Fakat masrafın 5 yıl içinde geri kazanılacağı zannediliyor.Ожидается, что вложения окупятся в течение пяти лет.
Masrafları karşılayabilmek için pek çok para toplama etkinliği, müzayede ve yardım konserleri düzenlenir.Множество благотворительных акций, аукционов и концертов были проведены для покрытия расходов.
Bunun yanında birçok kez seyahat masraflarını ben kendi cebimden ödedim.Во многих случаях оплачивал расходы из собственных средств.
Olimpiyatlar pahalı ve masraflı organizasyonlardır.Мир игры богат и разнообразен.
Bu fazladan masraflar ödenmek zorundaydı ve bu da aracın ortalama masrafını yukarılara taşımaktaydı.Когда они были представлены, их стоимость равнялась стоимости среднего по размеру автомобиля.
Bu sayede yüksek oranlı uçuşlar için ekonomik açıdan masraf azalması sağlar.Также они легко переносят перегрузки по расходу воздуха.
Aynı zamanda dijital bir kütüphanenin açık bulundurulma masrafı geleneksel kütüphaneden çok daha düşüktür.على هذا النحو، فإن تكلفة صيانة مكتبة رقمية هي أقل بكثير من مكتبة تقليدية.
Bazı ülkeler, masrafından dolayı halen hepatit C için tarama uygulamamaktadır.بعض الدول لا زالت لا تكشف عن فيروس ج بسبب تكلفته.
2003'te tarih ressam Rita Greer Hooke’u anmak için masraflarını kendisinin karşıladığı bir proje başlattı.وفي عام 2003، شرعت الرسامة التاريخية ريتا جرير في مشروع بتمويل ذاتي لإحياء ذكرى هوك.
İç ve dış bağlantıları destekleyerek, tek bağlantı ile bilgisayar üretim masraflarını azaltmaktadır.الاتصالات الداخلية والخارجية بحيث معيار واحد يمكن أن تستخدم من قبل صناع الكمبيوتر لتخفيض التكاليف.
Sapan yapılması kolay ve masrafsız bir silahtır.تكون القاذفة غير مكلفة للغاية وسهلة الصنع.
Ancak bu oran üretim masrafını karşılayamaz.أما الإنتاج الزراعي فإنه لا يستطيع مواكبة هذه الزيادة.
Hızlı bir taşıma türü olan hava yolu taşımacılığı diğer ulaşım metotlarına göre daha masraflıdır.فعلى سبيل المثال، يكون نموذج الطيران بالعدو السريع أكثر توفيرًا للطاقة عند مقارنته بالفرضيات الأخرى البديلة.
Bu masraflı ve yorucu işlemdir.وكان هذا العمل شاقًا وبطيئًا.
Dediler: - Asitanenin masraflarından artarsa bizden kalır mı?فقال: هل أخذنا أموال الناس بغير حق فعلينا قضاؤها؟ فقال عمرو: ولا قيراط.
Masraflarını Mahmut Dikerdem'in karşıladığı Yaprak isimli bu dergi on beş günde bir yayınlanıyordu.وبتمويل من "محمود ديكاردم" فقد نُشرت هذه المجلة التي حملت اسم "الورقه" في غضون خمسة عشر يوماً.
Bu masraflara ek olarak, Ayasofya'nın yeniden inşasında 20.000 altın pounds maliyeti vardır.Para além disso, a reconstrução de Santa Sofia teve um custo de 20 000 libras de ouro.
İş adamı George Averoff da Panathinaiko Stadyumu restorasyonu masraflarını üstlendi.A pedido de Constantino, o empresário George Averoff concordou em pagar a restauração do Estádio Panathinaiko.
Dolaylı masraflar yaklaşık 15 milyar dolar tutmakta ve bunun en büyük kısmını işgücü kaybı oluşturmaktadır.O orçamento operacional anual é 15 milhões de dólares, sendo a maior parte dele de concessões.
Sapan yapılması kolay ve masrafsız bir silahtır.A não violência é uma arma poderosa e justa.
Çok özel kâğıtlar gerektirdiği için de daha masraflı bir tekniktir.Perfeccionista, queria papéis mais significativos.
Migren, önemli derecede hem tıbbi masraflara hem de verimlilik kaybına neden olmaktadır.Outra razão racional é a possibilidade de problemas de saúde e enormes despesas médicas.
Tahmini olarak yapılan masraf ise 18 milyar ruble (18 milyar ABD doları) olmuştur.O custo de construção para o local foi estimado em 108 bilhões de won (cerca de 90 milhões de dólares).
Buradaki kilit kavram, "harcanacak masraf kalemi" dir.Essa "reserva" de dinheiro é o depósito compulsório.
Birçok genç çocuk kiralayarak masrafları kesebiliyordu.Eles puderam usar a grande quantidade de tesouros de Oude, pagando taxas reduzidas.
Böylelikle masraflar iki büyük kuruluş tarafından üstlenilir.O montante restante foi emprestado por dois bancos.
Oldukça masraflı yaşamı da, onu birçok kez kredi almaya yöneltmiştir.Ainda muito jovem, esteve emprestado diversas vezes para adquirir experiência.
Bunun yanında birçok kez seyahat masraflarını ben kendi cebimden ödedim.Ze hadden veelal uit eigen zak de reiskosten betaald.
Dediler: - Asitanenin masraflarından artarsa bizden kalır mı?Hij zei: 'wie ben jij om dit te beweren?' en voegde daaraan toe: 'We worden afgeslacht als we dit uitzenden.'
Ebeveynleri üniversite masraflarını karşılamayı reddetti.Ouders werden verplicht schoolgeld te betalen.
Buna karşılık masraflar pek o kadar fazla değildi.Maar geld om dat te bekostigen was er nauwelijks.
Microsoft, ödüllerini nakliye masrafı için kullanıcılardan ücret almadı.Kiva zelf berekent geen rente door aan de mensen die deelnemen.
Fakat masrafın 5 yıl içinde geri kazanılacağı zannediliyor.Het bedrag moet worden terugbetaald in 10 jaar.
3 saatlik tek bir seferde uçak 82,000 TL yakıt masrafı yapmaktadır.Het schip verbruikt per dag zo'n 80 ton stookolie.
Dediler: - Asitanenin masraflarından artarsa bizden kalır mı?Vân Phong spytał: "Kiedy przychodzą narodziny i śmierć, to jak możemy tego uniknąć?"
Sınırdışı edilenlerin masrafları kendilerine aittir.Na niektórych spośród nich pobierane są opłaty za przejazd.
Net kiralamada ise bu masraflarda kiracı sorumludur.Piekło będzie czekało na wynajem.
Bazı ülkeler, masrafından dolayı halen hepatit C için tarama uygulamamaktadır.Niektóre kraje nadal nie prowadzą badań przesiewowych pod kątem WZW C z uwagi na ich koszt.
Ayrıca filmin masrafları için bir Prodüksiyon bütçesi hazırlanır.Zajmował się także funduszami na produkcje filmowe.
Üniversite masraflarının bir kısmı İngiltere hükümetinin tarafından karşılanmaktadır.W konsekwencji jego produkcja została częściowo sfinansowana przez rząd brytyjski.
Çünkü malların nakliyeciye teslim edilmesinden sonraki tüm hasarlar ve ek masraflar alıcıya aittir.Od tego momentu wszelkie koszty oraz ryzyko związane z towarem zostaje przeniesione na kupującego.
Ebeveynleri üniversite masraflarını karşılamayı reddetti.Szkoły te utrzymują się z czesnego opłacanego przez rodziców.
Bu sayede yüksek oranlı uçuşlar için ekonomik açıdan masraf azalması sağlar.Przypuszczalnie służy to zmniejszeniu kosztów energetycznych lotu.
Ekip sponsorları, turnuva seyahat masraflarını karşılayabilir veya oyun donanımını sağlayabilir.Dzięki nim piłkarze zyskali lepszy sprzęt czy też mieli opłacone koszty podróży.
Amerika Birleşik Devletleri’nde, doğrudan masrafların 17 milyar dolar olduğu tahmin edilmektedir.I USA beräknas de direkta kostnaderna uppgå till 17 miljarder USD.
Bazı ülkeler, masrafından dolayı halen hepatit C için tarama uygulamamaktadır.En del länder screenar fortfarande inte för hepatit C på grund av kostnaderna.
Her samurayın sabit tahsisat alması, geçim masraflarının büyük bir mali yük oluşturmasına neden olmuştur.Eftersom varje samuraj hade rätt att utkvittera en fast summa var avlöningen av dessa en stor ekonomisk börda.
Altıncısı, az masraflı ve maliyet etkin (maliyetine değer) olmalıdır.För det sjätte, bör det vara billigt och kostnadseffektivt.
Buradaki kilit kavram, "harcanacak masraf kalemi" dir.Det här vapnet är den nedgrävda "skatten".
Yöneticiler ilk seçeneği seçtiler çünkü daha az masraflıydı.Valet föll på det senare alternativet på grund av att det blev billigare.
Üniversite masraflarının bir kısmı İngiltere hükümetinin tarafından karşılanmaktadır.Därigenom kom en stor del av statsutgifterna att finansieras av de brittiska skattebetalarna.
Ebeveynleri üniversite masraflarını karşılamayı reddetti.Föräldrarna till eleverna fick betala.
Saray içi masrafları kısıp ekonomiye katkıda bulundu.Folkparkerna åtog sig att bidra med samma summa.
Bu masraflı ve yorucu işlemdir.Arbetet är tidskrävande och dyrt.
Theresa'nın bakım masraflarını Charles Widmore üstlenir.Charles Widmore tar det ekonomiska ansvaret för Theresas rehabilition.
Filmin çekim masrafları tahmini olarak 25 Milyon Dolar tuttu.Transfersumman spekulerades ligga kring 25 miljoner euro.
Bu sayede yüksek oranlı uçuşlar için ekonomik açıdan masraf azalması sağlar.Fokus ligger nu på att erbjuda lågprisflygturer.
Daha sonra Karayipler'e yöneldi ve Küba'yı etkileyen en masraflı kasırgası oldu.Den förekom på Kuba och tros vara den största uggla som någonsin funnits.
Sonuç olarak savaşlar büyük ölçüde masraflı ve uzun süren kuşatmalar şeklinde olmuştur.Strider under sådana förhållanden hade varit långa och väldigt kostsamma.
Bu yarışlarda Futbol Kulüplerinin bütün masraflarını sponsor firmalar karşıladı.Precis som förra året betalades alla kostnader av privata sponsorer.