Diğerleri çekilsin, masumları öldürmemStep aside, I don't want to hurt the innocent
Uyarı ateşlerini, masum, silahsız, savunmasız Zencilere, yakın menzilden ateşlediler.They fired warning shots point-blank at innocent, unarmed defenseless Negroes.
"Ben sadece masum bir öğretmenim.""I'm just an innocent schoolteacher."
Güçlü içgüdülerimiz adam o masum olabilir denizciler temin ederim.Strong intuitions of the man assure the mariners he can be no innocent.
Bunca zamandır masum rolünü iyi yaptığını görüyorum.I see you were completely acting innocent the whole time.
Bir masumiyet idolü.An image of innocence.
Masumiyetini mi?Because she's innocent?
Masum rolü oynama ! seni küçük haydut, sen kendi işine bak !Don't try to act innocent. Little rascal, don't you have anything better to do?
Biz masumuz (ŞEYTANİ KAHKAHA)We're innocent.
- Masumum.- Innocent.
Açlığı, savaşları, masum insanların öldürülüşünü anlayamıyordum.I couldn't understand the starvation, the destruction, the killing of innocent people.
Yapımcı bize şirin, masum, güzel ve yeni bir yüz aradıklarını söyledi.The producer told us they were looking for some sweet, innocent and beautiful fresh face.
İsmi: MasumlarIt's titled "The Innocents."
Amerikan Askerlerinin bir köy dolusu masum kadın ve çocukları öldürüsüdür bu.It's US soldiers killing a village of innocent women and children.
Her masum izleyici yanıp kül olacaktır.Every innocent bystander will be burned to a crisp.
Sevimli ve masum. Ve oldukça eğleniyorlar.And they are having great fun.
Tümüyle son derece masum görünüyor.It all looks very innocent.
Masumiyete bakın.Look at the innocence.
Tüm yapabileceğimiz onların masumiyetini korumak.All that we can do is to protect their innocence
Çok mu masumsun?You're that naive?
Prens masum bulunursa... ...babanı kaybedeceksin.If the Royal Highness' old acquaintance is located, you will stand to lose your father.
Arkadaţlar, bu masum çocuk belki de... bencillik ve sefalet tarafýndan öldürüldü.Venha comigo! Siga-me! - Aconteceu algo?
Masum insanları sniper'larıyla katletmiştir.He is massacring innocent people with snipers.
Adaletin gözünde onlar hâlâ masum... ...ben ise suçluyum, katilim.In the eyes of justice, they are still innocent. And I am criminal, a murderer.
Ama arada masumlar var, onlarý oradan çekmeliyim. Ben, sen ne diyorsun, hiç anlamýyorum ki?But there are innocent ones, i need to pull them aside
Pusularından masum insanın üzerine atmak için. Ansızın vururlar, hiç çekinmeden.to shoot innocent men from ambushes. They shoot at him suddenly and fearlessly.
Musa: "Bir cana karşılık olmaksızın masum bir cana mı kıydın?Moses exclaimed: "You have killed an innocent soul who had taken no life.
Vallahi, ben onunla gönlümü eğlendirmek istedim de o masum bir tavırla bundan çekindi.I did desire his person, but he preserved himself from sin.
Musa: "Kısas olmadan masum bir cana nasıl kıyarsın?Moses exclaimed: "You have killed an innocent soul who had taken no life.
O zaman daha masum bir vakitti.It was a more innocent time.
Gülümsemeleri nadide ve masum.Their smiles are precious and innocent.
Ternava, "İslam'ın terörle, radikallikle, masum insanların öldürülmesiyle hiçbir ortak noktası yok."Islam has nothing in common with terror, fundamentalism, the killing of innocent people.
Matei: Biz her zaman 'tüm çocuklar masum doğar' prensibiyle hareket ettik.Matei: We always started from the premise children are born good.
Demokratik Sol Parti genel başkanı Masum Türker, siyasi İslam'a karşı kampanya yürütüyor. [Reuters]Masum Turker, leader of the Democratic Left Party, is campaigning against political Islam. [Reuters]
Masum insanlar zorla evlerinden sürüldü ve masum insanlar öldürüldü.Innocent people were evicted forcibly from their houses and innocent people were killed.
Masum bir insanı öldürmek, dünyadaki bütün insanları öldürmek gibidir.Killing an innocent person is like killing all people of the world.
Yargının bağımsızlığını destekliyor ve suçu ispatlanana kadar herkesi masum kabul ediyoruz."We promote the independence of the judiciary and consider everyone innocent until proven guilty."
Bu masum kurbanlara karşı borcumuzu böyle ödeyeceğiz." dedi.That is how we will pay our dues to these innocent victims," Silajdzic said.
Lizaveta İvanovna: Alyona'nın özürlü, masum ve itaatkar kızkardeşi.She is Raskolnikov's intended target, and he kills her in the beginning of the book.
Tek boynuzlu atlar masumiyet ve saflık fikrini temsil ediyordu.Unicorns represented the idea of innocence and purity.
Jennifer daha sonra Moore'un gerçekte masum olduğunu öğrendi; ona gösterdiği resimler yanlıştı.Jennifer later found out that Moore really was innocent; the images he had shown her had been false.
Curto'nun bu erken aşamada bir tek Miño'nun masum olduğunu söylemediği kalmıştı.[2]Curto stopped short of pronouncing Miño innocent at that early stage.[24]
Cecilia Gonzaga madalyası: Masumiyet ve Tekboynuzlu at (1447).Cecilia Gonzaga medal: Innocence and Unicorn in Moonlit Landscape (1447).
Kureyşliler ellerini masum kanla lekelemişti!Quraysh had stained their hands with innocent blood!
İki kişi masum olduğunu iddia etti[1]ve Ekim 2007'de beraat etti.The two pleaded innocent,[196] and were acquitted in October 2007.
Yem masum olduğunu söyler ve direniş için yaptığı hizmetlerden bahseder.The only witness to Yem's guilt is found murdered, so the charges are dropped.
Bu yüzden masum olsam da değerli hayatımı alacaklar." [1] [2]That is why they are going to take my precious life even though I am innocent."[1][9]
Masumiyet Çağı, Martin Scorsese'nin yönettiği 1993 Amerikan tarihi romantik drama filmidir.The Age of Innocence is a 1993 American historical romantic drama film directed by Martin Scorsese.
Masumiyet Çağı, 1 Ekim 1993'te Columbia Pictures tarafından sinemalarda gösterime girdi.The Age of Innocence was released theatrically on October 1, 1993 by Columbia Pictures.
En masum kurbanların bile sorumluluğu üstlenme sırası gelebilir.[1]Even the most innocent victims may have their turn at taking charge.[5]
Daha sonra masum oldukları anlaşıldı.They were later found to be innocent.
Tüm bu işkencelere rağmen Calas masum olduğunu söylemeye devam etti. [1]Even with all this torture, he continued to declare his innocence.[2]
Bir piç giriyor ve diğeri çıkıyor. . . . Ben her şeyden masumum!"One bastard goes in and another comes out....I'm innocent of everything!"
Bildiğim kadarıyla o masumdur.Soweit ich weiß, ist er unschuldig.
Her şey onun masum olduğunu gösteriyor.Alles spricht dafür, dass er unschuldig ist.
Durmadan masum olduğunu söyledi.Sie sagte immer wieder, dass sie unschuldig sei.
Tom'un masum olduğunu biliyorum.Ich weiß, dass Tom unschuldig ist.
Bilgeliğin başı ağarmış birinin ki gibi olabilir, ama gönlün hep masum bir çocuk gibi olsun.Deine Weisheit sei die Weisheit der grauen Haare, aber dein Herz sei das Herz der unschuldigen Kindheit.
Buckland, DNA parmakizlemesi ile masumiyeti kanıtlanan ilk kişi oldu.Buckland wurde die erste Person, deren Unschuld durch eine DNA-Probe bewiesen wurde.
Ancak bu kişiler masum insanlardır.In Wirklichkeit handelt es sich um unschuldige Opfer.