Polis memurları, aracın içinde biri dolu iki tabanca bulduklarını söylediler.«Мы знаем, что этот человек купил как минимум две единицы огнестрельного оружия.
Transit polis memurları Metro sisteminde ve Metrobüslerde devriye gezerler.Начинается погоня за героями по городским улицам и метро.
Nezaretin memur açığını kapadı.Личность этого офицера оспаривается.
Birçok iş değiştirdikten sonra vergi memuru oldu.После демобилизации сменил много профессий, работал таксистом.
Katil polis memuru ile de karşılaşır.И он решается на убийство полицейского.
Bu rütbeye daha Ulusal Polis Örgütü tüm polis memurları katılmaktadır.Туда отправляется вся команда муниципальной полиции.
Bu pilotun ve birinci memurun Boston hava trafik kontrolü ile konuşmayı bıraktığı zamandır.كان هذا عند توقف الطيار ومساعده عن التحدث مع مراقبة الملاحة الجوية في بوسطن.
Özel giysiler şamanlar ve memurlar için yapılır.اللباس الخاص يتم تصنيعه خاصة للالشامان والمسؤولين.
Böylece ruhban sınıfı maaş almaya başlamış ve devlet memuru sınıfına girmiştir.وبناءً علي هذا بدأت طبقة الرهبان تتقاضي معاشًا، وأصبحوا ضمن طبقة موظفي الدولة.
Darbeden sonraki ilk haftada on binlerce asker ve devlet memuru tasfiye edildi.تم تطهير عشرات آلاف من الموظفين العموميين والجنود في الأسبوع الأول الذي أعقب الانقلاب.
İstanbul’a döndükten sonra 1872-1876 arasında çeşitli memuriyetliklerde görevlendirildi.سنوات أسطانبول بعد العودة لأسطانبول تنقل في مناصب حكومية عدة في الفترة من 1872-1876 .
Uçağın pilotları John Ogonowski ve birinci memur Thomas McGuinness'ti.وكان في قيادة الطائرة الطيار جون أوغونووسكي ومساعده هو توماس مكغينس.
Bir süre avukatlık bürolarında memurluk yaptıktan sonra, 1993'te eskort ajanslığı işine girdi.و بعد عملها لفترة من الوقت في مكتب محاماه , بدات العمل في وكاله للمرافقه في عام 1993 .
1924 yılında Manisa'da Devlet Demir Yolları'nda telgraf memuru olarak çalışmıştır.وفي عام 1924 عمل كموظف بريد في سكك حديد الدوله في مدينة مانيسا .
1908'e kadar Diyarbakır'da küçük memuriyetler yaptı.ظل يشتغل وظائف صغيرة في ديار بكر حتى عام 1908.
Babası ise yüksek bir adliye memuruydu.و عندئذ وبخه والده بشدة.
24 Mart 1879 tarihinde Tesla, ikâmet izni bulunmadığı için polis memurları eşliğinde Gospić'e iade edildi.وفي 24 مارس 1879، تم ترحيل تسلا إلى غوسبيتش تحت حراسة الشرطة نظرًا لعدم حوزته على تصريح بالإقامة.
1915'te devlet memurluğundan ayrılıp tüm zamanını yazarlığa ayırdı.واستقالت لأسباب شخصية 1952 وتفرغت للكتابة.
Hiçbir polis memuru silahını ateşlemedi.لم تطلق الشرطة أي رصاصة.
Polis memuru Michael'ın öldüğünü sanır.وهو لا يعرف بأن مايكل ميت.
İstanbul'da kendisine memur olarak bir görev verilmeyince uzun süre yokluk içinde yaşadı.وأجبر على العيش في اسطنبول لثلاث سنوات بلا عمل ولا وظيفة.
Polis memuru, film boyunca gözlerini görmediğimiz tek insandır.زوجة الطبيب هي الشخصية الوحيدة في الرواية بأكملها التي لاتفقد بصرها.
1983'te devlet memurluğundan ayrıldı.وترك رئاسة البرلمان بعام 1983.
Moskova Hükümeti, yani Moskova Belediye Başkanı Moskova şehir, en yüksek memur tarafından yönetilmektedir.ويرأس حكومة موسكو من أكبر مسؤول في مدينة موسكو، أي رئيس بلدية موسكو.
Babası, Rüsamet Emaneti (Gümrükler memur) Süleyman Hayri Bey'dir.والدها هو مِن جي (민제 - 閔霽) من عشيرة يوهُنغ مِن (여흥 - 驪興).
Burada görevli memurlardan İbrahim Efendi'den Arapça ve Farsça öğrendi.وتعلم اللغة العربية والفارسية من السيد أبراهيم أحد الموظفين المعينن هناك.
Tribunus: Kıdemli memur.الصنف الأول (Grand officier).
Film bittiğinde, SS memurları “figüran”ların çoğunu Auschwitz-Birkenau toplama kampına gönderdi.عندما انتهى الفيلم نفذ مسؤولو قوات الأمن الخاصة ترحيل معظم "الأشخاص" إلى مركز قتل أوشفيتز- بيركيناو.
Köyde memur sayısı çoktur.يوجد في القرية العديد من الموظفين.
Bazı ilçelerde Maiyet Memurluğu ve Kaymakamlık görevlerinde bulundu.والأثرم من الأجزاء ما اجتمع فيه القبض والخرم.
Memuriyet hayatı 42 sene sürmüştür.امتدت مسيرته الفنية لأكثر من 42 عاما.
1857’de İstanbul’a döndü ve Bab-ı Ali Tercüme Odası'nda stajyer olarak memurluğa başladı.عاد نامق لإستانبول في 1857 م حيث بدأ حياته الوظيفية "كمتدرب" في غرفة ترجمة الباب العالى.
Memurlar gürültünün ve kirliliğin olacağını ifade etti.أعرب المسؤولون عن قلقهم تجاه الضوضاء وحركة المرور.
Babası küçük bir çarlık memuruydu.كان والدها يدير متجرا صغيرا.
İsveç Hükümet memurları - Göran Perssonقاموس السير الذاتية الوطنية السويدية: إهرنستراهل
Aynı yıl Artvin İl'inde Maiyet Memurluğu'na başladı.اففتح في نفس السنة مكتب هراري الخاص لامكانية الوصول.
Polis memurları, aracın içinde biri dolu iki tabanca bulduklarını söylediler.ذهب إلى الداخل ، وجد اثنين من المسلحين هناك.
Katil polis memuru ile de karşılaşır.ثم قام المهاجم بطعن ضابط شرطة.
İki memur da yaralandı.شرطيين أيضاً كانا قد جرحا.
Bunlar soylular ya da yüksek dereceli memurlardı.فهل تريدني أن أقول (المحترمون) أم (المحترمين)?
Köyden 1960'lı yıllardan bu yana çeşitli mesleklerden devlet memurları çıkmıştır.ويدير شؤون القرية مجلس محلي منذ سنوات الستينات.
Daha sonra bir sağlık memuru olarak, Birinci Dünya Savaşı sırasında cephede görev yaptı.كما خدم في الجيش كطبيب لمدة عام خلال الحرب العالمية الأولى.
Memur Sendikaları Konfederasyonu (MEMUR-SEN) İl Kurucusu ve Genel Merkez Denetim Kurulunda görev aldı.وقام أفراد الشرطة بتنفيذ عمليات تفتيش في مكاتب نقابة المعلمين والنوادي الجامعية.
İki de memur yedek üyesi vardır.عضوان يمثلان قطاع المحاماة.
Bintolhoda, abisine eşlik etmek istiyordu ama memurlar izin vermediler.أرادت غولدمان الانضمام إلى شقيقتها، لكن والدهما رفض السماح لها بذلك.
O gece kadın gibi giyinenler memurlara eşlik etmemekte direndiler.Aqueles vestidos de mulher naquela noite se recusaram a ir com as oficiais.
Kalabalıktan bazı kişiler hastaneye yatırıldılar, ve dört tane polis memuru yaralandı.Alguns na multidão foram hospitalizados e quatro policiais ficaram feridos.
1892'de memuriyetinden istifa etti, The Westminster Budget 'ta muhabir ve ressam olarak çalışmaya başladı.Em 1892 largou sem emprego e começou a colaborar para o The Westminster Budget como repórter e ilustrador.
Memurlar gürültünün ve kirliliğin olacağını ifade etti.Autoridades oficiais expressaram preocupação sobre possível poluição e barulho.
Daha sonra ise posta memuru olarak atandı.Uma vez ele aparece como encomenda postal.
Plebler kendi memurlarını seçme hakkı istediler.Os plebeus exigiram o direito de eleger seus próprios oficiais.
Alt düzey bir memur olan Francesco Gramsci'nin yedi oğlundan biriydi.Era o quarto dos sete filhos de Francesco Gramsci.
Dîvân-ı hümâyûn kalemlerinin şeflerine Hâcegân ve bir kalemin en kıdemli memuruna Halîfe denirdi.Nele o arca de Deucalião (o mais justo dos homens) e Pirra (a mais virtuosa das mulheres) encontrou refúgio.
Komiser Yardımcısı Genel memur (次長 Jichō?)O Alto Comissariado é composto ainda pelo Vice Comissário-Geral (次長, Jichō?).
Plebler bu iki yeni memura "pleb tribünleri" diyorlardı.Os plebeus chamaram seus novos oficiais "tribunos da plebe".
Şu anda köy nüfusuna kayıtlı çeşitli devlet kademelerinde 200 civarında memur görev yapmaktadır.Ali, trabalham cerca de 200 funcionários do Estado, em diferentes divisões da polícia.
Philip Johan von Strahlenberg (1676–1747) Alman kökenli İsveçli askeri memur ve coğrafyacıdır.Philip Johan von Strahlenberg (Stralsund, 1676 — 1747) foi um militar e geógrafo sueco de origem alemã.
Teğmen Thompson (John Saxon): Nancy’nin babası ve polis memuru.John Saxon como Tenente Donald Thompson: Pai de Nancy e tenente da polícia local.
Moskova Hükümeti, yani Moskova Belediye Başkanı Moskova şehir, en yüksek memur tarafından yönetilmektedir.O Governo de Moscou é chefiada pelo mais alto funcionário da cidade de Moscou, ou seja, o prefeito de Moscou.
Dosyası Sovyet NKVD memurları tarafından düzenlendi.Foi frequentemente seguido por agentes soviéticos da NKVD.