İrlanda dili bütün okullarda mecburidir.English ist ein Pflichtfach in allen Schulen.
Gelin, her misafir için ayağa kalkmaya mecburdur.Die Anlage stiess bei seinen Gästen allenthalben auf Begeisterung.
Ona 2 yıl mecburi sessiz kalma emri verildi.Dort wurde er am Tag darauf fest für eine Dauer von zwei Jahren verpflichtet.
Kral da mecburen dinlemek zorunda kalır.Der König hört das und erfüllt ihren Wunsch.
O oğlundan uzak durmaya mecbur olmuştur.Er verkraftet es nicht, von seinem Sohn getrennt zu sein.
Bu suretle verilen işlerin yapılması mecburidir.Für dieses musste zwingend der ausgeübte Beruf angegeben werden.
Kızamığın ihbarı (haber verilmesi) mecburidir.Doch ist die Deutung umstritten.
Birincisi, mübadelenin mecburi olmasıdır.Prinzipiell herrscht Gruppenzwang.
Ancak sizin hiçbir mecburiyetiniz yok.Dazu sind sie aber nicht verpflichtet.
Okula gitmek artık bir mecburiyet de değildi.Damals gab es allerdings noch keine Schulpflicht.
Lama’nın diğerlerinden farkı Budizm bilginlerini (üstatlarını) mecburi olarak tanımlamak zorunda olmamasıdır.Im Unterschied zu einem Geshe muss Lama nicht zwangsläufig einen Gelehrten des Buddhismus bezeichnen.
Yeni bir eve gelin giden kadın, bazı kurallara uymaya mecburdur.Um einen regulären Ausdruck in einen NEA zu überführen, sind gewisse Regeln zu befolgen.
Türkiye'de ilaç ambalajlarına karekod basılması 1 Ekim 2009 tarihinden itibaren mecburi hale getirilmiştir.Die Pflicht, eine Krankheitskostenversicherung abzuschließen, besteht seit 1. Januar 2009.
Diğer yandan bu olaylar ile beraber Humeyni kadınları örtünmeye mecbur kılmıştır.Er musste dafür aber die Kommende Hemmendorf (und Rexingen) abgeben.
O yüzden mecbur cehenneme gideceksiniz.Ich fahre in die Hölle.
Şalvar yerine pantolon giyme mecburiyetini getirti.Anstatt Laubblättern tragen sie Schuppenblätter.
7-15 yaş arası eğitim ve öğretimin mecburi olduğu ülkede okuma yazma bilenlerin oranı yaklaşık % 100’dür.Etwa 15–25 Prozent besitzen Lese- und Schreibfähigkeit in der Muttersprache.
Bunu yapmak istemiyorsan, mecbur değilsin.Si tu ne veux pas le faire, tu n'y es pas obligée.
Okula gitmek artık bir mecburiyet de değildi.À cette époque, l’école n’est pas encore obligatoire.
Kadın hareketinden dolayı mecburen gizli kalmaktan sıkıldım" diye bağırdım.J'en ai assez d'être dans le placard à cause du mouvement des femmes ».
O yüzden mecbur cehenneme gideceksiniz.Il part alors pour le Paradis.
Lakin mecburen onu serbest bırakırlar.Ils en déduisent ensuite la façon de les piéger,.
Ele teması mecburi ise eldiven kullanılmasında yarar vardır.Au besoin, on les enveloppe avec des gants.
Herkesi türban giymeye mecbur tutmaktaydı.Toute la population est obligée de porter le turban.
Ayrıca Lehistan-Litvanya Birliği yıllık vergi vermeye mecbur bırakılmışlardır.Néanmoins, la bourgeoisie foraine était soumise à des taxes annuelles.
1955 Kaliforniya Araç Kanunu araç kullanmak için emniyet kemeri takmayı mecbur tuttu.En 1956, Autoliv met au point la ceinture de sécurité.
Ona 2 yıl mecburi sessiz kalma emri verildi.Pour cela, il a été placé sur un engagement de bonne conduite de deux ans.
Türkiye'de ilaç ambalajlarına karekod basılması 1 Ekim 2009 tarihinden itibaren mecburi hale getirilmiştir.Les pneus d'hiver sont obligatoires au Luxembourg depuis le 1er octobre 2012.
Gelin, her misafir için ayağa kalkmaya mecburdur.Ensemble, ils se mettent en route vers le centre des visiteurs.
Eğitimi: Eğitim 6-12 yaş arasında mecburi ve ücretsizdir.La scolarité est obligatoire et gratuite de 6 à 14 ans.
Kral da mecburen dinlemek zorunda kalır.Le roi fut obligé d'intervenir.
Ancak sizin hiçbir mecburiyetiniz yok.Ils ne sont soumis à aucune obligation.
Augustus, Tiberius'u Germanicus'u evlatlığı ve vârisi olarak almaya mecbur bıraktı.Auguste ordonna à Tibère d’adopter Germanicus comme fils et héritier.
Mecbur oldum ikinci hattaki mâhale gitmeye.Elle s'incline au second tour.
Böylece Lothar Teutberga’yı kabullenmeye mecbur kaldı.Renard jura alors de réaliser le vœu de Thibaut.
Bunu mecburiyetten yaptım.Lo hice por obligación.
Jack Mecburen kabul eder.Jack se ve obligado a aceptar.
Gelin, her misafir için ayağa kalkmaya mecburdur.Se cobra una tasa de visita a cada visitante.
Ele teması mecburi ise eldiven kullanılmasında yarar vardır.Cuando se las poda es conveniente utilizar guantes.
1938/39 yıllarında Klagenfurt’da mecburi askerlik hizmetini yaparken Kuzey Denizi Cephesine gönderildi.En los años 1938/39 hizo el servicio militar en Klagenfurt.
Ayrıca Lehistan-Litvanya Birliği yıllık vergi vermeye mecbur bırakılmışlardır.Además forzó a la provincia circundante de Ungannians a pagar un tributo anual.
Ehlibeyte küfür mecbur kılınmıştı.Se impuso, pues, la prudencia.
Kendilerini mecbur hissediyorlardı.Y me sentí obligada.
O yüzden mecbur cehenneme gideceksiniz.Él puede ir al infierno. . .
Tom ailenin geçimini sağlamak için mecburen bir ayakkabı fabrikasında çalışmaktadır.Comenzó a trabajar en una fábrica de ropa para mantener a su familia.
Ülkedeki tüm çocuklar için ücretsiz ve mecburi eğitim sistemi getirdi.Educación pública y gratuita de todos los niños.
Herkes pas geçerse mecburcu ihaleyi 550'ye almış olur.Colgar al que merece tal castigo 536.
Bundan dolayı bazı insanlar için doğrulama hizmetini kullanmaya mecburuz.Por tanto tenemos que tener confianza en ciertas entidades.
Mısır’a giren her kitabın buraya götürülmesi mecburiyeti vardı.También tuvo conflictos en Egipto donde le tuvieron prohibida la entrada al país.
Anima Mundi, mecburen Raphael'den yardım ister.Alejandra exige llamar de Rasputín en su ayuda.
Cenevre'de kalmaya mecbur olmuştur.Se refugiaron en Ginebra.
İrlanda dili bütün okullarda mecburidir.El irlandés es la lengua de instrucción en estas escuelas.
Daha sonra mecburiyetten Ichigo'nun evinde kalmak ve şinigami görevini Ichigo'ya devretmek zorunda kalır.Sado entonces atestigua el Fullbring de Ichigo cuando es liberado.
Rumlar, Venediklilere mecburen itaat ediyorlardı.Le faltan los ortostatos que lo cubrían.
I. Darius onları Basra Körfezi'nde Dicle deltasına yakın bir bölgede iskana mecbur etmiştir.El único problema es que tienen que construirlo en una zona cercana a la base Predacon.
Vezirliği kaldırılarak Filibe'de mecburi olarak oturmaya gönderilmiştir.Trasladado a Phnom Penh espera enfrentarse por fin al Tribunal.
Tarım çalışanları için mecburi yaşlılık sigortasını getirdi.Se instituyó el Seguro Social Obligatorio para Obreros.
Almanca her kursta mecburi derstir.Además se ofrecen Cursos de Alemán en diferentes niveles.
Ben yalan söylemeye mecbur kaldım.Sono stato costretto a mentire.
Cehenemlikleri Cehennem'e atmaya mecbur melektir. ^ "Zebâni".E invece sei stato precipitato negli inferi, nelle profondità dell'abisso!".