Bir anlamda mecbur kaldım, yani,Protože v jednu chvíli jsem si musel říct
Bir anlamda mecbur kaldım, yani,Κι αυτό επειδή έπρεπε κάποια στιγμή να πω,
Bir anlamda mecbur kaldım, yani,Защото трябваше, в определен момент, да кажа,
Bir anlamda mecbur kaldım, yani,Потому что в определённый момент мне пришлось спросить себя:
Bir anlamda mecbur kaldım, yani,Тому що в якийсь момент я повинен був себе спитати:
Bir anlamda mecbur kaldım, yani,כיוון שהייתי חייב, בנקודה מסוימת, לומר,
Bir anlamda mecbur kaldım, yani,لانه وجب علي في لحظة من اللحظات أن أسأل نفسي ..
Bir anlamda mecbur kaldım, yani,「自分はここで何をしているんだ?
Bir başka deyişle Fıskiye ve Yağmurun her zman pozitif olmasını mecbur kılıyoruz.Innymi słowy, zakładamy, że zmienne "Deszcz" i "Zraszacz" zawsze mają dodatnie wartośći
Bir başka deyişle Fıskiye ve Yağmurun her zman pozitif olmasını mecbur kılıyoruz.Jinými slovy, jsme omezeni tím, že Zavlažování a Déšť jsou vždy pozitivní.
Bir başka deyişle Fıskiye ve Yağmurun her zman pozitif olmasını mecbur kılıyoruz.Другими словами, мы накладываем ограничение на Дождевальную Установку и Дождь, устанавливая значения в истина.
Bir başka deyişle Fıskiye ve Yağmurun her zman pozitif olmasını mecbur kılıyoruz.濡れた芝生の値を計算する場合は 親ノードの値を説明変数として使えるので
Bu çölleşmenin yol açabileceği mecburi göçün bir çeşiti.Acesta este tipul de migraţie forţată impus de deşertificare.
Bu çölleşmenin yol açabileceği mecburi göçün bir çeşiti.C'est ce type de migration forcée qui peut être provoqué par la désertification.
Bu çölleşmenin yol açabileceği mecburi göçün bir çeşiti.Das ist die Art von erzwungener Migration, zu der Wüstenbildung führen kann.
Bu çölleşmenin yol açabileceği mecburi göçün bir çeşiti.Đây gần như là di cư bắt buộc mà sa mạc hóa gây nên.
Bu çölleşmenin yol açabileceği mecburi göçün bir çeşiti.É o tipo de migração forçada a que a desertificação pode levar.
Bu çölleşmenin yol açabileceği mecburi göçün bir çeşiti.Ese es el tipo de migración forzada a la que puede llevar la desertificación.
Bu çölleşmenin yol açabileceği mecburi göçün bir çeşiti.Inilah migrasi paksa yang dapat diakibatkan oleh penggurunan.
Bu çölleşmenin yol açabileceği mecburi göçün bir çeşiti.이게 바로 일종의 강제이주로, 사막화가 초래해 낸 결과입니다.
Bu çölleşmenin yol açabileceği mecburi göçün bir çeşiti.Questo è il tipo di migrazione forzata provocata dalla desertificazione.
Bu çölleşmenin yol açabileceği mecburi göçün bir çeşiti.To jest rodzaj wymuszonej migracji, do której może prowadzić pustynnienie.
Bu çölleşmenin yol açabileceği mecburi göçün bir çeşiti.Tot deze vorm van gedwongen migratie kan verwoestijning leiden.
Bu çölleşmenin yol açabileceği mecburi göçün bir çeşiti.Αυτό είναι ένα είδος αναγκαστικής μετανάστευσης που μπορεί να επιφέρει η ερημοποίηση.
Bu çölleşmenin yol açabileceği mecburi göçün bir çeşiti.Това е онзи вид насилствена миграция, до която може да доведе опустиняването.
Bu çölleşmenin yol açabileceği mecburi göçün bir çeşiti.זה הסוג של הגירה כפויה שמדבור יכול להוביל אליה.
Bu çölleşmenin yol açabileceği mecburi göçün bir çeşiti.هذا نوع من الهجرة الإجبارية الذي يؤدي إليه التصحر
Bu çölleşmenin yol açabileceği mecburi göçün bir çeşiti.強制移住なのです もし砂漠の境界部分に住んでいたら
Bu esnada korkunç dava masrafları davalıları borçlarını ödeyerek uzlaşmaya gitmeye mecbur bırakıyor.Enquanto isso, enormes custos legais incentivam os arguidos a pagar e chegar a acordo fora do tribunal.
Bu esnada korkunç dava masrafları davalıları borçlarını ödeyerek uzlaşmaya gitmeye mecbur bırakıyor.Entretanto, enormes costos legales motivan a los demandados a pagar y a negociar fuera de la corte.
Bu esnada korkunç dava masrafları davalıları borçlarını ödeyerek uzlaşmaya gitmeye mecbur bırakıyor.Jednocześnie koszty procesowe zniechęcają pozwanych do obrony i ułatwiają układanie się poza sądem.
Bu esnada korkunç dava masrafları davalıları borçlarını ödeyerek uzlaşmaya gitmeye mecbur bırakıyor.그러는 동안 막대한 변호 비용은 피고인들로 하여금 비용을 지불하고 사건을 협의로 끝내도록 부추기고 있습니다.
Bu esnada korkunç dava masrafları davalıları borçlarını ödeyerek uzlaşmaya gitmeye mecbur bırakıyor.Mezitím velké soudní poplatky povzbuzují obžalované, aby zaplatili a řešili spor mimosoudně.
Bu esnada korkunç dava masrafları davalıları borçlarını ödeyerek uzlaşmaya gitmeye mecbur bırakıyor.Währenddessen bewegen riesige Anwaltskosten die Angeklagten dazu sich aus den Prozessen frei zu kaufen.
Bu esnada korkunç dava masrafları davalıları borçlarını ödeyerek uzlaşmaya gitmeye mecbur bırakıyor.Εν τω μεταξύ, τεράστια νομικά έξοδα ενθαρρύνουν τους εναγόμενους να τα καταβάλουν με εξωδικαστικές ρυθμίσεις.
Bu esnada korkunç dava masrafları davalıları borçlarını ödeyerek uzlaşmaya gitmeye mecbur bırakıyor.Същевременно огромните съдебни такси окуражават обвиняемите да плащат и да сключват извънсъдебни споразумения.
Bu esnada korkunç dava masrafları davalıları borçlarını ödeyerek uzlaşmaya gitmeye mecbur bırakıyor.Тем временем, огромные затраты на суды заставляют обвиняемых платить сразу, урегулируя дела вне суда.
Bu esnada korkunç dava masrafları davalıları borçlarını ödeyerek uzlaşmaya gitmeye mecbur bırakıyor.בינתיים עלויות משפטייות ענקיות מעודדות את הנאשמים לשלם ולהגיע להסדר מחוץ לכותלי בית המשפט.
Bu esnada korkunç dava masrafları davalıları borçlarını ödeyerek uzlaşmaya gitmeye mecbur bırakıyor.被告側は有り金をはたいて 裁判を避けようとする 被告側は有り金をはたいて 裁判を避けようとする 実に残念な話だ
Bu firmanın kendi ürünlerine mecbur bırakma prensibi.이 공급자 구속 독점원리는 크게 성공을 했더라면 완벽했을텐데요.
Bu firmanın kendi ürünlerine mecbur bırakma prensibi.Nguyên tắc độc quyền khóa chặt khách hàng sẽ tiếp tục hoàn hảo với thành công lớn
Bu firmanın kendi ürünlerine mecbur bırakma prensibi.עיקרון הבעלות הזה של יצירת תלות בספק ימשיך וישתפר בהצלחה רבה
Bu firmanın kendi ürünlerine mecbur bırakma prensibi.ذلك المبدأ في الإحتكار لمنتج معين سيستمر في التطور وبنجاح كبير جدا
Bu küresel bir mecburiyet. Bunu doğru yapmak zorundayız.국제적으로 긴요한 일이죠. 우린 이것을 바로잡을 필요가 있어요.
Bu küresel bir mecburiyet. Bunu doğru yapmak zorundayız.זהו ציווי עולמי. חובה עלינו לבצעו כהלכה.
Bu küresel bir mecburiyet. Bunu doğru yapmak zorundayız.إنه واجب عالمي. يجب علينا أن نفعل هذا بالشكل الصحيح.
Bu küresel bir mecburiyet. Bunu doğru yapmak zorundayız.ありがとう(拍手)
Bu küresel bir mecburiyet.C'est un impératif mondial.
Bu küresel bir mecburiyet.Ein weltweites Gebot.
Bu küresel bir mecburiyet.Este un imperativ mondial.
Bu küresel bir mecburiyet.Es un imperativo mundial.
Bu küresel bir mecburiyet.È un imperativo globale.
Bu küresel bir mecburiyet.Het is een wereldwijde noodzaak.
Bu küresel bir mecburiyet.Hovoríme o globálnej nevyhnutnosti.
Bu küresel bir mecburiyet.Nó là một mệnh lệnh trên toàn cầu.
Bu küresel bir mecburiyet.Είναι μια παγκόσμια επιταγή.
Bu küresel bir mecburiyet.Це глобальне завдання.
Bu küresel bir mecburiyet.Это глобальная задача.
Bunu yapmaya mecbur bırakılmışlardı.Au fost obligați să o facă.
Bunu yapmaya mecbur bırakılmışlardı.Boli prinútení poskytnúť licencie k patentom.