Devlet memurluklarında önemli değişiklikler yapmaya koyuldu.On introduit également des modifications considérables à la tête de l'État.
Memurluğa Babıâlı Tercüme Odası'nda başladı.Il est engagé comme traducteur à la chambre des Anciens.
O bir polis memuru oldu.Se hizo policía.
Hiç bir polis memuruna küfür ettin mi?¿Alguna vez le has dicho palabrotas a un policía?
Bir polis memuru arabayı durdurmamı söyledi.Un policía me dijo que parase el coche.
Ben bir polis memuruyum.Soy oficial de policía.
Onun kadın polis memurlarına karşı hiçbir şeyi yok; o sadece Moore'nin çok yeşil olduğunu düşünüyor.No tiene nada en contra de mujeres policías, sino que simplemente considera que Moore está demasiado verde.
Chris O'Dowd - Polis memuru Nathan Rhodes, Annie'ye aşık olan polis memuru.Chris O'Dowd como Oficial Nathan Rhodes, un policía que se enamora de Annie.
O gece kadın gibi giyinenler memurlara eşlik etmemekte direndiler.Los que iban con ropa de mujer se negaron a ir con las oficiales esa noche.
O sırada, Rick Grimes, bir önceki bölümde kaçmayı başaran Memur Lamson'ı yakalar.Mientras tanto, Rick Grimes persigue al oficial Lamson, que se escapó.
Hiçbir polis memuru silahını ateşlemedi.La policía no descargó ningún disparo.
Babası hariciye memurlarından Ali Namık Efendi idi.Debía dirigirse a su padre llamándole domine (señor).
1979 yılında Kanada Nişanı Memurluğunu yaptı ve 1993'te Refakatçi olarak terfi etti.En 1979, fue nombrada Oficial de la Orden de Canadá y fue promovida a Compañera en 1993.
Kadın devlet memuriyetine girmeye başladı.La mujer se abre paso hacia el poder.
Babası, Posta-Telgraf memurlarından Hakkı Bey’dir.Su padre era funcionario del cuerpo superior de Correos.
Alison Lohman - Christine Brown: Bankada çalışan genç bir kredi memuru.Alison Lohman como Christine Brown: Un apacible empleada de banco que desea el puesto de asistente de gerente.
Ancak görevli ne bir hemşire ne de bir sağlık memuru veya doktoru vardır.Incluso disponer de lo suyo sin necesidad de tutor o curador.
İç Savaş | Civil War | Devlet Memuru Olursun Ya da Tutuklanırsın!¿Debe ser un oficial de policía a la fuerza o no?
Kalabalıktan bazı kişiler hastaneye yatırıldılar, ve dört tane polis memuru yaralandı.Algunos de los manifestantes fueron hospitalizados, y cuatro policías resultaron heridos.
Babası Anhui yerel bir memurdu.Su abuelo León era secretario de ayuntamiento.
Asurlu bir diğer görevli ise Šaqil-datim olarak adlandırılan memurlardı.Un ejemplo serían las fuerzas operativas combinadas, conocidas como Task Force.
Babası bir memur idi.Su padre era un oficial.
1898 ile 1908 arasında, Selanik Postanesinde posta memuru olarak görev yaptı.Entre 1898 y 1908 desempeñó diferentes cargos en la Oficina de Correos de Salónica.
On bir yıl devlet memurluğu yaptı.Ocuparía el gobierno por diez años.
Bu kesik burunu Neva Irmağı'na atmayı dener, ama tam bu sırada bir polis memuru tarafından yakalanır.Intenta librarse de ella arrojándola al río Neva, pero un oficial de policía lo pilla.
Ama Michael ölmemiştir ve polis memurunu öldürür.Michael ataca la estación de policía y mata a todos los oficiales.
Memur Sendikaları Konfederasyonuyla birlikte faaliyet yürütmektedir.Y por eso, compañeros, nos tenemos que juntar Con la fuerza sindical.
Sonrasında ise 5 yıl kadar memurluk yapmıştır.Figuró como administrador en ese entonces por más de 5 años.
Ben Falcone - Jon, Megan'a aşık olan Federal Hava Polis Departmanı memuru.Ben Falcone como Jon, el policía secreto del avión que se enamora de Megan.
Babası Royal Canadian Mounted Police görevlisi olan özel polis memurudur.Royal Canadian Mounted Police - en el lugar.
Tribunus: Kıdemli memur.Suboficiales: Suboficial Superior.
Ayrıca bir polis memuru da vurularak şehit edilmiştir.Un oficial fue alcanzado por los disparos.
Memurlar genel olarak dürüst ve adil olmayan bir şekilde davranır.En términos generales su administración parece haber sido honesta y eficaz.
Bir süre memurluk yaptı, yedi yaşındaki çocuğunu kanser nedeniyle kaybettikten sonra yaşa dışı işlere yöneldi.Su madre viajó allí después de perder once niños anteriores por enfermedades evitables.
İki memur da yaralandı.También resultaron heridos dos civiles.
Bu rolde cezaevi memuru rolünü oynamıştır.Su papel era el de un guardia penitenciario.
Memur ne bulunduğu mevkiye ne de o mevkinin gelirlerine el koyabilir.Ella puede hacer lo que sea que el Capitán América puede hacer, pero de espaldas y en tacones altos.
Matt Parkman (Greg Grunberg): Los Angeles'ta bir polis memuru.Matt Parkman es un oficial de policía de Los Angeles.
Aynı yıl Artvin İl'inde Maiyet Memurluğu'na başladı.En ese año compuso su ópera El soldado Iván.
Sonra da Mora ayaklanmasını bastırmaya memur edildi.Posteriormente fue también el responsable de reprimir la insurrección del Ferrol.
Babasının yerel sicil memurluğu ofisinde çalıştı ve sadece sekiz yaşında iken babası öldü.Su padre era cirujano y murió cuando solo tenía ocho años de edad.
Buna karşı Ümran da Cedid yanlısı memurları tasfiye ederek bu hamleye yanıt verdi.Esta vez la justicia dio la razón a los ondarreses.
1985 yılında kurtarma polis bölümünde devriye memuru olarak atandı.Ayudó a la policía en 1985, para el caso del Violador de tren.
Kule eski dönemlerden bu yana kuleye özel polis memurları tarafından korunmaktadır.En la Edad Media la torre fue defendida por soldados regulares.
İlk anda 9 polis memuru rehin alındı, kısa sonra ikisi serbest bırakıldı.Tras un canje de prisioneros, ambos son finalmente liberados.
4 polis memuru öldü.Mueren cuatro miembros de la Policía Armada.
1986'da devlet memurluğundan ayrıldı.Abandonó el Gobierno en 1986.
Hariciye Nezareti Mektubi Kalemi'nde memurluğa başladı (1862).Ya para entonces era capitán de fragata efectivo (1862).
1. Dönem tamamlandığında yeniden memur olarak görev aldı.Cuando llegaron las noches oscuras, volvió a ser comisionado.
Nikahı sırasında nikah memuru tam soyadını söylerken hoparlör arıza yapmıştır.A lo largo del matrimonio, ella continuó llamándolo tío.
Memur bir ailenin çocuğu olarak İzmir'de doğdu ve Konak'ta ilk yıllarını geçirdi.Hijo de un militar de carrera, pasó sus primeros años en Alemania.
Kendisini takiple görevli çok sayıda polis memurunu öldürmüştü.Entrevista a Él Mató a un Policía Motorizado.
1905'te Aydın İli Orman ve Maden Muamelat Kâtipliği göreviyle devlet memurluğuna başladı.En 1905 el Servicio Forestal de Estados Unidos recién creada comenzó a administrar el lugar.
Büyüdüğü sırada nakliye memuru olarak bir iş buldu.Mientras tanto, él se encontró un trabajo como camarero.
İşçi ve memurlara sendika kurma hakkı ile grev hakkı tanınmıştır.Reconocimiento como un derecho de los trabajadores las huelgas y los paros.
Memurların tayin ve azilleri ciddi bir statüye bağlanmalıdır.Esto requiere que el Emperador y sus representantes impongan una disciplina estricta.
2005-2006 yılına kadar hemşirelik ve sağlık memurluğu bölümü olarak devam etmiştir.Fue ministra de medio ambiente y sanidad entre 2003 y 2006.
İstanbul'a dönüşünde Tophane-i Âmire'ye livâlıkla memur oldu.De Palmira regresó urgentemente a La Habana.
Polis memurlarının görevdeyken içki içmelerine izin verilmemektedir.Gli agenti di polizia non sono autorizzati a bere alcolici mentre sono in servizio.
Savaştan sonra Bavyera'ya geri döndü ve Garmisch-Partenkirchen'de bir gümrük memuru olarak çalıştı.Dopo la guerra, Koegel, una volta tornato in Baviera, lavorò come impiegato doganale a Garmisch-Partenkirchen.