Ana içeriğe geç
Sözlük

memur ile cümle

memur kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ayrıca geçinmek devlet memurluğu şekilde görevler aldi.Com o tempo, acabariam adquirindo também funções administrativas.
Babası, Posta-Telgraf memurlarından Hakkı Bey’dir.Seu pai era funcionário do serviço postal.
Demir madenleri memuru olan babası 1751'de öldü.Seu pai, funcionário de uma siderúgica, faleceu em 1751.
Nokia topçu hesaplayıcısıyla birlikte atış kontrol memuru.Comando de artilharia finlandesa, com uma calculadora de artilharia Nokia.
Daha sonra 1982'de ölümüne dek memur olarak çalıştı.Depois de sair, trabalhou como funcionário administrador até à sua morte em 1982.
Memuriyet hayatına İstanbul'da bir askerlik şubesinde kâtip olarak başladı.Começou a vida como servente num presídio de Salvador.
1979 yılında Kanada Nişanı Memurluğunu yaptı ve 1993'te Refakatçi olarak terfi etti.Em 1979 foi nomeado Oficial da Ordem do Canadá e foi promovido a Companheiro em 1998.
Üç yıl Özel Danışma Kurulu'nda (Privy Council) memur olarak çalıştı.No período de três anos foi assessor especial da Prefeitura de Salvador.
Polis memuru Michael'ın öldüğünü sanır.O tenente acredita que MacDonald pode ter se matado.
Resmi pasaport: Millet Meclisi üyelerine ve memurlara verilir.Consultas informais: são reservadas a membros do Conselho e a funcionários da ONU.
İlk anda 9 polis memuru rehin alındı, kısa sonra ikisi serbest bırakıldı.A PM deteve duas pessoas por desordem, mas elas foram liberadas em seguida.
Faaliyetine bir polis memuru olarak başlamış ve üstteğmen rütbesini almıştır.Durante toda a sua atuação como político, abriu mão de remuneração.
Sonradan Elazığ'da iskan memurluğu yapar.Pouco depois exerceu o mesmo cargo em Alegrete.
Babası bir memur idi.Sua avó foi sua agente.
Hiçbir polis memuru silahını ateşlemedi.Os policiais não usaram as armas.
Nušić ayrıca, gazeteci ve devlet memuru olarak çalışmıştır.Loosli foi ativo tanto como escritor como publicista e jornalista.
Niteliğe göre atanan memurlara ise "Erbab-ı Kalem" yani kalem sahipleri denmiştir.Eram as chamadas eleições feitas "a bico de pena", isto é, apenas com a caneta.
İddialı bir banka memurudur.Propriedade de um banco.
Konya Maiyet memurluğu, çeşitli ilçelerde kaymakamlıklar yaptı.A devoção no local assume muitas formas.
Bu sıralarda, 29 Şubat 1792’de Berlin’de maden vergi tayin memuru olarak resmî bir göreve atandı.Durante este tempo, obteve um posto público como assessor de Minas em Berlim, em 29 de fevereiro de 1792.
Ardından devlet memuru olarak görev almış ve bu dönemde demokratik sisteme geçişe tanık olmuştur.Durante esse período chegou a assumir o governo do Estado, durante viagem do então intervento estadual.
O bölgede üç polis memuru bulunuyordu.Eram três militares na sala.
Dış görevlerinden ülkesine döndükten sonra parlamento üyeliği dahil değişik memurluklar yaptı.Retornou às suas atividades particulares ao deixar o parlamento.
Gençler arasında tersane çalışanları ve memurlar mevcuttur.Atualmente maridos e esposas trabalham.
Meysel serbest şehir Danzig'e gider ve orada santral memuru ve teknik ressam olarak çalışır.Ze ging naar de vrije stad Danzig en werkte daar als telefoniste en technisch tekenaar.
Bir süre gümrük ve vergi memuru olarak çalıştı.Hij was verder enige tijd actief als handelaar en belastingambtenaar.
1892'de memuriyetinden istifa etti, The Westminster Budget 'ta muhabir ve ressam olarak çalışmaya başladı.In 1892 gaf hij zijn baan op en ging werken voor de The Westminster Budget als reporter en illustrator.
Onu sorgulayan polis memuru ise onun anlattıklarına güvenmiyordur.De politie, die hem later ondervraagt, gelooft er niks van.
Yoksul ailesine yardımcı olmak için genç yaşta memur olarak çalışmaya başladı.Hij begon te werken als kantoorbeambte om zijn armoedige familie te helpen.
Viktor Rydberg, bir hapishane memuru ve bir ebenin oğlu olarak doğdu.Viktor Rydberg was de zoon van een gevangenisbeambte en een vroedvrouw.
Bir polis memuru Le Parisien'e, olayların 2005 Fransız ayaklanmalarına benzediğini söyledi.In 2005 deden zich in Parijse banlieues grote rellen voor, zie rellen in Frankrijk 2005.
1933'te, Naumann, SA'ya katıldı ve sonra bir subay ve polis memuru oldu.In 1933 sloot Naumann zich aan bij de SA en werd toen een ambtenaar van de politie.
1902'de Broadway'de memurluk yaptı.In 1902 debuteerde hij op Broadway.
Matt Parkman (Greg Grunberg): Los Angeles'ta bir polis memuru.Matt Parkman is een politieagent in Los Angeles.
Ancak adanın valisi, memurları ve halkı büyük çoğunlukla Yunanlardan oluşuyordu.Van de officieren en hoge ambtenaren was evenwel de grote meerderheid afkomstig uit het Noorden.
Arrondisement komiseri bir memurdur ve idareci değildir.De arrondissementscommissaris is een ambtenaar; hij "bestuurt" niet.
Polis, memurlara müdahale etti.De politie werkte samen met de bezetters.
Babası bir memur idi.Zijn vader was een officier.
Meclis-i Ali’ye üyelik görevine memur edildi.In Indië werd hij belast met het bevel over Hr.
Buralarda yaklaşık 250 işçi ve memur istihdam edilmektir.Ongeveer 500 medewerkers en artsen zijn er tewerkgesteld.
Babası Royal Canadian Mounted Police görevlisi olan özel polis memurudur.In Canada hoort de vierdeukenhoed bij het officiële uniform van de Royal Canadian Mounted Police.
Çankaya'da Atatürk'ün koruma memurluğunu yapmıştır.Met hun families zoeken ze bescherming bij Chovanski.
Hemen hemen her evden birkaç memur vardır.In vrijwel alle huizen woonden meerdere gezinnen.
Jake Nava tarafından yönetilen video-klipte, Beyonce, New York'ta bir polis memurunu canlandırmaktadır.In de videoclip van If I Were A Boy die werd geregisseerd door Jake Nava is Beyoncé te zien als politieagent.
Dizide bir polis memurunu canlandırmaktadır.Op de binnenplaats is een politiepost gevestigd.
Kendisini takiple görevli çok sayıda polis memurunu öldürmüştü.Zijn afwachtstrategie heeft de politiecommissaris veel werk bespaard.
Üçüncüsü: devlet memurlarının atanması ve azli.Taylor : over het karakter van chefs en ondergeschikten.
Ardından bir kavşakta Çavuş Cross (Sergeant Cross) adında bir polis memuru tarafından çevrilirler.Daar wordt hij opgepakt door Sergeant Cross en zijn assistente.
Bir memur bu durumdan şüphelenir.De soldaat klaagt over die situatie.
Uçağın pilotları John Ogonowski ve birinci memur Thomas McGuinness'ti.Pilotem był John Ogonowski, a pierwszym oficerem – Thomas McGuinness.
Özel giysiler şamanlar ve memurlar için yapılır.Specjalne szaty zakładane zaś były przez szamanów czy urzędników.
Moskova'da, bir memur ailesinde doğdu.Urodził się w Moskwie w rodzinie urzędnika.
Umberto Domenico Ferrari (Carlo Battisti) emekli bir devlet memurudur.Umberto Domenico Ferrari jest emerytowanym urzędnikiem państwowym.
Hikmet Bey, Selanik’te Hariciye Nezareti’nde memur idi.Seiyū: Aoi Yūki Sachiko Fujinuma (jap.
10 Ekim - Memur maaşları ilk kez peşin ödenmeye başladı.10 sierpnia – po raz pierwszy brytyjscy członkowie parlamentu głosowali za przyznaniem sobie płacy.
O bölgede üç polis memuru bulunuyordu.W ich miejsce oddelegowano trzech oficerów.
Gelinin yanındaki yüksek arkalıklı sandalyede nikah memuru oturmaktadır.Pod nim siedziała przy stole panna młoda.
Memurların sendika hakları kaldırıldı.Prawa pracownika są łamane.
Kıyafet değiştirip hükümet memuru oldum.Kombinezon dostała do Vlada.
Bu yüzden ailesi onun için bir memurluk kariyeri fikrinden vazgeçmişti.Rodzice wybrali dla niego karierę wojskową.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod