meşru ile cümle
meşru kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Yeni Zelanda meşruti monarşi ve parlamenter demokrasi ile yönetilmektedir.New Zealand er et konstitutionelt monarki og parlamentarisk demokrati.
Meşru görülen yoksulların dilenmesine müsaade edilmiştir.Det er jo forkert at bede for dem, der er udfriet af Skærsilden.
Metresi Samsø Kontesi Sophie Amalie Moth'dan gayri meşru çocukları:Moth og faster til grevinde Sophie Amalie Moth af Samsø.
Bir Meşrutiyet ihtilalcisidir.En performativ ytring en talehandling.
Böylece, Fransa fiilen meşrutî bir krallık olmuştu.Indenfor disse kongeriger udviklede der sig en vigtig kultur.
"Meşrutiyetin bayramı: "10 Temmuz îd-i millisi"".«Over 1000 feira Vilde og Anna».
V. Louis'in hiçbir meşru selefi bulunmamakta idi.Christian V hadde derimot ikke flyktet.
II. Meşrutiyet'in ardından 6 Eylül 1908 tarihinde de Bulgaristan bağımsız bir devlet haline geldi.5. oktober 1908 ble Bulgaria endelig anerkjent som en helt uavhengig stat.
1490'da ilk defa Burgundi sarayında iken İngiltere Krallığına meşru hakkı olduğunu ilan etti.Han ble først kjent ved hoffet i Burgund i 1490, da han fremmet sitt krav på den engelske tronen.
Max Weber ise devletin meşru şiddet kullanma aracı olduğunu söylemiştir.Max Weber definerer staten som en institusjon med monopol på legitim bruk av voldsmakt.
Meşru görülen yoksulların dilenmesine müsaade edilmiştir.Eksempelvis de fattiges barn som må tigge.
Meşruluğu tartışılmamıştır.Oppfordringen ble ikke fulgt.
Meşruti monarşi bir kuvvetler ayrılığı sistemidir.Kvotient er resultatet av en divisjon.
Gayrı meşru kızı sonra Saint-Saenslı Helias ile evlenmiştir.Seorang putri yang tidak sah kemudian menikah dengan Helias dari Saint-Saens.
Bu dönemde Şövalye Robert'in birçok gayrı meşru çocuğu olduğu zannedilmektedir.Selama periode ini sebagai kesatria yang berkeliaran, Robert menjadi bapak beberapa anak haram.
Müslümanlarla Hristiyanların eşitliğini ve uyumunu meşruti bir düzen içinde olacağını savunmuşlardır.Mereka mengakui bahwa Islam adalah agama mereka, namun untuk ibadah hanya cukup di lisan saja.
Bunun sebebi meşrutiyetçi tutumu olabilir.Hal tersebut mungkin disebabkan kepatutan politik.
Bu nedenle İngiltere Krallığı'na meşru hakkı bulunmamakta idi.Akhirnya mereka pun tidak berhak mewarisi kerajaan ayahnya.
Fakat bunların meşruluğuna dair tartışmalar bulunmaktadır.Pertengkaran dan perdebatan pun akhirnya selalu mewarnai pekerjaan mereka.
Program özellikle; meşruluğu konusunda tartışmalara yol açtı.Tragedi ini dipicu perselisihan mengenai pernikanannya.
Basınçlı kap—roketin motoru— olarak genellikle plastik bir meşrubat şişesi kullanılır.Wahana tekan yang berfungsi sebagai mesin roket biasanya terbuat dari botol plastik bekas minuman ringan.
Bu durumun Eudokia'nın evliliğinin meşruluğunu da etkilediği kabul edilebilir.Hal ini kemungkinan dapat berdampak pada keabsahan pernikahan Konstantinus dengan Eudokia.
Gerekçesi meşru müdafaa.Thông thức hữu tài biện.
"II. Meşrutiyet Dönemi Osmanlı Feminizmi".“Cô dâu 8 tuổi phần 2 tăng thời lượng phát sóng”.
Meşru papa olarak XXI.Ông là vị Giáo hoàng đầu tiên của thế kỷ 21.
V. Louis'in hiçbir meşru selefi bulunmamakta idi.I. V. Stalin không giao cho ông một công việc nào cả.
1996'da olduğu gibi, referandumun meşruiyeti tartışma konusu oldu.Tuy nhiên, vào năm 1946, nó cũng là chủ đề của những lời chỉ trích.
Meşrutiyetten sonra buradaki komiteciler, Ruslar tarafından sağlanan silahları biriktirmeye başladılar.Sau ba ngày giao chiến, Cụm tập đoàn quân này hạ vũ khí đầu hàng quân đội Liên Xô.
Fikirleri, İkinci Meşrutiyet dönemi düşünce yapısının şekillenmesinde etkili oldu.Chúng tôi vẫn đang tiếp tục phát minh ra những khái niệm mới về chia sẻ thời gian.
1996'da olduğu gibi, referandumun meşruiyeti tartışma konusu oldu.1996年の国民投票と同様、投票の有効性には疑問が呈された。
Sonunda kendinin meşru kral olduğunu açıkça ilan etti.最終話で王として即位する。
Kimi zamanda bir liderin meşruiyetini ve otoritesini desteklemek amacı güderler.指導者・援助者としてあなたの主があれば、それで十分である。
Birinci Meşrutiyetin tek seçimi bu oldu.これが初の選抜入りとなる。
Türkiye hükûmet sözcüsü Bekir Bozdağ harekâtın meşru ve uluslararası hukuka uygun olduğunu açıklamıştır.ロシア - ウラジミール・プーチン大統領は、住民投票は国際法と国連憲章に合致していると表明。
"II. Meşrutiyet'ten manzaralar".下剋上スペシャル〜』に顔出し出演。
Meşruti Monarşi kurmaya karar vermiştir ve ilk yasama meclisi aynı yılın Kasım ayında toplanmıştır.他決定成立一個君主立憲國家,立法议会于該年11月首次召集。
Yani müfsid İslam'da meşru olan bir akideyi veya başlanmış olan bir ibadeti bozan şeylerdir.上頷後端超過之後緣以後,眼徑短於吻長或僅其一半。
Mutlaki ve meşruti bir hükumet de değildir.造無間罪及諸惡行。
Bu dönemde Şövalye Robert'in birçok gayrı meşru çocuğu olduğu zannedilmektedir.在作为一个四处漂泊的骑士的这段时间,罗贝尔生有好几个私生儿女。
"Eli Kanlı Darbecilere Karşı Meşrû Iktidarın Yanındayım." Yarına Bakış.和前作《青鱂魚兄妹》一樣,《如果明天…。
Asa Griggs Candler (30 Aralık 1851 - 12 Mart 1929), Coca-Cola'yı geliştiren Amerikalı meşrubat üreticisi.阿萨·坎德勒(英语:Asa Griggs Candler,1851年12月30日 – 1929年3月12日),美国实业家、可口可乐公司(The Coca-Cola Company)的创办人。
Max Weber ise devletin meşru şiddet kullanma aracı olduğunu söylemiştir.依據马克斯·韦伯的定義,國家擁有合法使用暴力的壟斷權。
Böylece İkinci Meşrutiyet ilan edilmiş oldu.然后,第二次请客,仍如是说。
İranlı meşrutiyet yanlıları ile işbirliği yaptı.因此这些占领者不得不与当地的爱尔兰人合作。
İkinci Meşrutiyet'in ilanından hemen sonraki yaşamı anlatır.〔〕在裡面記下第2部以後的事情。
Meşru papa olarak XXI.付法藏第二十一祖。
Bilinen en az dört gayri meşru çocuğu vardı.外表是個四歲多的天真小男孩。
"Seyyar Sahne'nin yeni oyunu 'Bir Meşrutiyet Faciası Yahut Gündüzlerimiz'".丁自新子日近,孫啟浚,抑亦次之。
Osmanlı döneminde izcilik çalışmaları 2. Meşrutiyet Dönemine rastlar.《零》時作為緹歐的特殊技能在戰鬥中出場。
Fakat bunların meşruluğuna dair tartışmalar bulunmaktadır.그러나 초상화들이 대상을 있는 그대로 그려낸 것인지는 논쟁의 대상이다.
Çünkü, egemen olan iradeyi temsil yetkisi meşru olarak tescil edilmiş olanlar onlardır.은언군의 서자로서 은전군의 양자로 입양된 것으로 기록된 것이다.
Birinci Meşrutiyetin tek seçimi bu oldu.이것이 첫 선발이 된다.
Uluslararası antlaşma ve ilişkiler kurarak meşruiyet kazanmak.보건에 관련된 국제 협정 및 협약을 건의함.
Bu nedenle İngiltere Krallığı'na meşru hakkı bulunmamakta idi.잉글랜드 국왕의 입장에서는 당연히 불만이 없을 수가 없었다.
Bu karar İsrail yargı sisteminin ve soruşturmanın meşruiyetinin sorgulanmasına yol açtı.이에 따라 이스라엘 정부는 정보기관의 업무 소홀에 대한 규명에 나섰다.
Şahsi saltanat vardır veyahut meşruti saltanat vardır.바람둥이 기질이 있으나 나름의 지조도 있다.
Hazırlanan meşruti krallık anayasası 4 Haziran 1814'te halk oyu ile onaylandı.정난정의 4촌인 정준이 명종7년 6월 18일 사헌주 집의에 임명되었다.
Nehi, Amerika Birleşik Devletleri'nden çıkan aromalı bir meşrubat.오현주는 미국에서 활동하는 대한민국 출신의 미술인이다.
Babasi daha Katolik Kilisesi papazı olmadan önce yaptığı meşru bir evlemeden doğan meşru bir çocuktur."저는 성당에 거의 가지 않는 가톨릭 신자입니다.
Hitler'den doğrudan emir geldiğini, ve bu katliamın meşru bir ceza olduğunu düşündüğünü belirtti.הוא טען כי הצו להריגה הגיע ישירות מהיטלר, והוא חשב שזה היה עונש לגיטימי על מה שביצעו האיטלקים.