Bir kardeşi denizci o sabah bu harika manzara görmüştü.وكان شقيق بحار شهدت هذا المنظر الرائع من صباح ذلك اليوم للغاية.
Bir kardeşi denizci o sabah bu harika manzara görmüştü.彼はお金を直ちにatひったくら持ち、真っ逆さまにノックされていたし、彼がいたとき
Bir kız oyununa genellikle bulutlu ve çiçekli çok güzel manzaralar koyarlar.A lányos játékokhoz általában szép díszletek tartoznak felhőkkel, virágokkal.
Bir kız oyununa genellikle bulutlu ve çiçekli çok güzel manzaralar koyarlar.Gry dla dziewczynek mają też zazwyczaj śliczne otoczenie z chmurkami i kwiatkami.
Bir kız oyununa genellikle bulutlu ve çiçekli çok güzel manzaralar koyarlar.Para um jogo de meninas, normalmente há um cenário muito bonito com nuvens e flores
Bir kız oyununa genellikle bulutlu ve çiçekli çok güzel manzaralar koyarlar.Pentru un joc de fete ei vor avea de obicei şi zone frumoase cu norişori şi floricele.
Bir kız oyununa genellikle bulutlu ve çiçekli çok güzel manzaralar koyarlar.Pro holčičí hry budou mít opravdu pěknou scenérii s mraky a květinami.
Bir kız oyununa genellikle bulutlu ve çiçekli çok güzel manzaralar koyarlar.В играх для девочек обычно очень красивая природа с облаками и цветочками.
Bir manzara daha mı?Đây có phải là một phong cảnh, quá?
Bir manzara daha mı?Is dit een landschap, ook?
Bir manzara daha mı?Je prav tako skrivnostno.
Bir manzara daha mı?Şi ăsta e un peisaj?
Bir manzara daha mı?Taky pøírodní?
Bir manzara daha mı?Είναι και αυτή ένα φυσικό τοπίο;
Bizi aldılar, çok güzel bir otele yerleştirdiler Deniz manzaralı.Ci vennero a prendere, alloggiammo in uno splendido hotel, con vista sulla baia.
Bizi aldılar, çok güzel bir otele yerleştirdiler Deniz manzaralı.Dan mereka menerima kami -- kami diinapkan di hotel bagus, dengan pemandangan ke arah teluk.
Bizi aldılar, çok güzel bir otele yerleştirdiler Deniz manzaralı.Eles receberam-nos... alojaram-nos num hotel excelente e víamos a baía.
Bizi aldılar, çok güzel bir otele yerleştirdiler Deniz manzaralı.Họ cho chúng tôi ở một khách sạn cap cấp nhìn ra vịnh.
Bizi aldılar, çok güzel bir otele yerleştirdiler Deniz manzaralı.Ils nous ont pris -- ils nous ont emmenés dans un grand hôtel, on avait une vue sur la baie.
Bizi aldılar, çok güzel bir otele yerleştirdiler Deniz manzaralı.Odebrali nas -- zarezerwowali nam piękny hotel, i patrzyliśmy na zatokę.
Bizi aldılar, çok güzel bir otele yerleştirdiler Deniz manzaralı.Şi ne-au primit -- ne-au cazat într-un hotel luxos, şi aveam vedere spre golf.
Bizi aldılar, çok güzel bir otele yerleştirdiler Deniz manzaralı.Y nos llevaron --nos pusieron en un gran hotel, de donde veíamos la bahía.
Bizi aldılar, çok güzel bir otele yerleştirdiler Deniz manzaralı.И ни взеха... настаниха ни в страхотен хотел с изглед към залива.
Böylece, oraya park edip, muhteşem bir manzara seyrederek korkunç güzel bir öğle yemeği yiyorlarAlors ils stationnent là et ont un formidable déjeuner avec une vue spectaculaire.
Böylece, oraya park edip, muhteşem bir manzara seyrederek korkunç güzel bir öğle yemeği yiyorlarAșadar, parchează acolo și au parte de un prânz pe cinste și o priveliște spectaculoasă.
Böylece, oraya park edip, muhteşem bir manzara seyrederek korkunç güzel bir öğle yemeği yiyorlarDus ze parkeren daar en hebben een heerlijke lunch met een spectaculair uitzicht.
Böylece, oraya park edip, muhteşem bir manzara seyrederek korkunç güzel bir öğle yemeği yiyorlar여행선을 착륙시킨 후에, 베아트릭스와 아약스는 아주 맛있는 점심을 화려한 전망을 감상하며 먹습니다.
Böylece, oraya park edip, muhteşem bir manzara seyrederek korkunç güzel bir öğle yemeği yiyorlarParan allí y tienen un magnífico almuerzo con una vista espectacular.
Böylece, oraya park edip, muhteşem bir manzara seyrederek korkunç güzel bir öğle yemeği yiyorlarParcheggiano lì e fanno un magnifico pranzo, con una vista spettacolare.
Böylece, oraya park edip, muhteşem bir manzara seyrederek korkunç güzel bir öğle yemeği yiyorlarTak więc parkują tam i zjadają cudowny posiłek, rozkoszując się fantastycznym widokiem.
Böylece, oraya park edip, muhteşem bir manzara seyrederek korkunç güzel bir öğle yemeği yiyorlarИ така, паркират там, обядват прекрасно и имат зрелищна гледка.
Böylece, oraya park edip, muhteşem bir manzara seyrederek korkunç güzel bir öğle yemeği yiyorlarОни приземляются и устраивают потрясающий обед, наслаждаясь едой и чудесным видом.
Böylece, oraya park edip, muhteşem bir manzara seyrederek korkunç güzel bir öğle yemeği yiyorlarוכך הם מחנים עצמם שם ואוכלים ארוחת צהריים נפלאה ויש להם מראה מרהיב.
Böylece, oraya park edip, muhteşem bir manzara seyrederek korkunç güzel bir öğle yemeği yiyorlarفيتوقفون ويتناولون وجبة غداء رائعه ويستمتعون بالمنظر الرائع
Böylece, oraya park edip, muhteşem bir manzara seyrederek korkunç güzel bir öğle yemeği yiyorlarその上最高の景色も堪能しました お昼を済ませてアンカーをほどき
Böylelikle Kolombus'tan 500 yıl sonra bu manzaranın antik ritimleri ritüelde çalındılar.500 Jahre nach Kolumbus werden also diese uralten Rhythmen einer Landschaft in Rituale umgesetzt.
Böylelikle Kolombus'tan 500 yıl sonra bu manzaranın antik ritimleri ritüelde çalındılar.콜롬부스가 가고 500년이 지난 후, 이 태고의 리듬이 어우러지는 광경이 의식속에서 펼쳐지는 것입니다.
Böylelikle Kolombus'tan 500 yıl sonra bu manzaranın antik ritimleri ritüelde çalındılar.Así que 500 años después de Colón, estos ancestrales ritmos del paisaje aún son ejecutados ritualmente.
Böylelikle Kolombus'tan 500 yıl sonra bu manzaranın antik ritimleri ritüelde çalındılar.Astfel la 500 de ani după Columb, aceste ritmuri ale peisajului sunt reflectate în ritual.
Böylelikle Kolombus'tan 500 yıl sonra bu manzaranın antik ritimleri ritüelde çalındılar.Dus 500 jaar na Columbus zie je het rituele spel van deze oeroude ritmes van landschap.
Böylelikle Kolombus'tan 500 yıl sonra bu manzaranın antik ritimleri ritüelde çalındılar.Et ainsi, 500 ans après Colomb, ces anciens rythmes du paysage sont joués en un rituel.
Böylelikle Kolombus'tan 500 yıl sonra bu manzaranın antik ritimleri ritüelde çalındılar.Quindi 500 anni dopo Colombo, questi ritmi antichi del paesaggio sono ancora rappresentati ritualmente.
Böylelikle Kolombus'tan 500 yıl sonra bu manzaranın antik ritimleri ritüelde çalındılar.Tak więc, 500 lat po Kolumbie ten starożytny rytm krajobrazu wybrzmiewa w rytuale.
Böylelikle Kolombus'tan 500 yıl sonra bu manzaranın antik ritimleri ritüelde çalındılar.Tehát 500 évvel Kolombusz után a tájkép ősi ritmusát egy szertartás során fedik fel.
Böylelikle Kolombus'tan 500 yıl sonra bu manzaranın antik ritimleri ritüelde çalındılar.И така, 500 години след Колумб тези древни ритми на пейзажа са изиграни в ритуал.
Böylelikle Kolombus'tan 500 yıl sonra bu manzaranın antik ritimleri ritüelde çalındılar.Итак, через 500 лет после Колумба эти древние ритмы ландшафта живут в ритуалах.
Böylelikle Kolombus'tan 500 yıl sonra bu manzaranın antik ritimleri ritüelde çalındılar.וכך, 500 שנה אחרי קולומבוס, מקצבי הנוף הקדמוניים האלה עדיין מבוצעים בצורה טקסית.
Böylelikle Kolombus'tan 500 yıl sonra bu manzaranın antik ritimleri ritüelde çalındılar.لذلك فإنه منذ 500 سنة قبل كولومبوس هذه التوازنات القديمة من الطبيعة تمت صياغتها بطقوس روحية
Böylelikle Kolombus'tan 500 yıl sonra bu manzaranın antik ritimleri ritüelde çalındılar.地形の太古なリズムが儀式を通じて 奏でられるのです TED 初めての講演のとき
Böyle manzaraları seyrederken insanların benimle nasıl mutlu olduklarını hayal edebilirsiniz.Anda bisa bayangkan bagaimana orang-orang senang dengan saya menonton semua pemandangan ini
Böyle manzaraları seyrederken insanların benimle nasıl mutlu olduklarını hayal edebilirsiniz.Bạn biết là người ta nghĩ thế nào về tôi khi mà xem những cảnh này.
Böyle manzaraları seyrederken insanların benimle nasıl mutlu olduklarını hayal edebilirsiniz.Dokážete si představit, že lidí ze mě nejsou moc nadšení, když se dívají na tyto scény.
Böyle manzaraları seyrederken insanların benimle nasıl mutlu olduklarını hayal edebilirsiniz.Je kunt je voorstellen hoe gelukkig mensen met me zijn, als je naar deze scenes kijkt.
Böyle manzaraları seyrederken insanların benimle nasıl mutlu olduklarını hayal edebilirsiniz.사람들과 제가 이러한 광경을 보고 어떻게 행복해할 수 있겠습니까?
Böyle manzaraları seyrederken insanların benimle nasıl mutlu olduklarını hayal edebilirsiniz.Podéis imaginaros lo contenta que se pone la gente conmigo viendo este tipo de escenas.
Böyle manzaraları seyrederken insanların benimle nasıl mutlu olduklarını hayal edebilirsiniz.Podem calcular como as pessoas ficam felizes comigo quando assistem a este tipo de cenas.
Böyle manzaraları seyrederken insanların benimle nasıl mutlu olduklarını hayal edebilirsiniz.Potete immaginare quanto io sia vicino ai cittadini di fronte a scene come queste.
Böyle manzaraları seyrederken insanların benimle nasıl mutlu olduklarını hayal edebilirsiniz.Sie können sich vorstellen, wie zufrieden die Menschen mit mir sind wenn sie diese Szenen sehen.
Böyle manzaraları seyrederken insanların benimle nasıl mutlu olduklarını hayal edebilirsiniz.Vă puteţi imagina cum oameni devin încântați de mine văzând astfel de lucruri.
Böyle manzaraları seyrederken insanların benimle nasıl mutlu olduklarını hayal edebilirsiniz.Vous pouvez imaginer combien les gens sont contents de moi en regardant ce genre de scène.