Antrenörüm ve takım arkadaşlarım benden çok memnunlar.ولقد سعِد معلميه وزملائه بمجالسته كثيراً.
Marge, ev kadını rolünden memnun olmadığını dile getirmese de, bundan sıkılmaya başlamaktadır.بينما لم تغضب مارج يوما عن كونها ربة منزل، إلا أنها تشعر بالملل.
Stewie bisikletten son derecede memnundur.وهي معروفة بكونها معجبة كبيرة بعمل سايباي.
Ben halinden memnun değildir.لكن هذا لا يرضيني.
Henry bu sonuçtan çok memnundur.وكان هانكه متحمسا لنتيجة ذلك.
"O olursa pek âlâ memnunuz" der.فقالت "إذن سأذكرك بكل سرور".
Yavrular sizi memnun edecektir.كان لينكون مولعاً بالأطفال.
Ve onların hareketlerinden memnun olursan, onlar seni seveceklerdir.الجميع يصبح مضحكا إذا كنت تحبهم.
Fakat Hababam Sınıfı ise bu durumdan şikayetçi değildir ve aslında çok memnundur.و مع ذلك فإن رأس الكعبرة ليس اسطوني الشكل على نحو كامل تماماً ، ولكنه إِهْلِيلَجِيّ (بَيْضَاوِيّ) نوعا ما.
Tom gerçekten memnun olduğunu söyledi.قال توم أنه كان حقا سعيدا.
Hüsrev, Herakleios'u Albanya'da rahatça dinlenmesinden memnun değildi.Cosroes não estava contente em deixá-lo descansar tranquilamente na Albânia.
Theon Greyjoy (Alfie Allen) evine geri döner fakat karşılanmasından memnun değildir.Theon Greyjoy (Alfie Allen) retorna a sua terra natal mas não está satisfeito com a recepção que recebe.
Ancak yeni durumundan memnun kalacak kadar yaşamaz, iki yıl sonra ölür.Ele não viveu para desfrutar de seu novo status, morrendo dois anos depois.
Sunumda, Justinianus ilk teklifi reddetti ve ikincisini öğrendiğinde çok memnun oldu.No evento, Justiniano rejeitou a primeira proposta, e ficou muito contente ao saber da segunda.
Yapmam için beni zorlamadılar; ama yaptığım için memnundular."Não me forçaram a fazer; eles ficaram felizes por eu ter feito".
Kendimle bile ortak yanlarım az; bir köşede sessiz sedasız durup nefes aldığım için memnun olmalıyım."Mal tenho algo em comum comigo mesmo, e deveria estar quieto em um corredor, contente por respirar".
Modugno, yarışmadan çekilme tehdidiyle karşı karşıya olduğu orkestradan çok memnun kalmadı.Modugno estava tão insatisfeito com a orquestra, que ameaçou desistir do concurso.
Ama tabii bulunduğum yerden memnunum.O lugar no qual estou feliz.
Rolünden memnun değildi çünkü koro üyeleri içinde solo performansı olmayan tek kişiydi.Ela ficou descontente com o papel, já que era a único membro do coral não ter uma parte solo.
Bu kraliçeyi memnun etti, çünkü kraliçe Media da büyümüştü ve dağlık manzaralara düşkündü.Ele fez isso para satisfazer sua rainha, pois ela havia sido criada em Media, e gostava de locais montanhosos.
Yardımcı olmaktan memnuniyet duyarız.Eu fiquei muito feliz em ajudar!
Güneyde daha fazla memnunniyetsizlik ortaya çıktı.Mais violência foi relatada no sul.
Senato yeni İmparatoru onayladı ve birçok eyâlet memnuniyetle Gordian tarafına geçti.O senado confirmou o novo imperador e a maioria das províncias ficaram contentes.
Sizi neler hangileri memnun etmektedir?Que tipo de atividades você gosta?
Meyer iki ana karakteri oynayacakların seçiminden dolayı memnun olmuştu.Heatlie é o único a ter jogado pelas seleções de ambos.
Eğer etrafta dolanıp herkese seninle konuştuğumu söylemezsen çok memnun olurum.Realmente preferiria que você não andasse por aí contando às pessoas que eu falo com você.
İlk eleştiriler memnuniyet vericidir.As primeiras sensações são de conforto.
Kendisi de memnuniyetle karşıladı.Mas nos recebia com alegria.
Bu hiç kimseyi memnun etmeyen bir durum.Mas essa arranjo não agrada a ninguém.
Başa geçerken yaşanan olaylardan ötürü Claudius senatoyu memnun etmek için büyük özen gösterdi.Devido às circunstâncias da sua ascensão ao trono, Cláudio pôs empenho em agradar o senado.
O senden memnun olacaktır.Estou satisfeita com ele.
"O olursa pek âlâ memnunuz" der.Creio que isso signifique que ele está bem."
Bundan memnun olsam da olmasam da, bu diğerlerinin hoşuna gitse de gitmese de...'Gostem disso ou não, eles me pegaram."
Ben halinden memnun değildir.Eu não estou decepcionado.
Memnun değilseniz beni görevden alın.' dedim.Eu não vou fugir desta responsabilidade - eu aceito a função.”
Kont bu gelişmeden çok memnun olmuştur.O professor ficou satisfeito com o resultado.
Böylece herkes ihtiyacına göre olabildiğince memnun edilmiş olur.Acho que todos ficarão bem satisfeitos com o que estamos preparando.
Bununla birlikte, Mısır'a gelen bu düşünceler herkesi memnun etmedi.Mesmo assim, a ideia não agradou a todos.
Rick buna onay verir ve grubun geri kalanı Rick'in onayını almış olmaktan duydukları memnuniyeti gösterir.Rick mostra sua aprovação, e o resto do grupo responde com entusiasmo.
Rusya içinse durum memnuniyet vericiydi.Sua recepção na Rússia foi extremamente positiva.
Mi ğojas. ≈ Memnun oldum.Aro Ajalli: Em Anambra.
Sürekli babasını memnun etmek için uğraşır.Sempre pede para o tio brincar com ele.
Akademideki ortamdan ve eğitimden memnun kalmayınca okulu bıraktı ve tekrar Avrupa'ya gitmek istedi.Decepcionada com o ambiente acadêmico, ela decidiu viajar para a Europa antes de acabar seu curso.
"Hepsi memnun".Estamos todos muito felizes ".
Erişim tarihi: 17 Ekim 2010. ^ "Eroğlu ilgiden memnun".Fantástico, 17 de agosto de 2010 "Para fazer nada".
Obi-Wan ise kendisinden memnuniyetini dile getirir ve sabretmesini öğütler.Bison declara que a manterá viva para satisfazer sua alma.
Ama başından beri bu evlilikten memnun değildi.O casamento foi infeliz desde o início.
Ben finalden memnun kaldım.Fiquei muito feliz com o resultado.
Ben de çok memnun oldum.A gente fica encantado.
Hiçbir memnuniyet de sürekli değildir, ondan çok daima yeni bir çabanın yeni başlangıç noktasıdır."Nunca desista" é o grande lema do seu novo trabalho.
Her durumda sahibini memnun etmeye dikkat eder.Muito obediente, faz tudo que pode para agradar ao dono.
"Sonuçtan herkes memnun".«Enfim, o público ficou satisfeito».
O sırada Müttefikler savaşın gidişatından memnundurlar.Os Aliados se aproveitaram do resultado da batalha.
Tahtta çok uzun süre kalamadıklarından dolayı bu memnuniyetsizlik uzun sürmedi.Mal sabiam que o jogo não se estenderia muito mais.
Robert, kendisine pay edilen güçten memnun değildi ve babası ve kardeşleri ile şiddetli bir çekişmeye girişti.Parecia não temer a Deus e estava em oposição a seus dois irmãos mais novos.
Herkes memnundu.Todos ficaram satisfeitos.
Memnuniyetle sana yardımcı olacağım.Estarei encantado de ajudá-lo.
Ben de çok memnun oldum.Ik zelf ben er nogal tevreden over.
Her durumda sahibini memnun etmeye dikkat eder.Ze organiseert van alles om de gasten tevreden te houden.
Papa bu habere çok memnun oldu.De paus was hierin zeer geïnteresseerd.