‹‹Başka biri geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹İşte senin minan! Onu bir mendile sarıp sakladım.In drugi pride in reče: Gospod, glej, tu je mošnja tvoja, ki sem jo imel v prtu spravljeno.
‹‹Başka biri geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹İşte senin minan! Onu bir mendile sarıp sakladım.또 한 사람이 와서 가로되 주여 보소서 주의 한 므나가 여기 있나이다 내가 수건으로 싸 두었었나이다
‹‹Başka biri geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹İşte senin minan! Onu bir mendile sarıp sakladım.Người khác đến thưa rằng : Lạy chúa , đây nầy , nén bạc của chúa tôi đã gói giữ trong khăn ;
‹‹Başka biri geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹İşte senin minan! Onu bir mendile sarıp sakladım.Người khác đến thưa rằng: Lạy chúa, đây nầy, nén bạc của chúa tôi đã gói giữ trong khăn;
‹‹Başka biri geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹İşte senin minan! Onu bir mendile sarıp sakladım.Och den siste kom fram och sade: 'Herre, se här är ditt pund; jag har haft det förvarat i en duk.
‹‹Başka biri geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹İşte senin minan! Onu bir mendile sarıp sakladım.Og en anden kom og sagde: Herre! se, her er dit Pund, som jeg har haft liggende i et Tørklæde.
‹‹Başka biri geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹İşte senin minan! Onu bir mendile sarıp sakladım.Og en annen kom og sa: Herre! se her er ditt pund, som jeg har hatt liggende i et tørklæ;
‹‹Başka biri geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹İşte senin minan! Onu bir mendile sarıp sakladım.Pelayan yang lain datang dan berkata, 'Tuan, ini uang Tuan; saya menyimpannya dalam sapu tangan
‹‹Başka biri geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹İşte senin minan! Onu bir mendile sarıp sakladım.Un autre vint, et dit: Seigneur, voici ta mine, que j`ai gardée dans un linge;
‹‹Başka biri geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹İşte senin minan! Onu bir mendile sarıp sakladım.Und der dritte kam und sprach: Herr, siehe da, hier ist dein Pfund, welches ich habe im Schweißtuch behalten;
‹‹Başka biri geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹İşte senin minan! Onu bir mendile sarıp sakladım.Venne poi anche l'altro e disse: Signore, ecco la tua mina, che ho tenuta riposta in un fazzoletto
‹‹Başka biri geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹İşte senin minan! Onu bir mendile sarıp sakladım.Vielä tuli yksi ja sanoi: `Herra, katso, tässä on sinun leiviskäsi, jota olen säilyttänyt liinasessa.
‹‹Başka biri geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹İşte senin minan! Onu bir mendile sarıp sakladım.Y vino otro y dijo: 'Señor, he aquí tu mina, la cual he guardado en un pañuelo
‹‹Başka biri geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹İşte senin minan! Onu bir mendile sarıp sakladım.Ηλθε και αλλος, λεγων Κυριε, ιδου η μνα σου, την οποιαν ειχον πεφυλαγμενην εν μανδηλιω.
‹‹Başka biri geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹İşte senin minan! Onu bir mendile sarıp sakladım.Дойде и друг и рече: Господарю, ето твоята мнаса, която пазех скътана в кърпа;
‹‹Başka biri geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹İşte senin minan! Onu bir mendile sarıp sakladım.Приступив і инший, кажучи: Пане, ось мина твоя, котру я мав сховану в хустцї:
‹‹Başka biri geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹İşte senin minan! Onu bir mendile sarıp sakladım.Пришел третий и сказал: господин! вот твоя мина, которую я хранил, завернув в платок,
‹‹Başka biri geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹İşte senin minan! Onu bir mendile sarıp sakladım.ויבא האחר ויאמר הא לך מנה שלך אשר היה אצלי צרור בסודר׃
‹‹Başka biri geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹İşte senin minan! Onu bir mendile sarıp sakladım.ثم جاء آخر قائلا يا سيد هوذا مناك الذي كان عندي موضوعا في منديل.
‹‹Başka biri geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹İşte senin minan! Onu bir mendile sarıp sakladım.又 有 一 個 來 說 、 主 阿 、 看 哪 、 你 的 一 錠 銀 子 在 這 裡 、 我 把 它 包 在 手 巾 裡 存 著
‹‹Başka biri geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹İşte senin minan! Onu bir mendile sarıp sakladım.又 有 一 個來說 、 主阿 、 看 哪 、 你 的 一 錠 銀子 在 這裡 、 我 把 它 包在 手巾 裡 存 著
Birinin burnunu sildiği mendil o takoya değmişti. Bir de, o tako çöp yığınının içindeydi.Wir hatten so was wie einen Streit.
Birinin burnunu sildiği mendil o takoya değmişti.Der var snot i hele tacoen..
Birinin burnunu sildiği mendil o takoya değmişti.Qualcuno ha buttato un fazzoletto sporco sopra il taco.
Birinin burnunu sildiği mendil o takoya değmişti.Tisu bekas ingus jatuh di atas taco itu.
Bir mendil bunu düzeltmez.Ce mouchoir ne le fixera pas.
Bir mendil bunu düzeltmez.Chusteczki tego nie naprawią
Bir mendil bunu düzeltmez.Ezen a zsebkendő nem segít.
Bir mendil bunu düzeltmez.Non sarà un fazzoletto a guarirlo.
Bir mendil bunu düzeltmez.Tissue tidak berguna untuk memperbaikinya.
Bir mendil bunu düzeltmez.Un pañuelo no lo arreglará.
Bir mendil bunu düzeltmez.Un pañuelo no lo arreglará.
Bir mendil toplantisi efendim, sizce nasildi?Ein Treffen wie ein Handtuch Ajussi, wie erging es Ihnen in den letzten Tag?
Bir mendil toplantisi efendim, sizce nasildi?Intalnirea batistelor.. Domnule , la dvs. cum a fost ?
Bir mendil toplantisi efendim, sizce nasildi?Một buổi gặp gỡ như là khăn tay. Bác ơi, còn bác thì sao ạ?
Bir mendil toplantisi efendim, sizce nasildi?Nagyon tetszik ez a mondás, a keszkenő féle találkozás. Uram, és magának?
Bir mendil toplantisi efendim, sizce nasildi?Nenäliinan kaltainen tapaaminen. Herra entä sinä?
Bir mendil toplantisi efendim, sizce nasildi?Seperti pertemuan sapu tangan. Tuan, bagaimankah dengan anda?
Bir mendil toplantisi efendim, sizce nasildi?Spotkanie jak chusteczka. Proszę pana, a jak to jest z panem?
Bir mendil toplantisi efendim, sizce nasildi?Une rencontre "mouchoir"... Monsieur, comment vous trouvez ?
Bir mendil toplantisi efendim, sizce nasildi?Un incontro tra fazzoletti. Signore, come è stato per lei?
Bir mendil toplantisi efendim, sizce nasildi?Μου αρέσει πάρα <br />πολύ αυτή η φράση, η συνάντηση με το μαντήλι.<br /> Κύριε, πως ήταν με εσάς;
Bir mendil toplantisi efendim, sizce nasildi?لقاء مثل لقاء المنديل سيدي, كيف هو معك؟
Bir mendil toplantisi efendim, sizce nasildi?おじさんは どうでしたか? 私も おじさんにとって ハンカチのような人に なれたらいいのに
Bizim Ha Nimiz Baek Seung Jo'ya yemek mi yaptı? Çıkıyormusun? Mendilini aldın mı?Hast du dein Portemonnaie? ja hab ich. hier.
Bu üzerinde dört turuncu daire bulunan büyük mavi bir mendildi.그것은 파란색 큰 손수건이었고 4개의 오렌지색 동그라미가 있었습니다.
Bu üzerinde dört turuncu daire bulunan büyük mavi bir mendildi.Bola to veľká modrá vreckovka so štyrmi oranžovými kruhmi.
Bu üzerinde dört turuncu daire bulunan büyük mavi bir mendildi.Byl to velký modrý kapesník se čtyřmi oranžovými kruhy.
Bu üzerinde dört turuncu daire bulunan büyük mavi bir mendildi.C'était un grand mouchoir bleu avec quatre cercles oranges.
Bu üzerinde dört turuncu daire bulunan büyük mavi bir mendildi.Det var en stor, blå näsduk med fyra orange cirklar.
Bu üzerinde dört turuncu daire bulunan büyük mavi bir mendildi.Det var et stort, blåt lommetørklæde med fire orange cirkler.
Bu üzerinde dört turuncu daire bulunan büyük mavi bir mendildi.Đó là một cái khăn tay rộng màu xanh dương với bốn hình tròn màu cam.
Bu üzerinde dört turuncu daire bulunan büyük mavi bir mendildi.Egy nagy kék zsebkendő négy narancs színű karikával.
Bu üzerinde dört turuncu daire bulunan büyük mavi bir mendildi.Era o batistă albastră, mare cu patru cercuri portocalii.
Bu üzerinde dört turuncu daire bulunan büyük mavi bir mendildi.Era um grande lenço azul com quatro círculos cor de laranja.
Bu üzerinde dört turuncu daire bulunan büyük mavi bir mendildi.Era un grande fazzoletto blu con quattro cerchi arancioni.
Bu üzerinde dört turuncu daire bulunan büyük mavi bir mendildi.Era un gran pañuelo azul con cuatro círculos de color naranja.
Bu üzerinde dört turuncu daire bulunan büyük mavi bir mendildi.Es war ein großes blaues Taschentuch mit vier orangen Kreisen.
Bu üzerinde dört turuncu daire bulunan büyük mavi bir mendildi.Het was een grote blauwe zakdoek met vier oranje cirkels.
Bu üzerinde dört turuncu daire bulunan büyük mavi bir mendildi.Ison sinisen nenäliinan, jossa oli neljä oranssinväristä ympyrää.