorde tot het huis Obrenović.
Lucius Scribonius Libo MÖ 1. yüzyıl'da yaşamış olan senatoryal bir aileye mensup Romalı.Lucius Scribonius Libo was een Romeins senator tijdens de beginperiode van het principaat.
Daha sonra Hormek/Xormekan aşiretine mensup Alevi Zazalar yerleşmiştir.Kiedyś wydobywano tam glinę (pacyna - gruda zeschniętej ziemi lub gliny).
Savaşın sona ermesiyle mensupları ABD ve İngiliz silahlı kuvvetlerine teslim olmuştur.Pod koniec wojny poddał się amerykańskim i brytyjskim wojskom.
Fas asıllı olan Aşur ailesine mensuptur.Bardzo ostrożnie podchodzi do rodziny Podhoreckich.
Bu sülale Oğuzların Üçok kolunun Yüreğir boyuna mensuptur.Te dwie rzeczy tak bardzo obciążają ramię Mojego Syna.
Oğuzlar'ın Avşar boyuna mensuptur.Potomkami ich są obecnie Czuwasze.
Soylu bir İspanyol ailesine mensuptu.Urodził się w hiszpańskiej rodzinie szlacheckiej.
Köy halkı, Oğuz Türklerinin Bayat boyu uğurlu obasına mensuptur.Chowaj naszego syna, na dzielnego Polaka.
Tugaya mensup askerler tutuklanarak Sırbistan'daki askeri esir kamplarına nakledildi.Żołnierzy AK jako jeńców wojennych umieszczano w obozach w głębi Rzeszy.
Ayrıca köy, Oğuzların Avşar boyuna mensuptur.W przeciwnym wypadku mieszkańców ich krainy czeka zagłada.
İtalyan asıllı bir aileye mensuptur.Niezrównoważoną damę deportowano z Włoch.
Köy nüfusunun büyük kısmı Miroğlu aşiretine mensuptur.Najwyższa część wsi dochodzi do Przełęczy Mielnickiej.