meşru ile cümle

meşru kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Prof. Irwin Cotler Gayri Meşrulaşmayı “yeni antisemitizm”'in dokuz durumundan biri olarak tanımladı.Профессор Ирвин Котлер определяет делегитимацию как один из девяти признаков «нового антисемитизма».
Hitler'den doğrudan emir geldiğini, ve bu katliamın meşru bir ceza olduğunu düşündüğünü belirtti.Приказ о казни пришёл прямо от Гитлера и это, по мнению Прибке, делало её законной.
Sistemlerin meşrulaştırılması, mevcut sosyal düzenlemelerin korunmasına ve devamlılığına yol açmaktadır.Социальный контроль, по их мнению, служит достижению и поддержанию стабильности социальной системы.
2. İktidar Kaynağı ve Meşruiyetin Ölçütü Nedir?Какой смысл жить ради богатства и власти...?
Ayrıca mutlak monarşiler yerine meşruti monarşilerin kabul edilmesinden yanaydılar.В абсолютных монархиях монарха практически обожествляли.
Böylece kadınların davranışlarının erkeklerin kontrolü altında olması meşrulaştırılmaktadır.Женская любовь влияет на поведение окружающих мужчин.
Meşruluğu tartışılmamıştır.Промоушен не проводился.
Meşru papa olarak XXI.«XXI поэт.
Gayri meşru çocuk yapıp kaçar.Сводня и юноша убегают.
"Seyyar Sahne'nin yeni oyunu 'Bir Meşrutiyet Faciası Yahut Gündüzlerimiz'".날일부,nal ilbu, наль ильбу (ключ «солнце») яп.
Ancak bunlar hep meşru bir çalışma neticesiydi.И, как всегда, не обошлось без небольшого чуда.
Yalnızca savunma savaşları meşrudur.Строит только оборонительные сооружения.
Eser, Meşrutiyet döneminde tuluat tiyatroları tarafından sahnelendi.Татьяна Вечеслова покинула сцену в расцвете таланта.
Bunun sebebi meşrutiyetçi tutumu olabilir.Возможно, это произошло по воле Высоцкого.
Sonra da meşrutiyet yönetimi duyurulmuştur.Затем был ликвидирован и приказ общественного призрения.
Kullanıcı sertifika otoritelerinin yalnızca meşru web sitelerini onaylayacağına güvenir.Будем полагать, что сервер аутентификации у них общий.
Çünkü, egemen olan iradeyi temsil yetkisi meşru olarak tescil edilmiş olanlar onlardır.Они забывали только добавить,- для тех, которые являются собственниками.
Gayri meşrulaştırma özerkliğe uygun Yahudi halkının haklarının red edilmesini gösterir.После этого он понимает, что нужно повышать вкус еврейской публики.
Türkiye'de seçim siyasi bakımdan, 1876 Birinci Meşrutiyet Anayasasıyla ilk defa uygulandı.Так свой первый политический опыт Эдуард получил во время президентских выборов 1876 года.
Mutlak monarşiyi meşruti monarşi ile karıştırmamak gerekir.Капитул в этом значении не следует путать с монастырём.
2. Meşrutiyet’le birlikte Türk mizah edebiyatı büyük gelişme gösterdi.وبعد إعلان المشروطية الثانية أظهر أدب الفكاهة التركي تطوراً كبيراً.
İkinci Meşrutiyet'in ilan edilmesinden sonra eşi ile İstanbul'a geldi.وعقب إعلان الدستور الثاني أتت مفيدة فريد مع زوجها إلى إسطنبول.
Meşrutiyetin ikinci kez ilan edildiği 1908 yılı Halide Edib’in hayatında bir dönüm noktası oldu.كان إعلان الملكية الدستورية للمرة الثانية نقطة تحول في حياة خالدة أديب في عام 1908.
Bir Meşrutiyet ihtilalcisidir.والامتثال تطوعي.
İkinci Meşrutiyetin ilanından sonra derhal seçimlere gidildi.بعد إعلان المشروطية الثانية، سارع أبناء المجتمع إلى الانتخابات على الفور.
İslam hukukuna göre meşru, yasal veya uygun anlamındadır.القضاء على حكم النخبة، فنيا أو تقنيا أو من ناحية أخرى.
Max Weber ise devletin meşru şiddet kullanma aracı olduğunu söylemiştir.ويُبرز ماكس فيبر أن الدولة تحتكر وسائل "العنف الشرعي" في المجتمع.
Aminta'nin meşru varis olduğunu düşünmektedir.Ele pensa que Aminta é o herdeiro legítimo.
Maria hala yaşarken, yeniden evlilik zinanın meşrulaştırma teşebbüsü olarak görüldü.Como viúva, voltou a ser alvo de planos de casamento.
Parlamenter sistemle yönetilen bir ülke meşrutî monarşi ya da parlamenter cumhuriyet olabilir.Uma democracia pode existir num sistema presidencialista ou parlamentarista, republicano ou monárquico.
"Cilt.1, İkinci Meşrutiyet dönemi".«Injustice 2 ganha data de lançamento».
Evliliğin meşruluğu üzerine nişanın ilan edilmesinden itibaren dini bir tartışma başladı.A legalidade do casamento provocou uma controvérsia religiosa já quando o noivado foi anunciado.
Fakat İrini'nin Midilli adasında 8 Ağustosta ölümü isyanın herhangi bir meşruluk iddiasını ortadan kaldırdı.Contudo, a morte desta em Lesbos a 8 de agosto, retirou aos rebeldes qualquer crédito de legitimidade.
Erişim tarihi: 23 Ocak 2018. ^ "NATO: Türkiye'nin meşru müdafaa hakkı var".Consultado em 21 de janeiro de 2018 «UK: Turkey has legitimate interest in border security».
Bu sadece askeri güçlerin büyütülmesi temelinde değil, halk olarak meşru savunmasını geliştirmeli.A ideia era não expandir em número as forças de defesa, mas sim melhorar sua qualidade.
Gayri meşru çocuk yapıp kaçar.Então rouba um porco assado e foge.
Meşrutiyet dönemlerinin önemli aydınlarından birisidir.Foi um dos principais iluminadores de sua época.
II. Meşrutiyet döneminde padişaha bağlılık anlayışından padişahın anayasaya bağlılığı esasına geçildi.Em troca, o beneficiado passava a dever fidelidade ao seu senhor.
İlk üç aday arasında olduğu kabul edildi, ancak kongreyi siyaseten meşru bulmadığı için adaylıktan çekildi.Foi um dos três homens que recusaram assinar a Constituição porque não tinha uma Carta de Direitos.
Bu nedenle devrim meşruiyete sahiptir.Não, vocês precisam de uma revolução.
622'de Avarlara rehin olarak gönderilen gayri meşru bir oğlu İoannis'in da olduğu bilinmektedir.Sabe-se também que teve um filho ilegítimo, João, que foi enviado como refém aos ávaros em 622.
İran'da meşrutiyet ilan edildi.In Iran werd er geïrriteerd op gereageerd.
Meşrutiyetten sonra buradaki komiteciler, Ruslar tarafından sağlanan silahları biriktirmeye başladılar.Om hun voorraden aan te vullen, gebruikten ze de wapens van gedode Russen.
Amaçları Kanun-i Esasi’yi yeniden yürürlüğe koyup meşrutiyeti getirmektir.Zij ontlenen die rechten dan van rechtswege aan hem/haar.
Bunun sebebi meşrutiyetçi tutumu olabilir.Misschien omdat ze geremd is.
Çoğu meşrubatın ana maddesini teşkil eder.De meeste aanbieders versleutelen het basispakket.
Meşruti monarşi bir kuvvetler ayrılığı sistemidir.Referentiemacht is een tweede machtsvorm.
Bu değişikliklerle 1876 Anayasası, meşruti bir parlamenter monarşi Anayasası haline geldi.In 1832 werd een nieuwe grondwet uitgevaardigd, waarmee het land een constitutionele monarchie werd.
Bu yüzden yeni padişahın cülûsunu ilân eden hatt-ı hümâyunda meşrutiyet vaadinin yer almasını engelledi.Hij heeft niet voor niets de bijnaam van de ridder met het treurige voorkomen.
Gerekçesi meşru müdafaa.Puur uit zelfverdediging dus.
Meşrutiyetle yönetilir.Macht door gehoorzaamheid.
"Cilt.1, İkinci Meşrutiyet dönemi".Niveau 2, het uurwerk.
"Seyyar Sahne'nin yeni oyunu 'Bir Meşrutiyet Faciası Yahut Gündüzlerimiz'".天稚彦) bywa także zapisywane jako 天若彦 lub 天若日子.
Hükümdârın zâtı meşrûiyeti ona verir.Cesarz z wdzięczności obiecuje mu tron.
Maria hala yaşarken, yeniden evlilik zinanın meşrulaştırma teşebbüsü olarak görüldü.Maria była jakby zwiastunką nadchodzącego odkupienia.
Sonunda kendinin meşru kral olduğunu açıkça ilan etti.W końcu uległa zalotom Władka.
Meşru görülen yoksulların dilenmesine müsaade edilmiştir.Wybaczajcie potknięcia ludziom obdarzonym cnotami.
Yalnızca savunma savaşları meşrudur.Odbywały się tylko lekcje przysposobienia obronnego.
Gayrı meşru kızı sonra Saint-Saenslı Helias ile evlenmiştir.Nieznana z imienia córka poślubiła Heliasza de Saint-Saëns.
Mutlaki ve meşruti bir hükumet de değildir.Wina i szkodliwość czynu nie są znaczne.
İlgili Sayfalar