Ana içeriğe geç
Sözlük

mecazi ile cümle

mecazi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Mecazi anlam artık kullanımda değildir.The figurative meaning is no longer in current use.
Bu mecazi bir ifadedir.This is a figurative expression.
Mecazi olarak mı konuşuyorsun?Are you speaking metaphorically?
Bu abartmasız ve mecazi olarak harikulade.This is literally and figuratively out of this world.
Şiir mecazi dilde gerçeğin ifadesidir.Poetry is the expression of truth in metaphorical language.
Mecazi konuşmayı sever.Megan loves to get a response.
İki yerde, Yahudi kralları mecazi olarak "tanrı" diye anılmaktadır.There are two instances where Jewish kings are figuratively referred to as a god.
Eserlerinde genellikle sembolik veya mecazi önemi vardır.His works often take on symbolic or metaphorical significance.
Mecazi olarak bir yeraltı direnişi olması anlamında “yeraltı”ydı.It was figuratively "underground" in the sense of being an underground resistance.
Değirmenler aynı zamanda mecazi anlamlara da sahiptirler.Sculptors choice medals as well.
Kendisinden sonra gelen birçok düşünür onun kapalı ve mecazi bir anlatımı olduğunu söyledi.He hated saying some things to me because he has such a wonderful and beautiful heart.
Tam ve mecazi anlamıyla, İran küçüldü.Both literally, and figuratively, Iran shrank.
Yanılsamayı mecazi anlamda düşünmenizi istiyorum.I want you to think about illusion as a metaphor.
Yani, mecazi anlamı tamamen kaçırıyorlar.So, they completely miss the metaphorical meaning.
- hayır, gerçekten öyle, mecazi anlamda değil.-We just sized -- no, really, I mean that, literally.
Görünen o ki mecazi anlamda penceresiz bir arka oda var.It turns out there is a back room that is kind of windowless, metaphorically speaking.
'Tutmak' gibi kelimeleri mecazi anlamda kullanıyoruz, mesela anlamak anlamında.We use words like "grasp" metaphorically to also think about understanding things.
Hadi bunu, mecazi olarak değerlendirdik, diyelim.Now, maybe we want to treat it as metaphorical.
Ve kod dediğimde, mecazi olarak değil tam anlamıyla koddan bahsediyorum.And when I say code, I do literally mean code.
Mecazi anlamda sormuyorum bunu.And this is not a rhetorical question.
Mecazi olarak.Figuratively.
Böylece, kendilerine mecazi tanımlar (benzetmeler) verilir.And it is given to them in likeness.
Mecazi olarak bir yeraltı direnişi olması anlamında “yeraltı”ydı.It was figuratively "underground" in the sense of being an underground resistance.
Baden-Powell, bir İzcinin mecazi anlamda kendi kanosuyla kürek çekmesi gerektiğini yazdı.Baden-Powell wrote that a Scout should paddle his own canoe, metaphorically speaking.
Mevcut engeller, hem fiziksel hem de mecazi olarak nasıl aşılabilir?" [2]How can existing hurdles be overcome, both physically and metaphorically?"[13]
"Kirli" mecazi değildir, daha çok temizlikle bağlantılıdır."Impure" is not literal but rather linked to cleanliness.
Mecazi AtıfMetaphorical usage
Kendisinden sonra gelen birçok düşünür onun kapalı ve mecazi bir anlatımı olduğunu söyledi.Vieles, was sie ihn fragen, ist ihm ein Rätsel.
Değirmenler aynı zamanda mecazi anlamlara da sahiptirler.Però anche i pel di carota vogliono Maometto per la stessa ragione.
Bir Çin atasözü birbirini seven çiftler mecazi anlamda için söyle der: "İki mandarin ördeği suda oynuyor".Китайская поговорка о любящей паре — «две мандаринки, играющие в воде» (кит. трад.
Mecazi konuşmayı sever.Джуди любит поговорить.
Don Juan ismi mecazi olarak "zampara" anlamında kullanılır.Об этом можно с уверенностью говорить, потому что ала носит прозвище «Мавретанская».
Başlangıçta, hasar verme olarak değil, mecazi olarak iş anlaşmazlıklarına atıfta bulunmak için kullanılmıştır.Originalmente, isso era usado metaforicamente para se referir a disputas trabalhistas, e não a danos.
Tam ve mecazi anlamıyla, İran küçüldü.Dasht-e Sīyah Ragī är en slätt i Iran.
Mecazi anlamda sembole, aynı anlamın iki ayrı temsilini birbiriyle irtibatlandıran bütün de denebilir.I satslogik betyder det att två termer är samextensionella om de refererar till samma objekt.
Değirmenler aynı zamanda mecazi anlamlara da sahiptirler.Мавпи володіють також почуттям гумору.
Bilime yaptığı büyük katkı, mecazi olarak "toprakları haritaya koymak" idi.Ця збірка видавалась під назвою «Введення в Магію як в науку Я».
Nagatachō'nun adı, idari anlamda Kasumigaseki'nin aksine, mecazi olarak Japon hükümetine atıfta bulunur.Naopak oslovení někoho příjmením Panie Nowaku je považováno na rozdíl od češtiny za neslušné.
Bilime yaptığı büyük katkı, mecazi olarak "toprakları haritaya koymak" idi.Hans store bidrag til videnskaben var, så at sige, at "sætte jord på kort."
Mecazi konuşmayı sever.Talmy likte låta.
Ancak İsa'nın genel olarak sözlerinin önemli bir kısmının mecazi anlamlar içerdiği görülür.可是,在许多人看来,耶稣的开场白必然有点自相矛盾。
Bir Çin atasözü birbirini seven çiftler mecazi anlamda için söyle der: "İki mandarin ördeği suda oynuyor".כך למשל האמרה הסינית "זוג ברווזי מנדרין המשחקים במים" מתייחסת לזוגות אוהבים.
Mecazi anlamda sembole, aynı anlamın iki ayrı temsilini birbiriyle irtibatlandıran bütün de denebilir.נרדפות מלאה (full synonymous) מתקיימת כאשר לשתי מילים יש משמעות זהה בכל הקשר.
Sünni kelâmcılara göre bu ifadeler mecazidir.Podľa Mistríka sú jeho vyjadrenia jasné.
Saydam veya Şeffaf: mecazi olarak iç bilgilerini dış gözlemcilerden gizlemeyen.Večje razlitje/razsutje: Ne čistite ali odstanjujte, to opravite pod nadzorom strokovnjaka.
Afrika'da yaşamak uçta olmaktır, mecazi ve gerçek anlamda 2008'den önceki bağlantıyı düşündüğünüzde.아프리카에 산다는 것은 비유하자면 벼랑끝에 서있는 것과 같습니다. 하지만 2008년 이전의 연결성을 생각한다면 꼭 비유적인 표현만은 아니지요.
Afrika'da yaşamak uçta olmaktır, mecazi ve gerçek anlamda 2008'den önceki bağlantıyı düşündüğünüzde.לחיות באפריקה זה להיות על הקצה, באופן מטאפורי, וגם באופן מילולי כשחושבים במושגים של חיבוריות לפני 2008.
Afrika'da yaşamak uçta olmaktır, mecazi ve gerçek anlamda 2008'den önceki bağlantıyı düşündüğünüzde.إن العيش في افريقيا هو بمثابة العيش على الحافة مجازا، وحرفيا إلى حد بعيد عندما نتذكر وسائل الاتصال قبل 2008.
Afrika'da yaşamak uçta olmaktır, mecazi ve gerçek anlamda 2008'den önceki bağlantıyı düşündüğünüzde.喩える人もいますが 実際そうなんです 2008年以前のインターネットの 接続状況は まさにそうでした 人間の知的技術的な革新が
Ayrıca mecazi alakaları kurma becerilerini de yitiriyorlar.하지만 또한 은유적인 연결 능력도 잃게 되죠.
Ayrıca mecazi alakaları kurma becerilerini de yitiriyorlar.Lisäksi he menettävät kykynsä ajatella metaforisesti.
Ayrıca mecazi alakaları kurma becerilerini de yitiriyorlar.Sie verlieren außerdem das Verständnis für Metaphern.
Ayrıca mecazi alakaları kurma becerilerini de yitiriyorlar.Zij herkennen ook geen metaforen meer.
Ayrıca mecazi alakaları kurma becerilerini de yitiriyorlar.וגם היכולת המטפאורית.
Ayrıca mecazi alakaları kurma becerilerini de yitiriyorlar.ولكنهم أيضا يفقدون القدرة على الانخراط في المجاز (الاستعارة).
Ayrıca mecazi alakaları kurma becerilerini de yitiriyorlar.その人に「光るもの全てが金ではない」
Bunları mecazi olarak kullanıyoruz bir şirketin DNA' sı, bir şehrin metabolizması, ve benzeriChúng ta sử dụng chúng một cách ẩn dụ --
Bunları mecazi olarak kullanıyoruz bir şirketin DNA' sı, bir şehrin metabolizması, ve benzeri우리는 생물학을 '회사의 DNA'나 '도시의 신진대사' 등과 같이 비유적으로 사용합니다
Bunları mecazi olarak kullanıyoruz bir şirketin DNA' sı, bir şehrin metabolizması, ve benzeriHablando en metáforas,
Bunları mecazi olarak kullanıyoruz bir şirketin DNA' sı, bir şehrin metabolizması, ve benzeriKita bisa menggunakannya secara metafora --
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod