O yüzden mecbur cehenneme gideceksiniz.Ma voi precipiterete all'Inferno.
Gelin, her misafir için ayağa kalkmaya mecburdur.Per lo scompiglio che segue accorrono tutti gli ospiti.
Ülkedeki tüm çocuklar için ücretsiz ve mecburi eğitim sistemi getirdi.Istruzione pubblica e gratuita di tutti i fanciulli.
Koz büyütmek mecburi değildir.Il montaggio del cestello non è indispensabile.
Cenevre'de kalmaya mecbur olmuştur.Ha sede a Ginevra.
Bea ve Oscar mecburen su tüpü alırlar ve bunun gelişi çok kısa sürer.Shrek e Ciuchino bevono la pozione e si trasformano in qualcosa di inaspettato.
Mecbur oldum ikinci hattaki mâhale gitmeye.Spareggi per la retrocessione in Seconda Lega.
O oğlundan uzak durmaya mecbur olmuştur.Le è stato inoltre proibito avvicinarsi a suo figlio.
Ve heyet Williams'ı 200.000 dolar ödemeye mecbur bıraktı.Per questo dicono a Sam che essa deve restituire loro 526 dollari.
II. Dünya Savaşı onları 1939'da Amerika Birleşik Devletleri'ne gitmeye mecbur etti.Quando scoppiò la guerra nel 1939 capitò loro di essere in tournée negli Stati Uniti.
Üst ortaöğrenim mecburi değildir.La decima compagnia non ha insegne.
Eğitim ücretsiz ve mecburi hale getirildi.L'istruzione secondaria è gratuita e obbligatoria.
Kendilerini mecbur hissediyorlardı.Mi si era imposta.
Tabii bu da savas gemilerinin yapımını mecbur kılmıştır.Era una base per la creazione delle navi da guerra.
Ele teması mecburi ise eldiven kullanılmasında yarar vardır.Per dimostrare la loro condizione, devono indossare qualcosa ai polsi.
II. Tahmasb’ı bundan böyle kendisine bağlılıktan ayrılmayacağına dair güvence vermeye mecbur etti.Ma proprio De Palma ci ha insegnato a non prenderlo sul serio".
Sovyetler zamanında Baptistler tutuklanmamak için ormanda gece vakti vaftiz olmaya mecbur kalıyordu.Во времена СССР баптисты вынуждены были креститься ночью в лесу, чтобы избежать ареста.
Ehlibeyte küfür mecbur kılınmıştı.Это и было ему обещано.
Gelin, her misafir için ayağa kalkmaya mecburdur.Да мы всем гостям на руки, Да мы всем гостям на руки.
O oğlundan uzak durmaya mecbur olmuştur.После этого он отрёкся от сына.
Kendilerini mecbur hissediyorlardı.С ними приходилось считаться.
Şalvar yerine pantolon giyme mecburiyetini getirti.Вместо валенок перчатки Натянул себе на пятки.
Bu suretle verilen işlerin yapılması mecburidir.Мы вынуждены иметь дело с той повесткой, которая нам навязывается.
Cehenemlikleri Cehennem'e atmaya mecbur melektir. ^ "Zebâni".Они были обречены на гибель в пламени ада».
Hapishanede isteği dışında belli veya belirsiz bir süre kalması mecburileştirilmiştir.Наказания могут быть назначаемыми на определённый срок или без определённого срока.
O yüzden mecbur cehenneme gideceksiniz.Поэтому она и попала в ад.
Homayoun Fransa'da yaşamaya mecbur edildi.Герцог Олбани был вынужден остаться во Франции.
Bunun üzerinde ciddiyet ve kesinlikle durmaya mecburuz.К этому подходят серьёзно и с большой ответственностью.
Böyle öldürmek çok zor olacağından mecburen kafaya isabet almanız gerekir.При таком передвижении попасть в человека прямыми ударами очень сложно.
Mecburi hizmet süreleri 15 yıldır.Ожидаемое время службы — 15 лет.
Biz onları geri dönmeye mecbur ettik.И нам пришлось попросить их уйти.
Glory, Ben'i bir seçim yapmak mecburiyetinde bırakır.Бену приходится вынести дверь силой.
Hiç sevmediği, hatta nefret ettiği kocasıyla aç kalmamak ve sokaklardan kurtulmak için mecburen evlenmiştir.Мужа ещё до свадьбы она ненавидела и ни за что не хотела выходить за него замуж.
Okula gitmek artık bir mecburiyet de değildi.При этом, переименовывать школу не стали.
Sadece mecbur kaldıkları zamanlarda leş de yerler.Тогда сидячие места расставлялись по мере надобности.
6 ile 14 yaş arası öğrenimin mecburi olduğu Belize'de orta öğrenim yapan oldukça azdır.يعد التعليم في بليز إجباريًا بين عمر 6 أعوام و14 عامًا للدراسة في المرحلة الابتدائية.
Gelin, her misafir için ayağa kalkmaya mecburdur.اصعد الدرج لتدخل إلى غرفة الضيوف.
Mısır’a giren her kitabın buraya götürülmesi mecburiyeti vardı.دفاتر قيد العربان الوافدين إلى مصر.
Bu bahane kabul edilmedi ve seçim yapmaya mecbur kaldı.لم تكن اللجنة مسرورة ولكنها اضطرت إلى قبول الأمر الواقع.
Endonezya ulusal ve bölgesel yasalarına göre kadın başörtüsü tamamen isteğe bağlıdır ve mecburi değildir.بموجب القانون الوطني والإقليمي الاندونيسي، ارتداء الحجاب اختياريا وليس اجباريا.
Hastalık düzeyindeki rahatsızlarda doktor kontrolü mecburidir!!!مما يدل على وجود خلفية طبية لدى القاتل..!!
Jack Mecburen kabul eder.وهو ما وافق عليه غن.
Ele teması mecburi ise eldiven kullanılmasında yarar vardır.نحتاج عند استعماله لواقيات الأعين بالإضافة للقفازات.
Hata ayıklama işleminde bir devre içi emulatör, JTAG veya SWD'nin kullanımı mecburidir.A depuração exige a utilização de um in-circuito emulador, JTAG ou SWD.
Fosil yakıt ithal etmek mecburiyetinden kurtulacağız.Diminui a queima de combustíveis fósseis.
Eğitimi: Eğitim 6-12 yaş arasında mecburi ve ücretsizdir.A educação é gratuita e obrigatória a partir dos 6 e 12 anos de idade.
Böylece Ağa Muhammed Han, İran'ın Şahı olarak tanınmak için Cafer Han'ı yenmeğe mecbur kaldı.Portanto Aga Maomé Cã tinha que derrotar Jafar Cã para ser reconhecido como rei do Irão.
Mecburcu pas geçerse sağındaki oyuncu ihaleye 650 ile başlamak zorunda kalır.Olhando no televisor, o jogador deve esperar o 106 aparecer.
Mecbur oldum ikinci hattaki mâhale gitmeye.Ele nocauteou no segundo round.
Wisconsin Eyaleti ön koltuklarda emniyet kemeri kullanımını mecbur tuttu.DMRC tornou obrigatório o uso de capacetes de segurança nos canteiros de obras.
O oğlundan uzak durmaya mecbur olmuştur.Foi aconselhada a viver longe da filha.
Eğitim ücretsiz ve mecburi hale getirildi.A visitação é livre porém monitorada.
Gelin, her misafir için ayağa kalkmaya mecburdur.Nosso compromisso é que cada hóspede saia satisfeito.”
Tom ailenin geçimini sağlamak için mecburen bir ayakkabı fabrikasında çalışmaktadır.Ela trabalha longas horas na fábrica para sustentar a família.
İhbari mecburi bir hastalıktır.Condropatia é uma doença das cartilagens.
Mecburi kozcu Tüm ceza haklarını kullanmış oyuncu.O operador Casimir é um operador construído para comutar com todos os geradores da representação.
Bunun üzerinde ciddiyet ve kesinlikle durmaya mecburuz.É bastante silencioso e leva tudo a sério.
II. Dünya Savaşı onları 1939'da Amerika Birleşik Devletleri'ne gitmeye mecbur etti.A Segunda Guerra Mundial obrigou Anfinser a regressar aos Estados Unidos em 1940.
Biz onları geri dönmeye mecbur ettik.Ze verplichtten deze om terug te keren.
Cehenemlikleri Cehennem'e atmaya mecbur melektir. ^ "Zebâni".De smid schrikt en hoort dat hij naar de hel gebracht zal worden.