Vergiler, ordusunun masraflarını karşılamak için halkın malına el konarak toplanırdı.Taxation was collected by grabbing people's wealth in order to cover the expenses of his army.
Ayrıca 255 £ masraf ödemesine karar verildi. [2]He was also ordered to pay £255 in costs.[62]
Florence Thompson kanser hastasıydı, ancak masrafları ödemeye yardımcı olacak bir sigortası yoktu.Florence Thompson was ill with cancer, but had no insurance to help pay the costs.
Onun için fazladan bir masraf olacak mı?Wird das zusätzlich kosten?
Dediler: - Asitanenin masraflarından artarsa bizden kalır mı?Da sagten die Knechte zu ihm: Sollen wir gehen und es ausreißen?
Bunun yanında birçok kez seyahat masraflarını ben kendi cebimden ödedim.Vielen bezahlte er die Fahrtkosten aus eigener Tasche.
Masrafları partisi tarafından karşılanacaktır.Sein Gehalt wird von der Partei bezahlt.
Günlük dilde ise tasarruf sıklıkla, masrafları kısmak anlamına gelmektedir.Wassereinsparung bedeutet meist auch Kosteneinsparung.
Ticaret gelirleri ve vassal eyaletlerin haraçları masrafları karşılamıyordu.Exporte in EWG und EFTA-Staaten waren nicht mehr kostendeckend.
Amerika Birleşik Devletleri’nde, doğrudan masrafların 17 milyar dolar olduğu tahmin edilmektedir.Es werden Endkosten im Bereich von 17 Milliarden US-Dollar erwartet.
Ebeveynleri üniversite masraflarını karşılamayı reddetti.Die Eltern mussten Schulgeld bezahlen.
Diğer taraflara göre daha fazla para kazansa da, masrafları da bir o kadar fazladır.Aber, da sie es Stück für Stück machen, bleiben die Kosten gleich.
Yeniden kullanılabilir araçlar için yapılan araştırma ve geliştirme masraflarının yüksek olması beklenir.Das notwendige Know-how, um Fahrzeuge warten und reparieren zu können, ist zunehmend umfangreich.
Kocasına hemfikir arkadaşlığı yapar, hem de çalışarak ev masraflarına katkıda bulunur.Hier wohnt und dichtet er, soll für seinen Lohn jedoch Gartenarbeit verrichten.
Microsoft, ödüllerini nakliye masrafı için kullanıcılardan ücret almadı.Laut Microsoft soll das Verfahren für Benutzer keine Sicherheitseinbußen haben.
Her samurayın sabit tahsisat alması, geçim masraflarının büyük bir mali yük oluşturmasına neden olmuştur.Die Mongolen dagegen nutzten die Notsituation aus und ließen sich jedes Bündel Holz teuer bezahlen.
Net kiralamada ise bu masraflarda kiracı sorumludur.Im Schadensfall bleibt der Mieter dann auf den Kosten sitzen.
Masrafların en büyük kısmını inşa edilen tesisler oluşturmaktadır.Sie leistet einen großen Teil der Baukosten.
Gemiyi donatmak için hiçbir masraftan kaçınmadı.Keiner wollte die Flotte mit ihren Kosten übernehmen.
Yöneticiler ilk seçeneği seçtiler çünkü daha az masraflıydı.Sie wurden freigelassen, da sie so weniger kosteten.
Spiegel yıllık 75.000$ masrafla sinagogu işletmeye devam etti.Spiegel continue à administrer la synagogue pour un coût annuel de 75 000 dollars.
Ayrıca filmin masrafları için bir Prodüksiyon bütçesi hazırlanır.Un budget de production est établi pour planifier les dépenses du film.
Oldukça masraflı yaşamı da, onu birçok kez kredi almaya yöneltmiştir.Mais il le connaissait suffisamment pour lui emprunter de l'argent.
Yapım masraflarının büyük bir kısmı dönemin otomobil üreticileri tarafından karşılanır..Les travaux sont en majeure partie financés par les constructeurs automobiles de l'époque.
Bunun yanında birçok kez seyahat masraflarını ben kendi cebimden ödedim.Et oui, je paie beaucoup pour créer cela — de ma propre poche.
Bunun en büyük nedeni ise masrafların devamlı bi şekilde geliri aşması olmuştur.Pire, il pense que les mêmes événements reviennent éternellement.
Bu işlemin en önemli faydası iletişim hattı masraflarını önemli oranda azaltmasıdır.Le principal facteur limitant l'élargissement de son indication reste son coût important.
Test masrafları düştükçe test yaptıran kişi sayısa da artmaktadır.Comme le coût des tests continue de décroître, le nombre de personnes en test continue de s'accroître.
Yine biz ödemek zorunda kaldık kırılanların masraflarını..."Ainsi les étrangers faisaient les frais de leurs défaites.»
Canlı Toplantı masrafları hesap bazındaydı.La facturation de Live Meeting est basée sur les comptes.
İlk yatırım masrafı çok, fakat bakım masrafı az ve temizdir.L'investissement de départ est important, mais les coûts de fonctionnement sont relativement faibles.
Ebeveynleri üniversite masraflarını karşılamayı reddetti.Mais ses parents ne peuvent pas lui payer ses études.
Peres fiyatlara acil kontrol getirdi ve devlet masraflarını kıstı böylece enflasyonu kontrol altına aldı.Peres introdujo el control de precios de emergencia y recortó el gasto público para controlar la inflación.
Ayrıca filmin masrafları için bir Prodüksiyon bütçesi hazırlanır.Un presupuesto de producción se elabora para planificar los gastos de la película.
Yöneticiler ilk seçeneği seçtiler çünkü daha az masraflıydı.Se decidió por el segundo porque era más económico.
Dediler: - Asitanenin masraflarından artarsa bizden kalır mı?Dijo, “¿Porqué no nos grabamos mientras lo hacemos?
Düğün masrafına köy de katılır.A eso habría que añadir el disparatado coste de la boda.
Sonuç olarak savaşlar büyük ölçüde masraflı ve uzun süren kuşatmalar şeklinde olmuştur.Las operaciones militares sólo se cumplieron parcialmente y con un alto costo.
Yine biz ödemek zorunda kaldık kırılanların masraflarını..."¡A duro debía costar la libra...!»
Kocasına hemfikir arkadaşlığı yapar, hem de çalışarak ev masraflarına katkıda bulunur.Trabajando para su hombre, trae a casa su paga.
Buradaki kilit kavram, "harcanacak masraf kalemi" dir.La traducción más cercana sería "repartidor de cajas de almuerzo".
Davacılar için daha az masraflı bir yargı prosedürü uygulanmasına karar vermiştir.El mismo comité decide en cuestiones de procedimiento un llamamiento de los tribunales inferiores.
İnşaat çalışmaları çok uğraştırıcı ve masraflı olmuştur.Las obras fueron largas y costosas.
Amerika Birleşik Devletleri’nde, doğrudan masrafların 17 milyar dolar olduğu tahmin edilmektedir.El valor total de los productos fabricados en el estado es de 17 mil millones de dólares.
Amerika Birleşik Devletleri’nde, doğrudan masrafların 17 milyar dolar olduğu tahmin edilmektedir.Negli Stati Uniti i costi diretti sono stati stimati in 17 miliardi di dollari.
Bu fazladan masraflar ödenmek zorundaydı ve bu da aracın ortalama masrafını yukarılara taşımaktaydı.Questi costi extra vanno recuperati, e ciò fa salire il costo medio di un veicolo.
Başarılı olsalar da roket görevleri yaşam süresi ve masraf açısından çok sınırlıydı.Sebbene conclusa con successo, le missioni furono molto limitate in termini di tempo e costi.
Migren, önemli derecede hem tıbbi masraflara hem de verimlilik kaybına neden olmaktadır.Le emicranie sono una significativa causa sia di spese mediche che di perdita di produttività.
Buradaki kilit kavram, "harcanacak masraf kalemi" dir."Questo è il mio ponte a pedaggio.
İbni Raşid'e düzenleyeceği saldırının masrafları için kendisine bir miktar da aylık bağlandı.Allo scopo gli venne assegnato un appannaggio mensile quale compenso per muovere guerra contro Ibn Rashid.
Ebeveynleri üniversite masraflarını karşılamayı reddetti.Lasciata l'università, i suoi genitori si rifiutarono di sostenerlo.
Bu tahmin ediciler hesaplaması masraflı bilgiler saklayan ön belleklerdir.Questi predittori sono cache nel senso che immagazzinano informazioni che sono costose da calcolare.
Bu hizmetlerin müşteriye yansıyan herhangi bir masrafı yoktur.Le eccezioni importanti includono qualsiasi costo di rappresentanza sostenuto per i clienti.
Yine biz ödemek zorunda kaldık kırılanların masraflarını..."«Estirpate i miserabili errori dei pagani»..
Ancak her konu referanduma götürülmez, bu yola başvurmanın koşulları vardır, çünkü masraflı bir uygulamadır.Non è necessario che tutte le voci abbiano esposto il tema perché vi sia un'entrata supplementare.
Cenaze masrafları ödenen 10 kişi, afetin yaşandığı bölgede bile değildi.Al funerale della poliziotta ci sono tutti, anche quelli indesiderati.
Ancak masrafları daha azdır.На деле же небольшая прибыль не покрыла их расходов.
Claire'e babası olduğunu ve hastane masraflarını karşıladığını söyler.Тот говорит, что он отец Клэр и это он оплачивал медицинские счета.
Davacılar için daha az masraflı bir yargı prosedürü uygulanmasına karar vermiştir.Он также решает сделать судебные процедуры менее дорогостоящими для сторон процесса.
Bu hizmetlerin müşteriye yansıyan herhangi bir masrafı yoktur.За эту услугу дополнительная плата с клиентов не взимается.