1809'da itfaiye memuru oldu.1889 bildete sich die Freiwillige Feuerwehr.
Bir memur bu durumdan şüphelenir.Ein Wimperg verdacht den Bereich.
İddialı bir banka memurudur.Oper einer Privatbank.
Memurlar 14, halk 27 kuruştan ekmek alacak.Von den 79 Räumen werden 27 bewohnt.
2002 yılından itibaren senato idari memuru olmuştur.Seit dem Jahr 2000 muss der Generalstaatsanwalt vom Senat bestätigt werden.
Her iki memur Valilik kararıyla görevden uzaklaştırıldı.Die beiden Kommissare werden aufgrund ihres eigenmächtigen Vorgehens vom Dienst suspendiert.
O bölgede üç polis memuru bulunuyordu.Drei Towns befanden sich auf dem Gebiet.
Bu esnada polis memuru Schierke Bayan Knobbe' nin kaybolan bebeğini aramaktadır.Sergeant Burns sucht die vermisste Gina.
Alaiye geldiğinde vezirlik rütbesi kaldırıldı ve Alaiye'de sürgün olarak ikamete memur edildi.Als Bestrafung wurde der Verein in die Zweitklassigkeit zwangsversetzt und Landgren als Präsident abgesetzt.
Vergi memurları da görevlerinden alınıp hapse yollandı.Die Putschisten wurden ihrer Ämter enthoben und inhaftiert.
1984'te Maliye Bakanlığı Bütçe müdürlüğünde memur olarak göreve başlamıştır.Dort bewarb er sich 1984 erfolglos um das Amt des Finanzministers.
Bazı durumlarda konsolosluk memurları ve konsoloslar temsil ettikleri ülkenin vatandaşı olmayabilir.Der Generalkonsul muss nicht unbedingt Staatsbürger des Landes sein, das er vertritt.
Nüfusun geri kalanı dışarıdan gelen devlet memuru ve askeri nüfustur.Hinter dem Hochadel die Staatsbediensteten und Militärs.
Şehremaneti'de memur olarak çalıştı.Er arbeitete als Angestellter in der Stadtverwaltung.
Aynı yıl Genelkurmay Askeri Akademisi memurları kurslarından mezun oldu.Noch im selben Jahr wurde Leistner Offiziersschüler an der Offiziersschule der Landstreitkräfte.
Daha sonra bir sağlık memuru olarak, Birinci Dünya Savaşı sırasında cephede görev yaptı.Ein Jahr später war er als Sanitätsunteroffizier im Ersten Weltkrieg tätig.
Hemen hemen her evden birkaç memur vardır.In fast allen Häusern lebten mehrere Familien.
Memurluk ve müşavirlik yaptı.Sie vergab Ämter und Rechte.
Ancak görevli ne bir hemşire ne de bir sağlık memuru veya doktoru vardır.Die Studenten wollen aber weder einen Krankenwagen noch die Polizei rufen.
Dan olay yerine varan ilk polis memuruydu.Dan fut le premier policier à arriver sur les lieux du crime.
Babası, Düyûn-ı Umûmiye memuru Halil Hilmi Bey idi.Il est le père de Jalâl al-Dîn Rûmî,.
Bir polis memuru, bir adamla çocuğun çivi bombası saldırısı sonrası öldüğünü söyler.Un policier lui dit qu'un homme et un enfant ont été tués dans l'explosion d'une bombe artisanale.
Lou, polis çavuşu ve Springfield şehrinin yetenekli bir polis memurudur.Lou est le sergent compétent de la police de Springfield.
4 polis memuru öldü.4 policiers sont tués.
Memur Barbrady: Kasabanın tek polis memurudur.Jusqu'à la saison sept, l'officier Barbrady est le seul policier de la ville.
1951 yılından 1954 yılına kadar Zimmerman Bavyera'da memur oldu ama 1963 yılında bir avukat oldu.Il travaille dans la fonction publique du Land de Bavière de 1951 à 1954, puis devient avocat en 1963.
Plebler kendi memurlarını seçme hakkı istediler.Les plébéiens demandent le droit d’élire leurs propres représentants.
Teğmen Thompson (John Saxon): Nancy’nin babası ve polis memuru.Donald Thompson : Père de Nancy et commissaire de la police.
4 Haziran 1739'da Hanover'da doğdu, babası vergi memuruydu.Il naît le 17 janvier 1790 à Berne, où son père possède un café.
Bu dönemde önce devlet memurlarının istihdam statüsü üzerine eğildi.Cette année, cependant, M. le Préfet de police a bien voulu descendre sur la voie publique.
Devlet memuru ailenin iki çocuğundan biridir.Il est le cadet des deux enfants de la famille.
Ne var ki, Kwolek çözeltisini test etmek için püskürtme memuru teknisyen Charles Smullen'i ikna etti.Néanmoins, Kwolek persuada le technicien Charles Smullen, qui opérait la fileuse, de tester sa solution.
Yabancı dil bilenler gümrük memurluğu ve tercümanlık görevlerine bile atanmıştır.Néanmoins, il s'agit d'auteurs étrangers dont le travail fait donc l'objet de traduction.
Karakoldaki üç polis memuru kayboldu.Trois des meneurs se retrouvent au poste de police.
Halit Akbulut, polis memuru.Pacifique Plante, policier.
Hikmet Bey, Selanik’te Hariciye Nezareti’nde memur idi.Ceux qui l’accompagnaient étaient des érudits du Coran.
Ayrıca bir polis memuru da vurularak şehit edilmiştir.Un agent de la police judiciaire fut également tué.
Ayrıca 400 adet sivil memur da burada görev yapmaktadır.340 agents soviétiques sont également employés.
Buralarda yaklaşık 250 işçi ve memur istihdam edilmektir.Environ 150 officiers et personnels civils y travaillent.
Başlangıçta küçük memuriyetlerde bulundu.Au début elle n'obtient que de petits rôles.
KESK, memur sendikaları konfederasyonu kuruldu.Puis, les confédérations étaient regroupées formant des alliances.
Osmanlı Devleti'ne hizmeti olan bir bölüm asker ve memurlara verilir.Une bonne partie du comté a ensuite été offert à Clark et à ses soldats.
Böylece, orman memurları da bu okulda yetiştirilmeye başlanmıştır.Pour cette raison, les Brown ont grandi dans cette école.
Arslan, saldırı sonrasında kaçmaya çalışırken Danıştay'da görevli polis memurları tarafından yakalanmıştır.Mais quand Platon sort de l'observatoire, il est tué par un agent de police.
İstanbul'un Eyüpsultan ilçesinde doğan Türkan Şoray memur bir ailenin ilk çocuğudur.Né à Shanghai, Feng est l'enfant unique d'un fonctionnaire.
İlk görevi Konya Maiyet memurluğu olmuştur.La fonction principale est en suffixe.
1984 yılında Kaymakam Adayı olarak Devlet Memurluğuna başladı.En 1984, toutefois, les îles Cook ont demandé à devenir membre de l'organisation mondiale de la santé.
Memurlar gürültünün ve kirliliğin olacağını ifade etti.Les résidents se plaignent en particulier du bruit et des odeurs.
İmamlar, papazlar ve hahamlar Diyanet İşleri Bakanlığı'na bağlıdır ve devlet memurudur.Les imams, les prêtres et les rabbins dépendent du ministère des Cultes et sont rémunérés par l’État.
Sonrasında ise 5 yıl kadar memurluk yapmıştır.Il en devient le directeur cinq ans après.
Burada bulunan İngiliz subaylar ve memurlar tutuklandı.Des soldats américains et britanniques y sont morts.
Memuriyet, MÖ 494 yılında kurulmuştur.Gélase Ier le canonise en l'an 494.
Babasının yerel sicil memurluğu ofisinde çalıştı ve sadece sekiz yaşında iken babası öldü.Son père, officier d’artillerie de marine, est décédé alors qu’il n’avait que dix-huit mois.
İki memur da yaralandı.Il a entre autres deux officiers blessés.
1911'de Konya Maiyet Memurluğu'na gönderildi.L'année 1911 le voit occupé à son service militaire.
1979 yılında Kanada Nişanı Memurluğunu yaptı ve 1993'te Refakatçi olarak terfi etti.En 1979, elle fut fait Officier de l'Ordre du Canada et fut promue Compagnon en 1994.
Thijssen bu bölgeyi güvertedeki en yüksek orunlu memura atfen "Pieter Nuyts Toprağı" olarak adlandırmıştır.Il appela l'île "Pieter Nuyts Land", du nom de l'officier le plus gradé à bord.
Katil polis memuru ile de karşılaşır.Un flic met la main sur un meurtrier.
Polis, 50'den fazla memuru gözaltına aldı.La police a procédé à l’arrestation de plus d’une centaine de personnes.
Bir memur bu durumdan şüphelenir.Les deux policiers soupçonnent ce dernier.