Ana içeriğe geç
Sözlük

mecbur ile cümle

mecbur kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Kral da mecburen dinlemek zorunda kalır.他們聽見王的話就去了。
Fakat en sonuncu operasyonlarda para treninde sorunlara yol açır ve her ikisi azar işitmeye mecbur olurlar.小杏和大悟在郊游的电车上,两人诉说心事,并第一次接了吻。
Düşman çekilmeye, müdafaaya ve vaziyet almaya mecbur oldu.敵軍只好深隍連柵,營壘相接,守備甚嚴。
İsrailli kadınların mecburi hizmet süresi 2 yıl olup erkeklerin 3 yıllık hizmet süresinden daha kısadır.男性的義務役役期是三年,女性則是兩年。
Mecbur oldum ikinci hattaki mâhale gitmeye.他們於第二輪便要對戰。
1955 Kaliforniya Araç Kanunu araç kullanmak için emniyet kemeri takmayı mecbur tuttu.1955年,研發風濕藥酒供部隊官兵使用。
Tavuk vebası (kuş gribi), ihbarı mecbur olan hastalıklardandır.患者身材矮小,在小時候臉上就會長皮疹(暴露在太陽下的話)。
Almanca her kursta mecburi derstir.德國已經為每種語言在各州批准憲章。
Önce Sidney Billy'yi kandırır fakat olay ortaya çıkınca ikili mecburen yarışmaya katılmak zorunda olur.多尼爾·亨利在正選陣容開賽,但是於中場休息時被換出,該場比賽以2-0勝出。
Bundan dolayı bazı insanlar için doğrulama hizmetini kullanmaya mecburuz.我们需要为人们提供一个实名验证的服务。
Lakin mecburen onu serbest bırakırlar.이들은 신앙의 자유와 함께 자유로운 성서 해석 등을 주장하였다.
Bunun üzerinde ciddiyet ve kesinlikle durmaya mecburuz.이것은 심각하게 하는 것에서 멈추게 한다.
Biz onları geri dönmeye mecbur ettik.돌아오기 위해서도 노력했을 겁니다.
Diğer yandan bu olaylar ile beraber Humeyni kadınları örtünmeye mecbur kılmıştır.후대에서 여성임을 확실히 하기 위하여 별채를 의미하는 당(堂)을 붙여 부르기 시작하였다.
Gelin, her misafir için ayağa kalkmaya mecburdur.말이 많고 손님들을 끌어들이려 호객행위도 서슴지 않는다.
O yüzden mecbur cehenneme gideceksiniz.다만, 지옥에 가...
Kadın hareketinden dolayı mecburen gizli kalmaktan sıkıldım" diye bağırdım.이에 응하여 여성 운동에 대한 방침과 방향을 세워 분투하게 된다.'고 하였다.
Fakat en sonuncu operasyonlarda para treninde sorunlara yol açır ve her ikisi azar işitmeye mecbur olurlar.하지만 도망치려는 계획은 자꾸 엇나가고, 결국 기차에 오른 두 사람은 얘기를 나누게 된다.
Mecbur oldum ikinci hattaki mâhale gitmeye.제2의 뚜띠로 불리기도 하였다.
Ancak sizin hiçbir mecburiyetiniz yok.당신이 행동을 해야 할 것은 없다.
6-14 yaş arasında öğrenim mecburî olup, ücretsizdir.6~15세 사이의 어린이를 대상으로 의무 무상 교육 제도를 실시하고 있다.
Kral da mecburen dinlemek zorunda kalır.그러자 왕은 만류하며 사건을 수습한다.
Jack Mecburen kabul eder.ג'קס מסכים.
Tom ailenin geçimini sağlamak için mecburen bir ayakkabı fabrikasında çalışmaktadır.לאחר שהבריאה נאלצה לעבוד כפועלת במפעל יצור נעליים על מנת לתמוך במשפחתה.
Fosil yakıt ithal etmek mecburiyetinden kurtulacağız.כמו כן, אוסרת על שימוש בדלק המכיל עופרת.
1909 yılında Adana Katliamı hakkında bilgi alan örgüt, mümkün olan her şekilde yardım etmeye mecbur kaldı.ב-1909, הארגון קיבל את הידיעה לגבי הטבח של הארמנים בידי הטורקים במחוז אדאנה, וביקשו לסייע בכל דרך אפשרית.
Mecburi ilköğretim çağı, 6-13 yaş grubundaki çocukları kapsar.חוק זה חל על ילדים בני 6-13.
Eğitimi: Eğitim 6-12 yaş arasında mecburi ve ücretsizdir.סעיף 13.2 מחייב חינוך יסודי חובה וחינם לכל.
İdari özerklik kaldırıldı ve iki yıllık mecburi hizmet şartı getirildi.ניהול העמותה נעשה בהתנדבות הדרישה לתשלום דמי חבר שנתיים בוטלה.
Hastalık düzeyindeki rahatsızlarda doktor kontrolü mecburidir!!!נהוג לסמן עצרת כפולה בצורה n!!.
Biz onları geri dönmeye mecbur ettik.דרשו בקשר לחזור לקחת אותן.
Cenevre'de kalmaya mecbur olmuştur.הוא טמון בז'נבה.
Sonuçta Macaristan'a yeni bir sefer yapılma mecburiyeti doğar.בהמשך אמורה להיפתח פלוגה נוספת בחטיבת גולני.
1970 İsveç'te arka koltukta emniyet kemeri bulunması mecbur tutuldu.בשנת 1970 נפגע תושב המושב בהתפוצץ מוקש בשדות המושב.
Wisconsin Eyaleti ön koltuklarda emniyet kemeri kullanımını mecbur tuttu.ניו יורק הייתה המדינה הראשונה שחייבה את נהגיה לחגור חגורות בטיחות.
Mark, Marnie'yi kendisi ile evlenmeye mecbur eder ve balayına giderler.Бонд и Трейси се женят и за медения си месец отиват на екскурзия с кола.
Kral da mecburen dinlemek zorunda kalır.Кралят е принуден да се съгласи.
O yüzden mecbur cehenneme gideceksiniz.Той знае, че скоро трябва да отиде в Ада.
Mısır’a giren her kitabın buraya götürülmesi mecburiyeti vardı.В нея задължително са записани всички работници в България.
Ekonomik sorunlar, nüfusun yoksulluğu da bir çoklarının dini propagandalara uymaya mecbur ediyordu.Нищетата и мизерията принуждават много жени да се занимават с проституция.
Koz büyütmek mecburi değildir.Отглеждането на петли било наложително.
1833'te enstitüye ders verme mecburiyeti olmaksızın kimya profesörü olarak tayin edildi.През 1833 г. е назначен за Фулеров професор по химия безсрочно, без да има задължение да води лекции.
Mecburi kılınan standartlar Resmi Gazete'de yayımlanır.Задължителна сила имат само нормативните актове, публикувани в официалния вестник.
Ülkedeki tüm çocuklar için ücretsiz ve mecburi eğitim sistemi getirdi.Обществено и безплатно възпитание за всички деца.
Mecburi hizmet süreleri 15 yıldır.Планираният срок на функционалност е бил 15 години.
Bunun üzerinde ciddiyet ve kesinlikle durmaya mecburuz.Ще ти отговоря на него сериозно и честно.
İkincisi, babası II. Moshoeshoe 1990 yılında sürgüne mecbur kalınca onun yerine kral olmuştur.През 1990 година наследява престола от баща си Мошвешве II, който е принуден да напусне страната.
Anima Mundi, mecburen Raphael'den yardım ister.Грасиела, отчаяна, иска финансова помощ от Алехандро.
Ülkede uygulanan kesintisiz eğitim süresi mecburi altı yıldır.U državi je obavezno školovanje u trajanju od šest godina.
Mark, Marnie'yi kendisi ile evlenmeye mecbur eder ve balayına giderler.Patsy i Levet se vjenčaju i odlaze na medeni mjesec.
Biz onları geri dönmeye mecbur ettik.Tot ju je uvjerio da se vrati.
Mecbur oldum ikinci hattaki mâhale gitmeye.U drugom dijelu se doigravalo za poredak.
Kral da mecburen dinlemek zorunda kalır.Oni su smatrali, kako mora poslušati kralja.
Hastalık düzeyindeki rahatsızlarda doktor kontrolü mecburidir!!!Infekcijski kod sadrži vrijednost HATI-HATI !!
Almanya, mecburi askerliği kaldırıyor, en çok 100 bin kişilik bir ordu bulundurmak yetkisine sahip oluyordu.Nakon 1. svjetskog rata, Njemačka je mogla imati najviše 100.000 vojnika.
Gelin, her misafir için ayağa kalkmaya mecburdur.Križ, za posjetitelje svih uzrasta.
Eğitimi: Eğitim 6-12 yaş arasında mecburi ve ücretsizdir.Školovanje je besplatno i obvezno od 7 do 16 godina.
Ele teması mecburi ise eldiven kullanılmasında yarar vardır.Pri jeho používaní sa doporučuje nosiť rukavice.
Homayoun Fransa'da yaşamaya mecbur edildi.Maranska bola vyšľachtená vo Francúzsku.
Gelin, her misafir için ayağa kalkmaya mecburdur.Sociálne zariadenie je spoločné pre všetkých hostí.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod