mecazi ile cümle
mecazi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
13
ORT. KELİME
Saydam veya Şeffaf: mecazi olarak iç bilgilerini dış gözlemcilerden gizlemeyen.Večje razlitje/razsutje: Ne čistite ali odstanjujte, to opravite pod nadzorom strokovnjaka.
Afrika'da yaşamak uçta olmaktır, mecazi ve gerçek anlamda 2008'den önceki bağlantıyı düşündüğünüzde.아프리카에 산다는 것은 비유하자면 벼랑끝에 서있는 것과 같습니다. 하지만 2008년 이전의 연결성을 생각한다면 꼭 비유적인 표현만은 아니지요.
Afrika'da yaşamak uçta olmaktır, mecazi ve gerçek anlamda 2008'den önceki bağlantıyı düşündüğünüzde.לחיות באפריקה זה להיות על הקצה, באופן מטאפורי, וגם באופן מילולי כשחושבים במושגים של חיבוריות לפני 2008.
Afrika'da yaşamak uçta olmaktır, mecazi ve gerçek anlamda 2008'den önceki bağlantıyı düşündüğünüzde.إن العيش في افريقيا هو بمثابة العيش على الحافة مجازا، وحرفيا إلى حد بعيد عندما نتذكر وسائل الاتصال قبل 2008.
Afrika'da yaşamak uçta olmaktır, mecazi ve gerçek anlamda 2008'den önceki bağlantıyı düşündüğünüzde.喩える人もいますが 実際そうなんです 2008年以前のインターネットの 接続状況は まさにそうでした 人間の知的技術的な革新が
Ayrıca mecazi alakaları kurma becerilerini de yitiriyorlar.하지만 또한 은유적인 연결 능력도 잃게 되죠.
Ayrıca mecazi alakaları kurma becerilerini de yitiriyorlar.Lisäksi he menettävät kykynsä ajatella metaforisesti.
Ayrıca mecazi alakaları kurma becerilerini de yitiriyorlar.Sie verlieren außerdem das Verständnis für Metaphern.
Ayrıca mecazi alakaları kurma becerilerini de yitiriyorlar.Zij herkennen ook geen metaforen meer.
Ayrıca mecazi alakaları kurma becerilerini de yitiriyorlar.וגם היכולת המטפאורית.
Ayrıca mecazi alakaları kurma becerilerini de yitiriyorlar.ولكنهم أيضا يفقدون القدرة على الانخراط في المجاز (الاستعارة).
Ayrıca mecazi alakaları kurma becerilerini de yitiriyorlar.その人に「光るもの全てが金ではない」
Batıya doğru tepe üzerinde asılı ilk çeyreğinde Ay ve yıldızlar açık ve neredeyse mecazî parlak.A hold az első negyedévben lógott át a nyugati dombon, és a csillagok tiszta és szinte trópusi világos.
Batıya doğru tepe üzerinde asılı ilk çeyreğinde Ay ve yıldızlar açık ve neredeyse mecazî parlak.Księżyc w pierwszym kwartale wisiała nad wzgórza na zachód, a gwiazdy były jasne i prawie tropikalną jasne.
Batıya doğru tepe üzerinde asılı ilk çeyreğinde Ay ve yıldızlar açık ve neredeyse mecazî parlak.Luna v prvem četrtletju visela čez hrib proti zahodu, in zvezde so bili jasni in skoraj tropically svetlo.
Batıya doğru tepe üzerinde asılı ilk çeyreğinde Ay ve yıldızlar açık ve neredeyse mecazî parlak.Månen i sin första kvartal hängde över västerut backen, och stjärnorna var tydliga och nästan tropiskt ljus.
Batıya doğru tepe üzerinde asılı ilk çeyreğinde Ay ve yıldızlar açık ve neredeyse mecazî parlak.Mesiac v prvej štvrti visel nad kopec na západ, a hviezdy boli jasné a takmer tropické jasná.
Batıya doğru tepe üzerinde asılı ilk çeyreğinde Ay ve yıldızlar açık ve neredeyse mecazî parlak.Měsíc v první čtvrti visel nad kopec na západ, a hvězdy byly jasné a téměř tropicky jasná.
Batıya doğru tepe üzerinde asılı ilk çeyreğinde Ay ve yıldızlar açık ve neredeyse mecazî parlak.첫 분기 달이 서쪽의 언덕 숙취, 그리고 별이 분명 있었는데 거의 tropically 밝은.
Batıya doğru tepe üzerinde asılı ilk çeyreğinde Ay ve yıldızlar açık ve neredeyse mecazî parlak.Луна в первой четверти висела над холмом на запад, и звезды были ясны и почти тропической ярко.
Batıya doğru tepe üzerinde asılı ilk çeyreğinde Ay ve yıldızlar açık ve neredeyse mecazî parlak.Луната през първото тримесечие висеше над хълма на запад, и звездите са ясни и почти tropically светло.
Batıya doğru tepe üzerinde asılı ilk çeyreğinde Ay ve yıldızlar açık ve neredeyse mecazî parlak.Місяць у першій чверті висіла над пагорбом на захід, і зірки були ясні і майже тропічної яскраво.
Batıya doğru tepe üzerinde asılı ilk çeyreğinde Ay ve yıldızlar açık ve neredeyse mecazî parlak.علقت القمر في الربع الأول على تلة غربا ، والنجوم واضحة و tropically تقريبا مشرق.
Batıya doğru tepe üzerinde asılı ilk çeyreğinde Ay ve yıldızlar açık ve neredeyse mecazî parlak.ほとんど南国明るい。 5分後、その中に彼の心は、リモート投機に訪れていた
Bunları mecazi olarak kullanıyoruz bir şirketin DNA' sı, bir şehrin metabolizması, ve benzeriChúng ta sử dụng chúng một cách ẩn dụ --
Bunları mecazi olarak kullanıyoruz bir şirketin DNA' sı, bir şehrin metabolizması, ve benzeri우리는 생물학을 '회사의 DNA'나 '도시의 신진대사' 등과 같이 비유적으로 사용합니다
Bunları mecazi olarak kullanıyoruz bir şirketin DNA' sı, bir şehrin metabolizması, ve benzeriHablando en metáforas,
Bunları mecazi olarak kullanıyoruz bir şirketin DNA' sı, bir şehrin metabolizması, ve benzeriKita bisa menggunakannya secara metafora --
Bunları mecazi olarak kullanıyoruz bir şirketin DNA' sı, bir şehrin metabolizması, ve benzeriNous les utilisons métaphoriquement,
Bunları mecazi olarak kullanıyoruz bir şirketin DNA' sı, bir şehrin metabolizması, ve benzeriOperăm cu ele metaforic -
Bunları mecazi olarak kullanıyoruz bir şirketin DNA' sı, bir şehrin metabolizması, ve benzeriPoužíváme je jako přirovnání -
Bunları mecazi olarak kullanıyoruz bir şirketin DNA' sı, bir şehrin metabolizması, ve benzeriPoužívame to metaforicky --
Bunları mecazi olarak kullanıyoruz bir şirketin DNA' sı, bir şehrin metabolizması, ve benzeriUżywamy tych metafor --
Bunları mecazi olarak kullanıyoruz bir şirketin DNA' sı, bir şehrin metabolizması, ve benzeriVi bruger metaforer -
Bunları mecazi olarak kullanıyoruz bir şirketin DNA' sı, bir şehrin metabolizması, ve benzeriWir nutzen - bildlich gesprochen - die DNA einer Firma den Metabolismus einer Stadt, und so fort.
Bunları mecazi olarak kullanıyoruz bir şirketin DNA' sı, bir şehrin metabolizması, ve benzeriМи говоримо метафорично -
Bunları mecazi olarak kullanıyoruz bir şirketin DNA' sı, bir şehrin metabolizması, ve benzeriМы говорим метафорически —
Bunları mecazi olarak kullanıyoruz bir şirketin DNA' sı, bir şehrin metabolizması, ve benzeriНие ги използваме метафорично -
Bunları mecazi olarak kullanıyoruz bir şirketin DNA' sı, bir şehrin metabolizması, ve benzeriאנו משתמשים בהם מטפורית -- ה-DNA של חברה, החילוף-חומרים של עיר וכך הלאה --
Bunları mecazi olarak kullanıyoruz bir şirketin DNA' sı, bir şehrin metabolizması, ve benzeriنحن نستخدم التعابير " التشبيهية " بصورة عامة مثل الحمض النووي لشركة ما .. او استقلاب مدينة .. او نحو هذا
Bunları mecazi olarak kullanıyoruz bir şirketin DNA' sı, bir şehrin metabolizması, ve benzeriこういった言葉を比喩的に使います こうした比喩は戯言に過ぎないのか?
Erken dönemlerde, bu 100 milyar galaksi şu kadarcık bir alana sığıyorlardı -- mecazi anlamda değil, gerçekten.Di masa lampau, 100 miliar galaksi itu termampatkan pada ruangan sebesar ini -- pada masa lalu.
Erken dönemlerde, bu 100 milyar galaksi şu kadarcık bir alana sığıyorlardı -- mecazi anlamda değil, gerçekten.I början var dessa hundra miljarder galaxer sammanpressade i ett ungefär så här stort område - bokstavligen.
Erken dönemlerde, bu 100 milyar galaksi şu kadarcık bir alana sığıyorlardı -- mecazi anlamda değil, gerçekten.초기 우주에는 이런 천억개의 은하들이 정말로 이정도의 크기로 압축된 상태에 있었습니다.
Erken dönemlerde, bu 100 milyar galaksi şu kadarcık bir alana sığıyorlardı -- mecazi anlamda değil, gerçekten.U początków te 100 miliardów galaktyk było ściśniętych w obszarze o takich rozmiarach -- dosłownie.
Erken dönemlerde, bu 100 milyar galaksi şu kadarcık bir alana sığıyorlardı -- mecazi anlamda değil, gerçekten.Vroeger waren die honderd miljard sterrenstelsels samengeperst in een zo grote ruimte - echt waar.
Erken dönemlerde, bu 100 milyar galaksi şu kadarcık bir alana sığıyorlardı -- mecazi anlamda değil, gerçekten.Zpočátku bylo těchto sto miliard galaxií nahuštěno do asi takhle velkého prostoru -- doslova -- na počátku.
Erken dönemlerde, bu 100 milyar galaksi şu kadarcık bir alana sığıyorlardı -- mecazi anlamda değil, gerçekten.בזמנים קדומים, 100 מיליארד גלקסיות הללו היו דחוסות באזור בגודל כזה -- ממש כך, בזמנים הקדומים.
Erken dönemlerde, bu 100 milyar galaksi şu kadarcık bir alana sığıyorlardı -- mecazi anlamda değil, gerçekten.في الأزمنة السحيقة، المائة بليون مجرة هذه كانت مضغوطة في منطقة بهذا الحجم-- حرفيا، في الأزمنة السحيقة.
Erken dönemlerde, bu 100 milyar galaksi şu kadarcık bir alana sığıyorlardı -- mecazi anlamda değil, gerçekten.このくらいの大きさに圧縮されていたのです 実際初期にはこの大きさでした その圧縮をどう行うか考えてみると
Görünen o ki mecazi anlamda penceresiz bir arka oda var.Acontece que há uma antecâmara sem janelas, metaforicamente falando.
Görünen o ki mecazi anlamda penceresiz bir arka oda var.Het blijkt dat er een een achterkamer is, zo'n beetje raamloos, figuurlijk gesproken.
Görünen o ki mecazi anlamda penceresiz bir arka oda var.Hóa ra có một căn phòng kín, không có cửa sổ, nói một cách ẩn dụ là như vậy.
Görünen o ki mecazi anlamda penceresiz bir arka oda var.Il y a une antichambre, en quelque sorte sans fenêtre, métaphoriquement parlant.
Görünen o ki mecazi anlamda penceresiz bir arka oda var.창문이 없는 쪽방이 달려있습니다. 은유적으로 말하자면 말이죠.
Görünen o ki mecazi anlamda penceresiz bir arka oda var.Okazuje się, że posiada tajne laboratorium, w rodzaju tych bez okien, mówiąc przenośnie.
Görünen o ki mecazi anlamda penceresiz bir arka oda var.Resulta que hay una sala trasera, una sin ventanas, metafóricamente hablando.
Görünen o ki mecazi anlamda penceresiz bir arka oda var.Se pare că este vorba iar despre o cameră care nu are ferestre, metaforic vorbind.
Görünen o ki mecazi anlamda penceresiz bir arka oda var.Si scopre che c'è un ripostiglio senza finestre, metaforicamente parlando.
Görünen o ki mecazi anlamda penceresiz bir arka oda var.Und wieder hat man so eine Art Hinterzimmer, das irgendwie keine Fenster hat, metaphorisch gesehen.