"ama uçak biletimi önceden aldım, bir hafta daha mecburen buradayım"Mówię: "Ale wiesz, kupiłem bilet lotniczy i utknąłem tu na tydzień".
"ama uçak biletimi önceden aldım, bir hafta daha mecburen buradayım"Nhưng tôi đã mua vé máy bay, và sẽ ở lại một tuần.
"ama uçak biletimi önceden aldım, bir hafta daha mecburen buradayım"Είπα: "Όμως ξέρετε, πήρα το εισιτήριο, και είμαι κολλημένος εδώ για μια βδομάδα".
"ama uçak biletimi önceden aldım, bir hafta daha mecburen buradayım""Но, знаете ли, купих самолетен билет и сега ще съм тук цяла седмица".
"ama uçak biletimi önceden aldım, bir hafta daha mecburen buradayım"Я сказал: "Но знаете, я купил авиабилет, который только через неделю.
"ama uçak biletimi önceden aldım, bir hafta daha mecburen buradayım"אמרתי, "אבל אתה יודע, קניתי כרטיס טיסה, ואני תקוע כאן למשך שבוע."
"ama uçak biletimi önceden aldım, bir hafta daha mecburen buradayım"ثم قلت: "و لكن، أتعرف؟ لقد اشتريت تذكرة طيران، فأنا عالق هنا لأسبوع."
"ama uçak biletimi önceden aldım, bir hafta daha mecburen buradayım"その間ダウンタウンのホテルに滞在すること を説明し
Ancak, bunları mecbur olduğum için yapıyorum, çünkü öz coğrafyam bunu mecbur kılıyor.Aber ich tue sie, weil ich muss, weil die Geografie des Selbst es verlangt.
Ancak, bunları mecbur olduğum için yapıyorum, çünkü öz coğrafyam bunu mecbur kılıyor.Ale dělám to, protože musím, protože geografie sama si o to říká.
Ancak, bunları mecbur olduğum için yapıyorum, çünkü öz coğrafyam bunu mecbur kılıyor.Ale robím to, lebo musím, pretože moja povaha si to vyžaduje.
Ancak, bunları mecbur olduğum için yapıyorum, çünkü öz coğrafyam bunu mecbur kılıyor.Dar le fac pentru că trebuie, pentru că geografia sinelui o cere.
Ancak, bunları mecbur olduğum için yapıyorum, çünkü öz coğrafyam bunu mecbur kılıyor.De csinálom őket, mert kell, mert a saját földrajzom felhatalmaz.
Ancak, bunları mecbur olduğum için yapıyorum, çünkü öz coğrafyam bunu mecbur kılıyor.Ik doe ze omdat ik moet, omdat de Geografie van het Eigen Ik het me oplegt.
Ancak, bunları mecbur olduğum için yapıyorum, çünkü öz coğrafyam bunu mecbur kılıyor.그렇지만, 저는 합니다. 해야만 하기 때문이죠. 제 자신의 지리학적 입장이 그런 일들을 하게 만듭니다.
Ancak, bunları mecbur olduğum için yapıyorum, çünkü öz coğrafyam bunu mecbur kılıyor.Ma io lo faccio perché devo, perché la geografia del sé me lo ordina.
Ancak, bunları mecbur olduğum için yapıyorum, çünkü öz coğrafyam bunu mecbur kılıyor.Mais je les fais parce que je le dois, parce que la géographie du moi le rend obligatoire.
Ancak, bunları mecbur olduğum için yapıyorum, çünkü öz coğrafyam bunu mecbur kılıyor.Mas faço-as porque tenho de as fazer, porque a minha geografia o exige.
Ancak, bunları mecbur olduğum için yapıyorum, çünkü öz coğrafyam bunu mecbur kılıyor.Namun saya melakukannya karena saya harus, karena geografi diri saya yang mengharuskan saya melakukannya.
Ancak, bunları mecbur olduğum için yapıyorum, çünkü öz coğrafyam bunu mecbur kılıyor.Nhưng tôi sẽ làm những điều đó bởi vì đó là việc tôi phải làm, bởi mảnh đất quê hương đã ủy thác nó.
Ancak, bunları mecbur olduğum için yapıyorum, çünkü öz coğrafyam bunu mecbur kılıyor.Pero las hago porque tengo que hacerlo, porque la geografía de mí mismo lo exige.
Ancak, bunları mecbur olduğum için yapıyorum, çünkü öz coğrafyam bunu mecbur kılıyor.Robię to jednak z wewnętrznej potrzeby, ze względu na geografię swojego jestestwa.
Ancak, bunları mecbur olduğum için yapıyorum, çünkü öz coğrafyam bunu mecbur kılıyor.Але я роблю ці речі, бо мушу, бо географія самого себе вимагає цього.
Ancak, bunları mecbur olduğum için yapıyorum, çünkü öz coğrafyam bunu mecbur kılıyor.Но аз ги правя защото се налага, тъй като географията на себе си го изисква.
Ancak, bunları mecbur olduğum için yapıyorum, çünkü öz coğrafyam bunu mecbur kılıyor.Но я продолжаю делать всё это, потому что я должен, потому что моя география требует этого.
Ancak, bunları mecbur olduğum için yapıyorum, çünkü öz coğrafyam bunu mecbur kılıyor.אבל אני עושה אותם כי אני חייב, כי הגיאוגרפיה שלי מכתיבה את זה.
Ancak, bunları mecbur olduğum için yapıyorum, çünkü öz coğrafyam bunu mecbur kılıyor.ولكنني أقوم بذلك لأنه أمر لازم، لأن جغرافية النفس توصي بذلك.
Ancak, bunları mecbur olduğum için yapıyorum, çünkü öz coğrafyam bunu mecbur kılıyor.私の自我が そう求めています これが私の責務です 皆さんの責務は何でしょうか?
Ancak, kız kardeşi mecbur olmamalı ama onunla birlikte gönüllü olarak kalacaktı.Allerdings sollte seine Schwester nicht gezwungen werden, aber mit ihm freiwillig bleiben.
Ancak, kız kardeşi mecbur olmamalı ama onunla birlikte gönüllü olarak kalacaktı.Angreifer.
Ancak, kız kardeşi mecbur olmamalı ama onunla birlikte gönüllü olarak kalacaktı.Avšak, jeho sestra by nemala byť nútená, ale zostane s ním dobrovoľne.
Ancak, kız kardeşi mecbur olmamalı ama onunla birlikte gönüllü olarak kalacaktı.Azonban a húga nem szabad kényszeríteni, de maradna vele önként.
Ancak, kız kardeşi mecbur olmamalı ama onunla birlikte gönüllü olarak kalacaktı.Bör dock hans syster inte tvingas men skulle vara med honom frivilligt.
Ancak, kız kardeşi mecbur olmamalı ama onunla birlikte gönüllü olarak kalacaktı.Bør dog hans søster ikke tvinges, men ville forblive hos ham frivilligt.
Ancak, kız kardeşi mecbur olmamalı ama onunla birlikte gönüllü olarak kalacaktı.Cu toate acestea, sora lui nu ar trebui să fie obligat, dar ar rămâne cu el în mod voluntar.
Ancak, kız kardeşi mecbur olmamalı ama onunla birlikte gönüllü olarak kalacaktı.Jednak jego siostra nie powinni być zmuszani ale pozostanie z nim dobrowolnie.
Ancak, kız kardeşi mecbur olmamalı ama onunla birlikte gönüllü olarak kalacaktı.그러나, 그의 여동생은 강제하지 않아야하지만 자발적으로 그와 함께 남아 것입니다.
Ancak, kız kardeşi mecbur olmamalı ama onunla birlikte gönüllü olarak kalacaktı.Kuitenkin hänen sisarensa ei pidä pakottaa, vaan jäisi hänen kanssaan vapaaehtoisesti.
Ancak, kız kardeşi mecbur olmamalı ama onunla birlikte gönüllü olarak kalacaktı.Moet echter zijn zus niet worden gedwongen, maar zou op vrijwillige basis blijven met hem.
Ancak, kız kardeşi mecbur olmamalı ama onunla birlikte gönüllü olarak kalacaktı.Namun, adiknya tidak boleh dipaksa tetapi akan tetap dengan dia secara sukarela.
Ancak, kız kardeşi mecbur olmamalı ama onunla birlikte gönüllü olarak kalacaktı.Nicméně, jeho sestra by neměla být nucena, ale zůstane s ním dobrovolně.
Ancak, kız kardeşi mecbur olmamalı ama onunla birlikte gönüllü olarak kalacaktı.No entanto, sua irmã não deve ser obrigado, mas permaneceria com ele de forma voluntária.
Ancak, kız kardeşi mecbur olmamalı ama onunla birlikte gönüllü olarak kalacaktı.Sin embargo, su hermana no deben ser obligados, sino que permanecen con él voluntariamente.
Ancak, kız kardeşi mecbur olmamalı ama onunla birlikte gönüllü olarak kalacaktı.Toutefois, sa sœur ne doit pas être contraint, mais resterait avec lui volontairement.
Ancak, kız kardeşi mecbur olmamalı ama onunla birlikte gönüllü olarak kalacaktı.Tuttavia, la sua sorella non dovrebbe essere costretto, ma sarebbe rimasta con lui volontariamente.
Ancak, kız kardeşi mecbur olmamalı ama onunla birlikte gönüllü olarak kalacaktı.Tuy nhiên, em gái của ông không nên bị ép buộc nhưng sẽ ở lại với anh ta tự nguyện.
Ancak, kız kardeşi mecbur olmamalı ama onunla birlikte gönüllü olarak kalacaktı.Vendar pa je njegova sestra ne bi smela biti prisiljena, ampak bi ostala z njim prostovoljno.
Ancak, kız kardeşi mecbur olmamalı ama onunla birlikte gönüllü olarak kalacaktı.Ωστόσο, η αδελφή του δεν πρέπει να είναι υποχρεωμένοι, αλλά θα παραμείνει μαζί του οικειοθελώς.
Ancak, kız kardeşi mecbur olmamalı ama onunla birlikte gönüllü olarak kalacaktı.Въпреки това, сестра му не трябва да бъде принуждаван, но ще остане с него доброволно.
Ancak, kız kardeşi mecbur olmamalı ama onunla birlikte gönüllü olarak kalacaktı.Тем не менее, его сестра не должна быть принуждаем, но останется с ним добровольно.
Ancak, kız kardeşi mecbur olmamalı ama onunla birlikte gönüllü olarak kalacaktı.Тим не менш, його сестра не повинна бути примушений, але залишиться з ним добровільно.
Ancak, kız kardeşi mecbur olmamalı ama onunla birlikte gönüllü olarak kalacaktı.עם זאת, אחותו לא צריך להיות מחויב אך יישאר עם אותו בהתנדבות.
Ancak, kız kardeşi mecbur olmamalı ama onunla birlikte gönüllü olarak kalacaktı.ومع ذلك ، ينبغي ألا يكون مرغما شقيقته لكنه سيبقى معه طوعا.
Ancak, kız kardeşi mecbur olmamalı ama onunla birlikte gönüllü olarak kalacaktı.彼女は、ソファの上で彼の隣に座っている彼に彼女の耳を下に曲げる、と彼はその後でしょうだ
Aşağı yukarı böyle hissettiriyor. Kendimi mecbur hissediyorum.Asi cítím -- jako by mě nutil.
Aşağı yukarı böyle hissettiriyor. Kendimi mecbur hissediyorum.Azt hiszem úgy érzem -- kényszerítve vagyok.
Aşağı yukarı böyle hissettiriyor. Kendimi mecbur hissediyorum.C'est ce que je ressens -- je suis comme forcé.
Aşağı yukarı böyle hissettiriyor. Kendimi mecbur hissediyorum.Cred că simt asta - mă simt constrâns.
Aşağı yukarı böyle hissettiriyor. Kendimi mecbur hissediyorum.Ich denke, ich fühle dieses -- Ich bin verpflichtet.
Aşağı yukarı böyle hissettiriyor. Kendimi mecbur hissediyorum.Ik heb het gevoel dat ik word gedwongen.