Koz büyütmek mecburi değildir.Отглеждането на петли било наложително.
1833'te enstitüye ders verme mecburiyeti olmaksızın kimya profesörü olarak tayin edildi.През 1833 г. е назначен за Фулеров професор по химия безсрочно, без да има задължение да води лекции.
Mecburi kılınan standartlar Resmi Gazete'de yayımlanır.Задължителна сила имат само нормативните актове, публикувани в официалния вестник.
Ülkedeki tüm çocuklar için ücretsiz ve mecburi eğitim sistemi getirdi.Обществено и безплатно възпитание за всички деца.
Mecburi hizmet süreleri 15 yıldır.Планираният срок на функционалност е бил 15 години.
Ülkede uygulanan kesintisiz eğitim süresi mecburi altı yıldır.U državi je obavezno školovanje u trajanju od šest godina.
Hastalık düzeyindeki rahatsızlarda doktor kontrolü mecburidir!!!Infekcijski kod sadrži vrijednost HATI-HATI !!
Almanya, mecburi askerliği kaldırıyor, en çok 100 bin kişilik bir ordu bulundurmak yetkisine sahip oluyordu.Nakon 1. svjetskog rata, Njemačka je mogla imati najviše 100.000 vojnika.
Eğitimi: Eğitim 6-12 yaş arasında mecburi ve ücretsizdir.Školovanje je besplatno i obvezno od 7 do 16 godina.
Ele teması mecburi ise eldiven kullanılmasında yarar vardır.Pri jeho používaní sa doporučuje nosiť rukavice.
6-14 yaş arasında öğrenim mecburî olup, ücretsizdir.Základné šesťročné vzdelanie je povinné a bezplatné.
Okula gitmek artık bir mecburiyet de değildi.Nedokončila ani povinnú školskú dochádzku.
Üst ortaöğrenim mecburi değildir.Srednja šola ni obvezna.
Koz büyütmek mecburi değildir.Dodajanje maščobe ni potrebno.
Fosil yakıt ithal etmek mecburiyetinden kurtulacağız.Za termoelektrarne morajo gorivo uvažati.
Eğitim ücretsiz ve mecburi hale getirildi.Izobraževanja so tako brezplačna kot plačljiva.
Eğitim tüm toplum için ücretsiz ve mecburi hale getirildi.Vključitev v socialno zavarovanje je obvezno in univerzalno.
Eğitimi: Eğitim 6-12 yaş arasında mecburi ve ücretsizdir.Izobraževanje je brezplačno in obvezno med petim in šestim letom.
Üst ortaöğrenim mecburi değildir.Aukštasis išsilavinimas nėra privalomas.
Ele teması mecburi ise eldiven kullanılmasında yarar vardır.Geriausia tai daryti apsimovus pirštines.
Eğitimi: Eğitim 6-12 yaş arasında mecburi ve ücretsizdir.Mokslas privalomas ir nemokamas 6–14 metų vaikams.
Eğitimi: Eğitim 6-12 yaş arasında mecburi ve ücretsizdir.Haridus on tasuta ja kohustuslik 6–14-aastastele.
Eğitim ücretsiz ve mecburi hale getirildi.Algharidus, mida pakuti tasuta, sai kohustuslikuks.
Ona 2 yıl mecburi sessiz kalma emri verildi.Kohustusliku ajateenistuse aeg jäeti kaheks aastaks.
Almanca her kursta mecburi derstir.Saksa keelest tõlkinud Ülo Kurvits.
Fosil yakıt ithal etmek mecburiyetinden kurtulacağız.See takistab kütusepiirituse tootmist.
Yani artık aynı ticaret için Afrika kıtasının etrafından dolaşılması mecburiydi.Seetõttu otsustati keelustada ka Aafrika elevantide luuga kauplemine.
18 yaşından büyük erkeklerin mecburi askerlik (asevelvollisuus) yükümlülükleri vardır.Les hommes d'au moins 18 ans sont soumis au service militaire obligatoire (asevelvollisuus) ;
18 yaşından büyük erkeklerin mecburi askerlik (asevelvollisuus) yükümlülükleri vardır.Los hombres mayores de 18 años están sujetos a la obligación del servicio militar (asevelvollisuus).
18 yaşından büyük erkeklerin mecburi askerlik (asevelvollisuus) yükümlülükleri vardır.Män som har fyllt 18 år har värnplikt (asevelvollisuus).
18 yaşından büyük erkeklerin mecburi askerlik (asevelvollisuus) yükümlülükleri vardır.Vähintään 18-vuotiailla miehillä on asevelvollisuus.
18 yaşından büyük erkeklerin mecburi askerlik (asevelvollisuus) yükümlülükleri vardır.Мужчины, которым уже исполнилось 18 лет, несут обязательную воинскую повинность (asevelvollisuus);
18 yaşından büyük erkeklerin mecburi askerlik (asevelvollisuus) yükümlülükleri vardır.على الرجال الذين لا تقل أعمارهم عن 18 سنة أداء خدمة التجنيد الإجباري (asevelvollisuus).
Ama eğer insanların refahından bahsedeceksek insan beyninden bahsetmek mecburiyetindeyiz.Ale ak budeme hovoriť o ľudskom blahu, budeme nevyhnutne hovoriť o ľudskom mozgu.
Ama eğer insanların refahından bahsedeceksek insan beyninden bahsetmek mecburiyetindeyiz.Ale budeme-li hovořit o blahobytu lidstva, musíme nutně hovořit o lidském mozku.
Ama eğer insanların refahından bahsedeceksek insan beyninden bahsetmek mecburiyetindeyiz.Ale jeśli mamy zamiar rozmawiać o ludzkim szczęściu powinniśmy rozmawiać o ludzkim umyśle.
Ama eğer insanların refahından bahsedeceksek insan beyninden bahsetmek mecburiyetindeyiz.De ha az emberi jólétről akarunk beszélni, akkor óhatatlanul is az emberi agyról beszélünk.
Ama eğer insanların refahından bahsedeceksek insan beyninden bahsetmek mecburiyetindeyiz.하지만 만약 우리가 인간의 행복에 대해 이야기하려 한다면 우리는, 반드시 인간 두뇌에 관해 이야기 해야 합니다.
Ama eğer insanların refahından bahsedeceksek insan beyninden bahsetmek mecburiyetindeyiz.Maar wanneer we spreken over een mensenleven hebben we het natuurlijk over het menselijk brein.
Ama eğer insanların refahından bahsedeceksek insan beyninden bahsetmek mecburiyetindeyiz.Ma se vogliamo parlare del benessere umano dobbiamo necessariamente parlare del cervello umano.
Ama eğer insanların refahından bahsedeceksek insan beyninden bahsetmek mecburiyetindeyiz.Mas se vamos falar sobre o bem-estar humano vamos, necessariamente, falar sobre o cérebro humano.
Ama eğer insanların refahından bahsedeceksek insan beyninden bahsetmek mecburiyetindeyiz.Mutta jos aiomme puhua ihmisen hyvinvoinnista, emme voi välttää puhumista ihmisaivoista.
Ama eğer insanların refahından bahsedeceksek insan beyninden bahsetmek mecburiyetindeyiz.Nhưng khi nói về hạnh phúc của loài người là chúng ta đang nói về não bộ của con người.
Ama eğer insanların refahından bahsedeceksek insan beyninden bahsetmek mecburiyetindeyiz.Pero si vamos a hablar de bienestar humano estamos, por fuerza, hablando del cerebro humano.
Ama eğer insanların refahından bahsedeceksek insan beyninden bahsetmek mecburiyetindeyiz.Αλλά εάν θα μιλήσουμε για την ανθρώπινη ευημερία είναι απαραίτητο να μιλήσουμε για τον ανθρώπινο εγκέφαλο.
Ama eğer insanların refahından bahsedeceksek insan beyninden bahsetmek mecburiyetindeyiz.Но ако говорим за човешкото благосъстояние, сме принудени да говорим за човешкия мозък.
Ama eğer insanların refahından bahsedeceksek insan beyninden bahsetmek mecburiyetindeyiz.אך אם בכוונתנו לדון ברווחת האדם הרינו בהכרח דנים במוח האנושי.
Ama eğer insanların refahından bahsedeceksek insan beyninden bahsetmek mecburiyetindeyiz.ولكن ان كنا نريد التحدث عن معيشة الانسان فانه يتوجب علينا التحدث حتما عن دماغ الانسان
Ama eğer insanların refahından bahsedeceksek insan beyninden bahsetmek mecburiyetindeyiz.人間の脳は切り離せません なぜなら我々がこの世で経験することは
Bana göstermek mecburiyetindesin!'Du musst ihn mir zeigen."
Bana göstermek mecburiyetindesin!'Musíš mi ho ukázat." Tak malé dítě...
Bilinçli nefes kontrolü, konuşma için mecburi bir ön şart.Bez kontroli oddechu nie opanowalibyśmy mowy.
Bilinçli nefes kontrolü, konuşma için mecburi bir ön şart.Ce fut le prérequis absolu à notre capacité à parler
Bilinçli nefes kontrolü, konuşma için mecburi bir ön şart.Das war absolut notwendig, damit wir unsere Sprachfähigkeit entwickeln konnten.
Bilinçli nefes kontrolü, konuşma için mecburi bir ön şart.Det var en absolut förutsättning för oss för att kunna tala.
Bilinçli nefes kontrolü, konuşma için mecburi bir ön şart.Det var en afgørende forudsætning for at være i stand til at tale.
Bilinçli nefes kontrolü, konuşma için mecburi bir ön şart.Este o precondiție absolută pentru capacitatea noastră de vorbire.
Bilinçli nefes kontrolü, konuşma için mecburi bir ön şart.Es una condición sine qua non para desarrollar la habilidad de hablar.
Bilinçli nefes kontrolü, konuşma için mecburi bir ön şart.É uma pré-condição absoluta para a nossa capacidade de falar.
Bilinçli nefes kontrolü, konuşma için mecburi bir ön şart.È un prerequisito essenziale per poter parlare.