meşru ile cümle
meşru kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Birinci Meşrutiyetin tek seçimi bu oldu.Tu przeprowadzono pierwszą selekcję.
Meşruluğu tartışılmamıştır.Indykcje nie były sumowane.
Meşrutiyetçi değildi.Nie był opancerzony.
Meşru papa olarak XXI.Codzienność Papieża 14.
"II. Meşrutiyet Dönemi Osmanlı Feminizmi".Przedstawicielka radykalnego feminizmu drugiej fali.
Meşruti padişahlık.Eucharystia zmediatyzowna.
İlerleyen dönemlerde İstanbul'da Meşrutiyet ilan edilince yurda döner ve Saffet Hanım ile evlenir.A., która ciągle płacze wyjdzie za mąż w Paryżu i zostanie psychiatrą.
İkinci Meşrutiyet'in ilan edildikten sonra memlekete geri döndü.Tredje byrån har, när borgmästaren återvänder, kommit tillbaka.
Böylece, Fransa fiilen meşrutî bir krallık olmuştu.Frankrike har, så vitt man vet, varit ett kungarike från nationens uppkomst.
Meşrutiyet’in ilanından sonra döndüğü Selanik’te “Hürriyet kahramanı” olarak karşılandı.I Jamaica blev han mottagen som nationalhjälte vid hemkomsten.
İkinci Meşrutiyet Birinci Dünya Savaşı Kurtuluş Savaşı Cumhuriyetin İlanı ^ ATAY, Falih Rıfkı.1:7 Svärden: Kampen mot det onda, Frälsningskriget 1 Tim.
II. Dünya Savaşı boyunca, Çekoslovakya'nın meşru hükûmeti olarak kaldı.Efter andra världskriget tillhörde man i regel högstaligan i Tjeckoslovakien.
5 Temmuz 1912 tarihinde Millî Meşrutiyet Fırkası’nı kurdu.Han slog fast fem principer för självständighet i ett tal i juli 1945.
V. Louis'in hiçbir meşru selefi bulunmamakta idi.'John Hardy' - inga uppgifter hittade.
Bu eserin ana teması Osmanlı sultanlarının halifeliklerini meşruiyetidir.Deras huvudmålsättning är att företräda strömstadsbornas intressen.
Parlamenter sistemle yönetilen bir ülke meşrutî monarşi ya da parlamenter cumhuriyet olabilir.Statsråd är ett högt statsorgan som kan existera både inom republiker och monarkier.
PepsiCo'nun gelirinin çoğunluğu artık üretim ve gazlı meşrubat satışı geliyor.Invånarna i Kibiro lever främst på att producera och sälja salt.
Yaptığı savunmada bunun meşru müdafaa olduğunu söyledi ve bir yıl hapis cezası aldı.I utbyte mot ett erkännande fick han ett års fängelse då han hävdade att det var i nödvärn.
V. Louis'in hiçbir meşru selefi bulunmamakta idi.Карл VI не мав спадкоємців чоловічої статі.
Sonunda kendinin meşru kral olduğunu açıkça ilan etti.Втім останній сам став царем.
Eğer kral yozlaşırsa, Tanrı'dan kaynaklanan otorite sona ermiş olur ve kralın meşruiyeti kalmaz.Якщо він одягає корону на голову, він стає правителем світу, і ніщо не буде таким же, як раніше.
1908 yılında II. Meşrutiyet'in ilanı ile gelen af dolayısıyla rütbeleri iade edildi.Восени 1908 вони підписали угоду про взаємний розподіл т. зв. сфер компетентності.
Böylece kadınların davranışlarının erkeklerin kontrolü altında olması meşrulaştırılmaktadır.Жіноча любов впливає на поведінку оточуючих чоловіків.
Böylece saldırı sona erinceye kadar meşru isteklere yanıt veremez.Схоже поліцай хотів до останнього не здаватись.
Özel Hukuk alanında temel ilke olan serbestlik ilkesine göre 'kanunla yasaklanmamış her şey meşrudur'.Vychází ze zásady "povolené je vše, co není zakázáno".
Bu nedenle devrim meşruiyete sahiptir.Proto je potřebné vykonat revoluci.
İkinci Meşrutiyet sonrasında ise kapatıldı.Druhý noční test byl zrušen.
Yalnızca savunma savaşları meşrudur.Vojáci zajišťují pouze obranu.
Yedigün, İspanya kökenli, farklı meyvelerden hazırlanan meşrubattır.Představme si, že máme košík, do kterého budeme vkládat různá ovoce.
Calvin bir eylemi değerlendirmede niyeti kıstas alarak faizi ve ticareti meşru kabul etmiştir.Kahn se každému dílu věnoval se stejnou mírou starostlivosti a intenzity.
Allessandro meşru bir varış bırakmamıştı.Jammeh neponechal nic náhodě.
Ancak bunlar hep meşru bir çalışma neticesiydi.Pro všechny ale byly tyto cesty nezapomenutelným zážitkem.
Maria hala yaşarken, yeniden evlilik zinanın meşrulaştırma teşebbüsü olarak görüldü.Poté, co ovdověla, stala se opět objektem plánu politického sňatkového plánování.
Mutlak monarşiyi meşruti monarşi ile karıştırmamak gerekir.A nu se confunda monarhismul (regalismul) cu monarhia.
Gayri meşru çocuk yapıp kaçar.A da bir cu fugiții.
Yazar, II. Meşrutiyet döneminde yaş haddi nedeniyle emekliye ayrıldı.Istoricii consideră că Mieszko al II-lea a capitulat așa de repede din cauza situației interne grave.
İran'da meşrutiyet ilan edildi.Compania Prospecțiuni are afaceri în Iran.
Bildiğimiz meşruti ve cumhuri hükümetler teşkilatı kuvvetler ayrılığı esasına dayalı kabul edilmektedir.Regele și sfătuitorii săi erau gata să dizolve Adunarea Națională cu forță.
Bu emirle meşrutiyet tekrar ilan edildi.Pentru executarea acestui ordin a fost desemnat din nou Prozorovskiy.
Meşruluğu tartışılmamıştır.Nem félünk a vitától?
Eğer kral yozlaşırsa, Tanrı'dan kaynaklanan otorite sona ermiş olur ve kralın meşruiyeti kalmaz.Ha sikerül visszaszereznie, vége az istenek uralmának, de vége az emberiségnek is.
Böylece İkinci Meşrutiyet ilan edilmiş oldu.Így megjelent a második kiadás.
Odoacer'ın talebi meşru Batı imparatoru Julius Nepos'a bağlı olması koşuluyla kabul edildi.Odoaker kérését csak úgy teljesítették volna, ha Julius Nepos alkirálya lesz.
Bu eserin ana teması Osmanlı sultanlarının halifeliklerini meşruiyetidir.Hirdette, hogy a legfontosabb feladat a muszlimok felébresztése.
İkinci Meşrutiyet'in ilanından sonra, Zonguldak Kaymakamlığına tayin edilmiştir.A második rajt után is megmaradt az élen a Senna-Prost-Alesi sorrend.
Olaydan sonra yürütülen soruşturmada ölümlerin meşru olduğu sonucuna varıldı.Amikor később a nyomozás során erről faggatták, könnyekben tört ki.
MAC kafesleme işlemi hem meşru hem de yasadışı amaçlar için yapılır.Pimeää verkkoa käytetään niin laillisiin kuin laittomiinkin tarkoituksiin.
Meşrutiyet'ten sonra adı Matbaa-yı Millî olarak değişti.Sitä nimensä mukaisesti tarvittiin muutettaessa seurakunnasta toiseen.
Yeni Zelanda meşruti monarşi ve parlamenter demokrasi ile yönetilmektedir.Uusi-Seelanti on perustuslaillinen monarkia ja parlamentaarinen demokratia.
Bu hareket Sultan Abdülhamid tarafından II. Meşrutiyet'in ilan edilmesinde önemli rol oynadı.Hänellä oli keskeinen rooli sulttaani Abdul Hamid II:n syrjäyttämisessä.
II. Meşrutiyet'in İlk Yılı 23 Temmuz 1908 – 23 Temmuz 1909.Heidän kautensa kesti 23. toukokuuta 1907 – 31. heinäkuuta 1908.
Makam Danimarka'nın 1849 yılında meşruti bir monarşi haline gelmesiyle kurulmuştur.Tanskasta tuli perustuslaillinen monarkia vuonna 1849.
Maria hala yaşarken, yeniden evlilik zinanın meşrulaştırma teşebbüsü olarak görüldü.Ο νέος γάμος, ενώ η Μαρία ήταν ακόμα ζωντανή θεωρήθηκε ως μια προσπάθεια για τη νομιμοποίηση της μοιχείας.
"Meşrutiyetin bayramı: "10 Temmuz îd-i millisi"".Ζωηφόρος, «Εορτάζοντες την 10ην του μηνός Αυγούστου».
Alvise Gritti (Tansel Öngel/Erman Saban) — Venedik doçu Andrea Gritti'nin gayri meşru oğludur.Αλβίσε Γκρίτι (Τανσέλ Ονγκέλ/Ερμάν Σαμπάν) - Νόθος γιος του Αντρέα Γκρίτι από την Βενετία.
II. Meşrutiyetin ilânından sonra derhal seçimlere gidildi.Η Εφημερίδα έκλεισε αμέσως μετά τις Εκλογές.
861'de İstanbul'da toplanan bir sinod meşru olarak Fotios'un Patrik olduğunu teyit etti.Έτσι το 861 συγκλήθηκε οικουμενική σύνοδος η οποία αποφάσισε πως ο Ιγνάτιος δεν ήταν πλέον πατριάρχης.
Kitapta Meşrûtiyet'in gerekliliği, faydaları ve İslâm'a aykırı olmadığı anlatılır.Derpå udlægger han skriften for dem: Skulle Kristus ikke lide dette og gå ind til sin herlighed?.
Sonra Mihail'in karısı ile evlenerek Dükas sülalesine katılıp meşruluğunu iddia etmiştir.Bjørne-kvinden (Ungnyeo; 웅녀; 熊女) var taknemmelig og gav Hwanung sine gaver.
Gayri meşru çocuk yapıp kaçar.Hunden løber og løber...