Adı Şarklu aşiretine mensup olmalarından ileri gelmektedir.Obawia się, iż ten wpadnie w sidła demonicznego Klingsora.
Şiîlerin çoğunluğunun mensup olduğu fıkhî mezheptir.Pozostawił po sobie liczne pisma (w większości) niewydane.
Her ikisi de Hıristiyan dinine mensuptur.Obydwaj jednak nawrócili się na chrześcijaństwo.
Aynı aileye mensup Hannibal İkinci Pön Savaşında öne çıkacaktır.W czasie II wojny punickiej stanęli po stronie Hannibala.
Ayrıca Müslüman, Musevi ve Budist dinlerine mensup halk da vardır.Istnieje także niewielka populacja osób wyznania mojżeszowego, buddyzmu i muzułmanów.
Mensupları kahverengi gömlekler giydiği için Kahverengi Gömlekliler adıyla da anılır oldu.Od barwy umundurowania SA były zwane brunatnymi koszulami.
Ülke genelinde nüfusun %65'i Hristiyan dinine mensuptur.Kolejną grupą wyznaniową jest sześcioprocentowa mniejszość chrześcijańska.
İki gün sonra İtalyan faşist askerleri ve Alman Heer ordusunun mensupları tarafından yakalandılar.Dwa dni po lądowaniu cała grupa została aresztowana przez oddział włoskich i niemieckich żołnierzy.
Avusturya Halk Partisi (ÖVP)' ne mensuptur.Powstała Austriacka Partia Ludowa (ÖVP).
Almanca konuşan Yahudi topluluğuna mensuptu.Urodził się w żydowskiej rodzinie mówiącej po niemiecku.
Ermenilerin çoğunluğu Ermeni Apostolik Kilisesi'ne mensuptur.Zdecydowana większość z nich należy do Apostolskiego Kościoła Ormiańskiego.
Bu hayvanların keselilere mensup olup olmadığı hala tartışmalıdır.W przewodzie pokarmowym tych zwierząt knidocyty nie ulegają strawieniu.
Abbasî soyuna mensup ileri gelenler tarafından yakın ilgi gördü.Niestety został on prawie doszczętnie zdewastowany przez napływowych mieszkańców.
Göçmen bir Yahudi aileye mensuptur fakat kendisi ateisttir.Urodził się w rodzinie żydowskiej, był jednak zdecydowanym ateistą.
Arda kalan üç mertebenin mensupları ise pek azdır.På kragen hade den tre par horn (taggar) samt några mindre.
Bu cinse mensup iki tür, insanın yaşayan en yakın akrabalarıdır.Släktet bildas av två arter som är människans närmaste nulevande släktingar.
Beardsley, Yellow Book olarak adlandırılan ressam ve yazar grubuna mensuptu.Beardsley ingick i det sällskap av konstnärer och författare som publicerade Yellow Book.
Onun aleyhinde olan Saraylılar kliği mensupları da benzer büyüklükte bir gücü Londra'da kurdular.Kronan samlade under tiden ihop en ungefär lika stor styrka i London.
Ayrıca Augustus Mozolesi de ölümünden önce aile mensupları için yaptırılmıştır.Även Augustus mausoleum byggdes före hans död för att hysa släktmedlemmar.
Eskiden mensupları çoğunlukla Irak ve Suriye'de bulunurdu.IS ockuperade under året delar av främst Irak och Syrien.
Liste FIFA teknik komitesi tarafından seçilir ve medya mensupları tarafından oylanır.En lista framställs av Fifas tekniska kommitté och segraren framröstas av representanter från mediekåren.
Ülkede diğer Hristiyan mezheplerine mensup olanlar da vardır.Därtill tillkommer andra kristna minoriteter i landet.
Ülkeyi 1752'den beri El-Sabah Hanedanı'na mensup kişiler yönetmektedir.Nedan följer en lista över Kuwaits härskare sedan 1752.
Bu grup bir taslak hazırlayarak medya mensuplarına sundu.En kompromiss var att sätta samman materialet till ett medley.
Bunların başında Bourbon sülalesinin mensupları gelmektedirler.Dessa flaskor gavs till bryggeriets personal.
Aslen Rum olup, Paleologos Hanedanı'na mensuptur.Rum med vy mot Djurgården.
Ayrıca bölge Dulkadır Türkmenlerine mensup bölgede bulunmaktadır.Dessutom förekommer fortfarande ett utbrett förtryck mot kurderna i södra Turkiet.
Türkiye'de Karapapaklar genellikle İslam dini Sünni (Hanefi) mezhebine mensuptur.I Sverige är i regel stomnät anslutna till rikets nät.
Köy halkı Oğuzların Bozok koluna mensuptur.Förråder du Människosonen med en kyss.
Babasının mensup olduğu Bostancı Ocağı'nda yetişti.Han växte där upp med faderns hästar.
Scientology tarikatına mensuptur.I utställningskatalogen Surrealism?
Kraliçe ve kraliyet ailesine mensup kişilerin varlığında çalınır.Brevväxlingen mellan henne och kungafamiljens medlemmar finns bevarad.
Oğuzlar'ın Avşar boyuna mensuptur.Mannens son är starkt misstänkt.
Ülke nüfusunun büyük çoğunluğu kendisini Bantu etnik grubuna mensup olarak ifade etmektedir.Majoriteten av den venetianska befolkningen vill definiera sig själva som en minoritet.
Köy halkı Tayyan aşiretine mensuptur.De administreras som ett härad inom Taiwanprovinsen.
Ama, basın mensuplarının istediği basın toplantısı zamanı da hızlıca yaklaşır.Det har även givits tid för presskonferens med media.
Dakar'da yaşayan halk çeşitli etnik gruplara mensuptur.Dagestan bebos av ett antal olika folkgrupper.
Benediktin Tarikatı'na mensuptur.Det tillhörde benediktinorden.
Elçilik mensuplarıyla Antakya'da tanışmıştır.Там він зустрівся і з послами Антанти.
Basın mensuplarına göre Apple bunun lehinde idi.За деякими відомостями за цим стояв Абель.
Fransız asıllı Kanadalı bir aileye mensuptur.Десь тут має бути стрийко з Канади з родиною.
Üst kasta mensup olanlar, çok eşli evlenebilir.Багато щойно одружених уманців обов'язково їдуть до парку.
Her ikisi de Hıristiyan dinine mensuptur.Обидва вони стали мучениками за віру.
Ayrıca başka dinlere mensup küçük gruplar vardır.Крім того, на тендер будуть висунуті інші малоперспективні родовища.
Ceritler, Avşar boyuna mensuptur.Кожному гарантується недоторканність житла.
VI. Davit Narin (1225-1293), Bagratlı Hanedanına mensup Gürcü kralı.Давид VI Нарін (груз. დავით VI ნარინი; 1225–1293) — цар Західної Грузії з династії Багратіоні.
Çoğunlukla hak eden devlet polisi mensuplarına verildi.Значні права для цього отримала поліцейська влада.
Ülke genelinde nüfusun %79,7'si Hristiyan dinine mensuptur.Загалом 97,7 % релігійних організацій області мають християнське походження.
Ülke genelinde nüfusun %82,5'i Hristiyan dinine mensuptur.Членство в НАТО загалом підтримали 85,2% населення.
Tarikatlardan Bektaşi tarikatına mensuptular.Належать вони до серії третинних відкладів.
Taif'in Sakif kabilesine mensuptur.У Jauja помер таємничо Тупака Hualpa.
Seri kahramanlarının tamamı da bu aileye mensuptur.Героями-борцями тут вважалися цілі родини.
Ülke nüfusunun %39,2'si Fon etnik grubuna mensupturlar.2/3 українців у Ф. належать до Укр.
Abdurrahman zaten yanında bulunan Berberi kabile mensuplarına bahşiş dağıtmıştı.To mu vyneslo vděk Athéňanů, jichž byl Mínós úhlavním nepřítelem.
Annesi Rutilia, konsüler sınıftan gelen Rutilius ailesine mensuptur.Její matka Rutilie pocházela z rodiny Rutilia.
Avusturya Halk Partisi (ÖVP)' ne mensuptur.Je členem Rakouské lidové strany (ÖVP).
Grip virüsü Orthomyxoviridae familyasına mensup örtülü bir RNA virüsüdür.Chřipka je nakažlivá nemoc způsobená RNA virem z čeledi Orthomyxoviridae.
Neoromantizm akımına mensup bulunmuştur.Navazovaly na neoromantismus.
Bunların en önemlileri, Asakir-i Mansure'ye mensup olanların isyanlarıdır.Mezi ty nejúspěšnější patří bitva o dobytí Mantovy.
Büyük ihtimalle varlıklı bir aileye mensuptu ve açıkça iyi eğitim gördüğü anlaşılmaktadır.Pravděpodobně pocházela z urozené rodiny a měla dobré vzdělání.