Aşağı yukarı böyle hissettiriyor. Kendimi mecbur hissediyorum.Jeg føler vel -- jeg bliver tiltrukket.
Aşağı yukarı böyle hissettiriyor. Kendimi mecbur hissediyorum.전 아무래도 그걸 따르는 것 같습니다
Aşağı yukarı böyle hissettiriyor. Kendimi mecbur hissediyorum.Supongo que siento esta... estoy obligado.
Aşağı yukarı böyle hissettiriyor. Kendimi mecbur hissediyorum.Tältä minusta joskus tuntuu.
Aşağı yukarı böyle hissettiriyor. Kendimi mecbur hissediyorum.Tôi đoán là tôi cảm thấy điều này -- tôi bị thúc bách.
Aşağı yukarı böyle hissettiriyor. Kendimi mecbur hissediyorum.To zobowiązuje.
Aşağı yukarı böyle hissettiriyor. Kendimi mecbur hissediyorum.Υποθέτω πως αισθάνομαι... υποχρεωμένος.
Aşağı yukarı böyle hissettiriyor. Kendimi mecbur hissediyorum.Изглежда чуствам това -- принуден съм.
Aşağı yukarı böyle hissettiriyor. Kendimi mecbur hissediyorum.И я это ощущаю - он меня заставляет.
Aşağı yukarı böyle hissettiriyor. Kendimi mecbur hissediyorum.אני מניח שאני מרגיש כך -- אני מחוייב
Aşağı yukarı böyle hissettiriyor. Kendimi mecbur hissediyorum.اعتقد انني اشعر انى -- أنا مجبر.
Aşağı yukarı böyle hissettiriyor. Kendimi mecbur hissediyorum.それから 「クソッ 今日は駄目だ 何も書けない」ということも (笑)
Bana göstermek mecburiyetindesin!'Du musst ihn mir zeigen."
Bana göstermek mecburiyetindesin!'Musíš mi ho ukázat." Tak malé dítě...
Ben fiyatımı mecburen 1.70 $'a indirmeye karar veriyorum. Ayşe de aynısını yapıyor.1.7ドルでは、人々は200万個のカップケーキを1年間に食べるとすると、
Ben fiyatımı mecburen 1.70 $'a indirmeye karar veriyorum. Ayşe de aynısını yapıyor.Então eu e Vikram passamos a vender por $1,70.
Ben fiyatımı mecburen 1.70 $'a indirmeye karar veriyorum. Ayşe de aynısını yapıyor.Prodávám za 1,70 dolarů a Vikram prodává za 1,70 dolarů.
Ben fiyatımı mecburen 1.70 $'a indirmeye karar veriyorum. Ayşe de aynısını yapıyor.Тож я продаю по $ 1.70, а потім Вікрам продає по $ 1,70.
Beyler, mecbur kalırsanız beni burada bırakıp gidin.Hvis det går galt, må I forlade mig og flygte.
Beyler, mecbur kalırsanız beni burada bırakıp gidin.Jos niin käy, jättäkää minut ja lähtekää pois.
Beyler, mecbur kalırsanız beni burada bırakıp gidin.Malta, se chegar a esse ponto, deixem-me aqui e vão embora.
Beyler, mecbur kalırsanız beni burada bırakıp gidin.Om det går snett får ni lämna mig och fly.
Beyler, mecbur kalırsanız beni burada bırakıp gidin.Ragazzi, se fosse necessario, abbandonatemi qui e mettetevi in salvo.
Beyler, mecbur kalırsanız beni burada bırakıp gidin.Si no nos queda otra, dejadme aquí y escapad vosotros.
Beyler, mecbur kalırsanız beni burada bırakıp gidin.W razie czego zostawcie mnie tu.
Beyler, mecbur kalırsanız beni burada bırakıp gidin.Παιδιά, αν φτάσουμε εκεί αφήστε με εδώ και φύγετε.
Beyler, mecbur kalırsanız beni burada bırakıp gidin.Если дело дойдёт до этого, оставьте меня здесь и уходите.
Bilinçli nefes kontrolü, konuşma için mecburi bir ön şart.Bez kontroli oddechu nie opanowalibyśmy mowy.
Bilinçli nefes kontrolü, konuşma için mecburi bir ön şart.Ce fut le prérequis absolu à notre capacité à parler
Bilinçli nefes kontrolü, konuşma için mecburi bir ön şart.Das war absolut notwendig, damit wir unsere Sprachfähigkeit entwickeln konnten.
Bilinçli nefes kontrolü, konuşma için mecburi bir ön şart.Det var en absolut förutsättning för oss för att kunna tala.
Bilinçli nefes kontrolü, konuşma için mecburi bir ön şart.Det var en afgørende forudsætning for at være i stand til at tale.
Bilinçli nefes kontrolü, konuşma için mecburi bir ön şart.Este o precondiție absolută pentru capacitatea noastră de vorbire.
Bilinçli nefes kontrolü, konuşma için mecburi bir ön şart.Es una condición sine qua non para desarrollar la habilidad de hablar.
Bilinçli nefes kontrolü, konuşma için mecburi bir ön şart.É uma pré-condição absoluta para a nossa capacidade de falar.
Bilinçli nefes kontrolü, konuşma için mecburi bir ön şart.È un prerequisito essenziale per poter parlare.
Bilinçli nefes kontrolü, konuşma için mecburi bir ön şart.Ez abszolút előfeltétele volt a beszélő képességünknek.
Bilinçli nefes kontrolü, konuşma için mecburi bir ön şart.Het was een absolute voorwaarde om te kunnen praten.
Bilinçli nefes kontrolü, konuşma için mecburi bir ön şart.그건 인간의 말하는 능력에 절대적인 필수 조건입니다.
Bilinçli nefes kontrolü, konuşma için mecburi bir ön şart.Kontrolovaný dech je nezbytným předpokladem naší schopnosti mluvit.
Bilinçli nefes kontrolü, konuşma için mecburi bir ön şart.Ήταν απόλυτη προϋπόθεση για την ικανότητα μας για ομιλία.
Bilinçli nefes kontrolü, konuşma için mecburi bir ön şart.Това е било абсолютна предпоставка за да можем ние да говорим.
Bilinçli nefes kontrolü, konuşma için mecburi bir ön şart.Это необходимое предусловие для того, чтобы мы могли говорить.
Bilinçli nefes kontrolü, konuşma için mecburi bir ön şart.זה תנאי הכרחי ליכולת שלנו בכלל לדבר.
Bilinçli nefes kontrolü, konuşma için mecburi bir ön şart.و ذلك شرط اساسي مسبق لقدرتنا على الكلام
Bilinçli nefes kontrolü, konuşma için mecburi bir ön şart.ここでも人間が合理化された事実が出てきます
Bir anlamda mecbur kaldım, yani,Bởi vì tôi đã phải, trong một lúc nào đó, nói rằng
Bir anlamda mecbur kaldım, yani,Därför att jag var tvungen att vid en viss punkt säga
Bir anlamda mecbur kaldım, yani,Denn an einem bestimmten Punkt musste ich mir sagen:
Bir anlamda mecbur kaldım, yani,Egy ponton azt kellett mondanom magamnak:
Bir anlamda mecbur kaldım, yani,Fordi jeg skulle, på et bestemt punkt, sige,
Bir anlamda mecbur kaldım, yani,하지만 어느 순간 이런 궁금증이 밀려왔어요.
Bir anlamda mecbur kaldım, yani,Koska minun piti tietyssä vaiheessa sanoa:
Bir anlamda mecbur kaldım, yani,Omdat ik op een bepaald moment moest zeggen:
Bir anlamda mecbur kaldım, yani,Parce que j'ai dû, à un certain point, me dire,
Bir anlamda mecbur kaldım, yani,Pentru că a trebuit, la un moment dat, să spun
Bir anlamda mecbur kaldım, yani,Perché a un certo punto ho dovuto dire:
Bir anlamda mecbur kaldım, yani,Ponieważ musiałem w pewnym momencie powiedzieć:
Bir anlamda mecbur kaldım, yani,Porque, a dada altura, tive de perguntar,
Bir anlamda mecbur kaldım, yani,Porque tenía que hacerlo, en un cierto punto, digo,