İkinci klip ise "Meğer"e çekildi.No entanto, finalmente, o terceiro single foi "Zerrissen".
Meğer o da geziniyormuş.Hij bleef ook reizen.
Meğerse bu iyi niyetli değilmiş.Dat was niet zonder reden.
Meğer Dünya Düzmüş (Türkçe).Ziemia była tu licha (piaszczysta).
Meğer o da geziniyormuş.Tommy też jedzie.
Meğer ABD içini oymuş.USA fick bråttom.
Meğer Dünya Düzmüş (Türkçe).Det friköpta landet (Lunastettu maa).
Meğer Dünya Düzmüş (Türkçe).Світ осяяний світочем (Українська).
Meğerse kapı açıkmış.На мій подив, двері були відчинені.
Sevilmeyi beklemek ne kadar zormuş meğerse.Як важко, виявляється, чекати любові.
Meğer boş yere ümitlenmişiz.Наші надії виявилися марними.
Meğer o da geziniyormuş.A také cestoval.
Meğer ben bugüne kadar sesimi çok doğru ve profesyonel kullanmamışım.Odpověděla, že ještě nikdy profesionálně netrénovala svůj hlas.
Meğerse bu iyi niyetli değilmiş.To nebyl dobrý nápad.
Benim elimde duvak, düğünmüş meğer düğün.Doma je nám hej, svatby odkládáme.
Zira onu bu hâliyle dinlemekten fazlasıyla mutluymuşuz meğer."Dumnezeu să-ți ajute și s'auzim de bine!”
"Meğer orijinal küre yıllardır kayıpmış".Az eredeti oltár az évszázadok során elveszett.
Meğer o da geziniyormuş.Hän myös ratsasti.
Meğer Dünya Düzmüş (Türkçe).Og verden skælvede (Org.
Meğer o da geziniyormuş.Nu rejste også hun.
Meğerse bu iyi niyetli değilmiş.Det var nok ikke noget dårligt valg.
Meğer bunlar namazı beklerler imiş.De som deltok i bønnen kunne få avlat.
Meğer o da geziniyormuş.Nå reiste også hun.
Meğerse bir kısmının içi yanıyormuş, Tabii yapalım oldu.En del av dem er revet, men noen finnes fortsatt.
Meğer bunlar namazı beklerler imiş.Oleh karena itu (mereka) patut kau sembah.
Meğerse bir kısmının içi yanıyormuş, Tabii yapalım oldu.Sebagian darinya telah runtuh, dan sebagian yang lain telah digali.
Meğer Dünya Düzmüş (Türkçe).Bumi berantakan (dalam bahasa Indonesia).
Meğerse bu iyi niyetli değilmiş.故意ではなかった。
Meğerse bir kısmının içi yanıyormuş, Tabii yapalım oldu.לפחות חלקם פגעו בו כי נראה בוער.
Meğer ABD içini oymuş.הוא מקווה שארצות הברית תפעל בנדון.
Meğer bunlar namazı beklerler imiş.В който се отправят молитви към Аллах за дъжд.
Meğer Dünya Düzmüş (Türkçe).Bit će skoro propast svijeta (sr.
Meğer ben bugüne kadar sesimi çok doğru ve profesyonel kullanmamışım.Také dobré a otvorené srdcia som ešte nikde nenašla.
İkinci klip ise "Meğer"e çekildi.Tako je baron drugič »naletel«.
Eve geri döndü sanıyordum, meğer o restoranda çalışıyormuş.Am crezut ca s-a intors acasa, dar s-a angajat la un restaurant.
Eve geri döndü sanıyordum, meğer o restoranda çalışıyormuş.Ich dachte sie wäre zurückgegangen,aber sie arbeitet in den Restaurant.
Eve geri döndü sanıyordum, meğer o restoranda çalışıyormuş.Ik dacht dat ze terug naar huis ging, maar ze is aan het werken in dat restaurant.
Eve geri döndü sanıyordum, meğer o restoranda çalışıyormuş.Jag trodde hon gick tillbaka hem, men hon jobbar i den resturangen.
Eve geri döndü sanıyordum, meğer o restoranda çalışıyormuş.Je pensais qu'elle était rentrée chez elle, mais en fait elle travaille dans un restaurant.
Eve geri döndü sanıyordum, meğer o restoranda çalışıyormuş.Ku pikir dia kembali ke rumah, tapi dia bekerja di restoran.
Eve geri döndü sanıyordum, meğer o restoranda çalışıyormuş.Mình tưởng cậu ấy đã quay về, nhưng cậu ấy lại làm việc ở tiệm ăn đó.
Eve geri döndü sanıyordum, meğer o restoranda çalışıyormuş.MIslila sem, da se je vrnila domov, pa dela v tisti restavraciji.
Eve geri döndü sanıyordum, meğer o restoranda çalışıyormuş.Myślałam, że wróciła do domu, ale zamiast tego pracuje w tej restauracji.
Eve geri döndü sanıyordum, meğer o restoranda çalışıyormuş.Pensavo fosse tornata a casa, ma sta lavorando in quel ristorante.
Eve geri döndü sanıyordum, meğer o restoranda çalışıyormuş.Νόμιζα πως γύρισε σπίτι, αλλά αυτή δουλεύει σ'ένα εστιατόριο.
Eve geri döndü sanıyordum, meğer o restoranda çalışıyormuş.Я думала, она вернулась домой, а она работает в том ресторане.
Eve geri döndü sanıyordum, meğer o restoranda çalışıyormuş.لقد اعتقدت بانها ستعود للمنزل ولكن انها تعمل فى مطعم
Eve geri döndü sanıyordum, meğer o restoranda çalışıyormuş.オ・ハニがまた問題を探しに出たのね
Fakat meğer her bir oyunu, bazı mezunların tahmin ettiği marj ile kazanmamışız.Ale wyglądało na to, że w żadnym meczu nie mieliśmy takiej przewagi, jakiej oczekiwali nasi wychowankowie.
Fakat meğer her bir oyunu, bazı mezunların tahmin ettiği marj ile kazanmamışız.Ale zdalo sa, že sme nevyhrali každý zápas s takým rozdielom skóre, aký očakávali niektorí absolventi.
Fakat meğer her bir oyunu, bazı mezunların tahmin ettiği marj ile kazanmamışız.하지만 우리는 각 게임을 우리의 몇몇 졸업생들이 예측한 정도의 차이로는 이기지 않았어요.
Fakat meğer her bir oyunu, bazı mezunların tahmin ettiği marj ile kazanmamışız.Nekem viszont úgy tűnt, hogy nem annyival nyertünk meg minden meccset, ahogyan azt az öregdiákok megjósolták.
Fakat meğer her bir oyunu, bazı mezunların tahmin ettiği marj ile kazanmamışız.Но выходило так, что мы выигрывали каждую игру не с той разницей, которую ожидали от нас некоторые выпускники.
Fakat meğer her bir oyunu, bazı mezunların tahmin ettiği marj ile kazanmamışız.Но изглеждаше, че не печелим всяка отделна игра с разликата, която някои от нашите възпитаници бяха предрекли.
Fakat meğer her bir oyunu, bazı mezunların tahmin ettiği marj ile kazanmamışız.אבל, נראה היה שלא ניצחנו כל משחק ספציפי בהפרש שכמה מהבוגרים שלנו חזו.
Fakat meğer her bir oyunu, bazı mezunların tahmin ettiği marj ile kazanmamışız.ولكن يبدو أننا لم نربح كل لعبة على الحد الفاصل كان هذا بعض ماتنبأ به خريجينا.
Fakat meğer her bir oyunu, bazı mezunların tahmin ettiği marj ile kazanmamışız.結果をよまれていた それでときどき 私は
Hadi canım! Meğer... Eve gidin, hesabı yapın, 9'a 11 daha büyük bir fark.9から11はより大きな変化です この人はよりガロンを節約します
Hadi canım! Meğer... Eve gidin, hesabı yapın, 9'a 11 daha büyük bir fark.정답은, 집에 가서 수학을 해 보세요.
Hadi canım! Meğer... Eve gidin, hesabı yapın, 9'a 11 daha büyük bir fark.Sale, va a casa y hace el problema, de 3 a 4 es un cambio mayor.