Bu da geri dönen kralı çok memnun etmedi.Thái hậu khi quay về rất không vui.
Rusya içinse durum memnuniyet vericiydi.Về phía Nga là nỗi sướng thỏa.
Ben halinden memnun değildir.Ông tỏ ra không hài lòng.
Fakat sonuçtan memnun kalınmadı.Có thể thấy là anh không hài lòng với kết quả.
Brad, 40'lı yaşlarında bir profesördür ve hayatından pek de memnun değildir.Cậu là một nam sinh 14 tuổi ít nói và không giao tiếp với xã hội nhiều.
Sizleri aramızda görmekten memnuniyet duyacağız.Cha ước ao đi thăm từng người chúng con.
Böylece herkes ihtiyacına göre olabildiğince memnun edilmiş olur.必要とされるのは誰でもうれしいことだからです。
Ben finalden memnun kaldım.決勝も見たいと思いました。
Birçok nesildir Rusya'da yaşayan Almanlar 19. yüzyılda hallerinden memnun değillerdi.ロシアに数世代にわたって入植していたドイツ人が19世紀には不満を抱くようになっていた。
Eski Memnun Olmayan Vatandaşların Hareketi (Çekçe: Akce nespokojenıch občanů, ANO) yerine kuruldu.これは、以前の市民運動(チェコ語: Akce nespokojených občanů、 ANO)に基づいた政党である。
Sadece bittiği için çok memnunum.”』終わる前に出られてよかった」と喜んだ。
Firâkî'nin bu davranışı Şehzâde Bayezid'i memnun etmiş ve birçok bağışta ve ihsânda bulunmuştur.これらの人々をイオアンは慈悲深く監督し、また多くの奇蹟を行ったという。
İlk yazılan taslaklardan hoşlanmayan Dick, yeniden yazılan senaryodan memnun oldu.しかし、ディックは彼が書きあげた脚本を気に入らず、何度も改稿がなされた。
Theon Greyjoy (Alfie Allen) evine geri döner fakat karşılanmasından memnun değildir.シオン・グレイジョイ(アルフィー・アレン)は故郷鉄諸島に帰るが、出迎えのないことに不満を覚える。
Onların oyunculuğundan hiç memnun kalmaz.はっきりいって自分の演技に満足していない。
Ama tabii bulunduğum yerden memnunum.場所が見つかってとても嬉しい。
Hemşire olarak görev alan Ayşe yaptığı işten memnun değildir.看護師としては勤務怠慢気味。
Yardımcı olmaktan memnuniyet duyarız.喜んで協力させる。
Ben de çok memnun oldum.僕はすっかり喜んだ。
Yinçü, bu durumdan hiç memnun olmasa da, elçinin söylediklerini kabul etti.誰もが大国である元の使者に遠慮して押し黙っていたところ、阮忠彦だけが使者に対してその非礼を責めた。
Silifke'ye geldiğimden çok memnunum.シルヴィネにもっとも懐いている。
Bundan ne Abbas'ı ne de Usama memnun oldular.これは私やアル=バシールの和平ではない。
Bundan memnun olmalıyız.俺はそれで満足する。
Eleştirmenler, özellikle bölümün sonundan duyduğu memnuniyetlerini dile getirdi.フェミニストの批評家は、物語の結末においてどの程度の勝利がなされたのかに着目している。
(Çok Şişman, Çok Zayıf, Hiç memnun olmayacak mıyız?) adlı panele tartışmacı olarak katıldı.「よせんおち」や「むいちもん」など縁起の悪そうな選手名で統一されている。
Bundan büyük memnuniyet duydum."でもそれが結果的にすごく良かった」。
Memnun değilseniz beni görevden alın.' dedim.御不興であれば、ご容赦なくお手討ちください」と返した。
Her ikisi de durumdan memnundur, fakat beklenmedik bir şekilde rahatsızlanacaktır.二枚目で人も良いが、なにかと不憫な目に遭う。
Sizi neler hangileri memnun etmektedir?きみはどっちが好き?
"O olursa pek âlâ memnunuz" der.それがうまく行ったとすれば恐れ入るよ」と言った。
Fakat bundan hiç de memnun değildir.そして、私はそれを全く恥じていません。
Ben halinden memnun değildir.しかし自分は嬉しくはない。
Her durumda sahibini memnun etmeye dikkat eder.寧ろ喜んで飼い主達に見てもらう。
Rick bu durumdan pek memnun değildir.リーはこれに失望した。
Kürdistan Bölgesel Yönetimi tarafından memnuniyetle karşılandı.金沢地方法務局小松支局が管轄する。
Rollins, Jordan'ın tek başına yaptığı bu işe memnun olmadı.ルーシーダットンはこれらのことを自分一人で簡単に行うことができる。
Lich King ise bulduğu bu son müttefikten oldukça memnundu.らんらんキング ランキングが大好きな王様。
Burada 3 yıl çalışsa da pek memnun olmadığı bu işi bıraktı.私がこの4年間それを喜んでいたのは彼女もそれを喜んでいてくれたからだった。
Ancak yeni durumundan memnun kalacak kadar yaşamaz, iki yıl sonra ölür.ただし戸塚はこの無理が祟って病気になり、2年後に他界している。
Büyücüler Kraliçesi planının gerçekleşmesinden çok memnundur.皇妃の野望のために暗躍する。
Kendisi, bu şekilde anılmaktan memnun olmakla birlikte neden uygun görüldüğünü bilmediğini açıklamıştır.自分はなぜ認められないのかという不満に苛まれていた。
Hepsi bu yeni durumdan memnun olmadıklarını ifade ederler.さて、彼らはそれについて不満を持ったと考えられるね。
Ebeveynim, bu seneki notlarımdan memnun kaldılar.両親は私の今年の成績に満足した。
Memnun oldunuz mu olmadınız mı?あなたは満足していますか、それとも不満足ですか。
Robert, kendisine pay edilen güçten memnun değildi ve babası ve kardeşleri ile şiddetli bir çekişmeye girişti.罗贝尔不满足于分配给他的权力,和父亲以及兄弟们发生了激烈的争吵。
Köleliğe muhalefet, bütün eyaletlerin özgür siyahları memnuniyetle karşıladığı anlamına gelmiyordu.反对奴隶制并不意味着所有州郡都欢迎自由黑人。
Kendimle bile ortak yanlarım az; bir köşede sessiz sedasız durup nefes aldığım için memnun olmalıyım."我应在一角落里非常安静地站着,庆幸我还在呼吸。
Yardımcı olmaktan memnuniyet duyarız.很樂意助人。
Halk bu ikilinin iktidarından memnundu.對槙子的能力很讚賞。
Ancak hayatlarından memnundurlar.頗得意於此生。
Kont bu gelişmeden çok memnun olmuştur.太子世民得知此事后甚为高兴。
Onlar da memnun oldular, bilâhare eseri ilim âlemine sundum.教授善知識者,示教利喜於吾。
Ben de çok memnun oldum.也十分受到歡迎。
(Bunu memnuniyetle karşılasam da kabul etmem mümkün değil.)(他沒有要來,我反而比較高興。
O senden memnun olacaktır.你应该很高兴吧。
Her ikisi de durumdan memnundur, fakat beklenmedik bir şekilde rahatsızlanacaktır.很會照顧人,但是令人意外的很會撒嬌。
Sizi neler hangileri memnun etmektedir?人們為何感興趣?
Moskova'da bulunduğu müddette Häyhänen'den duyduğu memnuniyetsizliği üstlerine bildirdi.在莫斯科经常出现一些不利于他的流言。
Hayatın dört meyvesi: Hakikat, memnuniyet, tefekkür ve Naam.四美: 良辰、美景、賞心、樂事。
Kürdistan Bölgesel Yönetimi tarafından memnuniyetle karşılandı.受阿格拉总教区管轄。