Ana içeriğe geç
Sözlük

memnun ile cümle

memnun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Ama başından beri bu evlilikten memnun değildi.Het huwelijk was vanaf het begin niet goed.
Ben halinden memnun değildir.Ik ben er niet blij mee.
Yinçü, bu durumdan hiç memnun olmasa da, elçinin söylediklerini kabul etti.Toch is hun geluk niet onverdeeld: een profeet van Jahweh komt hen een oordeel aanzeggen.
Hayatın dört meyvesi: Hakikat, memnuniyet, tefekkür ve Naam.Vier Vruchten van het Leven: Waarheid, Tevredenheid, Contemplatie en Naam (in Naam van God).
O senden memnun olacaktır.Hij is er blij mee.
Fakat bu durum bazı sanatçıları memnun etmemiştir.Ook deze optredens leverden echter geen bevrediging op voor de artiest.
Carl, babasının geri dönmüş olmasından memnun bir şekilde ona sarılır.Tom is dolgelukkig dat zijn gezin terug compleet is.
Bu tutumuna rağmen, Bart bazen küçük düşmeye razı olabilir, eğer bu annesini memnun edecekse.Hoewel het soms wat stroef verloopt, kan Blanca haar vader wel verdragen.
Birçok usta Palm kullanıcısı yeni Graffiti'den memnun değildi.Verscheidene fans waren niet tevreden met de nieuwe lineup van Wolfmother.
Rusya'da bundan memnun değildi.Slowakije was daar niet blij mee.
Polonya'nın geri dönüşü Avrupa Yayın Birliği'nde memnuniyetle karşılanmıştır.De heroprichting werd toegejuicht vanuit Polen.
Lich King ise bulduğu bu son müttefikten oldukça memnundu.King liet achteraf verstaan dat hij tevreden was met de afloop die Darabont had gekozen.
Kont bu gelişmeden çok memnun olmuştur.De Cock is niet blij met deze zaak.
Eğer etrafta dolanıp herkese seninle konuştuğumu söylemezsen çok memnun olurum.Ik heb echt liever niet dat je... rondbazuint tegen anderen dat ik met je praat.
Ancak Ugan'ın düzeltmelerinden memnun olmadı ve ateş püskürerek bu mektubu yazdı.Oom Herman is hem echter opnieuw te snel af en verbrandt de brief.
Ama Williams sonuçtan memnun kalmadı.Dulieu was ontevreden over het resultaat.
Odasını Josh' la paylasmak zorunda olan Drake ise bu konudan hiç memnun değildir.Garfield, en de wekker zelf ook, zijn hier niet zo blij mee.
Amacı herkes değil mümkün olduğunca çok kişiyi memnun etmektir.Voor de rest mijdt ze iedereen zo veel mogelijk.
Kullanıcı demografisi – Kullanıcıların kimlikleri öneri memnuniyetlerini etkileyebilir.De afdeling AG Usability (bruikbaarheid) van het project ondervraagt gebruikers om verbeteringen te bereiken.
İşinden hiç memnun değildir.Zijn opdrachtgever is er niet blij mee.
Gerçekten de Papa Gregarious da bu gelişmeden tamamiyle memnunsuz değildi.En Gregor zelf voelt zich toch ook niet zo lekker meer.
Kendisi de yeni şato sahibini karşılayan ilk köylü olmaktan memnuniyet duyduğunu soyler.Hij besluit zich voor te doen als de nieuwe priester van het dorpje.
Sizi neler hangileri memnun etmektedir?Wat doe je om gelukkig te zijn?
Rick bu durumdan pek memnun değildir.Max is geheel niet onder de indruk.
Tanıştığımıza memnun oldum.Aangenaam kennis te maken.
Tanıştığımıza çok memnun oldum.Prettig met u kennis te maken.
Onlar basit bir yaşamdan memnun.Zij zijn tevreden met een eenvoudig leven.
Geçen hafta size yardım edebildiğime memnun oldum.Ik ben blij dat ik u de vorige week kon helpen.
Her şeyin geçip gittiğine memnunum.Ik ben blij dat alles voorbij is.
Her şeyin bittiğine memnunum.Ik ben blij dat alles voorbij is.
Size memnuniyetle ve bedava Almanca öğretmek isterim.Ik wil u graag en gratis Duits leren.
Evet, memnuniyetle.Ja, met veel plezier.
Onu sevmene memnun oldum.Ik ben blij dat je hem leuk vindt.
Memnun oldum.Ik doe het graag.
Bu deklerasyonu Siyonist Federasyonu'nun bilgisine sunmanızdan memnuniyet duyacağım.Byłbym wdzięczny, gdyby zechciał Pan zapoznać z tą deklaracją Federację Syjonistów.
Ama iki taraf da bu karardan pek memnun olmamıştır.Jednak obydwie strony nie czuły się usatysfakcjonowane tą decyzją.
Ebeveynlerinden memnun değildir ve normal bir yaşam istemektedir.Nie znosi rodziców za to, że nie mogą żyć normalnie.
Hiçbir sürümün memnuniyet verici olduğunu zannetmiyorum.Żadna nie wydaje się satysfakcjonująca.
Kont bu gelişmeden çok memnun olmuştur.Sam zawodnik jest zadowolony z tego osiągnięcia.
Henry bu sonuçtan çok memnundur.Niemiec powiedział, że jest zadowolony z wyniku.
Ama başından beri bu evlilikten memnun değildi.Małżeństwo to od początku nie było udane.
Ben de çok memnun oldum.I jestem z tego dumny (pol.).
Kolejin eski mezunları ve bazı öğrencileri bu karardan memnun olmamıştır.Mimo to, szkoła oraz wielu rodziców zignorowało to oświadczenie.
Björn Skifs, her ülkenin kendi dilinde şarkı göndermesi gerektiği kuralından memnun değildi.Wokaliście nie podobał się zapis w regulaminie, który obowiązywał go do śpiewania w języku szwedzkim.
Karl’ın talepleri vatandaşları memnun etmemiştir.Mimo to rządy Karola nie cieszyły się popularnością.
Michael'da kaçış planını yürütebilmek için memnuniyetle kabul eder.Zastanawiają się nad planem ucieczki.
Papa bu habere çok memnun oldu.Papież znalazł się w bardzo przychylnej sytuacji.
Büyücüler Kraliçesi planının gerçekleşmesinden çok memnundur.Czarownica cieszy się, widząc rozpacz królowej Dydony.
Ortaya çıkan sonuçtan Del Rey memnun oldu.Bardzo się cieszę – odpowiedział król.
Biraz da bu nedenle Ilgaz, Hababam Sınıfı eserlerinin film uyarlamalarından çok da memnun olmadı.A może dlatego, że nie miałem zbyt wysokiego mniemania o swoim sposobie prowadzenia wykładów?
Kürdistan Bölgesel Yönetimi tarafından memnuniyetle karşılandı.Administracyjnie region przynależał do guberni kurlandzkiej.
Memnunluk ilkesinin temeli, sevinçtir.Współzałożyciel i członek grupy The Pleased.
İşinden hiç memnun değildir.Nie jest zadowolony ze swego obrazu.
Liderler, ortak basın toplantısında, görüşmelerle ilgili memnuniyetlerini dile getirdiler.Na końcowej konferencji prasowej organizatorzy wyrazili zadowolenie z wyników oglądalności.
Aralarında birçok memnuniyetsizin de bulunduğu bu grup, Robespierre tarafından ezilmiştir.Zostali oni przychylnie powitani przez członków Zgromadzenia Narodowego, w tym – przez Robespierre'a.
Fakat halk memnuniyetsizliğini dile getirmeye, Kreon’a karşı çıkmaya cesaret edemez.Na nieszczęście jednak nie ma jeszcze odwagi przeciwstawić się Sunny'emu.
Lumières o belle kitaplar ile bir bütün oda verir yardım ile, o çok memnun olur.Med Lumières hjälp ger han Belle ett helt rum med böcker, som hon blir väldigt glad åt.
(Bunu memnuniyetle karşılasam da kabul etmem mümkün değil.)Ja tack, om ni vill vara så vänlig.)
Kont bu gelişmeden çok memnun olmuştur.Greven är nöjd med resultatet.
Papa bu habere çok memnun oldu.Poeten är högst tillfredsställd med utvecklingen.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod