Almanya, mecburi askerliği kaldırıyor, en çok 100 bin kişilik bir ordu bulundurmak yetkisine sahip oluyordu.Duitsland mocht alleen nog een beroepsleger hebben, met maximaal 100.000 militairen.
Tarım çalışanları için mecburi yaşlılık sigortasını getirdi.Hij stichtte ook de landbouwverzekeringen Le Laboureur.
Cenevre'de kalmaya mecbur olmuştur.Zelf verbleef ze in Henegouwen.
Kızamığın ihbarı (haber verilmesi) mecburidir.De Lesse (of Lesder) is een zijrivier van de Maas.
Eğitim ücretsiz ve mecburi hale getirildi.Lager onderwijs werd gratis en verplicht gesteld.
Tavuk vebası (kuş gribi), ihbarı mecbur olan hastalıklardandır.Elachista fulgens is een vlinder uit de familie grasmineermotten (Elachistidae).
Lakin mecburen onu serbest bırakırlar.Na hun huwelijk vestigden zij zich in het Gelderse Putten.
Yani artık aynı ticaret için Afrika kıtasının etrafından dolaşılması mecburiydi.Hiermee stonden ook de Afrikaanse handelsroutes ter controle.
Ülkedeki tüm çocuklar için ücretsiz ve mecburi eğitim sistemi getirdi.Openbare en kosteloze opvoeding van alle kinderen.
Gelin, her misafir için ayağa kalkmaya mecburdur.Elke aflevering ontvangt hij een gast.
O oğlundan uzak durmaya mecbur olmuştur.Hij hield zijn zoon ver weg van zijn zaken.
Eğitimi: Eğitim 6-12 yaş arasında mecburi ve ücretsizdir.Het huidige onderwijs is gratis en verplicht voor kinderen tussen de 6 en 12 jaar.
55'te, Agrippina saraydan çıkartılarak İmparatorluk ikametgâhında oturmaya mecbur edildi.In 55 werd Agrippina door Nero uit het paleis verjaagd.
Ve heyet Williams'ı 200.000 dolar ödemeye mecbur bıraktı.Goldwyn betaalde Kaye 200.000 dollar.
Mecbur oldum ikinci hattaki mâhale gitmeye.Hij moest in de tweede ronde opgeven.
Mısır’a giren her kitabın buraya götürülmesi mecburiyeti vardı.De opnamen moesten naar Frankrijk worden gebracht om daar te worden ontwikkeld.
Plandan vazgeçmeye mecbur bırakıldı.Hij was genoodzaakt het plan op te geven.
Cehenemlikleri Cehennem'e atmaya mecbur melektir. ^ "Zebâni".Otóż dla tych Gehenna będzie miejscem schronienia.
Uluslararası hukukta bir devletin, diğer devletlerde konsolosluk açma mecburiyeti yoktur.Żadne państwo na świecie nie ustanawia na swoim terytorium własnego konsulatu.
Gelin, her misafir için ayağa kalkmaya mecburdur.Miała zwyczaj darować jeden z nich każdemu gościowi.
Hastalık düzeyindeki rahatsızlarda doktor kontrolü mecburidir!!!W komedii Każdy by chciał!!
1975 İsveç'te 15 yaş ve üstü için emniyet kemeri kullanımı mecbur tutuldu.W 1775 roku otrzymał w dzierżawę emfiteutyczną na 50 lat starostwo pyzdrskie z wójtostwami i sołectwami.
Belki Başbakan'ın Bakanların, Milletvekillerinin bazı mecburiyetleri vardır.Zgodnie z niektórymi statutami miast magistrat ma pewne kompetencje władcze.
Cehenemlikleri Cehennem'e atmaya mecbur melektir. ^ "Zebâni".HERREN skall fördärva dem i sin vrede; eld skall förtära dem.
Biz onları geri dönmeye mecbur ettik.Jag var tvungen att ge tillbaka.
II. Dünya Savaşı onları 1939'da Amerika Birleşik Devletleri'ne gitmeye mecbur etti.Efter andra världskrigets utbrott 1939 flyttade han till USA permanent 1939.
Mecburi kozcu Tüm ceza haklarını kullanmış oyuncu.Kaukametsäläiset -föreningen äger alla rättigheter för kavlen.
Gelin, her misafir için ayağa kalkmaya mecburdur.Ibland placerades rör i cuppan för varje nattvardsbesökare.
Sonuçta Macaristan'a yeni bir sefer yapılma mecburiyeti doğar.I Ungern introducerades då en ny valuta.
Batı da Batılılaşmaya mecbur ediyordu.Slutligen kom Öst att ansluta sig till väst.
1909 yılında Adana Katliamı hakkında bilgi alan örgüt, mümkün olan her şekilde yardım etmeye mecbur kaldı.När gravfältet på Vivallen upptäcktes 1909 antogs ortnamnet ha att göra med vi i betydelsen offerplats.
Mark, Marnie'yi kendisi ile evlenmeye mecbur eder ve balayına giderler.I denna bok har Artie Cohen gift sig och är på väg att ge sig ut på smekmånad.
6-14 yaş arasında öğrenim mecburî olup, ücretsizdir.Utbildning mellan 6 och 14 år är obligatorisk och gratis i statens skolor.
Ayrıca Lehistan-Litvanya Birliği yıllık vergi vermeye mecbur bırakılmışlardır.Det svenska riksrådet tvingas också betala årlig skatt till Danmark.
Kral da mecburen dinlemek zorunda kalır.Kungen lyssnar i smyg.
Bu bahane kabul edilmedi ve seçim yapmaya mecbur kaldı.Detta gav dem inget annat val än att anfalla.
Yani artık aynı ticaret için Afrika kıtasının etrafından dolaşılması mecburiydi.Handelsforten hade som uppgift att driva handel med afrikaner.
Üst ortaöğrenim mecburi değildir.Старша середня освіта не є обов'язковою.
Cenevre'de kalmaya mecbur olmuştur.Перебував у Женеві.
Bu nedenle genç takımda oynama mecburiyetinde bırakıldı.Через цей гол його змусили грати за молодіжну команду.
O yüzden mecbur cehenneme gideceksiniz.Тому вона і потрапила в пекло.
İrlanda dili bütün okullarda mecburidir.Російська мова заведена у всіх школах України.
Glory, Ben'i bir seçim yapmak mecburiyetinde bırakır.Джейкоб намагається сказати Бену, що у нього є вибір.
Jack Mecburen kabul eder.Джек виконує це.
Ancak sizin hiçbir mecburiyetiniz yok.Не приймати жодних обов'язків.
Okula gitmek artık bir mecburiyet de değildi.У цей час до школи було ходити не обов'язково.
Aynı dönemde Mecburi İskân Yasası çıkarıldı.У разі необхідності дозволялось вводити комендантську годину.
Michaels da mecburen yanına geldi.Незабаром до неї приїхав і Михайло.
Kendilerini mecbur hissediyorlardı.Вони потребували уваги до себе.
Ülkede uygulanan kesintisiz eğitim süresi mecburi altı yıldır.Робота у тісному, непристосованому для занять приміщенні тривала шість років.
Gelin, her misafir için ayağa kalkmaya mecburdur.Підозра, звісно, падає на одного з гостей.
7-15 yaşları arasında eğitim mecburi olup okuma-yazma bilmeyen yoktur.У свої 15-16 років деякі взагалі не вміли ні читати, ні писати.
Şef buna karşı çıksa da mecburen kabul eder.Не маючи іншого вибору, чоловік погоджується.
Koz büyütmek mecburi değildir.Обприскувати рослину немає необхідності.
Biz onları geri dönmeye mecbur ettik.Необхідно їх повернути.
Ali Paşa, Afgani'yi İstanbul’dan çıkarmaya mecbur kaldı.Принц Гаррі був вимушений покинути Афганістан.
Sadece mecbur kaldıkları zamanlarda leş de yerler.Приміщення будуються тільки тоді, коли це потрібно.
Bu tür emirleri astların yerine getirme mecburiyetleri yoktur.Для встановлення таких застосунків не вимагається адміністраторських прав.
Mısır’a giren her kitabın buraya götürülmesi mecburiyeti vardı.Окремі томи Книги Пам'яті України вийшли в кожній області.
Mecburi hizmet süreleri 15 yıldır.Очікуваний термін служби — 15 років.