Bir gün, eve geldim ve manevi annem akşam yemeği için tavuk kanadı kızartmıştı.Azonban, egy nap amikor hazajöttem az iskolából a nevelő anyám csirkeszárnyakat sütött vacsorára.
Bir gün, eve geldim ve manevi annem akşam yemeği için tavuk kanadı kızartmıştı.Dar într-o zi, când am venit acasă am văzut că mama mea adoptivă gătise aripioare de pui la cină.
Bir gün, eve geldim ve manevi annem akşam yemeği için tavuk kanadı kızartmıştı.하루는 집에 돌아왔는데 양어머니께서 치킨윙 요리를 해주셨어요.
Bir gün, eve geldim ve manevi annem akşam yemeği için tavuk kanadı kızartmıştı.Maar op een dag kwam ik thuis en mijn pleegmoeder had kippenvleugels te eten gemaakt.
Bir gün, eve geldim ve manevi annem akşam yemeği için tavuk kanadı kızartmıştı.Mais un jour, quand je suis revenu, ma mère d'accueil avait fait des ailes de poulet pour le dîner.
Bir gün, eve geldim ve manevi annem akşam yemeği için tavuk kanadı kızartmıştı.Mas um dia, voltei para casa e a minha mãe adotiva tinha feito asas de frango para o jantar.
Bir gün, eve geldim ve manevi annem akşam yemeği için tavuk kanadı kızartmıştı.Namun suatu hari, saya pulang ke rumah dan ibu angkat saya memasak ayam goreng untuk makan malam.
Bir gün, eve geldim ve manevi annem akşam yemeği için tavuk kanadı kızartmıştı.Nhưng một ngày, tôi về đến nhà và mẹ nuôi tôi đã làm món cánh gà cho bữa tối.
Bir gün, eve geldim ve manevi annem akşam yemeği için tavuk kanadı kızartmıştı.Pero un día, llegué a casa y mi madre de acogida había hecho alitas de pollo para la cena.
Bir gün, eve geldim ve manevi annem akşam yemeği için tavuk kanadı kızartmıştı.Raz po powrocie do domu moja przybrana matka zrobiła skrzydełka kurczaka na obiad.
Bir gün, eve geldim ve manevi annem akşam yemeği için tavuk kanadı kızartmıştı.Un giorno, tornai a casa e la mia mamma adottiva aveva fatto le ali di pollo per cena.
Bir gün, eve geldim ve manevi annem akşam yemeği için tavuk kanadı kızartmıştı.Μια μέρα όμως, γύρισα σπίτι και η θετή μητέρα μου... είχε φτιάξει φτερούγες κοτόπουλου για βραδινό.
Bir gün, eve geldim ve manevi annem akşam yemeği için tavuk kanadı kızartmıştı.Але одного дня я прийшов додому і моя названа мати приготувала курячі крильця на обід.
Bir gün, eve geldim ve manevi annem akşam yemeği için tavuk kanadı kızartmıştı.Но един ден се прибрах вкъщи и приемната ми майка беше приготвила пилешки крилца за вечеря.
Bir gün, eve geldim ve manevi annem akşam yemeği için tavuk kanadı kızartmıştı.Но однажды я пришёл домой, и моя приёмная мама приготовила на обед куриные крылышки.
Bir gün, eve geldim ve manevi annem akşam yemeği için tavuk kanadı kızartmıştı.אבל יום אחד, חזרתי הביתה ואם האומנה שלי הכינה כנפי עוף לארוחת ערב.
Bir gün, eve geldim ve manevi annem akşam yemeği için tavuk kanadı kızartmıştı.ولكن في يوم ما، عدت إلى المنزل و أمي بالتبني أعدت أجنحة الدجاج للعشاء
Bir gün, eve geldim ve manevi annem akşam yemeği için tavuk kanadı kızartmıştı.但係有一日,我返到屋企 我嘅養母整咗雞翼做晚餐
Bir gün, eve geldim ve manevi annem akşam yemeği için tavuk kanadı kızartmıştı.夕食に鶏手羽肉を 料理していました 食べながら もうひとつ取ろうとして
Bizim de manevi hayatımız için aynı şeyi yapmamız gerekir:Y eso es lo único que tenemos que hacer para nuestra vida espiritual
Bu bizim, manevi, tinsel kısmımız.우리의 정신적이며 비물질적인 부분으로
Bu bizim, manevi, tinsel kısmımız.הרוחני, החלק הלא-חומרי שלנו,
Bu Çin'in gelebileceği en manevi rol.Atât de aproape ajunge China de un fel de rol spiritual.
Bu Çin'in gelebileceği en manevi rol.À tel point que ça en devient presque une sorte de rôle spirituel.
Bu Çin'in gelebileceği en manevi rol.Dette er så tæt som Kina kommer på en form for spirituel rolle.
Bu Çin'in gelebileceği en manevi rol.Dies ist so nah, wie China einer Art spirituellen Rolle kommt.
Bu Çin'in gelebileceği en manevi rol.Điều này gần như Trung Quốc đạt được một kiểu vai trò tinh thần.
Bu Çin'in gelebileceği en manevi rol.Esto es lo que más cerca está China de cumplir una suerte de rol espiritual.
Bu Çin'in gelebileceği en manevi rol.Ini sedekat Cina sampai ke semacam peran spiritual.
Bu Çin'in gelebileceği en manevi rol.Isto é o mais próximo que a China tem de uma espécie de papel espiritual.
Bu Çin'in gelebileceği en manevi rol.Jest to w pewnym sensie duchowa funkcja państwa.
Bu Çin'in gelebileceği en manevi rol.Kína ezzel szinte egyfajta spirituális szerepet ölt.
Bu Çin'in gelebileceği en manevi rol.이것이 바로 중국의 정신적인 역할에 가장 근접한 것입니다.
Bu Çin'in gelebileceği en manevi rol.Op die manier verkrijgt China een soort van spirituele rol.
Bu Çin'in gelebileceği en manevi rol.Questo è il livello a cui arriva la Cina a un ruolo quasi spirituale.
Bu Çin'in gelebileceği en manevi rol.Siinä lähestytään tavallaan Kiinan henkistä sydäntä.
Bu Çin'in gelebileceği en manevi rol.To je bod, kde se Čína maximálně blíží jakési duchovní roli.
Bu Çin'in gelebileceği en manevi rol.To je na Kitajskem najbližje pojmu, duhovne vloge.
Bu Çin'in gelebileceği en manevi rol.Σε τέτοιο σημείο ώστε να παίζει για την Κίνα ένα είδος πνευματικού ρόλου.
Bu Çin'in gelebileceği en manevi rol.Настолько близко Китай подходит к духовной роли.
Bu Çin'in gelebileceği en manevi rol.Ось наскільки Китай наближається до ролі духовного наставника.
Bu Çin'in gelebileceği en manevi rol.Това е най-близко до това Китай да изпълнява един вид духовна роля.
Bu Çin'in gelebileceği en manevi rol.זוהי הקרבה הגדולה ביותר שיש בסין למשהו שקשור לתפקיד רוחני.
Bu Çin'in gelebileceği en manevi rol.وهذا يقرب الوضع في الصين إلى نوع من الدور الديني \ الروحاني
Bu Çin'in gelebileceği en manevi rol.行けるところです 二つ目の理由として
Bu gerçekten takdire şayan bir hareket ve omuzlarımıza manevi bir yük bindiriyor.C'est vraiment admirable et cela met un véritable fardeau moral sur nous.
Bu gerçekten takdire şayan bir hareket ve omuzlarımıza manevi bir yük bindiriyor.Das ist wirklich bewundernswert und es erlegt uns eine echte moralische Bürde auf.
Bu gerçekten takdire şayan bir hareket ve omuzlarımıza manevi bir yük bindiriyor.Det är verkligen beundransvärt och det lägger en stor moralisk börda på oss.
Bu gerçekten takdire şayan bir hareket ve omuzlarımıza manevi bir yük bindiriyor.Es realmente admirable, y añade una carga moral real en nosotros.
Bu gerçekten takdire şayan bir hareket ve omuzlarımıza manevi bir yük bindiriyor.To je opravdu obdivuhodné, a klade to na nás skutečné morální břemeno.
Bu gerçekten takdire şayan bir hareket ve omuzlarımıza manevi bir yük bindiriyor.ان المثير للإعجاب حقا ، وأنه يضع عبئا حقيقيا على المعنوي لنا.
Bu hislerinizi yeniden belirleyecek maneviyatı ve inancınızı .Átfogalmazza elképzelésüket lélekről és hitről.
Bu hislerinizi yeniden belirleyecek maneviyatı ve inancınızı .Den kommer att omdefiniera hur du känner inför andlighet och tro.
Bu hislerinizi yeniden belirleyecek maneviyatı ve inancınızı .Den vil omdefinere din sans for spiritualitet og tro.
Bu hislerinizi yeniden belirleyecek maneviyatı ve inancınızı .Es wird Ihren Sinn für Spirituelles und den Glauben neu bestimmen.
Bu hislerinizi yeniden belirleyecek maneviyatı ve inancınızı .Het zal je kijk op spiritualiteit en geloof veranderen.
Bu hislerinizi yeniden belirleyecek maneviyatı ve inancınızı .Il va redéfinir vos notions de spiritualité et de foi.
Bu hislerinizi yeniden belirleyecek maneviyatı ve inancınızı .Irá permitir redefinir o sentido da espiritualidade e da fé.
Bu hislerinizi yeniden belirleyecek maneviyatı ve inancınızı .이것은 여러분의 정신성과 믿음을 재정의할 것입니다.
Bu hislerinizi yeniden belirleyecek maneviyatı ve inancınızı .Na novo bo definiralo vaš čut duhovnosti in vere.